{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br>KARAR TARİHİ\t: 19/12/2024<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: <br>TARİHİ\t\t: <br>NUMARASI\t\t:<br><br>DAVACILAR\t: 1-... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALILAR\t: 1-... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>\t <br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ  :23/12/2024<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu senedin  müvekkillerince 1990 'lı yıllarda  teminat olarak  davalılar murisi ... lehine  iyi niyet göstergesi olarak düzenlendiğini, bononun o tarihte düzenlendiğinin kesin kanıtının üzerine yapıştırılan damga pulu olduğunu, bonoların üzerlerine yapıştırılan damga pullarının yapıştırılma mecburiyetinin 2003 yılında kaldırıldığını, Türk Hukuk Sisteminde bütün alacakların ister ilamı bağlı olsun, ister noter senedine isterse bonoya bağlı olsun 10 yılda her halükarda zamanaşımına uğrayacağını, senet üzerindeki yazıların hiçbirisinin müvekkillerine ait olmadığını, davalıların takibe koyduğu ve borca dayanak olarak gösterdiği 01.12.2019 tanzim 15.02.2020 vade ve 150.000,00-TL bedelli bono senedindeki borcun müvekkillerine ait olmadığını, müvekkilleri aleyhine davalılar tarafından davaya konu bonoya dayalı ... İcra Müd. ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, icra takibine konu alacağın hiçbir hukuki dayanağı olmadığını beyan ederek davalarının kabulü ile davalılara borçlarının olmadığının tespitini, %20 'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini dava ve talep etmiştir. <br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde  özetle; davacı tarafça açılmış bulunan menfi tespit davası haksız olup ileri sürülen hususlar usule ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu senedin alacaklısının davalı müvekkillerinin murisi İbrahim Aydın olduğunu, muris İbrahim Aydın'ın vefat etmesi nedeniyle senedin müvekkilleri tarafından tespit edildiğini ve defalarca borçlulardan ödeme talep edildiğini, borçluların ödeme yapmaması nedeniyle ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacı borçlular tarafından ... ..Hukuk Mahkemesi'nde borca itiraz edildiğini, ...Hukuk Mahkemesi .. Esas .. Karar sayılı ilamıyla davanın reddine karar verildiğini, kambiyo senetlerinde zamanaşımı senette yazılı tanzim ve ödeme tarihlerine göre belirlendiğini, senetteki pula bakılarak zamanaşımı itirazında bulunulmasının hiçbir hukuki dayanağı olmadığını beyan ederek hukuka aykırı davanın reddini %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; \"...Davacılar keşideci olan murislerinin  imzalayıp verdiği bononun sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu ya da teminat senedi olarak verildiği iddiasını kanuni delillerle (senet,yemin) ispatlamak zorundadır. Ayrıca davacılar senette bedelde tahrifat yapıldığını iddia etmiş iseler de, senedin bedel kısmının boş olarak açığa imza şeklinde verildiği de davacıların kabulündedir. Bunun yanında, damga pulu bonoların zorunlu unsuru olmayıp, bu yöndeki davacı iddiaları da sahtelik yönünden yeterli görülmemiştir. ( Emsal nitelikte, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 2020/1631 Esas<br> 2022/1305 Karar sayılı ilamı )<br> Buna göre, davacı taraf imzasını ikrar ettiği senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ve ya senet bedelinin ödendiğini, yazılı ve kesin delil ile ispat edemediğinden, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanıldığı ve davacı tarafça davalılara yemin teklif edildiği halde davalılarca yemin eda edildiğinden, davacının ispatlanamayan davasının reddine karar vermek gerekmiştir.<br>İİK'nin 72/4 maddesi hükmü \"...Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare: 02.07.2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez...\" düzenlemesini içerir.<br>Somut olayda Mahkememizce tedbir kararı verilmiş ise de, teminat yatırılmadığından tedbir kararının uygulanmadığı anlaşılmış olup buna göre yasal şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. \" şeklindeki gerekçeyle davanın reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece, bono senedinin eksik ve usulüne uygun olarak tanzim edilmemiş olması ile ilgili taleplerinin yerinde görülmemesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, dosyada mevcut davacı ...'e gönderilen ödeme emrinin ekinde bulunan bono senedinin incelenmesinde de görüleceği üzere bono senedi zamanaşımına uğradığını, söz konusu bono senedinin 30 yıl önce teminat olarak davalılar murisine verilen ve hatta bono senedindeki adreslere bakıldığında da senedin 20 sene önce hazırlandığının anlaşılacağını, davacılardan ...'in bono senedi üzerinde bulunan adresten ayrılıp şu anki adresine geçmesinin üzerinden 30 sene geçtiğini,  bono senedi üzerinde bulunan adresten takriben 30 yıl önce taşındığı, bu hususunda nüfus müdürlüğünden istenecek adres araştırmasıyla ortaya çıkacağı aşikar iken yerel mahkemenin eksik incelemeye dayalı hüküm tevcih ettiğini, davalılar 10 yıllık zamanaşımından kurtulmak amacıyla kötü niyetle tanzim tarihini ve ödeme gününü değiştirmek suretiyle bonoyu icra takibine konu ettiklerini, bu belgenin ödeme emri olarak kabul edilmesi ve bu ödeme emrine göre icra takibi yapılması Kambiyo hukuku ve yasalar yönünden mümkün olmadığını, dava konusu senedin davacıların yıllar önce teminat olarak verdiklerini ve üzeri sonradan davalılar tarafından yasalara aykırı olarak doldurulan (hukuki geçerlilik kazandırılan) ve zamanaşımına uğramış bir senet olduğunu, davalılardan ...'ın yemin edasının hukuka aykırı değerlendirildiğini, ayrıca tanıklığa ilişkin  delillerinin toplanmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve  GEREKÇE : <br>Dava kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit davasıdır.<br>HMK’nın 355.maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca; HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.<br><br>Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalılar tarafından davacılar aleyhire ..İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takip yapıldığını, ancak takibe dayanak senedin zamanaşımına uğradığını ve senet vasfını yitirdiğini beyan ederek eldeki davayı açmış, davalılar senette murisleri .. alacaklı olduğunu, murislerinin 15/09/2020 tarihinde vefat ettiğini, davacıların senedin teminat olarak  boş bir şekilde verildiğini ikrar ettiklerini, bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğunun ispat külfetinin davacı tarafta olduğunu beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hükme karşı davacılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>Hukuk yargılamasında ispat araçlarından olan “Yemin” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.<br>Yasa'nın 225. maddesine göre, yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar teşkil eder. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.<br>Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller ve yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak konular yemin konusu olamaz (6100 Sayılı Yasa Md. 226).<br>                  Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf da yemin teklif edebilir. Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez. Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır (6100 Sayılı Yasa Md. 227-228).<br>Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır. <br>               Yeminin konusunu oluşturan vakıa, her iki tarafın değil, yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa yemin iade edilemez .<br>Yasa'nın 233. maddesi uyarınca, yemin mahkeme huzurunda eda olunur. Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir. Değinilen madde gereğince yemin, \"Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?\" şeklinde yöneltilir ve yemin teklif edilen kimse tarafından \"Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum.\" denilmek suretiyle eda edilmiş sayılır. <br> Yasa'nın 234 ve devamı maddeleri gereğince, okuma ve yazma bilen sağır veya dilsizler, yemin hakkındaki beyanlarını yazıp imzalayarak yemin ederler. Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsizler, işaretlerinden anlayan bir bilirkişi aracılığıyla yemin ederler. <br> Yemin edecek kimse, mahkemeye gelemeyecek kadar hasta veya özürlü ise hâkim, bulunduğu yerde o kimseye yemin ettirir. Bu sırada isterlerse taraf vekilleri ve karşı taraf da hazır bulunabilir. Mahkemenin yargı çevresi dışında oturan kimse, yemin için davaya bakan mahkemeye gelmek zorundadır. Ancak, yemin edecek kişi, mahkemenin bulunduğu il dışında oturuyor ve bulunduğu yerde aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yolu ile yemin icrası mümkün değil ise istinabe yolu ile yemin ettirilir..<br>6100 Sayılı Kanunu'nun 237 ve müteakip maddeleri uyarınca, hâkim, eksik olan noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak için yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü soruları yemin eden kimseye sorabilir. Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder. Yemin eda edildikten sonra, yalan yere yemin nedeniyle açılan ceza davası, esas dava bakımından bekletici sorun yapılamaz.<br>Yapılan açıklamalar kapsamında somut olayın tetkikinde; 26.03.2024 tarihli duruşmada, Davalılardan ... yemin için huzura alındığı ancak \"Davalı huzura alındığında davalının işitme duyusunun çok az olduğu hiç konuşamadığı beyan edildi. Davalıya soru sorulduğunda işaretle anlamadığını konuşamadığını göstermeye çalıştı. Cevap veremedi. Bu nedenle davalının yeminli beyanı alınamadı. \" şeklindeki gerekçeyle davalının  usulüne uygun yemin etmediği, mahkemece davalı tarafa  ...'ın İşaret Dili bilip bilmediği hususunda beyanda bulunmak üzere tarafımıza süre verildiği, davalı tarafın 09/07/2024 tarihli dilekçesi ile \" ...Davalı taraf işaret dili bilmemektedir. Davalı tarafın işitme kaybı, öğrenebileceği yaşı geçtikten sonra gelmiş olup şuan anlayabilse dahi aktaramamaktadır ve okuma yazma da bilmemektedir. Bu nedenle müvekkilin yemin eda etme imkanı bulunmamaktadır.\" şeklinde beyan da bulunduğu anlaşılmıştır.<br>Hal böyle olunca mahkemece davacının okuma yazma bilip bilmediğinin araştırılması bilmemesi halinde işaretlerinden anlayan bir bilirkişi vasıtasıyla dinlenilmeye çalışılması, yeminin usulünce eda edilmeye çalışılmasından sonra  davalının işaret dili de bilmediğinin   mahkeme huzurunda tespit edilmesi halinde bu hususun tutanağa geçirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. <br>Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusu açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.(6) maddesi gereğince kaldırılmasına ve dosyanın yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılıp sonucuna göre yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine gönderilmesine  karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;<br>1-Davacılar vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; ... Mahkemesi tarafından verilen ... Esas, .. Karar  sayılı 17/09/2024 tarihli kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-)Dosyanın yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılıp sonucuna göre yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-)İstinaf başvurusunda bulunan tarafça yatırılan istinaf karar harcının  talep halinde başvuran tarafa  İADESİNE, <br>4-)İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda DİKKATE ALINMASINA, <br>5-)İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>6-)HMK’nın 359/4.maddesi uyarınca iş bu kararın mahal mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a , 362/1-g maddeleri uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.19/12/2024<br>...<br>Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"171a30172b3a0c73","SID":"375970e8ae379882"}}