{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO:2022/1869 <br>KARAR NO:2024/1042<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:02/03/2022<br>NUMARASI:2022/87 Esas, 2022/212 Karar<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:14/11/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, ...sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini, vekalet ücreti ve masraf alacağının hüküm altına alınması için Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/495 esas sayılı dosyası üzerinden itirazın iptali davası açıldığını, davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin 2015/4539 Esas, 2016/3235 nolu ilamıyla kararın bozulduğunu, bozmaya uyularak mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verildiğini, ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacının davalıdan 1.522.732,88 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, belirterek davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığından reddinin gerektiğini, esas yönünden ise davacıya borçlarının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece 14/04/2021 tarihli kararı ile; ... sayılı dosyasında, 1.646.665,35 TL asıl alacak ve 13.398,89 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.660.064,24 TL'nin tahsili talep edilmiştir. Davacı yan, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/495 (2017/366) esas sayılı dosyasında verilen mahkeme kararı ve Yargıtay bozma ilamında alacaklı olduklarının tespit edildiğini belirtmiştir. ... sayılı dosyanın takip tarihi 09/08/2011, işbu davanın açılış tarihi ise 10/08/2018'dir. Mahkememizin 2018/1006 esas sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporlarında tarafların ticari defter ve belgeleri incelenmiş olup, gerek davacı yan, gerekse davalı yanın ticari defterlerinde davalının işbu dava tarihi itibariyle takibe konu miktar kadar alacaklı olmadığı tespit edilmiştir. Başka bir deyişle, Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/495 (2017/366) esas sayılı dosyası ve mahkememizin 2018/1006 esas sayılı kapsamında alınan bilirkişi raporlarında davacının takip tarihi olan 09/08/2011 tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş ise de, yapılan ödemeler nedeniyle işbu dava tarihi itibariyle davacının davalıdan alacaklı olmadığı açıktır. Davacının dava açılmadan önce yapılan ödemeler nedeniyle alacaklı olmadığının tespit edildiği anlaşılmakla açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.Dairemizin 22/12/2021 tarih 2021/3393 - 2021/2429 sayılı ilamı ile; mahkeme kararında davacının takip tarihi olan 09.08.2011 tarihi itibariyle davacıdan alacaklı olduğu tespit edilmişse de yapılan ödemeler nedeniyle eldeki dava tarihi itibariyle davacının davalıdan alacaklı olmadığı gerekçesi ile hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.Ancak, itirazın iptali davalarında davacı takip tarihi itibariyle icra takibine konu asıl alacak ve fer'i talepleri ile  masraflar yönünden alacaklı olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Mahkemece bu yönde inceleme ve araştırma yapılarak, takip tarihi itibariyle davacının bir alacağı tespit edilirse, tespit edilecek bu alacağa yapılan itirazın iptali, takip sonrası yapılan ödemenin ise icra müdürlüğünce infazda dikkate alınmasına karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine iadesine karar verilmiştir.İade sonrasında mahkemece 2022/87 yeni esasına kaydı yapılmış, 02/03/2022 tarihli kararı ile; davacının takip tarihi itibariyle takibe konu miktar kadar alacaklı olduğu, takip tarihinden sonra dava tarihinden önce alacağın tamamının ödendiği uyuşmazlık konusu değildir.Davacı da, aşamalarda ibraz ettiği dilekçeleriyle takibe konu tutarın ödendiğini, taleplerinin asıl alacak haricindeki yargılama gideri, vekalet ücreti ve icra inkar tazminatına ilişkin olduğunu belirtmiştir. Mahkememizce bu sebeplerle, istinaf ilamında işaret olunan hususlar nazara alınarak davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı tarafın ... sayılı dosyasında davacının 1.522.732,88 TL 'lik kısma itirazının iptaline, takipten sonra asıl alacağın tamamı  ödenmiş olmakla yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce infazda dikkate alınmasına, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesiyle,  davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, icra inkar tazminat talebinin kabulü gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.    Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, yerel mahkemece bozma ilamı neticesinde hiçbir bilirkişi incelemesi ve araştırma yapmadan hukuka aykırı karar verdiğini, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olduğundan reddi gerektiğini, faiz itirazlarının değerlendirmeden hüküm kurulduğunu, lehe vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici davalı iş sahibidir.Dava takip tarihindeki haksız itiraz nedeni ile ödenen asıl alacak hariç yargılama gideri ,vekalet ücreti ve icra inkar tazminatı istemine yöneliktir. Aynı talep için öncesinde Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/495Esas -2015/407 Karar sayılı dosyasında açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2015/4539 Esas-2016/3235  Karar sayılı ilamıyla ,vekalet ücretinin asıl alacağın ferisi niteliğinde olduğu, asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden harçlandırmak suretiyle itirazın iptali davası açılmadığından vekalet ücretine hükmedilemeyeceği gerekçesiyle  verilen kararın bozulmasına karar verilmiş, bozma sonrası davanın reddine karar verilmiş ve akabinde iş bu itirazın iptali davası açılmıştır. Mahkeme ilk kararında ,tarafların ticari defterleri ve belgeleri üzerinde yapılan incelemede davacının bilirkişi raporlarında takip tarihi olan 09/08/2011tarihi itibarıyla davalıdan alacaklı olduğunun tespit edildiği ancak yapılan ödemeler nedeniyle iş bu dava itibarıyla davacının davalıdan alacaklı olmadığı belirtilerek açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ,dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda ise ,Davacının takip tarihi itibariyle takibe konu miktar kadar alacaklı olduğu, takip tarihinden sonra dava tarihinden önce alacağın tamamının ödendiği uyuşmazlık konusu olmadığı istinaf ilamında işaret olunan hususlar nazara alınarak davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı tarafın ... sayılı dosyasında davacının 1.522.732,88 TL 'lik kısma itirazının iptaline, takipten sonra asıl alacağın tamamı  ödenmiş olmakla yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce infazda dikkate alınmasına, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Hemen belirtilmelidirki alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkâr tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır.Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi  takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da  ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur (Hukuk Genel Kurulunun 09.02.2011 tarih ve 2011/13-29 E.,  2011/56 K., 23.05.2018 tarih ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K. sayılı kararları). Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir Dolayısıyla takipten sonra, ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödemeler yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır.Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç kalksa bile faiz ve ferileri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir.Nitekim aynı ilkeler  Hukuk Genel Kurulunun 19.10.2011 tarih ve 2011/19-532 E., 2011/640 K., 23.05.2018 tarih ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Somut olayda ,mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporunda takip tarihi olan 09/08/2011  tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacaklı olduğu ancak dava tarihi olan 10/09/2018 tarihi itibarıyla yapılan ödemeler nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olmadığı tespit edilmiştir. Davaya konu icra takibine davalı/borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlandığından ve mahkemece itirazın iptali yönünden bir karar vermediği sürece icra müdürlüğünce bu dosya üzerinden alacaklı istemi yönünden bir işlem yapılamayacağından icra takibinin feri niteliğinde olan talepler yönünden sonuç doğuracak şekilde  hüküm tesis edilmelidir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/03/2022 tarih, 2022/87 Esas, 2022/212 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5- Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 14/11/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"90ed261218e11ef9","SID":"82d3ca8389495730"}}