{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   23. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/1871 - 2024/1745<br>\t            T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ       <br>\t            \t\t         (İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t\t\t  E S A S T A N    R E D D İ)<br>                    \t\t\t           <br>ESAS NO\t: 2024/1871 <br>KARAR NO\t: 2024/1745<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t\t:  Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t\t\t:  25/09/2024<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t:  2021/612E., 2024/603K.<br>DAVACI \t\t\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t: <br>     \t<br>\tDavacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili sigorta şirketinin site apartman yönetim sigortası poliçesi kapsamında sigortalı olan ... adresindeki   ... Konutları isimli sitede  sigortasının bulunduğunu, davalı özel güvenlik şirketinin  24 saat güvenlik hizmeti sunduğu ... Konutları isimli bu sitede, 01/11/2019 tarihinde kimliği belirsiz kişilerce jeneratöre bağlı kabloların çalınmış olduğunu, davalı güvenlik şirketinin meydana gelen hırsızlık olayında kusur ve ihmali ile sorumlu olduğunu, müvekkili şirket tarafından alınan eksper raporuna göre hasar miktarının 22.347,00 TL olduğunun tespit edildiğini, hasar bedelinin 06/07/2020 tarihinde sigortalısına tamamen ödendiğini, davalı hakkında Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2020/8999 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalı tarafın itiraz etmediğini, takibin kesinleştiğini, icra dosyasına 28.476,00 TL davalı şirket tarafından ödeme yapılmış olduğunu,  ancak davalı tarafın vekilinin ödemenin şirketin hesabına yapılacağını bildirmesi üzerine sehven işlemleri hızlandırmak adına haricen tahsil bildiriminde bulunduklarını, borçlu şirket tarafından hem icra dosyasına hem de müvekkili şirkete mükerrer ödeme yapılmayacağının izahtan vareste olduğunu, icra dosyasına gelen tahsilatı talep ettiklerinde icra müdürlüğünün 04/12/2020 tarihli kararı ile dosyaya herhangi bir tahsilatın gelmediğini belirtilerek taleplerinin reddedildiğini, dosyada herhangi bir tahsilat gerçekleşmediğinden dosya kaydının açılması talep edilmiş ise de icra müdürlüğünün 10/12/2020 tarihli kararı ile taleplerinin reddedildiğini, Ankara 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/1052 esas 2020/79 karar sayılı dosyası ile şikayet ettiklerini, bu taleplerinin reddine karar verildiğini, icra dosyasındaki borcun tahsil edilmemiş olmasına rağmen dosya kapalı olduğundan davalı şirket sebepsiz zenginleştiğinden dosya borcu haricen de tahsil edilmemiş olduğundan icra müdürlüğünün hatalı işlemi sonucu geri alındığından bu davayı açmak zorunda kaldıklarını  ileri sürerek,  fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davalı şirketten 28.476,00  TL alacağın tahsili ile alacaklarının temerrüt tarihi olan 01/12/2020 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacı tarafın  taleplerinin  tamamının zamanaşımına uğradığını,  HMK 190 uyarınca davayı ispat yükünün davacıda olduğunu, dosya alacağının tamamının haricen tahsil edildiğinin bildirimi tahsil harcı yatırılmamış olsa dahi, bildirimin yapıldığı icra dosyasındaki alacağın sona erdiğinin bildirimi niteliğinde olduğundan feragat hükmünde olduğunu, dava konusu olayda davacının haricen tahsil bildiriminden başka, vezneye yatırılması gereken tahsil harcını da yatırdığını, nitekim dosyaya bakan icra hukuk mahkemesinin sehven haricen tahsil bildirimi yapılmasının mümkün olmadığına karar vermiş olduğunu,  davacının sebepsiz zenginleşmeye dayalı talebini  delillerle  ispat etmesi gerektiğini,  Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2020/8999E. Sayılı dosyasından ilamsız takip başlatılan hasar bedeli alacağının takip hukuku bakımından kesinleşmiş bir takip olsa da; maddi hukuk anlamında menfi tespit ve istirdat davası açma hakkının her zaman bulunduğunu,  ... Konutları Sitesi'nden jeneratör kablolarının çalınmasında güvenlik şirketi davalıya atfedilebilir bir kusur bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br>\tİlk derece mahkemesince \"... Dava, davacı sigorta şirketinin  sigortalısı davadışı Site/ Apartman  yönetimi sigortası poliçesi kapsamında  yaptığı ödemenin davalı şirketten  Rücuen tahsili için açılan tazminat davasıdır.<br>Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden nazara alınması gerekir.  <br>TTK'nın 1301. maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1301. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 Esas, 1954/11 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. 17.01.1972 tarih ve 1970/2 Esas, 1972/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44. maddesine (TBK m.52) de dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır. Sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı işbu itirazın iptali davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 3 Temmuz 1944 tarihli ve 5746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarih ve 37 E. - 9 K. sayılı kararına göre de \"Sigortacının sigorta  poliçesinden  münbais  olmayıp  kanundan  aldığı bir salâhiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği dâvada hukuk mahkemesine başvurması gerekir.\" şeklindedir. Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmadığından. Bu nedenle halefiyet davası ticari dava sayılamaz. Bu dava aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusu olduğu ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19/09/2019 tarihli   2018/1452 Esas, 2019/1043 Kararı) <br>Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin  04/11/2020 tarihli  2019/1937 Esas, 2020/1563 Kararı ile yine Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin  21/09/2022 tarihli  2022/608 Esas, 2022/881  Kararı ile SİTE YÖNETİMİ tüketici konumunda bulunduğundan, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kalan davanın  dava tarihindeki yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun uyarınca görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi olduğu belirtilmiştir.<br>Somut olayda, davacı sigorta şirketi Site/ Apartman  yönetimi sigortası poliçesinin şirketi olup, rücu tazminatına konu uyuşmazlık sitenin jeneratöre bağlı kablolarının çalınması haksız fiilden kaynaklanmakta olup davadışı ... Konutları Site/ Apartman  yönetimi sigortası yapılan Site/Apartman yönetimi tüketici sayıldığından, bu durumda uyuşmazlığın, Ankara Nöbetçi Tüketici Mahkemesinde  görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 20/11/2014 tarihli  2014/19739 Esas, 2014/16457 Karar sayılı emsal kararı da bu doğrultudadır. <br> Mahkemenin görevli olması ise, HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca dava şartlarından olup, anılan kanunun 115. maddesi uyarınca da davanın her  aşamasında mahkemece kendiliğinden  araştırılır. Buna göre, davacının halefiyete dayalı olarak açtığı iş bu rücuen tazminat  davasında  Ankara Nöbetçi Tüketici Mahkemesi görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilerek...\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>\tİstinaf yasa yoluna başvuran-davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tüketici mahkemesinin görevli olmadığını, davanın doğru mahkemede açıldığını bildirerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t\t:<br>Dava, \"Site/Apartman Yönetimi Sigortası Poliçesine\" dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. <br>\tDosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden  HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. \t<br>HÜKÜM \t\t\t: <br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:\t<br>\t1- HMK m. 353/1,b,1 gereğince; Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2021/612E., 2024/603K. sayılı dava dosyasında verdiği 25/09/2024 tarihli kararına yönelik davacı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE. <br>\t2-Harç peşin olarak yatırıldığından tekrar harç alınmasına yer olmadığına.<br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine.<br>\t4-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına.<br>\t\t18/12/2024  tarihinde,  dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 353/1,a ve 362/1,g gereğince KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.\t<br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  19/12/2024  <br><br>          \tBaşkan                Üye                  Üye                Katip <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bad2f4e3615d9f37","SID":"772aa0609c37ad54"}}