{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/01/2024<br>NUMARASI\t\t:  Esas - Karar<br><br>DAVACI\t: ... - (T.C. Kimlik N: ...) <br>VEKİLİ\t: Av. ... - [<br><br>İSTİNAF EDEN DAVALI\t: ... - (T.C. Kimlik No: ...)<br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br>DAVA\t\t: Menfi Tespit <br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 12/11/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 13/11/2024<br>  Taraflar arasında görülen davada Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas .... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>DAVA: Davacı vekili,  davalı tarafından  Konya .... İcra Müdürlüğü .... Esas sayılı dosyası üzerinden dava konusu senede ilişkin olarak takip başlatıldığını, takibe konu bononun üst kısmının boş olarak teslim edildiğini, alacaklı tarafından sonradan doldurulduğunu, Konya Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette de bulunulduğunu ancak, takipsizlik  kararı verildiğini, müvekkili ile davalı arasında düzenlenen senedin  taşınmaz satışına istinaden hazırlanan teminat senedi olduğunu, tapu devrine karşılık olarak verildiğini ve illetten mücerretlik özelliğini yitirdiğini, kambiyo senedi vasfında olmadığını, ödeme yerinin gösterilmediğini, davacı tarafından davaya konu senetten dolayı 12/12/2020 tarihinde 15.000 TL EFT, 02/09/2020 tarihinde 15.000 TL EFT, 08/09/2020 tarihinde 30.000 TL EFT, 14/09/2020 tarihinde 20.000 TL EFT, 23/09/2020 tarihinde 20.000 TL EFT, 01/02/2021 tarihinde 45.000 TL EFT ile banka yoluyla ödemeler yapıldığını, 9 Temmuz 2020 tarihli whatsapp konuşmasında paranın dolar olarak, 29 Ağustos'ta 31.000 TL ve 15.000 USD'nin elden davalının eşi ....'ya verildiğinin belirtildiğini,  geri kalan borcun ise davalının eşi ....'ya nakit olarak elden verildiğini, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile senedin iptaline, kötüniyetli davalı aleyhine %20 tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili, görev itirazında bulunmuş, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davacının Konya 4. İcra Hukuk Mahkemesine takibin taliki davası açtığını, mahkemenin senet metninde herhangi bir eksiklik olmaması ve tüm yasal şartları taşıması nedeniyle davayı reddettiğini,  dava konusu senede ilişkin olarak davacının 85.000,00 TL ödeme yaptığını, kalan 215.000,00 TL'ni ödemediğini, bu nedenle aleyhine takip başlatıldığını, kalan miktarı ödediğine dair hiçbir belge ya da yazılı bir delilin  de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, \"...Dava konusu asıl uyuşmazlık takip konusu senedin bir borca ilişkin mi yoksa, taşınmaz satışından kaynaklı teminat kapsamında verilip verilmediği noktasında toplanmaktadır. <br>Dava değeri itibari ile her ne kadar tanıklık sınırının üzerinde ise de; davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu davalının eşi tanık ... ile aralarındaki ödemelere ilişkin Whatsapp yazışmaları tek başına bir delil olarak kabul edilemeyecek ise de; yazışmaların tamamı dava konusu senet ödemesine ilişkin olduğundan HMK 202/1 maddesi kapsamında yazılı delil başlangıcı olarak  kabul edilmiş ve tanık dinlenilmesine karar verilmiştir. <br>Uyuşmazlığın tespiti ve borcun mahiyetine ilişkin önem arz eden asıl beyan davalının eşi olan tanık ...'nın mahkememizdeki yeminli beyanlarıdır. <br>Tanık ... mahkememizdeki beyanlarında özetle; davalının eşi olduğunu, davacı ile gayri resmi ortaklık içerisinde ticaret yaptıklarını bu ticaret kapsamında borç ilişkisi meydana geldiğini, ayrıca davacıya eşi adına kayıtlı taşınmaz sattığını, bu satıştan 500.000,00 TL bedelli eşinin hesabına para gönderildiğini, evin rayiç bedelinin 600.000,00 TL olarak tapu da gösterdiklerini ancak evi 900.000,00 TL'ye sattığını, bakiye 400.000,00 TL borç için 300.000,00 TL'lik eşi adına senet düzenlendiğini beyan etmiştir. <br>Davacı 02/01/2024 tarihli beyan dilekçesinde; tanık ...'nın beyanlarında geçen taşınmaz satışının 900.000,00 TL değil, 800.000,00 TL olduğunu bunun 500.000,00 TL'sini peşin, bakiye 300.000,00 TL için de dava konusu senedi verdiğini beyan etmiştir. <br>Tanık beyanları ve davacı beyanları birlikte değerlendirildiğinde dava konusu takibe dayanak senedin taşınmaz satışı neticesinde teminat olarak verildiği takdir ve kanaatine varılmış, bu cihetle davalının sebepten mücerretlik ile ilgili savunmalarına itibar edilmemiştir. <br>Bu aşamadan sonra uyuşmazlık taraflar arasındaki taşınmaz satışına ilişkin bedelin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Öncelikle dosya kapsamında taşınmaz satışının hangi bedel üzerinden yapıldığının tespiti gerekmektedir. Davacı ile davalının eşi olan ve satışı bizzat gerçekleştiren Tanık ...'nın ortak beyanlarında taşınmazın 600.000,00 TL bedelle rayicinin gösterildiği belirtilmiş, buna rağmen davalının eşi tanık ... taşınmazın 900.000,00 TL bedelle satıldığını, bu bedele karşılık 500.000,00 TL ödendiğini, 300.000,00 TL'lik dava konusu senedin düzenlendiğini, 100.000,00 TL de açıktan borçlandığını beyan etmiş, davacı ise taşınmazın 800.000,00 TL bedelle satıldığını, 500.000,00 TL bedelin peşin ödendiğini, 300.000,00 TL'lik dava konusu senedin düzenlendiğini beyan etmiştir.  Tanık ... her ne kadar taşınmazın 900.000,00 TL bedel ile satıldığını beyan etmiş ise de; rayiç değer üzerinden davacının kabulündeki 800.000,00 TL'nin üzerinde bir bedelin satışta kararlaştırıldığına ilişkin herhangi bir muteber delil sunulmadığından ve peşin ödeme haricindeki bakiyenin dava konusu senet miktarında olması hususları dikkate alınarak, davacının belirlenen rayiç değer üzerindeki kabulü ile birlikte taşınmazın 800.000,00 TL'ye satıldığı takdir ve kanaatine varılmıştır.<br>Bu aşamadan sonra ispat edilmesi gereken husus 500.000,00 TL peşin bedel haricindeki dava konusu senet ile teminat altına alınan 300.000,00 TL'nin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. <br>Bu hususta da yine davalının eşi olan davacı tanığı ..., yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilen ve ödemelerin bahsedildiği, Whatsapp yazışmaları gösterilerek ve sorularak mahkememizdeki beyanlarında öncelikle Eft yolu ile gönderilen bedellerden 85.000,00 TL'nin senede ilişkin olduğunu, 60.000,00 TL'nin senede ilişkin olmayıp davacı ile aralarındaki ticarete ilişkin olduğunu beyan etmesine rağmen, davacının taraflar arasındaki ticaretin ne olduğuna ilişkin sorusuna \"hatırlamıyorum\" şeklinde beyanda bulunmuş, yine devamı beyanlarında Eft yolu ile yapılan ödemelerin tamamının dava konusu senede ilişkin olduğunu beyan etmiş, bu beyan ile birlikte Eft yolu ile yapılan toplam 145.000,00 TL'nin dava konusu senede ilişkin yapıldığı takdir ve kanaatine varılmıştır. <br>Yine 29 Ağustos 2020 tarihinde elden alınan toplam 31.000,00 TL ve 9 Temmuz 2020  tarihinde dolar üzerinden yapılan ödeme tanık ...'dan sorulmuş; 15.000 dolarlık ödemenin senede ilişkin yapılmadığını, emanet para olarak verildiğini, bu emanet parayı da henüz ödemediğini beyan etmiştir. Yine 31.000,00 TL'lik ödemenin senede ilişkin olmadığını beyan etmiştir. <br>Dava konusu senedin verilmesine sebep taşınmazın satışının bizzat gerçekleştiren tanık ... beyanlarında davacı ile aralarında gayri resmi ortaklık ve ticaret bulunduğunu belirtmesine rağmen, hangi ticaretin yapıldığına ilişkin açıklama yapamaması; yine davacının borcu bulunmasına rağmen, 9 Temmuz 2020 tarihindeki yazışmalara göre elden almış olduğu 15.000 dolarlık ödemenin borç olarak alındığı yönündeki beyanlarına, borcu olan birinin borç vermesi hususunun hayatın olağan akışına aykırı olması sebebiyle itibar edilmemiş ve davacının elden ödeme şeklinde gerçekleştirdiği 31.000,00 TL ve 15.000 dolar (9 Temmuz 2020 Merkez Bankası verilerine göre 1 dolar =6,85 TL[15.000x6,85=102.750,00 TL]) ödemenin dava konusu senet kapsamında yapıldığı takdir ve kanaatine varılmıştır. <br>Yine mahkememizde dinlenen davacı tanığın ... beyanlarında taraflar arasındaki senet ilişkisinin ev satışından kaynaklı olarak verildiğini, evin 800.000,00 TL'ye satıldığını, davacının Konya  da bulunmadığı bir tarihte senet borcuna ilişkin davalının eşi ...'ya verilmek üzere 25.000,00 TL ve 15.000,00 TL'lik iki ayrı Eft gönderildiğini ve bu gönderilen bedelleri davalının eşi ...'ya elden verildiğini beyan etmiştir. Tanık ... bu beyan üzerine yemini tahtında tekrar huzura alınmış ve beyanında \" tanık ... elden ödeme yaptığını beyan ediyor ise ben bu ödemeyi almışımdır, ancak bu ödemeye senede istinaden almadım\" şeklinde beyan da bulunmuş olup, tanık ... her ne kadar ödemeyi senedi ilişkin almadığını beyan etmiş ise de; hangi hususa ilişkin aldığına dair bir açıklama veya sunulan muteber bir delil bulunmaması nedeniyle tanık ...'in beyanlarında geçen toplam 40.000,00 TL'lik ödemenin de dava konusu senede ilişkin olarak yapıldığı takdir ve kanaatine varılmıştır. <br>Tanık ... yine mahkememizdeki beyanlarında, senet borcu bittikten sonra davacı ile davalının eşi diğer tanık ...'ın 2 kere bir araya geldiklerini her iki görüşmede de yanlarında olduğunu davacının senedin iadesini istediğini, tanık ...'ın ise buna cevap vermediğini, tanık ... ile davacının herhangi bir ticaretinin olmadığını beyan etmiştir. <br>Yine tanık ..., davacının sekreter olarak çalıştığını, kendisi işe girmeden önce davacının davalıdan daire satın aldığını, işe başladığı dönemlerde bu daire alış verişi ile alakalı görüşmeler yapıldığını, davacının ödemelerin tamamını bitirdiğini, ödemelerin bitişini kutlamak mahiyetinde kendisinden kahve yapılmasını istenildiğini, ödemelerin bittiğine dair konuşmalar yapılırken diğer tanık ...'in de aynı ortamda bulunduğunu, davacının senede istemesi sonrasında diğer tanık ...'ın \" yarın ve diğer gün getiririm acelesi yok\" şeklinde beyanda bulunduğunu beyan etmiştir. <br>Tanık ... ve ... her ne kadar davacının çalışanları ise de; beyanları arasında ihtilaf bulunmaması yine tanık ... hakkında davalının eşi olan ve ödemeleri alan diğer tanık ...'ın \"... elden ödeme yaptığını beyan ediyor ise ben ödemeyi almışımdır\" şeklindeki ifadeleri dikkate alındığında tanık ... ve ...'un  beyanları mahkememizce yargılamaya esas alınmıştır. <br>İzah edilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının dava konusu senedin teminat olarak  verildiği, 800.000,00 TL'lik  taşınmaz satışına ilişkin olarak, 500.000,00 TL peşin ödeme, 145.000,00 TL EFT, 31.000,00 TL ve 15.000  dolar (15.000x6,85=102.750,00 TL) davalının eşi Tanık ...'a elden ödeme ve tanık ... aracılığı ile yine davalının eşi ...'a 40.000,00 TL elden ödeme şeklinde ödemelerin gerçekleştirildiği, bu ödemeler toplamı ile davacının taşınmaz satışına ilişkin karşı tarafa 818.750,00 TL ödeme yaptığı dolayısıyla dava konusu senetten kaynaklı olarak herhangi bir borcunun kalmadığı anlaşılmakla davacının davasının kabulüne karar verilmiştir. <br>Davacının, dava konusu senet kapsamında ödemelerin tamamını gerçekleştirmesine ve tanık beyanlarına göre ödemenin bittiği taraflar arasında konuşulması ve tanık ...'un beyanlarına göre kutlama vesilesi yapılmasına rağmen,  kötüniyetli olarak dava konusu takibin başlatıldığı anlaşılmış olup, davalının dava değerinin %20'si oranında kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\" gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davacının Konya ... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı takip dosyasında, takibe konu edilen 25.06.2020 tanzim, 25.09.2020 vade tarihli,  300,000,00 TL  bedelli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, dava konusu takipte kesinleşen dava değeri miktarının %20'si oranında hesaplanan 51.293,11 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, davaya konu senedin kambiyo senedi olduğunu ve senede karşı senetle ispat yükümlülüğünün bulunduğunu, davacının toplam 85.000,00 TL ödeme yaptığını kalan 215.000,00 TL'ni ödemediğini, yapılan ödemelerde açıklama kısmında  25/09/2020 vade tarihli senede ilişkin ibaresinin bulunduğunu, bonoya mahsuben yazıldığını, bu dekontlar dışında kalan miktara ilişkin herhangi bir ödeme makbuzu belgesi veya dekontu sunulmadığını, mahkeme gerekçesinin yetersiz ve izaha muhtaç olduğunu, müvekkili aleyhine  kötüniyet tazminatına karar verilmesinin de hatalı olduğunu, davacının tanıklarının  kendi çalışanları olması nedeniyle de beyanlarına itibar edilemeyeceğini,  taraflar arasındaki ilişkiden ve ödemelerden bilgi sahibi olmadıklarını, gerçek dışı beyanlar verdiklerini, ispat yükünün davacıda olduğunu ve davacı tarafından davasının ispat edilemediği ileri sürülerek, mahkeme kararının  kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, kambiyo senedine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. <br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>Davacı tarafça dava konusu 25.6.2020 keşide, 25.9.2020 vade tarihli, 300.000,00 TL bedelli, keşidecisi davacı, lehtarı davalı olan 300.000,00 TL bedelli bononun üst kısmını boş olarak teslim alan alacaklının rakamı sonradan doldurduğu, bono bedeli fazlasıyla ödenmesine rağmen aleyhine takip başlattığı, senedin taşınmaz satışına istinaden düzenlenen teminat senedi olduğu, senet üzerinde keşide yeri de gösterilmediğinden kambiyo senedi vasfında olmadığı, senet borcunun da ödendiği, bu nedenle davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı iddia edilmiş, davalı tarafça, davacının iddialarının yerinde olmadığı, davacının parça parça 85.000,00 TL ödeme yaptığı, kalan 215.000,00 TL'ni ödemediği, davacının iddialarını yazılı delille ispat etmesi gerektiği savunulmuştur.<br>Bu itibarla, taraflar arasında dava konusu senedin taşınmaz satışı nedeniyle düzenlendiği, davacı tarafından 85.000,00 TL ödeme yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, bakiye ve dava konusu senet bedelinin davacı tarafından ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. <br>Somut olayda, ispat yükü 85.000,00 TL dışındaki EFT ile yapılan ödemeler yönünden davalıda, diğer yapıldığı iddia edilen ödemeler yönünden ise, davacı üzerinde olup, bu kapsamda tarafların iddia ve  savunmalarını ispat etmeleri gerekmektedir. <br> Davacı tarafça, delil olarak ödeme dekontlarına, davalının eşi ile arasındaki whatsapp görüşme kayıtlarına, tanık ve yemin deliline dayanılmıştır.<br>Davacı tarafından  daha önce de senedin sonradan doldurulduğu ve kambiyo senedi vasfında olmadığı iddiası ile Konya .. İcra Hukuk Mahkemesi'nin .... E-....K. sayılı dosyasında açılan davada davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf ve temyiz incelemesinden de geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>Her ne kadar icra hukuk mahkemesince verilen karar  maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmese de, dosya kapsamı itibariyle de davacı tarafça senedin kambiyo senedi vasfına yönelik iddialarının ispat edilemediği kanaatine varılmıştır.<br>Davacının ödeme iddiasının incelenmesine gelince ise; Taraflarca ibraz edilen ödeme dekontlarında 85.000,00 TL'lik ödeme yönünden açıklama bulunduğu diğer dekontlarda herhangi bir açıklamaya yer verilmediği görülmüştür.<br>TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' hükmü düzenlenmiştir. <br>6100 sayılı HMK'nın  200. maddesinde ise, ''Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. '' hükmü yer almaktadır. <br> HMK'nın 202. maddesinde '''Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. '' hükmü düzenlenmiştir. <br>Aynı Yasa'nın 240/2 maddesinde de ''Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar. Bu listede gösterilmemiş olan kimseler tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez. '' düzenlemesi bulunmaktadır. <br>HMK'nın  247. maddesinde '' (1) Kanunda açıkça belirtilmiş olan hâllerde, tanık olarak çağrılmış bulunan kimse, tanıklık yapmaktan çekinebilir.<br>(2)  Kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme sebeplerinin varlığı hâlinde, hâkim tanık olarak çağrılmış kimsenin çekinme hakkı bulunduğunu önceden hatırlatır.'' hükmü yer almaktadır. <br>Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra sonra somut olaya gelindiğinde ise, mahkemece,''.... Dava değeri itibariyle her ne kadar tanıklık sınırının üzerinde ise de, davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu davalının eşi tanık ... ile aralarındaki ödemelere ilişkin whatsapp yazışmaları tek başına delil olarak kabul edilemeyecek ise de, yazışmaların tamamı dava konusu senet ödemesine ilişkin olduğundan HMK 202/1 maddesi kapsamında yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmiş ve tanık dinlenilmesine karar verilmiştir...'' gerekçesine dayanılmış ise de, davacı ile davalının eşi arasındaki görüşme kayıtları HMK'nın 202. maddesi kapsamında yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceğinden yazılı delil ile ispat edilmesi gereken işbu davada anılan gerekçe ile tanık dinlenilmesi yerinde olmadığı gibi, davalının eşinin tanık olarak beyanlarının alındığı, anılan tanığın davacı tanığı olarak dinlenildiği, davacının dava dilekçesinde tanıklarını bildirdiği, bildirilen tanıklar arasında anılan tanığın isminin yer almadığı, 16/6/2023 tarihli dilekçede yeniden tanık listesi verilerek bu tanığın ismine de yer verildiği bu itibarla, ikinci kez tanık listesi verilemeyeceğine ilişkin usul  kuralı da ihlal edildiği gibi, tanık beyanı alınırken  tanıklıktan  çekinme hakkı da  hatırlatılmaksızın yeminli beyanının alınması da usul kurallarına aykırılık teşkil ettiğinden yerinde görülmemiştir. <br>Ödeme dekontları yönünden de, 85.000,00 TL bedel dışındaki EFT ile yapılan ödemeler açısından ispat yükü davalıda, diğer ödemelere yönelik olarak ispat yükü davacı da olup, konuşma kayıtlarında geçen ödeme ifadelerinin de dava konusu senede istinaden yapıldığının ispatı gerekirken davacı tarafından ispat edilmiş gibi kabul edilmesi ve yazılı delil ile ispat edilmesi gereken hususlarda tanık beyanlarının hükme esas alınması da yerinde olmamıştır. <br>Bu durum karşısında, mahkemece  yukarıda da açılandığı üzere 85.000,00 TL bedel dışındaki EFT ile yapılan ödemeler yönünden ispat yükünün davalıda, diğer ödemelere yönelik olarak ispat yükünün davacıda olduğunun kabulü ile, davacının yemin deliline de dayandığı anlaşılmakla, davacı tarafça iddiasının yazılı delille ispat edilemediği kanaatine varılması halinde davacıya yemin teklif edilmesi gerektiği hususu nazara alınmaksızın ispat yükünün tayininde hataya düşülerek, usul ve esas yönünden yanılgılı değerlendirmelere ve eksik incelemeye dayalı ilk derece mahkemesi kararının davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin kötüniyet tazminatına yönelik istinaf istemlerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1- Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile; Konya .. Ticaret Mahkemesi'nin 04/01/2024 tarih, ... Esas- ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3- İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 4.380,00 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, <br>4- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>5- İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/11/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.<br><br>     Başkan ...                 Üye ...                        Üye ...                   Katip ...<br>         e-imzalıdır                   e-imzalıdır                         e-imzalıdır                      e-imzalıdır<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"99c527c136f23443","SID":"9d98c68dbff3bb4d"}}