{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>İSTİNAF KARARI<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/11/2023<br>DAVA : Maddi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 27/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 30/12/2024<br><br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ<br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... tarihinde dava dışı ...sevk ve idaresindeki ...plakalı aracın davacının içinde bulunduğu ...plakalı araca çarpması neticesinde yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, ...plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığını, davacının bu kaza neticesinde ağır yaralandığını ve uzunca bir süre tedavi gördüğünü, bu kazanın oluşumunda davacının kusursuz, dava dışı ...asli ve tam kusurlu olduğunu, bu kaza ile ilgili Alanya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin .... esas sayılı dosyasında ...hakkında yargılama yapıldığını, bu dosyada da davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan aracın tam ve asli kusurlu bulunduğunu, davacı ile davalı sigorta şirketi arasında ihtiyari arabuluculuk tutanağı adı altında imza edilen anlaşma belgesinin kabulünün mümkün olmadığını, geçersizliğine karar verilmesi gerektiğini, ihtiyari arabuluculuk dosyası adı altında gerçekleştirilen arabuluculuk tutanakları kamu düzenine ve mevzuata aykırı olarak hazırlandığını, anlaşma belgesi olarak düzenlenen belgenin ise geçersiz olduğunu, davacı müvekkilin dava hakkını yok etmek için davalı sigorta şirketi tarafından kötü niyetle hareket edildiğinin açıkça ortada olduğundan bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 500 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kazanın meydana geldiği 17/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı yanca sunulan anlaşma belgesinden de görüleceği üzere ihtiyari arabuluculuk süreci iş bu dava da vekil olan taraflarca yürütülüp sonlandırıldığını, aşırı yararlanmanın söz konusu olmadığını, yasal süreden sonra açılan davanın reddi gerektiğini, tarafların ihtiyari arabulucuya başvurmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, ihtiyari arabulucu belirleme tutanağının, işbu davada da vekil olan Av. ...tarafından e-imzalı olarak imzalanmış olup, vekilin kendi yapmış olduğu hukuki eylemler ile çelişen iş bu haksız iddialarının dikkate alınmaması gerektiğini, davacı vekilinin dava dilekçesinde açıkça belirttiği üzere; özel yetkisi olmadığı halde HMK 74'e aykırı hareket ederek arabuluculuk sürecini yönettiğini, bu hususun, davacı vekilinin mesleki disiplinine ilişkin bir husus olduğunu, temsilcinin özel yetki alması gerektiği hallerde, bu yetkiyi almamasına rağmen, genel temsil yetkisine dayanarak yaptığı hukukî işlemlerde, yetkisiz temsil hükümlerine tabi olacağını, somut olayda; yapılan anlaşma akabinde davacı vekilinin anlaşılan tutarı müvekkiline ödemiş olması gerektiğini, davacı asilin ilgili tazminat tutarını almasının bir yerde yapılan anlaşmaya icazet verdiğini açıkça ortaya koyduğunu, her durumda davacı vekilinin yasalara aykırı olarak yetkisiz işlem yapması karşısında ödeme yapan, iyi niyetli üçüncü kişi olan müvekkil sigorta şirketinin bir sorumluluğu sona erdiğini,  davacının iddialarını ispata yarar bir belge sunmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.<br>DELİLLER                                :<br>İhtiyari Arabuluculuk Dosyası Anlaşma Belgesi, Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi tedavi evrakları, SGK yazışmaları ile tüm dosya kapsamı.<br>İDM KARARININ ÖZETİ       :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; taraflar arasında ihtiyari arabuluculuk süreci sonrasında bedelin ödenmesi, sürecin bitirilmesi, usuli eksikliği ileri sürenin rızasıyla ihtiyari arabuluculuk sürecinde yer alması hususları göz önüne alınarak, yapılan işlemin davacıyı bağlayacağı, aksinin kabulünün dürüst davranma ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olacağı, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18 inci maddesine 7036 Sayılı Kanunla eklenen beşinci fıkrası da göz önüne alınarak; davacının ihtiyari arabuluculuk süreci sonunda anlaşılan kalemler ile ilgili olarak iş bu davayı açmasında hukuki yarar olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ            : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının maluliyet artışı olması nedeniyle maluliyet artışının tespiti gerekirken esastan reddinin kabul edilemeyeceğini, ileri sürülen belgenin anlaşma belgesi olması nedeniyle geçersiz olup hiçbir hüküm ve sonuç doğuramayacağını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP                   : <br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının arabuluculuk tutanaklarının iptaline ilişkin talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davanın reddine ilişkin kararın hukuka uygun olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesindeki iddialarını ispata yarar hiç bir bilgi ve belge sunmadığını, haksız davanın reddi gerektiğini, arabulucuk sürecinin bu davada da vekil olan vekil tarafından takip edildiğini, arabuluculuk sürecindeki edimleri ile dava dilekçesindeki iddialarının çelişkili olduğunu, hukukun çelişki kaldırmayacağının açık olduğunu, kaldı ki anlaşma belgesi düzenlendikten iki yıl geçtikten sonra huzurda görülen davanın ikame edilmesinin dava dilekçesinde belirtilen gerekçelerde  samimi olunmadığını gösterdiğini beyanla istinaf talebinin reddini istemiştir.<br>G E R E K Ç E<br>Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi tazminat isteğine ilişkindir.<br>Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat ve aynı kanunun 56/1 maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.<br> .... tarihinde dava dışı .,..sevk ve idaresindeki .,..plakalı aracın, davacının içinde bulunduğu ...plakalı araca çarpması neticesinde yaralamalı trafik kazası meydana gelmiş, davacı bu yaralanma nedeniyle maddi zararının tahsilini talep etmiş, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; dava konusu trafik kazasından sonra davacının sigorta şirketine başvuru yaptığı, daha sonra davalı sigorta şirketinin ihtiyari arabuluculuğa başvurduğu, ihtiyari arabuluculuk sürecin anlaşma ile sonuçlandığı anlaşılmıştır.<br>6100 sayılı HMK'nın 74. maddesi uyarınca açıkça yetki verilmemiş ise vekil; alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuramaz, somut olayda davacı vekilinin Alanya 1. Noterliğinin 06/06/2020 tarihli ve .... yevmiye numaralı vekaletnamesinde, alternatif çözüm yollarına başvurma özel yetkisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br>Uyuşmazlık açısından “yetkisiz temsil” kavramının da kısaca açıklanması gerekmektedir. Bir kimsenin temsil yetkisi olmadığı hâlde başka bir kişi adına bir hukukî işlem veya sözleşme yapması, yetkisiz temsil olarak ifade edilmektedir. Burada yetkisi olmadan başkası adına hukukî işlem yapan kişiye “yetkisiz temsilci” denir.  Yetkisiz temsilin söz konusu olabilmesi için birtakım şartların gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Öncelikle, yetkisiz temsilci ile üçüncü kişi arasında bir sözleşme yapılmış olmalıdır. Yetkisiz temsilcinin, bu sözleşmeyi başka biri özellikle temsil olunan adına yapmış olması gerekir. Nihayet temsilen işlem yapan, temsil yetkisine sahip olmamalıdır.  Yetkisiz temsil TBK’nın 46 ve 47. maddelerinde düzenlenmiştir. Yetkisiz temsilde temsilcinin yaptığı sözleşme, kurulmuş olmakla birlikte yetkisiz temsil olunanın hukuk alanında hüküm ve sonuçlarını doğurmaz. Temsil olunan onayıncaya kadar sözleşme, eksik bir sözleşmedir. Bu durumda “askıda hükümsüzlük” söz konusu olur. Temsil olunan, yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemleri onayabilir. Bu durumda TBK’nın 46. maddesi gereğince, yetkisiz temsilcinin yaptığı işlem temsil olunanı bağlar. Onama, yetkisiz temsilci tarafından yapılan bir hukukî işleme veya sözleşmeye, daha sonra temsil olunanca verilen onaydır. Onama için herhangi bir özel şekil şartı bulunmamaktadır. Onama, geçmişe etkili sonuçlar doğurur. Böylece onama, yetkisiz olarak yapılan sözleşmeyi sanki baştan itibaren temsil yetkisi varmış gibi geçerli hâle getirir. <br>Bu durumda mahkemece ihtiyari arabuluculuk başvuru formu ve arabuluculuk sürecindeki diğer tüm belgeler temin edilerek, ihtiyari arabulculuk sürecine başvuru yapan davalı sigorta şirketinin arabuluculuk başvuru formunda karşı taraf olarak davacı asili mi yoksa davacı asil ile birlikte vekili mi gösterdiği, arabulucunun arabuluculuk sürecine davacı asili mi, yoksa vekilini mi davet ettiği belirlenerek, sadece davacı asili karşı taraf olarak göstermiş olduğu ya da arabulucunun davacı asili davet ettiğinin tespiti halinde davacı asilin, arabuluculuk sürecinde vekili görevlendirmiş olduğu ve arabuluculuk sürecine muvafakatinin bulunduğu kabul edilerek (yetkisiz temsilde örtülü kabul) davanın reddine karar verilmelidir. Ancak aksi takdirde vekilin vekaletnamesinde arabuluculuk sürecine katılması için özel yetki bulunmadığı, yetkisiz temsil hükümleri uyarınca davacının arabuluculuk sürecine muvafakati bulunmadığı, bu itibarla arabuluculuk anlaşma tutanağının davacı yönünden bağlayıcı olmadığının kabulü gerekir.<br>Öte yandan ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağı 0806/2021 tarihinde düzenlenmiş olup, bu tutanakla bir miktar ödeme karşılığı davalı sigorta şirketi davacı vekili tarafından ibra edilmiştir. Davacının vekiline verdiği vekaletname incelendiğinde vekilin uzlaşmaya, sulh ve ibraya yetkili olduğu görülmektedir. Eldeki dava 26/07/2023 tarihinde açılmıştır.<br>2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 111/2 maddesi gereğince; \"Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.\" hükmü dikkate alındığında, yukarıda açıklandığı üzere, ihtiyari arabuluculuk sürecinin usulüne uygun yapılmadığı kanaati oluştuğu takdirde maddi tazminat davasının açılmasında hak düşürücü sürenin oluşup oluşmadığı da tartışılmalıdır.<br>Hal böyle olunca açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davacı vekilinin yukarıda açıklanan nedenlerle istinaf isteminin kabulü ile 6100 Sayılı HMK.'nun 353/1 inci fıkrasının (a-6) bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının esası incelenmeden kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE,<br>2-Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ....Esas - ,...Karar sayılı, 22/11/2023 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA,<br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>4-Davacı tarafından peşin yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye gelir kaydına, 427,60 ‬TL istinaf karar harcının isteği halinde kendisine iadesine,<br>5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>İlişkin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 27/12/2024 tarihinde, 6100 sayılı HMK'nun 353. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliğiyle karar verildi.<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2b4ac335ec0942a8","SID":"89dbb91e3488e075"}}