{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t:<br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/03/2024<br>NUMARASI\t\t: Esas -  Karar<br><br>DAVACI\t: ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br>İSTİNAF EDEN DAVALI\t: ... <br>VEKİLLERİ\t: Av. ... - <br>\t  Av. ... - <br>DAVA\t\t: İtirazın İptali <br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 19/12/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 23/12/2024<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 21/03/2024 tarihinde tesis edilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalı borçlu aleyhine Konya .. İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlattıklarını, davalı borçlunun takibe ve borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının itirazlarının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı borçlu ile davacı müvekkili arasında 14/02/2018 tarihinde bir takım makinelerin alım satımı konusunda anlaşma imzalandığını,  anlaşma bedelini KDV hariç 20.024,00 USD olduğunu, teslim süresinin 60 gün olarak belirlendiğini, tüm makinelerin 19/04/2019 tarihinde sevk irsaliyesiyle teslim edildiğini, davalı şirketin KDV dahil toplam USD karşılığı olan 96.791,05 TL'yi ödemediğini, döviz kurunu 4,0964 TL olarak belirlenerek faturanın da bu şekilde düzenlendiğini, dava konusu alacağın likit olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına takip tarihinden itibaren en yüksek ticari reeskont avans faizi yürütülmesine ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf ile hukuki ilişkinin 14/02/2018 tarihli sözleşmeden ibaret olmadığını, ilişkinin 01/07/2016 tarihinde başladığını ve bu tarihli sözleşmelerden ve sözleşmelerin ifasından kaynaklanan ve bugüne kadar gelen hukuki ilişkiler sebebiyle davacının müvekkili şirketten alacağının bulunmadığını, davacı ile daha önce 01/07/2016 tarihli iki adet sözleşme imzalandığını, bu sözleşmelerin 8. maddesine göre davacı şirketin taahhüdünü ifa garantisi olarak ve garanti süresini kapsayacak şekilde 46.550,00 USD'lik ve 45.885,00 USD'lik 2 adet kesin teminat mektubu vereceğini, davacı şirketin bu iki teminat mektubunu 13/07/2018 tarihli olarak verdiğini, fakat davalı şirketten kaynaklanmayan nedenlerle davacının 01/07/2016 tarihli sözleşmelerden doğan edimleri bakımından kesin kabulün 11/05/2017 tarihine kadar yapılamadığını, kesin kabul 11/05/2017 tarihinden sonra yapıldığından sözleşmelerin 7. maddesine göre davacının edimlerinin garantisi olan 2 yıllık sürenin 11/05/2019 tarihinden sonra dolduğunu, bu sözleşmeler nedeniyle davacı firmadan alınan mal ve hizmetin garanti süresinin 11/05/2019 tarihinde dolduğunu, garanti süresi nedeniyle davacının vermiş olduğu 13/07/2018 tarihine kadar sürekli kesin teminat mektuplarının sürelerinin uzatılması yada yeni bir teminat mektubu verilmesi veya müvekkili şirkete nakdi teminat vermesi gerekirken, davacı firmanın teminat mektuplarının süresini uzatmadığı gibi önceki sözleşmelerden doğan garanti süresince gerekli olan teminatı nakdi olarak da karşılamadığını, ayrıca davacı firmaya sözleşme gereğince % 3 performans kesintisi olarak 13,965.00 USD, % 0,5/ gün gecikme bedeli ( % 22 , 44 gün) olarak 102,410,00 USD kesinti uygulandığını,  bu sebeplerle firmanın alacağından doğan 23.628,32 USD'lik paranın davacıya ödenmediğini, müvekkili şirket tarafından teminata ve alacağa mahsuben muhafaza edildiğini, davacının müvekkili şirkete verilmesi gereken teminatların süresini uzattığında veya nakdi teminatı tamamladığında ve diğer ceza bedeli ve borçları ödediğinde muhafaza edilen paranın ödeneceğini savunarak  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesinin 04/03/2019 Tarih, .... Esas .... Karar Sayılı Kararı: İlk derece mahkemesince;  \"...Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; Her ne kadar 14/02/2018 tarihli sözleşme ile teminat mektubu verilmediği takdirde teminatın davacının ilk alacağından tahsil edileceği kararlaştırılmış ise de 01/07/2016 tarihli iki ayrı sözleşmede böyle bir hükmün bulunmadığı, dolayısıyla 01/07/2016 tarihli sözleşmeler kapsamında verilen teminat mektuplarının süresinin uzatılmaması nedeniyle davaya konu fatura bedelinin teminat olarak muhafaza edilmesi mümkün olmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>Ayrıca, İ.İ.K. nın 67. Maddesi gereğince davalının icra takibine itirazının haksız olduğu ve alacağın likit olduğu anlaşıldığından davacının icra inkar tazminatı talebinin de kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davanın kabulü ile Konya .. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile 96.791,05 TL alacağın tahsili yönüyle takibin devamına, bu alacağa icra takip tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine,<br>2-96.791,05 TL alacağın takdiren % 20 si oranında hesaplanan 19.358,21 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şeklinde karar verildiği görülmüştür. <br>Dairemizin 26/02/2021 Tarih... Esas .... Karar Sayılı 1. Kaldırma Kararı: İlk derece mahkemesinin 04/03/2019 tarihli kararına karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 26/02/2021 Tarih .... Esas ... Karar sayılı kararı ile; \"...Davacı şirketin, davalı şirkete bir takım makineleri karşılıklı imzalanan sözleşmeyle sattığı ve makineleri teslim ettiği, fakat alacaklarının bir kısmının ödemediği, bunun üzerine takip başlattıkları, takibe karşı yapılan itiraz üzerine ilk derece mahkemesinde itirazın iptaline ilişkin dava açıldığı, ilk derece mahkemesince 2 ayrı sözleşme bulunduğu, sözleşmede teminat mektubu verilmediği takdirde teminatın, davacının ilk alacağından tahsil edileceğine dair hüküm bulunmaması nedeniyle fatura bedelinin muhafaza edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve takibin devamına karar verildiği, ilk derece mahkemesince davalının cevap dilekçesinde savunduğu hususlara ilişkin deliller toplanmadan esastan değerlendirme yapılmasının hukuka uygun olmadığı, bu nedenle davalının istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalının cevap dilekçesindeki konulara ilişkin deliller toplandıktan sonra değerlendirilerek duruma göre karar verilmek üzere dava dosyasının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince mahkemesine gönderilmesine...\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesinin 1. Kaldırma Kararından Sonraki 09/09/2021 Tarih,.... Esas .... Karar Sayılı Kararı: Dairemizin kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince; Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/03/2019 tarihli .... E.... K sayılı kararının Konya BAM 6. HD.'nin ....E.... K sayılı kararı ile kaldırıldığı, kaldırma kararı gereğince davalı vekiline cevap dilekçesinde bahsi geçen 01/07/2016 tarihli 2 adet sözleşmeyi tüm ekleri ile birlikte sunması, iddia edilen hangi vakıaların hangi delillerle ispatlanacağını açıklaması, tanıkların hangi konularda dinletilmek istendiğini açıklaması, taraflar arasındaki e-posta yazışmaları dahil tüm yazışmaları dosyaya sunması, irsaliye ve kesin kabul tutanaklarını sunması ve hangi iddianın ispatı için ticari defter kayıtlarına delil olarak dayanıldığını açıklaması için 2 hafta kesin süre verilmesine rağmen davalı tarafça herhangi bir delil sunulmadığı gibi beyanda da bulunulmadığı, her ne kadar davalı vekili 22/06/2021 tarihli dilekçesiyle davalının hapis hakkını kullandığını iddia etmiş ise de cevap dilekçesinde bu yönde bir savunma ileri sürülmediğinden bu yönde bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, değerlendirme yapılması gerekse dahi 4721 sayılı TMK'nın 950. Maddesindeki '' Alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı, borcun muaccel olması ve niteliği itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması hâlinde, borç ödeninceye kadar hapsedebilir.'' şeklindeki düzenleme dikkate alındığında da davalının davacının alacağı üzerinde hapis hakkı kullanmasının mümkün olmadığı,  dava konusu faturaya konu malların davalıya teslim edildiği ve davalı tarafından fatura bedelinin ödenmediği hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın 19/04/2018 tarihli fatura bedeli olan 96.791,05 TL'nin 01/07/2016 tarihli iki ayrı  sözleşme kapsamında  teminat olarak davalı tarafından muhafazasının mümkün olup olmadığı noktasında toplandığı, taraflar arasındaki ihtilafın  niteliği dikkate alındığında davalı tarafın tanık dinletme talebi yerinde görülmediği, yine ticari defter ve belgelerdeki kayıtların da ihtilafın çözümüne bir katkı sağlamayacağı kabul edilerek ticari defter ve belge incelemesi yaptırılmasına gerek duyulmadığı, taraflar arasında imzalanan 01/07/2016 tarihli sözlemelerin 8. Maddesinde; ''Taahhüdün ifa garantisi olarak yüklenici işin toplam bedelinin %10'u tutarında kesin ve garanti süresini kapsayacak süreli teminat mektubunu veya nakit teminatı sözleşme akdi sırasında şirkete verecektir. Teminat garanti süresi boyunca iade edilmeyecektir.. Yüklenici bu süre sonunda yazılı olarak talepte bulunduğu takdirde ilgili teknik servis tarafından iadesinde sakınca görülmediği takdirde iade edilebilir\" denildiği,  sözleşme metninden de anlaşıldığı üzere teminat mektubunun süresinin uzatılmaması halinde yapılacak olan işleme dair bir düzenleme bulunmadığı, taraflar arasında imzalanan 14/02/2018 tarihli sözleşmeye göre; teminat mektubu verilmediği takdirde teminatın davacının ilk alacağından tahsil edileceğinin hüküm altına alındığı, bu hükmün  sadece bu sözleşme (14/02/2018 tarihli sözleşme) kapsamında teminat mektubu verilmemesi haline ilişkin olarak düzenlenmiş olduğu, bu hükmün taraflar arasındaki diğer sözleşmelerden kaynaklı (özellikle 01/07/2016 tarihli iki ayrı sözleşmeden kaynaklı) teminata ilişkin ihtilaflara uygulanmasının  mümkün olmadığı,  her ne kadar 14/02/2018 tarihli sözleşme ile teminat mektubu verilmediği takdirde teminatın davacının ilk alacağından tahsil edileceği kararlaştırılmış ise de 01/07/2016 tarihli iki ayrı sözleşmede böyle bir hükmün bulunmadığı, dolayısıyla 01/07/2016 tarihli sözleşmeler kapsamında verilen teminat mektuplarının süresinin uzatılmaması nedeniyle davaya konu fatura bedelinin teminat olarak muhafaza edilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına  karar verilmiş, İİK 67. Maddesinde belirtilen şartların oluştuğu gerekçesiyle de davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. <br><br>Dairemizin 05/05/2023 Tarih.... Esas ... Karar Sayılı 2. Kaldırma Kararı:  İlk derece mahkemesinin 09/09/2021 tarihli kararına karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 05/05/2023 Tarih 2....Esas 2.... Karar sayılı kararı ile; \"...Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Bu madde hükmü gereğince  iki kişi karşılıklı olarak bir miktar parayı veya konuları itibari ile aynı türden malı birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise iki tarafın her biri borcunu alacağı ile takas edebilir. Sonuçta her iki borç da az olanı oranında sona erer. Takas edilecek alacaklar aynı nitelikte, aynı türden olmalıdır. Borçlar doğdukları anda aynı türden olabileceği gibi, sonradan da aynı türden olabilirler. Ancak takas hakkının kullanıldığı anda, mutlaka aynı türden olmaları zorunludur. Takas için gerekli olan bir diğer şart da alacağın muaccel olmasıdır. Alacaklı tarafından zaman itibarıyla ifası istenebilir bir borç olması gerekir. Takas edilecek alacağın muaccel olması, buna karşılık asıl alacağın (karşı taraf asıl alacağının) sadece ifa edilebilir bulunması yeterlidir. Takas hakkını ileri sürenin alacağı, dava edilebilir bir alacak olmalıdır. Takası ileri süren tarafın alacağının tartışmalı olması, takas ileri sürülmesine engel değildir. <br>Bu açıklamalar doğrultusunda dava konusu somut olay değerlendirildiğinde;  davacı taraf 14/02/2018 tarihli sözleşme gereğince davalıdan alacaklı olduğunu, davalı taraf, 14/02/2018 tarihli sözleşme nedeniyle borçlu olduğunu kabul etmekle birlikte 11/07/2016 tarihli iki adet sözleşme nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu savunduğuna göre davalının savunmasının takas def'i niteliğinde olduğu açıkça ortadadır. Bu nedenle takas şartlarının mevcut olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkemece dairemizin ....-Esas sayılı ve 26.02.2021 tarihli .... Kararı doğrultusunda taraflara ait ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak davalının 11/07/2016 iki adet sözleşmeden kaynaklanan cezai şart ve teminat alacağının olup olmadığının, varsa sözkonusu alacakların muaccel olup olmadığı, dava edilebilir alacak olup olmadığı hususlarının değerlendirilmesinden sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken dairemiz kararı doğrultusunda işlem yapılmadan davalı tarafın ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması talebinin reddine karar verilmesi ve dava konusu somut olayda uygulama yeri olmayan hapis hakkına ilişkin değerlendirmeler sonucu davalının hapis hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine...\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF İNCELEMESİNE KONU 21/03/2024 TARİH, .... ESAS, .... KARAR SAYILI KARARIN ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; \"...Konya BAM 6. Hukuk Dairesi 05/05/2023 tarihli ve .... E 2.... K sayılı kaldırma kararı uyarınca tarafların ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, tarafların tarafın defterlerinde bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 24/10/2023 tarihli bilirkişi raporu ile taraflara ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun olarak tutulduğu, davacı defterlerine göre davacının 124.788,25 TL tutarında davalıdan alacaklı, davalı defterlerine göre ise davalının davacıya 96.791,05 TL tutarında borçlu olduğu tespit edilmiştir.<br>Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; Her ne kadar 14/02/2018 tarihli sözleşme ile teminat mektubu verilmediği takdirde teminatın davacının ilk alacağından tahsil edileceği kararlaştırılmış ise de 01/07/2016 tarihli iki ayrı sözleşmede böyle bir hükmün bulunmadığı, dolayısıyla 01/07/2016 tarihli sözleşmeler kapsamında verilen teminat mektuplarının süresinin uzatılmaması nedeniyle davaya konu fatura bedelinin teminat olarak muhafaza edilmesinin mümkün olmadığı, defter kayıtlarına göre davacının 96.791,05 TL tutarında alacaklı olduğu, davalının takasa konu olabilecek bir alacağının bulunduğunu usulünce ispatlayamadığı sonucuna varıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br> Ayrıca, İ.İ.K. nın 67. Maddesi gereğince davalının icra takibine itirazının haksız olduğu ve alacağın likit olduğu anlaşıldığından davacının icra inkar tazminatı talebinin de kabulüne karar vermek gerekmiş...\" gerekçesiyle; <br>1-Davanın kabulü ile Konya .. İcra Müdürlüğü'nün.... Esas sayılı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 96.791,05 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine,<br>2-96.791,05 TL alacağın takdiren % 20 si oranında hesaplanan 19.358,21 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davacı ile müvekkili şirket arasındaki hukuki ilişkinin  14.02.2018 tarihli sözleşmeden ibaret olmadığını, davacı ile daha önce 01.07.2016 tarihli iki adet sözleşme imzalandığını, bunlardan birisinin 458.850,00 USD bedeli olan ve \"  Yem Tesisi Kapasite Artırımı Ve Projelendirme , Makine Ve Ekipman , Demontaj Ve Montaj Testler Ve Devreye Alma İşleri \" konulu bir sözleşme, diğerinin de 01.07.2016 Tarihli,  465.500,00 USD  tutarlı ve \"  Karıştırıcı Mikser, Kırıcı Değirmen İmali , Pelet Pres , Soğutucu Ve Sarsak Elek Alımı \" konulu sözleşme olduğunu,bu sözleşmelerin 8. Maddesine göre; davacı şirketin ) taahhüdünü ifa garantisi olarak ve garanti süresini kapsayacak şekilde 46,550.00 USD lik ve  45,885. USD lik 2 tane kesin teminat mektubu verileceğini, davacı şirketin sözleşmenin 8. Maddesine istinaden bu iki teminat mektubunu 13.07.2018 tarihli olarak verdiğini, fakat davacıdan kaynaklanan  nedenlerle davacının 01.07.2016 tarihli sözleşmelerden doğan edimleri bakımından kesin kabulünün 11.05.2017 tarihine kadar yapılamadığını, dolayısıyla kesin kabul tarihi itibarıyla bu sözleşmelerden kaynaklanan edimlerinin 2 yıl olan garanti süresi de 11.05.2019 tarihine kadar uzadığını, davacı şirketin verdiği teminat mektuplarının süresinin 13/07/2018 tarihinde  dolduğunu, bu sebeple davacı taraf ya 13.07.2018 tarihine kadar süreli kesin teminat mektuplarının sürelerinin uzatması ya da bu teminat mektuplarını alıp nakdi teminat vermesi gerektiğini, ancak davalının  teminat mektuplarının süresini uzatmadığı gibi nakdi teminatta vermediğini, böylelikle sözleşmeye muhalefet ettiğini  ve fiilen  garanti süresince teminat  taahhüdünü de  teminatsız bıraktığını, müvekkili şirketin de  davacının teminat mektuplarının süresini uzatmaması veya nakdi teminat vermemesi sebebiyle,  davacının dava konusu ettiği alacağını yukarıda bahsedilen teminata karşılık , haklı olarak uhdesinde tuttuğunu, ayrıca davacı firmaya sözleşme gereğince % 3 performans kesintisi olarak 13,965.00 USD, % 0,5/ gün gecikme bedeli ( % 22 , 44 gün) olarak 102,410,00 USD kesinti uygulandığını, bu sebeplerle davacı şirketin  alacağından doğan 23,628.32 USD'lik para davacıya ödenmeyip müvekkili şirket tarafından teminata ve alacağa mahsuben muhafaza edildiğini, taraflar arasındaki 11.07.2016 tarihli sözlemelerin 8. Maddesine göre davacının işin toplam bedelinin % 10 u oranında teminatı davalıya vereceği, teminatın garanti süresi boyunca iade edilmeyeceğini, ayrıca; 14.02.2018 tarihli sözleşmede de, teminat verilmemesi halinde teminatın yüklenicinin ilk alacağından tahsil edileceğinin hüküm altına alındığını, bu nedenle mahkemenin 14/02/2018 tarihli sözleşmede yer alan  teminat mektubu verilmediği takdirde teminatın davacının ilk alacağından tahsil edileceği şeklindeki hükmün sadece 14/02/2018 tarihli sözleşme kapsamında  teminat mektubu verilmemesi haline ilişkin olarak düzenlenmiş olup bu hükmün taraflar arasındaki diğer sözleşmelerden kaynaklı (özellikle 01/07/2016 tarihli iki ayrı sözleşmeden kaynaklı) teminata ilişkin ihtilaflara uygulanmasının mümkün olmadığına dair gerekçesinin dosya kapsamına aykırı olduğunu, mahkemenin bu hususları gözeterek davanın reddine karar vermesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. <br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br><br>Dairemizce yapılan inceleme sonucunda;  Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği,  yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, toplanan delillere göre davacının icra takibine konu fatura nedeniyle alacaklı olduğunun davalı tarafın da kabulünde olduğu ancak davalının, davacı ile imzalanan 11/07/2016 tarihli iki adet sözleşme gereğince davacının sözleşmede belirtilen malların  garanti süresini kapsayacak şekilde teminat mektubu ya da nakdi teminat vermesi gerektiği, malların kesin kabullerinin davacıdan kaynaklanan nedenlerle gecikmesi nedeniyle garanti süresinin  11/05/2019 tarihine kadar uzadığı ancak davacının teminat mektubunun süresini uzatmadığı gibi nakdi teminat ta vermediği,  dava konusu alacağın teminat alacağına mahsuben davalı uhdesinde tutulduğunu savunduğu, ancak davalının 11/07/2016 tarihli sözleşmelere konu malların garanti süresinin davacının kusuruyla uzaması gerektiği yönündeki savunmasını ispatlayacak herhangi bir delil bildirmediği, buna göre mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı,  mahkemece  delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği,  davanın kabulüne ilişkin kararda  kamu düzenine aykırı  herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen  istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1- Davalının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2- Alınması gereken 6.611,80 TL harçtan, peşin alınan 1.652,95 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.958,85‬ TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, <br>3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>4- İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>6- Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/12/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. <br> <br>\t\t\t\t<br>Başkan ...<br>e-imzalıdır<br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d38ff1e631e15d42","SID":"9fbf770be4c1f0e3"}}