{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/410 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1868<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/10/2019 (Dava) - 10/06/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2019/764 Esas - 2021/413 Karar<br>DAVA             \t\t: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 12/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 12/12/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/06/2021 tarih ve 2019/764 Esas - 2021/413 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın sahibi olduğu ticari işletmeye (...) müvekkilini 2016 yılı mart ayında ortak yapacağı, kar payı vereceği taahhüdüyle kandırdığını, bankadan işletmesi ile şahsı için kullanacağı krediler ve teminat mektupları için müvekkilinin iki adet evini ... ... şubesine 04/04/2016 tarihinde ipotek vermesi için ikna ettiğini, süreç içinde davalının müvekkili işletmesine ortak yapmadığı gibi hiçbir resmi belge de vermediğini, müvekkilinin dolandırıcılık iddiasıyla davalıyı İzmir Cumhuriyet Savcılığına şikayet ettiğini, savcılık soruşturmasının halen devam ettiğini, davalının müvekkilinin iki adet evini banka lehine 1.000.000,00-TL bedel ile ipotek ettirdikten sonra karşılığında istediği  şekilde bankadan bu bedel karşılığı krediler, teminat  mektupları, kredi kartları vs kullanmak amacıyla hareket ettiğini, kandırıldığını anlayan müvekkilinin davalının borca batık olduğunu da fark ettikten sonra evlerinin davalıya olan kefaleti sebebiyle banka tarafından satılacağını anladığını ileri sürerek, davalı yanın haksız ve kötü niyetli itirazlarının iptaline, takibin devamına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleriyle avukatlık ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin bankaya olan borcunu henüz vadesi gelmeden ve borçtan şahsen sorumlu olmamasına rağmen davacının ödediğini, dava ve takip konusu borcun muaccel hale gelmediğini, davacının müvekkilinin ...na olan kredi borcuna teminat olarak 04/04/2016 tarihinde 2 adet taşınmazını ipotek verdiğini, müvekkili ile banka arasındaki kredi sözleşmesi gereği kredinin geri ödemesinin 48 aylık vadeye yayılmış olup ilk ödemenin 21/08/2017 tarihinde başlayıp son ödemenin 20/01/2021 tarihinde yapılacağını, davacının müvekkilinin bankaya olan kredi borcunu henüz vadesi gelmeden ve borçtan şahsen sorumlu olmamasına rağmen sırf müvekkilini zor duruma düşürmek ve yapılan ticari anlaşmayı bozarak taşınmazların üzerindeki ipotekleri kaldırmak amacıyla 21/02/2017 tarihinde 269.125,00 TL olarak bankaya ödediğini, 24/02/2017 tarihinde müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını savunarak, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"... kefalette aslolanın bir başka borcun (temel ilişki) olması ve verilen teminat ile o borcun ödenmesinin sağlanması kapsamında kefilin sorumluluğunun asıl borcun geçerli oluşu ve devamı ile mümkün olduğu, asıl borçlu aleyhine girişilecek takibin sonuçsuz kalması koşulunun fer’i olduğu, alacaklıya kefaletten doğan borcun ifada bulunulan ölçüsünde haklarına halef olunacağı, asıl borç muaccel olup vadesi geldiğinde bu hakkın kullanılabileceği ve asıl borçluya rücu edilebileceği, oysa somut olayda yapılandırma kredisinin ödeme vadesi dahi gelmeden ödeme yaparak ipoteğin fek edilmesi ve ödenen tutarın davalıdan tahsilinde henüz borcun muaccel hale gelmediği, davalıdan talep hakkının doğmadığı...\" gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının kullanmış olduğu kredilerde müteselsil kefaletinin bulunmadığı tespitinin hatalı olduğunu, zira imzalanmış olan genel kredi sözleşmesi nedeniyle verilen ipoteklerin, asıl borçlunun borçlarının teminatı olarak verildiğini, mahkemenin karar dayanak yaptığı bilirkişi raporunda müvekkilinin genel kredi sözleşmesini ipotek veren olarak imzaladığını, bu nedenle müteselsil kefaleti olmadığı iddia edilerek müvekkilinin sanki krediyi kullanan asıl borçluymuş gibi görünmesine yol açtığını, müvekkilinin bu ipoteklerinin davalının kullanacağı kredilerin teminat olarak verildiğini, müvekkilinin genel kredi sözleşmesine göre müşterek borçlu-müteselsil kefalet olmasa dahi kredi sözleşmesini sadece ipotek veren sıfatıyla imzaladığı için bankaya ödemiş olduğu miktarın tamamını davalıdan talep etme hakkının bulunduğunu, müvekkilinin genel kredi sözleşmesini müteselsil borçlu olarak imzalamamış olmasının davalıdan rücuu hakkını ortadan kaldırmayacağını, BK 596. Maddesine göre müvekkilinin ödemiş olduğu bedeli rücu hakkının bulunduğunu, davalının 04/04/2016 tarihinde kullanmış olduğu krediyi ödemeyerek temerrüte düştükten sonra bankaya başvurarak ödemediği kredisini 19/01/2017 tarihinde yapılandırdığı ve bunun ayrı bir kredi olmadığının tespit edildiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; genel kredi sözleşmesinde ipotek verenin, borcun ödemesi sebebiyle asıl borluda ödediği bedelin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, alınan asııl ve ek bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, davacının alacaklı bankaya ifada bulunduğu ölçüde haklarına halef olacağı, alacaklı banka ile davalı arasına yapılan yapılandırma uyarınca ilk taksidin 21.08.2017 tarihinde ödeneceği, davacının borç muaccel olmadan tüm borcu ödeyerek ipoteğini terkin ettirdiği, davacı her ne kadar bunun bir yenileme olduğunu, önceki borçların yenilenmesi için de kendisinden icazet alınması gerektiğini belirtse de, verilen ipoteğin davalının banka ile arasında yaptığı tüm sözleşmelere ilişkin doğmuş ve doğacak tüm borçları için verildiği, davalının yapılandırılan yeni borcunun da genel kredi sözleşmesi çerçevesinde kullanılan bir kredi ile gerçekleştiği, bu krediye ait borcun da henüz muaccel olmadığı, halefiyet gereğince de davacının muaccel olmayan bir borcu talep etmekte hukuki yararının olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacı vekilinin İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/764 Esas - 2021/413 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), <br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  12/12/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dbd70387fcf5ad1b","SID":"09a400cfa6874fbb"}}