{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ....<br>KARAR NO\t: ....<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/03/2024<br>NUMARASI \t: ....... Esas- ....... Karar<br><br>DAVACI\t: ... <br>VEKİLLERİ\t: Av. ... &  Av. ...  <br><br>İSTİNAF EDEN DAVALI\t: .........<br>VEKİLİ\t\t: Av. ...  <br>DAVA\t\t: İtirazın İptali <br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 17/12/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 19/12/2024<br>  Taraflar arasında görülen davada  Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas - ....... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>DAVA:  Davacı vekili, 20.07.2016 tarih, ....... sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan 667 ve 670 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ......... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin kapatıldığını, ticaret sicil kaydının re'sen terkin edildiğini, tüm mal varlığının Hazineye devredildiğini, ....... sayılı Genelge ve ....... sayılı Tebliğ hükümleri uyarınca ......... San. ve Tic. Ltd. Şti. için oluşturulan inceleme ve değerlendirme komisyonu tarafından 29.12.2017 tarih, ....... sayılı inceleme ve değerlendirme raporunun tanzim edildiğini, raporda davalı şirketten 22.760,16 TL alacağı olduğunun tespit edildiğini, bunun üzerine Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ....... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava  etmiştir. <br><br>CEVAP: Davalı vekili, icra takibine konu değerlendirme ve inceleme komisyonu raporlarının müvekkiline tebliğ edilmediğini, faturalarda müvekkilinin imzasının bulunmadığını, taraflar arasında böyle bir cari hesap oluşturacak ticari bir faaliyet bulunmadığını, davacının teslim edilmesi konuşulan ürünleri teslim etmediğini ayrıca, davacının iddiasını ispatlaması gerektiğini, davacının kötüniyetli olduğunu ve gerçekte olmayan bir alacağı tahsil etmek istediğini savunarak,  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece, \"...Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir.<br>Davaya konu, Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ....... Esas sayılı takibinin 22.760,16 TL asıl alacak 6.285,55 TL işlemiş faiz olmak üzere 29.045,71 TL üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak 08/06/2018 tarihli ....... Valiliği Defterdarlık KHK İşlemleri Bürosunun düzenlediği tutanağın gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. <br>Taraflar arasındaki ihtilaf; taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, ticari ilişkinin açık hesap şeklinde yürütülüp yürütülmediği, açık hesap şeklinde yürütülen ticari ilişki nedeniyle davacının alacaklı olup olmadığı ile varsa alacak tutarının ne kadar olduğu hususlarından ibarettir. <br>İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında;  i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.<br>Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı ilamları)<br>Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.<br>Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.(Yargıtay HGK'nın 22/11/2022  gün ve 2021/(19)11-990 E 2022/1568 K sayılı ilamı)<br>Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da  ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir.<br>Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından  ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems:Yargıtay HGK'nın 22/11/2022  gün ve 2021/(19)11-990 E 2022/1568 K sayılı ilamı) <br>Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın 2017/(19)11-926 E 2021/177 K sayılı ilamı) <br>Davacı tarafın ticari defterlerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen düzenlenen 19/06/2023 tarihli bilirkişi raporu ile Ocak-Temmuz 2016 dönemi A4 kağıda bastırılmış ve bu kağıtlar üzerinde incelemenin yapıldığı, e-defter kaydının bulunmadığı, davacının davalıdan 22.760,16 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. <br>Davalı tarafın ticari defterlerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen düzenlenen 07/09/2023 tarihli bilirkişi raporu ile davalı tarafa ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun olarak tutulduğu, davacının 6 adet fatura düzenlediği, kredi kartı ile ödeme kaytının bulunduğu, 2016 yılında 3.952,41 TL tutarlı faturanın bulunduğu, herhangi bir alacak borç kaydının bulunmadığı tespit edilmiştir. \t<br>Davalının ticari defterlerinde davacı tarafça düzenlenen faturaların kayıtlı olması karşısında, her ne kadar davalı defter kayıtlarına göre alacak borç yoksa da davalının defterlerinde yer alan ödeme kayıtlarının dayanaklarını göstermesi gerekir. Tek başına ödeme kaydına itibar edilmesi mümkün değildir. Özellikle ödemelerin kredi kartıyla yapıldığının kayıt altına alınması karşısında bu ödemelere ilişkin hesap ekstrelerinin ibrazı gerekir. Davalı tarafa bu yönde verilen süreye rağmen hesap ekstresi ibraz edilmediği gibi banka bilgisi de verilmemiştir. Bu nedenle davalı defterlerinde yer alan ödeme kayıtlarına itibar etmek mümkün olmamıştır. <br>Bu kapsamda, taraflar arasındaki ticari ilişkinin açık hesap şeklinde yürütüldüğü, davacının düzenlediği 6 adet faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının ödeme savunmasını usulünce ispatlayamadığı, dolayısıyla davacının takip tarihi itibariyle takip tarihi itibariyle davalıdan 22.760,16 TL tutarında alacaklı olduğu sonucuna varılmıştır.<br>Davacı takibe konu alacağın ödenmesi için takipten önce davalıya ihtarname gönderildiği, ihtarnamenin 27/08/2018 tarihinde tebliğ edildiği, tanınan mehil süresi dikkate alındığında davalının 07/09/2018 tarihinde temerrüde düştüğü, temerrüt tarihi ile takip tarihi arası dönemde asıl alacağa işleyen yasal faiz tutarının 6.285,55 TL olduğu, davacının takip tarihi itibariyle bu tutarda faiz alacağının da bulunduğu kabul edilmiştir.<br>Tarafların feri nitelikteki tazminat istemleri yönünden yapılan değerlendirmede; takibe itirazın haksız olması ve alacağın likit olması nedeniyle hükmedilen alacağın % 20'si oranında davacı lehine tazminata hükmetmek gerekmiş, davalı tarafça takibin kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\" gerekçesiyle, davanın kabulüne, Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ....... E. sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 22.760,16 TL asıl alacak ve 6.285,55 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 29.045,71 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, 29.045,71 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 5.809,14 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davalı vekili, icra takibine konu faturalarda müvekkilinin imzasının bulunmadığını, ürün tesliminin de olmadığını, faturaların düzenlendiği dönemde taraflar arasında bir ticari ilişki bulunmadığını, davacının düzenlemiş olduğu fatura ve davacının ticari defter kayıtlarının müvekkilinin ticari defter kayıtları ile doğrulanmadığı sürece alacağın varlığına delil teşkil etmeyeceğini, davacının iddiasını ispatlaması gerektiğini, davacının kötüniyetli olduğunu ve gerçekte olmayan bir alacağı tahsil etmek istediğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının eksik ve çelişkili olduğunu ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına  karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:  <br>Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Mahkemece yapılan yargılama sırasında bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve yazılı gerekçe  ile davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>Somut olayda, davacı şirketin 667 ve 670 sayılı KHK kapsamında kapatılarak Hazineye devredildiği, Vergi Müfettişi tarafından düzenlenen görüş ve öneri raporu ile şirketin davalıdan alacağı olduğunun tespit edilmesi sonrası işbu görüş ve öneri raporuna dayalı davalı aleyhine takip başlatıldığı, davalı tarafça taraflar arasında herhangi bir akdi ilişkinin bulunmadığı, kendisine bir mal tesliminin de olmadığının savunulduğu, davalı defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, ilişkinin 07/03/2014 tarihli fatura ile başladığı, tarafların açık hesap şeklinde çalıştığı, yıl içinde davacı tarafından 6 adet faturanın düzenlendiği, faturaların davalının ticari defterlerine kaydedildiği, işbu faturaların iki adet kredi kartı ödemesi ile ödendiği ve davacının bir alacağının olmadığı, 2015 yılı kayıtlarında da herhangi bir ilişkiye rastlanmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. <br>Mahkemece verilen kesin süre içerisinde davalıdan ödemeye ilişkin belgelerin sunulmasının istenildiği, davalı tarafça şirket merkezinin ve çalışılan bankaların yakın tarihte değişmiş olması nedeniyle dekontlara ulaşılamadığı, davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesinden sonra taraflarına ek süre verilmesinin talep edildiği, davalının yemin teklif etme talebinin de cevap dilekçesinde yemin deliline dayanılmaması nedeniyle reddine karar verildiği, davalı tarafça ödeme belgelerinin de  ibraz edilmediği tespit edilmiştir. <br>Bu durum karşısında, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından davalı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 1.984,11 TL harçtan,  peşin alınan 496,03 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.488,08‬ TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>4-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>6-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/12/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.a  maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.<br>\t\t\t<br><br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır <br><br>Katip ...<br> e-imzalıdır <br><br><br>....<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"096881aeec26bb9b","SID":"18c098b378bf70ba"}}