{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/753 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1848<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ                               \t: 24/06/2021 <br>NUMARASI\t\t: 2021/230 Esas - 2021/528 Karar<br>DAVA\t\t: Menfi Tespit<br>DAVA TARİHİ\t\t: 22/09/2014<br>KARAR TARİHİ\t: 24/06/2021<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 14/07/2021<br><br>BİRLEŞEN İZMİR 3. İŞ  MAHKEMESİ <br>2015/153 ESAS - 2015/296 KARAR SAYILI DOSYASI:<br>DAVA             \t\t: İtirazın İptali (Limited Şirket Yöneticisinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t\t: 04/06/2015<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 11/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11/12/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/06/2021 tarihli 2021/230 Esas ve 2021/528 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>ASIL DAVA:<br> Davacı vekili dava dilekçesinde  özetle; davacı şirket yetkili müdürü olan davalının yaptığı usulsüz işlemlere dayalı alacak talebinin haksız olduğu iddiasıyla başlatılan icra takibi dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar  verilmesini talep etmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket sahiplerinin İran vatandaşı olup iş yapmak gayesiyle Türkiye'ye geldiğini, burada tanıştığı davalının kendilerine güven vererek güvenlerini kazandıklarını, davacı şirketin kendisini müdür olarak tayin ettiğini, şirket sahiplerinin yabancı olması ve yurt dışında bulunmalarından istifade eden davalının bu güveni kötüye kullandığını, bu konu ile ilgili İzmir C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını, şirket zararlarının tahsili amacıyla İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 2014/7662 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının borca haksız yere itiraz ettiğini belirtip fazlaya ilişkin hakkı saklı tutularak itirazın şimdilik 1.700.000-TL'lik kısmının iptali ile takibin devamına, % 20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket müdürü olarak üzerine düşen yükümlükleri yerine getirdiğini, müvekkili hakkında C.başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, takipsizlik kararı verildiğini, müvekkilinin zimmetine para geçirmediğini, icra takibinin 2.000.000-TL üzerinden yapılıp 1.700.000-TL istenmesinin sebebinin anlaşılamadığını savunup davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK  DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:<br>Mahkemece; \"...Toplanan deliller, bütün dosya kapsamı, alınan bilirkişi raporları ve istinaf ilamına göre; dosyamız yönünden, davacı şirket yetkili müdürü olan davalının yaptığı usulsüz işlemlere dayalı alacak talebinin haksız olduğu iddiasıyla başlatılan icra takibi dosyasında borçlu olmadığının tespitinin talep edildiği, birleşen dosya yönünden; davacı şirket yetkilisi olarak çalışan davalının, şirket sahiplerinin güvenini kötüye kullanarak şirketi zarara uğrattığı, şirketin uğramış olduğu zararın davalıdan tahsilinin talep edildiği, birleşen dosya yönünden takibin 2.000.000-TL üzerinden açıldığı, davanın ise 1.700.000-TL olarak açıldığı, birleştirme kararında dava değerinin 1.700-TL, takip değerinin 2.000-TL olarak yazılmış olduğu, bu durum itibariyle davanın yargılamasının devam edildiği, dava dilekçesindeki değer miktarı ve yatırılan harç itibariyle dava değerinin 1.700.000-TL olduğu ve davaya bakmaya heyetin görevli olduğu, dosya yönünden, davacı şirket defterlerini ibraz etmediğinden, herhangi bir tahakkuk veya tahsilat tespit edilemediğinden şirket alacağının tespit edilemediği, birleşen İzmir 3. İş Mahkemesi dosyası yönünden, davacı şirket defter ve kayıtlarına göre, davacı şirketin, davalı adına düzenlenmiş olduğu 9 seri nolu, 6.726,28-TL bedelli tahsilat makbuzu şirket kasa hesabına işlenmemiş olduğundan ve muavin defter karşılaştırması yapılamadığından, düzenlenen bu faturanın davalı yönünden geçerli sayılmaması gerektiği, bu faturanın geçerli sayılmaması sebebiyle şirket alacağının 298.548,58-TL olduğu ve davalı ... mirasçılarından tahsili gerektiği...\" gerekçesiyle \"...Dosyamız yönünden açılan davanın reddine, Birleşen İzmir 3. İş Mahkemesinin 2015/153 Esas - 2015/296 Karar sayılı dosyası yönünden davanın kısmen kabulü ile, vefat eden davalı ...'un İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 2014/7662 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 298.548,58-TL asıl alacak üzerinden ve icra takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık % 11,75 oranında avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, hüküm altına alınan itirazlı alacak üzerinden taktir olunan % 20 (59.710-TL icra inkar tazminatının vefat eden ... mirasçıları ..., ..., ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ait istemin reddine...\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>Karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme esas dosyanın dava konusunu anlamadığını ve her iki dosyayı da incelemeden daha ilk celsede karara çıkardığını, görevsiz mahkeme tarafından yapılan usul işlemleri kural olarak geçersiz olduğunu ancak görevli mahkeme, görevsiz mahkemenin yapmış olduğu işlemleri bunların tekrarlanması için neden yoksa kararına esas alabileceğini, İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin göreve ilişkin 08.03.2021 tarih ve 2021/165 E.-456 K.sayılı kararında da davanın konusunun belirlendiğini ve bu belirlemeye göre İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevli olduğuna karar verildiğini, mahkemenin vermiş olduğu asıl ve birleşen davalara ilişkin kararlar birlikte değerlendirildiğinde; davalı ... ‘un birleşen dava yönünden 298.548,58-TL davacı şirkete borcu olduğunu fakat asıl davaları yönünden ise şirket davalı ... a borçlu bulunduğunu, netice olarak; mahkeme asıl davaları bakımından şirket yetkili müdürü olan davalının kıdem ve ücret alacağı olup olmadığının değerlendirildiği bir rapor dahi bulunmazken hangi somut delile ve veriye göre asıl davayı reddettiğini izah etmesi ve birleşen dosyada vermiş olduğu karar ile arasındaki çelişkinin de giderilmesinin zorunda olduğunu, mahkeme vermiş olduğu işbu tutarsız ve çelişkili olduğunu, bununla birlikte; görevsiz mahkeme olan 13.İş Mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporlarında asıl dava dosyası bakımından; davalı (işçinin)  işçi olup olmadığı, iş sözleşmesine dayalı olarak çalışıp çalışmadığı ve aldığı ücret miktarı yönünden nihai değerlendirme yetkisi bilirkişi heyetinin yetkisi dışında olduğundan bu hususta davacı ücret ve diğer işçilik alacaklarının hesaplanamadığını, şayet mahkemenin topladığı veriler ve verdiği kararlar çerçevesinde yeniden bir rapor hazırlanması istenildiği takdirde yeni bir rapor hazırlayabileceklerinin belirtildiğini, görevsiz mahkeme tarafından yaptırılan bütün bilirkişi raporları bir iş davası yargılaması esas alınarak hazırlanan raporlar olup, tüm bu raporlarda taraflar arasındaki ilişkinin niteliği, davalının işçi olup olmadığı, işçi ise ne kadar ücret aldığı gibi hususların tespitinin dahi yapılamadığı ve davacının davacı şirketten ücret ya da kıdem alacağı olup olmadığı konusunda bir kanıya varılamadığını ve bu konu ile ilgili bir raporun düzenlenemediğini, hükme esas alınan ek rapor eksik ve çelişkilerle dolu olduğunu, davacı tarafa tebliğ edilen ek bilirkişi raporunda bilirkişi Av. ...’ın imzasının bulunmadığını, şirket hesaplarında, aktifinde görülmekle birlikte, fiilen şirketin kasasında olmayan nakit ve menkullerle, müvekkili şirketten hileli işlemlerle davalı uhdesine geçirilen parasal değerlerin davalıdan tahsilini içerdiğini, bilirkişiler, 05.06.2018 tarihli kök raporlarında; davacı şirkete ait 2012-2013-2014 yılları yasal defterler ve bazı muavin kayıt dökümlerinin mahkeme aracılığı ile istendiğini, fakat mahkeme kalemi tarafından defter ve belge olmamasından dolayı ilgili yıllar defterleri ile istenilen belgelerin ibraz edilmediğini ve bu sebeple mahkeme dosyasındaki bilgi ve belgelere göre raporun tanzim edildiğini belirttiğini ve sonuç olarak davalı şirket yetkilisinin davacı şirkete 1.170.559,85 TL ile 49.000-USD borcunun bulunduğunu davacı şirketin yasal defter kayıtları ile mahkeme dosyasına sunulan belgelerin birbirini doğrular nitelikte bulunmadığını belirttiğini, her iki tarafında kök rapora itirazları nedeniyle, bu sefer bilirkişi heyeti yaklaşık 2 yıl sonra sunmuş oldukları 07.07.2020 tarihli ek rapor ile asıl dosya ile ilgili olarak kök raporundaki görüşünü değiştirmediğini ancak bu sefer sadece şirket kayıt ve defterlerine göre inceleme yaparak birleşen dosya ile ilgili tamamen çelişkili ve davalarının özü ile alakasız bir sonuca vardığını, 2013 yılı stoklarında her hangi bir hareketin bulunmadığı 2014 yılı ticari defterlerine de işlenmediği tespit edildiğini ancak rapor içeriğinde 2013 yılı sonu itibarı ile stok miktarı olan 370.409,06-TL nin yeni şirket idarecisine teslim edilmemiş olması halinde davalının uhdesinde olabileceği belirtilmişken, bu hususa  raporun sonuç bölümünde yer verilmemiş olmasının bir eksiklik olmadığını, bilirkişi heyeti raporunun 2.bölümünde de davalı ...’un şahıs şirketi olan ...-... firması ile ilgili durumu değerlendirdiğini, bilirkişiler her iki davalarında da davalı olan şirket yetkili müdürü ... ile ...’un sahibi olduğu ... –... şahıs firmasını, aynı kabul ederek davalı olarak (hatta bazı yerde karşı davacı olarak ya da davalı şirket olarak beyan ettiklerini) değerlendirdiğini ve buna göre hesaplama yaptıklarını, oysa ki her iki dava dilekçelerinin dikkatlice tetkik edilmiş olsa idi, ...’un sahibi olduğu ... –... şahıs firmasının davalarında üçüncü şahıs konumunda olduğunun görüleceğini, raporun sonuç bölümünde, davalı ...‘un bir alacağı olmamasına rağmen üçüncü şahıs olan ... firmasının müvekkili şirketin yasal defterlerine göre tespit ettikleri 69.103,32-TL alacak tutarını davalı ...'un uhdesinde kabul edilen 370.409,06-TL den mahsup ettiklerini, bunun kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişilerin müvekkilin yasal ticari defterlerine göre davacı müvekkili ile üçüncü şahıs olan ... -... şahıs firması arasındaki alacak- borç tutarının tespitinin bu davanın konusu ve tarafları bakımından hiçbir hukuki kıymetinin bulunmadığını, ek raporun 4.bölümünde 14.000kg ağırlığında 49.000-USD tutarında dondurulmuş kalamarın ithalatının gerçekleştirildiğini, bu ithalat için 70.566,93-TL KDV ve gümrük vergisinin ödendiği bu mallara ait satışların resmi olarak yapılamamış olduğunu ve stoklarda bulunamadığından davalı müdürün uhdesinde olabileceği belirtilmiş olmasına rağmen, bu tespitin sonuç bölümünde yer almamasının eksiklik olduğunu, kök raporda da söz konusu 49.000-USD tutarın davalı tarafından mahkeme dosyasına ödeme belgesi sunamaması halinde şirket yetkilisi davalı uhdesinde bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılmış olduğunun görüleceğini, birleşen davanın(2015/153) özü; davalının, şirketteki yetkisini kötüye kullanarak, dava dilekçelerinde belirttikleri hileli davranışları neticesinde müvekkili şirketi uğrattığı zararın tazmini talebini oluşturduğunu, oysa ki bugüne kadar dosyadan alınan raporlarda  da ... AŞ. İle ...-... şirketi ile ilgili hususlar haricinde dava dilekçelerinde belirttikleri diğer hususlarda davalının zararlandırıcı eylemlerinin var olup olmadığının irdelenmediğini, halbuki dava dilekçelerinde belirtmiş oldukları; örneğin; şirket müdürü olan davalının şirketin SGK prim borcunu ödeyip ödemediği, evi olmasına rağmen neden lojman kirası ödendiği, müvekkili şirket muhasebecisine hem serbest meslek makbuzu karşılığı ücret ödenirken aynı zamanda sigorta primi ve aylık maaş ödendiği vs. gibi diğer iddiaları ile ilgili hiçbir incelemenin yapılmadığını, resen gözönüne alınacak sebeplere binaen; asıl dava ve birleşen dava bakımından başvuru taleplerinin kabulü ile asıl dava bakımından davanın reddine dair kararının ortadan kaldırılması ile davanın kabulüne, birleşen dava bakımından; davanın kısmen reddine dair kararın ortadan kaldırılması ile davanın kabulüne, istinaf harç ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline  karar verilmesini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Asıl dava, davalı şirket müdürü tarafından kıdem tazminatı ve ücret alacağı için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. <br>Birleşen dava, limited şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan maddi tazminatın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. <br>Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hüküm asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemeleri'nin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 18.06.2014 tarih, 6545 sayılı Kanun'un 45. maddesi ile değişik 5. maddesi: '' Asliye ticaret mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemelerde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur. Konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda dava değeri üç yüz bin Türk lirasının üzerinde olan dava ve işler ile dava değerine bakılmaksızın;<br>1. İflas, iflasın ertelenmesi, iflasın kaldırılması, iflasın kapatılması, konkordato ve yeniden yapılandırmadan kaynaklanan davalara,<br>2. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda hâkimin kesin olarak karara bağlayacağı işler ile davalara,<br>3. Şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve tasfiyeye yönelik davalara,<br>4. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa ve 21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununa göre yapılan tahkim yargılamasında; tahkim şartına ilişkin itirazlara, iptal davalarına, hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile yabancı hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalara,<br>ilişkin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülür ve sonuçlandırılır. Heyet hâlinde bakılacak davalarla ilgili olmak üzere, dava açılmadan önce veya açıldıktan sonra talep edilen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirler de heyet tarafından incelenir ve karara bağlanır. Bu fıkrada belirtilen dava ve işler dışında kalan uyuşmazlıklar mahkeme hâkimlerinden biri tarafından görülür ve karara bağlanır.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>Birleşen davada, davacı limited şirket tarafından, yargılama sırasında ölen davalı yönetici ...'un sorumluluğundan kaynaklanan maddi tazminatın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talep edilmekte olup, asıl ve birleşen dava heyet halinde  bakılıp, sonuçlandırılması gerekirken tek hakimle karar verilmesi hatalı olup, mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olduğundan, kararın bu gerekçeyle kaldırılması gerekmiştir.<br>Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince kaldırılmasına davacı vekilinin kararın kaldırma sebep ve şekline göre istinaf itirazlarının bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KISMEN KABULÜNE; İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/06/2021 tarihli 2021/230 Esas ve 2021/528 Karar sayılı hükmünün HMK'nın 355. ve 353/1.a.3 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-HMK 353/(1)-a maddesi gereğince  yeniden yargılama yapılmak ve davanın esası hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Kararın kaldırılması sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair itirazlarının bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına,<br>4-İstinaf başvurusunun kabulü nedeniyle başvuru sırasında peşin alınan karar harcının talep halinde davacı tarafa iadesine, (harç iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine)<br>5-İstinaf başvurusu aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai  hükümde değerlendirilmesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a/3 bendi gereğince  kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 11/12/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"961187062f49032e","SID":"7fe6544231207f67"}}