{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">ŞT.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2009 <br>KARAR NO: 2024/1773<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/07/2021<br>NUMARASI: 2020/387 Esas - 2021/625 Karar <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Bankacılık İşleminden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı ... San. ae Ltd. Şti. arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinin davalı tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, sözleşmeye kapsamında taksitli kredi ile gayrinakdi çek taahhüt bedeli kredisi kullandırıldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine Kahramanmaraş ... Noterliğinin 27.11.2019 tarihli ihtarı ile hesabın kat edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, talep edilen faizin sözleşmeye uygun olduğunu, sözleşmenin 41. maddesi uyarınca bankanın defter ve kayıtlarının kesin delil niteliğinde olacağını ileri sürerek,  586.705,92 TL nakdi ve gayrinakdi kredi alacağa yönelik itirazın iptali ile takibin devamına ve % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.Davalı, davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak kullandırılan kredilerin kat'ı sonrası açılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. GKS, ihtar, ihtarın tebliğine ilişkin evraklar,  ticari defterler, ticaret sicil kaydı ve tüm dosya içeriği ile bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğine; 13.09.2017  tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ile ... şirketinin kullandığı kredilere davalının 5.000.000 TL kefalet limiti ile kefil olduğu anlaşılmıştır. Davaya konu alacağın dayanağı krediler, ... nolu kredilerdir.  Kefalet sözleşmesi 6098 sayılı yeni TBK’nu yürürlüğe girdikten sonra tanzim edilmiştir. Davalı kefil açısından kefalet limitlerinin sözleşmede açıkça gösterilmiş olduğu ve TBK.’nun 582. 583. ve 584 m. öngörülen kefalet sözleşmesinin yazılı yapılması, kefaletin türü, sorumlu olunacak azami kefalet limiti, kefaletin tarihi ve yasada şartların bizzat kefillerin kendi el yazıları ile yazılmış olduğu kefalette bulunduğu, tüm bunlara göre geçerli bir kefalet akdinin kurulmuş olduğu, TBK'nun 598/3. maddesindeki 10 yıllık sürenin henüz dolmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında akdedilen sözleşmeler yasal değişiklik tarihi 28.03.2013'den sonra akdedilmiş olması nedeniyle, davalı/kefilin şirket ortağı ve/veya yöneticisi oldukları anlaşıldığından, eş muvafakati belgesine gerek olmadığı kanısına varılmıştır. TBK’nun 589 ve 590. maddesine göre; kefil her durumda, kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumludur. Kefilin/lerin sözleşmede gösterilen azami kefalet limiti aşılmamak üzere, temerrüt tarihine kadar işlemiş olan akdi faiz ve ferilerinden dolayı da ayrıca sorumludurlar. 26 Kasım 2013 tarihinde yürürlükte bulunan, 6102 sayılı TTK'nun 7. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde: 'Ancak, kefil ve kefillere, tahahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez' hükmüne yer verilmiştir. TTK yasa tasarısının 7. maddesinin 1. fıkrasına eklenen 2. cümle ilgili olarak kanunlaşma sürecinde verilen önerge ve kanunun gerekçesinde kefile alacağın ve borcun yerine getirilmediğinin ihbarı gerektiği, ihbar edilmeden asıl borçlunun temerrüdü yönünden kefillerden temerrüt faizi istenemeyeceği belirtilmiştir. Eklenen bu fıkra 6762 sayılı Eski TTK'nunda bulunmayan yeni bir hükümdür. 6102 sayılı TTK'nun yürürlükte olduğu dönem içerisindeki kefillere yönelik alacağın tahsili yönündeki hukuki işlemlerde bu hükmün uygulanması gerekir. Buna göre asıl borçlunun borcunu ödemediği müteselsil kefile ihbar edilmedikçe asıl borçlunun temerrüdü nedeniyle oluşan temerrüt faizinden müteselsil kefil sorumlu tutulamaz. Ancak kefil kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacağından kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer'ilerinden sınırsız olarak sorumlu tutulabilir. GKS gereğince düzenlenen hesap kat ihtarının tebliği sonrası verilen sürenin bitimiyle 16.12.2019 tarihinde davalı kefil temerrüde düşmüştür.Genel kredi sözleşmelerinde temerrüt faizi oranın belirleme yetkisinin bankanın keyfine bırakılmasında doktrinde eskiden beri çok kuvvetli bir şekilde ileri sürülen görüşleri 'Ticari Kredilerde Temerrüt Faizi oranının Sözleşme Eliyle Bankaların inisiyatifine Bırakılması Sorunu' ( ...) isimli makaleden aynen aktarmak gerekir ise: Öğretide özellikle ekonomik özgürlükleri sınırlandıran sözleşmelerin sözleşme ile taahhütte bulunan kişinin ekonomik özgürlüğünü yok etmesi veya ağır şekilde kısıtlaması halinde ahlaka aykırı kabul edildiği dikkat çekmektedir. Konumuzla ilgisi nedeniyle ...’in genel kredi sözleşmelerinde yer verilen kurallarla, bankalara faiz oranlarını tek taraflı artırma yetkisi hakkındaki görüşlerini burada özellikle zikretmek gerekmektedir. Yazara göre bu hükümler, bankaya tek yanlı olarak, diledikleri kadar artırma yetkisi vererek, banka müşterisi sanayici ve tüccarın iktisadi varlığının yok olması tehlikesi yaratacak biçimde mutlak surette bankaların keyfine bağlı tutmakta, tüccar ve sanayicileri bankaların vesayetine sokmakta ve iktisadi faaliyet hürriyetinin kullanılmasını felce uğratan bir nitelik taşımaktadır. Bu hükümler, BK md 19 ve 20 gereğince hem kişilik haklarına hem de ahlaka aykırı olduğundan batıldır. ... daha dar bir çerçevede, sözleşmenin taraflarından birinin hukuki veya fiili tekel durumunda bulunması halinde, güçlü ve üstün durumunu kullanarak edimler arasında büyük oransızlığa sebep olmasının gabin dışında bir olgu sayılarak ahlaka aykırı olarak nitelendirilmesi gerektiği görüşündedir.... , ise 'Türk hukukunda banka kredi sözleşmelerinde bankalara sözleşmede yer alan faiz oranlarını sonradan herhangi bir sınıra bağlı olmaksızın tek taraflı olarak istedikleri kadar artırma' yetkilerinin tanınmasının ahlaka aykırı olduğu BK md 19 ve 20 gereğince hükümsüz sayılması gerektiğini belirtmektedir. Ticari kredi ilişkisinin doğumunda öncelikle bir temel ve çerçeve sözleşmesi olan genel kredi sözleşmesi (GKS) yapılmaktadır. GKS ile kredi kuruluşu kredi limiti çerçevesinde belirli bir miktara kadar nakdi veya gayrı bir nakdi bir kredi sağlama borcu altına girmektedir. GKS Borçlar Kanunu md 306 vd’da düzenlenen karz sözleşmesi niteliği taşır (Canaris, Bankvertragsrecht, Rn. 1206). Yüksek Yargıtay kararlarında da bu görüş savunulmaktadır. GKS'de her ne kadar TCMB'na bildirilen en yüksek faiz temerrüt faizinin belirlenmesinde ölçü olarak alınmış ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun  2017/19-1650 esas, 2019/507 karar sayılı ilamındaki, 'Ne var ki Yargıtay uygulamasında bankaların Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’na bildirdikleri ancak müşterilerine uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizinin tespitinde esas alınmayacağı kabul edilmekte olup sözleşmede ayrıca bir temerrüt faiz oranı da belirlenmemiştir. O hâlde, davacı bankanın kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılarak hesabın kapatıldığı tarih itibariyle davalının kullandığı ticari krediye uygulanan akdi faiz belirlendikten sonra temerrüt tarihine kadar bulunan alacağa akdi faiz işletilip, temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar sözleşmenin 45. maddesindeki anlaşma uyarınca akdi faizin %50 fazlası temerrüt faizi olarak uygulanıp takip tarihi itibariyle alacak tespit edilmeli ve takipten sonra da belirlenen temerrüt faizinin asıl alacağa uygulanmasını sağlayacak şekilde takibin devamına imkân sağlanması gerekmektedir.' şeklindeki gerekçe mahkememizce de kabul edilmekle taşıt kredisi ve taksitli kredi temerrüt faizinin tespitinde fiilen uygulanan akdi faiz baz alınarak bu faiz oranlarının % 100'ü hesaplanarak %35,52  temerrüt faizi bulunmuştur. Teknik ayrıntısı yukarıda özetlenmeye çalışıldığı ve  bilirkişi raporunda tam detayı olduğu üzere bilirkişi tarafından hesap kat tarihinde, takip tarihinde ve hukuki menfaatin tespiti açısından  dava tarihinde asıl alacak ve temerrüt tarihi ve temerrüt faiz oranına göre fer'ileri hesaplanmıştır. İcra inkar tazminatı yönünden;dava konusu alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik  vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı/kefillerin, Genel Kredi Sözleşmesinde kefilin sorumluluğunu düzenleyen çek kredisi ile ilgili depo yükümlülüğüne ilişkin açık bir düzenlemenin bulunması nedeni ile davalılardan kefillerin de depo sorumluluğunun bulunduğu....\"  gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasına yönelik itirazlarının 543.291,28 TL asıl alacak, 15.545,37 TL işlemiş temerrüt faizi 777,27 TL BSMV  962,89 TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 560.576,81 TL üzerinden itirazın iptaline,  asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 35,52 temerrüt faizi  uygulanarak takibin devamına, depo bedeline yönelik itirazın 6.090 TL üzerinden iptaline, takibin takip talebindeki diğer şartlarla devamına, 560.576,81 TL'nin % 20'si olan 112.115,36 TL icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının hatalı olduğunu, müvekkili banka ile dava dışı borçlu ... Sanayi Ve Limited Şirketi arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesi uyarınca borçluya çek taahhüt kredisi, devre faizli nakdi krediler kullandırıldığını,  davalının ise müteselsil kefil sıfatı ile borçtan sorumlu olduğunu, borcun vadesinde ödenmemesi üzerine müvekkilince kredi hesabının 27.11.2019 tarihinde kat edildiğini, genel kredi sözleşmesinin ilgili maddesine dayanılarak bütün borçların muaccel hale geldiğini, Kahramanmaraş ... Noterliğinin 10.12.2019 tarihli ihtarında borçluların sorumlu oldukları borç miktarı ve borcun ödenmemesi halinde başvurulacak yolların gösterildiğini, ihtarname ve ekinde gönderilen hesap özetlerinin usulüne uygun düzenlendiğini ve borcun muaccel hale geldiğini, borçluların temerrüte düşürülmesinden sonra takip başlatıldığını, Davalının, itirazının haksız olduğunu, mahkemece hesaplama yapılırken akdi ve temerrüt faiz alacağının eksik ve hatalı hesaplandığını, mahkemece belirlenen miktarın takipten az olduğunu, sözleşmenin 22. maddesinde; ''...Müşteri, muaccel olan veya muaccel sayılan kredi borcuna temerrüt faizi uygulayacağını, temerrüt faizinin ise sözleşmede farklı bir oran belirtilmediği sürece, kredi borcunun muaccel olduğu tarihle cari olan \"bankanın TCMB' na uygulayacağını bildirdiği en yüksek kredi faiz oranına bu oranın yüzde yüzünün ilavesiyle bulunacak oran\" üzerinden hesaplanacak oran olduğunu, Ödeyeceği bu faizlerin yanında fon, vergi, harç vb. mevzuat veya sözleşme gereğince ödenmesi gereken diğer mali yükümlülüklerini, mevzuat değişikliği ile sonradan getirilecek her türlü vergi ve yükümlülüklerini, yasal takip giderleri, vekalet ücreti ve sair her türlü mali külfetlerini de ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder kabul ve taahhüt eder...\"  hükmü ve genel kredi sözleşmesinin ticari nitelikte olması nedeniyle TTK'nın 8. maddesine göre faiz uygulanabileceğini, bu tür kredilerde TBK'nın 88 ve 120. maddelerinin uygulanamayacağını, mahkemece temerrüt faiz oranının %35,52 olarak belirlenmesine karşın banka alacağına sözleşme uyarınca %45 oranında faiz uygulanması gerektiğini, eksik akdi ve temerrüt faizi işletilmesinin, BSMV alacağını da etkilediğini, kat ihtarının usulüne uygun tebliğine rağmen itiraz edilmediğini ve oranın kesinleştiğini,  davacı vekili lehine haksız şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi nedeniyle bankanın takibe uğrama ihtimali bulunduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, banka ile dava dışı kredi borçlusu ... San. ve Ltd. Şti. arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan taksitli ticari kredi ve çek taahhüt kredilerine ilişkin borçların süresinde ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek, Kahramanmaraş ... Noterliğinin 10.12.2019 tarihli ihtarı ile borçlu ve kefillerin temerrüte düşürüldüğünü, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine nakdi ve gayri nakdi alacağın tahsili/deposu için başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini istemiştir. İstinaf başvurusundan sonra davacı bankanın alacağını Bursa ...Noterliğinin 12.11.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı alacağın devri sözleşmesi ile ...'ya devir edildiği anlaşılmıştır. Alacağı devir alanın da alacağını Bursa ...Noterliğinin 02.08.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı alacağın devri sözleşmesi ile ...'ya devir ettiği, alacağın devri nedeniyle sunulan devir sözleşmeleri ve vekaletler uyarınca karar başlığının düzenlenerek ...'nun alacağı devir alarak dosyada davacı olduğu anlaşılarak karar başlığı düzenlenmiştir. Davacı banka ile dava dışı borçlu şirket arasında 13.09.2017 tarihinde düzenlenen genel kredi sözleşmesi  davalı tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalanmıştır. TBK'nın 583/1. maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.Genel kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmemesi üzerine, borçlu ve kefil aleyhine aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edilmesi  üzerine eldeki dava açılmıştır. Davacı ile borçlu şirket arasında 13.09.2017  tarihinde   imzalanan 500.000,00  TL limitli  genel  kredi  sözleşmesi, davalı tarafından aynı limitle sorumlu olmak üzere müteselsil kefil sıfatıyla imzalanmıştır. Sözleşmede el yazısıyla, sorumlu olacak azami miktar ve kefalet türünün yazılması nedeniyle sözleşmenin TBK'nın  583/1 maddesine göre geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Borcun ödenmemesi üzerine bankaca keşide edilen 10.12.2019 tarihli ihtarla kredi hesabının 27.11.2019 tarihi itibariyle kat edildiği ve 544.762,12 TL nakdi alacak ile 6.090,00 TL gayri nakdi alacak bulunduğu belirtilerek, borcun tebliğden itibaren 24 saat içinde ödenmesi istenmiştir. Kat ihtarının 13.12.2019 tarihinde davalının çalışanına tebliğ edildiği ve ihtarla verilen sürenin sonunda temerrüdün oluştuğu  anlaşılmıştır. TBK'nın 586. maddesine göre, kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Alacaklı banka tarafından borçlunun temerrüdü üzerine hesap kat edilerek ihtarname gönderilmiştir. Alacağın muaccel hale gelmesi için kredi hesabının kat edilmesi yeterli olup ayrıca hesabın katına ilişkin ihtarnamenin borçlu veya kefile tebliği zorunlu değildir. Borcun ödenmemesi üzerine bankaca keşide edilen  kat ihtarının borçlu şirketin sözleşmede belirtilen adresine gönderildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, borçlu şirketin İİK'nın 68/b maddesi gereğince hesabın kat edildiği tarih itibariyle temerrüte düştüğü kabul edilmelidir. Kat ihtarının takip öncesi 13.12.2019 tarihinde kefile tebliğ edilerek kefilin de temerrüde düştüğü anlaşılmıştır. Müteselsil kefalet nedeniyle, alacaklının doğrudan kefile başvuması yerinde olduğu gibi, İİK'nın 45. maddesi hükmüne uygun olarak, alacığın rehinle temin edilmeyen kısmı için doğrudan kefile yönelik talepte bulunması yerindedir. Kefil asıl borç ve ferilerinden kefalet limitiyle ve kendi temerrüdünün sonuçları ile sorumludur. Genel kredi sözleşmesinin 22.maddesinde temerrüt faizinin ne şekilde belirleneceği düzenlenmiştir. İlk derece mahkemesince, banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak rapor düzenlenmesi için bankacı bilirkişi görevlendirilmiştir. Bankacı bilirkişi tarafından düzenlenen raporun incelenmesinde, davacının %45 oranı üzerinden temerrüt faizi talep etmesine karşın, krediye uygulanan faizin %17.76 olduğunu ve sözleşmenin 22.maddesine göre %35,52 oranında faiz uygulanabileceği belirlenmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin ticari nitelikte olması nedeniyle TTK'nın 8.maddesine göre faiz serbestçe kararlaştırılabilir.  Nitekim taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 22. maddesinde, \" Müşteri, muaccel olan veya muaccel sayılan kredi borcuna temerrüt faizi ve ilaveten banka internet sitesi, şubeler vs banka mecralarında duyurulacak tutar/oranlarda gecikme komisyonu uygulanacağını, temerrüt faizinin ise sözleşmeden farklı bir oran belirlenmediği sürece, kredi borcunun muaccel olduğu tarihte cari olan Bankanın TCMB'ye uygulanacağını bildirdiği en yüksek kredi faiz oranına, bu oranın yüzde yüzünün ilavesiyle bulunacak oran üzerinden hesaplanacak oran olduğunu; ödeyeceği bu faizlerin fon, vergi, harç vb mevzuat veya sözleşme gereğince ödenmesi gereken diğer mali yükümlülüklerini mevzuat değişikliği ile sonradan getirilecek her türlü vergi ve yükümlülüklerini, yasal takip giderleri, vekalet ücreti ve sair her türlü mali külfetlerini de ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder.\" hükmü bulunmaktadır. Dosyada bulunan bilirkişi raporu ve raporda değerlendirilen HGK'nın 02.05.2019 tarih ve 2017/19-1650 Esas, 2019/507 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay 19.HD'nin 16.01.2017 tarih ve 2016/6484 Esas 2017/134 Karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere, bankanın esasında uygulamadığı bir faiz oranı üzerinde talepte bulunmasının, kredi sözleşmesinde bir oran belirlenesi nedeniyle kredinin kapatıldığı tarihte uygulanan akdi faiz oranı olan yıllık %17.76 oranın esas alınarak temerrüt faizinin yıllık % 35.52 olarak belirlenmesi yerindedir. Aksi kabul taraflar arasındaki sözleşme ve bu sözleşmede ortaya çıkan menfaat dengesine aykırı olacaktır. Bilirkişi raporunda, temerrüt tarihine kadar akdi faiz, bu tarihten sonra temerrüt faizinin uygulanarak alacağın belirlenmesi yerinde olup, gayri nakdi kredi yönünden sorumluluk hakkında istinaf başvurusunda bulunanın sıfatına göre inceleme yapılmasına gerek duyulmamıştır. İstinaf başvurusunun son kısmında, davacı yararına haksız  vekalet ücretine hükmedilmesi nedeniyle davacı bankanın takibe maruz kalacağından söz edilmiştir. Ancak istinaf başvurusunun davacı vekilince yapıldığı ve hükümde davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşılmış ve bu istinaf  nedeni yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 05.12.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"46934179cf2652d7","SID":"13653a014d56b58f"}}