{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1490 <br>KARAR NO: 2024/1789<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/12/2019<br>NUMARASI: 2016/710  E. - 2019/1093 K. <br>DAVANIN KONUSU: Tazminat ve Haksız Rekabetin Tespiti ile Önlenmesi<br>Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin güvenlik sistemleri kurulumu ve izlenmesi  işleriyle uğraştığını ve hizmet verdiğini müşterilerinin kişisel bilgilerinin davacıya ait sistemde kayıtlı olduğunu, 2011 yılında kurulan davalı şirketin de aynı alanda faaliyette bulunduğunu, müvekkilinin portföyünün uzun ve yoğun çabalar sonucu oluşturulduğunu,  davalının ise yeni kurulan bir şirket olarak müşteri portföyü kurmak yerine haksız yollardan ve çaba göstermeksizin müşteri kazanmaya çalıştığını, davalı ve bayilerinin aynı sektörde faaliyet gösteren bir çok şirketin müşteri portföyünü haksız şekilde aldıklarını, davalı ve bayilerinin sektördeki bir çok şirketin çalışanlarını kendi bünyelerine toplayarak veya bu çalışanlara ulaşarak müvekkili ve diğer şirketlerin kayıtlı bilgilerini topladıklarını, müvekkilinin bir kısım müşterilerinin aranarak haksız şekilde müvekkili ile çalışmalarının sonlandırıldığını ve bu durumun müvekkilinin çalışanlarının ayrılarak davalıya ait iş yerinde çalışmaya başlamasından sonra yoğunlatığını, müvekkili ile dürüst rekabet edemeyeceğini düşünen davalı şirketin, müvekkilinin müşterilerine ait bilgileri elde ederek ve bu müşterilere ulaşarak müvekkili şirket ve diğer şirketlerin müşterilerinin bilgilerinin topladığını gerçekleştirilen bu haksız eylemler nedeniyle müşterilerin üyelik iptal taleplerinde bulunduklarını, müşterilerin %30 gibi büyük bir kısmını bu şüpheli aramalar ile kaybettiğini, davalı tarafından gerçekleştirilen bu eylemlerin TTK 54. maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, haksız rekabetin tespitine, önlenmesine ve sonuçlarını ortadan kaldırılmasına, şimdilik 10.000 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminatın faiziyle tahsiline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin yaklaşık 60 yıldır kilit ve çelik kapılar ile bunların izlenmesi ve güvenliği ile ilgili hizmet verdiğini, müvekkilinin telefonlarından, davacının telefonlarının müşteriymiş aranarak abone iptali yaptırıldığını  iddia ettiğini, oysa piyasadaki hizmet veren firma sayısının arttığını ve davacının bu artışı göz ardı ederek sektördeki tüm hizmetin kendisince verilmesi gerektiği inancına sahip olduğunu, davacı şirketin kurulduğu yıllarda az sayıda şirketin bu hizmeti vermesi nedeniyle, hizmet alanların bir kısmının davacıyı tercih ettiğini, ancak geçen sürede başka firmaların da bu sektöre girmesi ile seçme özgürlüğü olan kişilerin davacıdan ayrılarak başka firmalarla çalışmaya başladığını, davacı şirketten ayrılarak müvekkili şirketle çalışmaya başladığı iddia edilen kişilerden hiç birinin müvekkili ile çalışmadığını, suç duyurusunda belirtilen ve davacının müşteri bilgilerinin ele geçirilmesinde aracı olarak kullanılan kişilere ilişkin beyanların doğru olmadığını, davacının kendi müşteri kaybını müvekkile bağlamaya çalıştığını, telefon yolu ile potansiyel kullanıcılara ulaşmanın haksız rekabet olarak yorumlanamayacağını, ülkedeki ekonomik şartlar nedeniyle davacı tarafın kaybettiği iş kaybının kaybına uğradığı iddialarını asılsız olduğunu, piyasada hizmet veren sayısında artış olması nedeniyle müşterinin seçme hakkının bulunduğunu, aynı sektörde hizmet veren bir firmanın kendi ürünlerinin tanıtımı için haksız rekabet oluşturmadan müşterileri aramasının dürüstlük kuralına aykırı olmadığını, davacının müşterilerinin hukuka aykırı ele geçirildiğinin iddia edildiğini, oysa güvenlik hizmetine  ihtiyaç duyan müşterinin basit bir araştırma ile farklı şirketlerden fiyat, kurulum ve çeşitli konularda bilgi almak istediğinde firmaların bilgi formlarına ulaşabildiğini, müşterilerin internet sitesinde yayınlanan formlara bilgilerini yazarak doldurduklarını, daha sonra şirketlerin bu müşterileri telefonla aradıklarını ve bu bilgilerin ticari sır olmadığını, iddia edilen maddi ve manevi zarara ilişkin hiç bir kanıt sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davacının güvenlik sistemleri iş alanında faaliyet gösterdiği, davalının da aynı iş alanında faaliyet göstermekte olduğu haksız yollarla piyasadaki benzer şirketlerin portföyünü ele geçirmek , kendi müşterilerine ait bilgileri de ele geçirerek üyelik iptalleri sağlamak ve haksız kazanç elde etmek savı ile TTK 54 vd maddeleri uyarınca haksız rekabetin tespiti,men-i,etkili olan araçların imhası ve uğradığı zararın maddi-manevi tazmini talepli açtığı davada; Tarafların defter ve belgeleri ile tüm dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde, 09/01/2018 tarihli talimat raporunda davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde; '...zararın tam olarak hesaplanması bazı nedenlerle olası değildir. Davacı kendisi ile çalışmaktan vazgeçen ve Davalı müşteri portföyüne katılan eski müşterisini arayarak fesih sebebini sorabilir. Ne var ki müşterinin buna yanıt vermek gibi bir zorunluluğu yoktur. Bireysel müşteri, bu soruya cevap vermeyeceği gibi telefon çağrısına yanıt vermekten dahi imtina edebilir. Davacı tarafın kendi çabalarıyla yaptığı araştırmadan 23 (yirmi üç) müşterinin o dönemde Davalı müşterisi olduğunu ortaya koymuştur. Aynı durum Bilirkişi Heyetinin olası bir incelemesi için de geçerlidir. Bilirkişi Heyetinin Sayın Mahkeme'nin talimatı üzerine yaptığı keşif neticesinde 23 adet müşterinin Davacı ile sözleşmesini belirtilen tarihlerde sonlandırdığı yerinde görülmüştür. Hal böyle olunca, Davacı tarafından beyan edilen 23 adet müşteriden doğan kaybın hesaplanması lüzumu doğmuştur...' Talimat ile alınan bilirkişi raporunda haksız rekabetin tespitinin mümkün olmadığı ,davacı beyanına göre 23 abonenin sözleşmesini sonlandırdığının anlaşıldığı ancak bunun tek taraflı beyan olduğu gibi, abonelik ilişkisinin sonlandırılmasının kurulması kadar tabii olacağı ,ancak abonelik sonlandırma işlemlerine davalı tarafın çeşitli eylem ve yönlendirmelerinin sebep olduğu anlaşılsa idi tazminat değerlendirmesi yapılabilecekken dosyada maddi veriye rastlanmadığı, 0705/2018 tarihli rapor uyarınca; davacı şirkete ait talep ettiğimiz haksız rekabet konusu olduğu iddia edilen müşterilere ilişkin liste, mezkur müşterilerin portföyden çıkış tarihinden önceki 3 yıllık ciro listesi, ilgili yıllara ait gelir tabloları ve Kurumlar Vergisi Beyannameleri, mezkur müşterilere ilişkin yıllar itibariyle muavin defter dökümlerinin rapor düzenlenmesi için istendiği ancak davacının bu belgeleri sunmadığı, 29/11/2018 tarihli ek rapor uyarınca da dosyadaki mevcut belgeler uyarınca haksız rekabet ve zarar taleplerine yönelik değerlendirme yapılamayacağı rapor edilmiştir. Yargıtay HGK'nın 2017/11-117 E, 2018/1883 K sayılı ilamında \"...serbest piyasa ekonomilerinin temel prensibi olan serbest ticaret hakkı ve rekabet özgürlüğü Anayasa’nın 48/1. Maddesinde, Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir denilmek suretiyle vurgulanmıştır. Ancak ticaret serbestisi ve rekabet özgürlüğü, sınırsız rekabet hakkının bulunduğu anlamına da gelmemektedir. Bu nedenle haksız rekabeti düzenleyen kuralların amacı ve içeriği de rekabet özgürlüğünün sınırlarını göstermek ve bu sınırların aşılması durumunda başvurulabilecek hukuki yolları tespit etmektir.  Haksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile sevk edilmiştir. Bu kurallar genel nitelikli ve her alanda uygulanabilecek hükümler içermekle birlikte rekabet hakkının, Türk Medeni Kanununun 2. maddesi gereğince dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmaktadır (Arkan, Sabih; Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2018, s. 350.). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda (6102 sayılı TTK) haksız rekabet kuralları, ticari nitelik taşısın taşımasın tüm haksız rekabet hâllerini kapsayacak şekilde ve son derece ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK’nın 54. maddesinde haksız rekabete ilişkin amaç ve genel hükme yer verildikten sonra, aynı Kanunun 55. maddesinde uygulamada sık karşılaşılan ve dürüstlük kurallarına aykırı olan bazı davranış ve fiil örnekleri sayılmıştır (Arkan, Sabih; Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2018, s. 350.). Bu anlamda, uyuşmazlığın kapsamı itibariyle 6102 sayılı TTK’nın 55. maddesinde örnekleme yoluyla sayılan 55/(1)-a-6. ve 55/(1)-e hükümlerinin incelenmesinde yarar bulunmaktadır....'  6102 sayılı TTK’nın 55. maddesinde örnekleme yoluyla sayılan 55/(1)-a-6. ve 55/(1)-e maddeleri incelendiğinde, yukarıda bilirkişi raporları ile de anılar haller uyarınca değerlendirme yapılmış ,haksız rekabet kurallarına aykırılık teşkil edecek, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacına aykırılık teşkil edecek herhangi bir eylemin varlığı davacının soyut beyanı dışında...\"  gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı şirketin hizmet ilişkisi bulunduğu kişi ve kurumların haksız eylemleri sonucu kar elde ettiğini ve müşteri çevresini genişlettiği, ancak bu durumun mahkemece dikkate alınmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında; “Yapılan tespite göre bir  takım gerçek kişiler, davacı ve dava dışı ... şirketinin müşterilerine telefon edip onları bayii oldukları davalı şirkete yönlendirmektedir. Dikkat buyurulursa bu aramalar  potansiyel müşterilere değil, salt davacı ve dava dışı ... müşterilerine hitap  etmektedir. İkna edilen müşteriler de bayinin dolayısıyla da davalı şirketin müşterisi  olmaktadır (yararlanmak.)” denilerek, davalı şirketin müvekkil şirket müşterilerini arayarak, kendi şirketlerine yönlendirdiklerinin tespit edildiğini, TTK'nın 54/2. maddesinde rakipler arasında veya tedarik  edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer  şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olduğunun belirlendiğini, 55. maddede ise dürüstlük kuralına aykırı  davranışlar ve ticari uygulamalar tahdidi olmaksızın sayıldığını, alınan raporda, “ …Normal koşullarda bir güvenlik şirketinin yeni müşteri edinmesi için  hedeflediği müşteri adedinin belki elli katı potansiyel müşteriyi araması gerekecektir. Hal  böyle olunca hali hazırda alarm ve güvenlik sistemleri kullanan müşteri kitlesinin isim ve  irtibat numaralarına, hele ki onların mevcut ödeme planlarına erişmek o piyasadaki bir  şirketi rekabet yarışında öne geçirecektir.” denilerek aslında davalı şirketin, müvekkil şirketin müşteri listesini ele geçirerek, kendi şirketlerine yönlendirdiğin  vurgulandığını, müvekkilinin abonelerinin kimlik ve iletişim  bilgilerini ve hatta aldıkları hizmetin bedellerini ele geçiren davalının, bu bilgiler ile  müvekkiller müşterilerine tek tek ulaşarak, müvekkillerin kendilerine sağladığı hizmetler  için yüklü bir hizmet bedeli aldığını, kendilerince verilen aynı şekildeki hizmetin daha ucuz  olduğu şeklinde beyanlarda bulunarak müvekkillin abonelerinin bu aboneliklerini  sonlandırmalarını sağlamak istediğini, 2012-2017 yılları arasındaki müvekkilin abone sayıları  analiz edilerek 2016 takvim yılının ilk dokuz ayında davacının abone adedinde azalma olduğunu ve abone sayısının niçin artmaktan ziyade azalma  olduğunun belirlenebilmesi için teknik analiz yapılması gerektiğinin raporda belirlendiğini, 2016 yılı Kasım  ayında 609 müşterinin inaktif konuma geçtiğinin tespit edildiğini, bu hususun bile başlı başına davalı şirketin müvekkil şirket müşterileri ile iletişim kurarak kendi şirketlerine çektiğini kanıtladığını, müvekkilinin hizmeti ile açık bir şekilde bağlantı kurmak suretiyle e-posta gönderildiğini, e-posta ile gerçekleştirilmiş haksız  rekabet hallerinin bulunduğunun dikkate alınması gerektiğini, davalı şirket aleyhine dava dışı ... Hizmetleri tarafından ikame  edilen birçok dava ve Savcılık şikayeti de bulunduğunu, davalı şirketin aynı eylemleri sürekli olarak başka şirketlere ve  müşterilerine karşı uyguladığını, Bakırköy 5 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/38  Esas sayılı dosya alınan bilirkişi raporunda da SGK kayıtlarının incelenmesi neticesinde ...’in ... isimli şahıs şirketinde çalıştığı ve bu şahıs şirketinin davalı ... firmasının bayisi olduğu, müvekkili  firmasında çalışan ... ile davalı şirket çalışanları arasında geçtiği bildirilen mesajlaşmalarda, davacı müvekkile ait şirket içi bilgilerinin istendiği ve bu  bilgilere göre, ... satışının yapılacağının yazılı olduğu, davalı firmanın yetkili satıcıları tarafından “...” müşterisi gibi davranılarak sözleşme iptali için  aramaların yapıldığının belirlendiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle, davalının TTK'nın 54 vd. maddeleri uyarınca haksız rekabette bulunduğu iddiasına dayalı olarak açılmış haksız rekabetin tespiti, meni ve tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Haksız rekabet TTK'nın 54 vd maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın 54/2. maddesinde, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olarak nitelendirilmiştir. TTK m.55 ile madde sayılanlarla sınırlı olmamak üzere başlıca haksız rekabet halleri düzenlenmiştir. Haksız rekabetin varlığı halinde, haksız rekabete uğrayan kişi, uğradığı zararın tazmini amacı ile, davalının (haksız rekabeti gerçekleştiren kişinin) kusurunun bulunması şartı ile maddi ve manevi zararının giderilmesini talep ve dava edebilir. Uğranılan zararın miktarının tam olarak ispat edilemediği hallerde, hakime, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleme yetkisi veren Türk Borçlar Kanunu'nun 50/2. maddesi hükmü de haksız rekabete ilişkin tazminat davalarında uygulanır (Ülgen/ Helvacı/ Kendigelen/ Kaya/ Nomer Ertan, Ticari İşletme Hukuku, 4 . Basım, İstanbul 2015, s.568). Davacı vekili tüm aşamalardaki beyanlarında, müvekkilinin uzun süredir güvenlik sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalının sonradan sektöre girdiğini, davalı ve çalışanlarının müvekkili şirket ile dava dışı şirketleri müşteri gibi arayarak abone iptaline çalıştıklarını, müvekkilinin portföyünün önemli bir kısmının haksız rekabet oluşturan eylemler sonucu davalı tarafından ele geçirildiğini, ileri sürülerek haksız rekabetin tespiti öngörülmesi ve tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı ise sektöre sonradan giren firmaların, dürüst rekabet içerisinde müşteri elde etmesinin haksız rekabet oluşturmayacağını savunmaktadır. İlk derece mahkemesince alınan ve istinaf başvurusunda sözü edilen Ankara 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin talimatla alınan bilirkişi raporunun incelenmesinde; davacının abone sayısının 2012 yılından itibaren artmaya başladığı 2013 yılında azaldığı diğer aylarda düzenli olarak arttığı, 2015 yılının ilk on ayında abone sayısının düzenli olarak artmasına rağmen Kasım ve Aralık ayında iki ay üst üste abone sayısının azaldığı, 2016 yılının ilk 9 ayında abone sayısının azaldığı son iki ayda ise arttığı, 2017 yılının her ayında abone sayısının arttığı, bu durumda 2016 yılının ilk dokuz ayında abone sayısının hangi nedenle azaldığını teknik analizinin yapılması gerektiği, bunun içinde davacı müşterilerin her ay kaç adedini aktif konumdan inaktif konuma getirdiğinin incelendiğini, 2016 yılı Kasım ayında 690 müşterinin inaktif konuma geçtiği belirlenmiştir. Raporun 6.sayfasında ise alarm ve güvenlik sistemlerinin kurumsal müşterilerde yaygın kullanıldığını bu nedenle müşteri sayısı dikkate alındığında, yeni piyasaya giren şirketlerin bu potansiyel müşteriler arasında müşteri temin etmesi gerektiğini, ancak davalının eylemleri ile ne kadar müşterinin davacı ile çalışmaktan vazgeçip, davalıyla çalışmaya başladığının takdiri mahkemede olduğu belirtilmiştir. Raporun zararın hesaplanması başlıklı 5. sayfasında ise, kaç müşterinin davalının eylemleri ile geçtiğinin tespit edilmediği ancak davacının tespitine göre yirmi üç müşterinin davacı ile sözleşmesini davalının etkisiyle feshettiği belirtilerek 839,20 TL zarar oluştuğu belirlenmiştir. Mahkemece mali müşavir bilirkişiden alınan 07.05.2018 tarihli kök ve 29.11.2018 tarihli ek raporda, haksız rekabete ilişkin somut bir tespit yapılmamış sadece mali kayıtlar değerlendirilmiştir. İstinaf başvurusunda sözü edilen Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/38 Esas sayılı dosyasında, dava dışı ... Hizmetleri AŞ tarafından benzer iddialarla, davalı şirket aleyhine haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat talepli dava açılmıştır. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş ve bu karar Dairemizin 06.11.2020 tarih ve 2018/2304 Esas, 2020/1154 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ve karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Davacı vekilinin beyan ve istinaf başvurusunda dayandığı Bakırköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/25 D.İş sayılı dosyası üzerinden alınan delil tespit raporunun incelenmesinde, ... A.Ş.'de çalışmış olan ...'ın  Temmuz/2015'de ... A.Ş.'de satış müdürü olarak işe başladığı, ...'ın ise ... A.Ş.'nin bayisi olduğu, ...'ın ... Şirketi'ndeki işinden ayrılırken tüm müşteri isim ve adreslerini beraberinde götürdüğü ve yeni iş yerinde bu bilgileri kullandığı, ... Sistemleri danışmanı ...'ın ...'e ait posta adresinden ... müşterisine mail gönderdiği ve söz konusu mailin içeriğinde ... müşterilerine özel ...'ye geçişlerde ücretsiz hizmet ve belli bir süre ücretsiz abonelik sağlanacağının belirtildiği, sonuç olarak 18.03.2016 tarihli raporda ... unvanlı işletmenin  çağrı merkezinde çalışan görevlinin ... A.Ş. müşterileri ile görüşerek ... A.Ş. müşterileri portföyüne katılmaları konusunda ikna edilmiş olduğu kanaatine varıldığı belirtilmektedir. Anılan rapor yukarıda belirtilen Bakirköy 5.ATM'nin 2016/38 Esas ve Dairemizin 2018/2304 Esas sayılı dosyasında tartışılmıştır. İstinaf başvurusunda belirtilen delil tespiti raporunda, davacı iddialarını doğrular herhangi bir vakıa bulunmamaktadır. Anılan tespit, dava dışı ... AŞ'yeyönelik haksız rekabetin tespitine ilişkindir. Davalının, piyasada bulunan başka şirketlere karşı da benzer eylemlerde bulunduğunun ve eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun vurgulanması bakımından ileri sürülen bu kanıt, esas yargılamasında dahi dikkate alınmamıştır. Bakırköy 5.ATM'nin ve Dairemizin yukarıda belirtilen kararında değerlendirilen ve dava dilekçesinde ileri sürülen Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/5523 soruşturma sayılı dosyasındaki 23.03.2016 tarihli bilirkişi raporu incelenmesinde, ... isimli şahsa ...@...com adresinden gönderilen e-postanın ''... müşterilerine özel ...'ye geçişlerde ücretsiz hizmet, 3 ay süreyle  ücretsiz abonelik '' bilgisini içerdiği, adrese ilişkin alan adının şüpheli ... A.Ş.'ye ait alan adı olduğu, söz konusu alan adının ... adına tescilli olduğu, ...'in ise 2009-2012 yılları arasında ... A.Ş.'de çalışmış olmakla 2013 Ocak ayından itibaren ... Şti- ... A.Ş.'de çalıştığı, benzer şekilde 04.05.2015 tarihinde ...@...com.tr adresinden ... fiyat konulu e-posta gönderildiği, söz konusu e-postanın içeriğinden de ''Mevcut ... müşterilerinde 4 ay abonelik ücretinde %50 indirim  sağlanacaktır'' ibaresi bulunduğu, ...'in Mayıs 2014 tarihinden itibaren ... A.Ş.'de çalıştığı, eski ... A.Ş. çalışanı ... isimli şahsın ... A.Ş. ile mesajlaşmaları bulunduğu, ... A.Ş. çalışanı ... isimli çalışanın ... A.Ş. çalışanı ... ile  arasında yazışmalar bulunduğu, söz konusu  yazışmalar içeriği incelendiğinde, ...'in müşteki ... A.Ş.'ye ilişkin bir takım gizli bilgileri istediği, sonuç olarak yapılan değerlendirmede,  şüphelinin  müşteki şirket müşterilerini hedef alarak haksız rekabet eyleminde bulunduğuna yönelik değerlendirme yapıldığı görülmektedir. Anılan raporda da davacıya yönelik haksız rekabet oluşturan somut bir vakıanın tespit edilmediği anlaşılmıştır.  Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar başlığı altında düzenlenen TTK'nın 55/1(d) maddesinde, ''üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı ifşa etmek; özellikle gizli ve izinsiz olarak ele geçirildiği ve başkaca hukuka aykırı şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur.'' şeklinde düzenleme mevcuttur. Davacının istinaf dilekçesinde de belirtildiği üzere, e-posta yazışmalarını yaptığı iddia eden şahısların davalı şirket çalışanı değil, davalının bayilerinin çalışanı olduğu anlaşılmaktadır. Bayiler, bağımsız ticari işletmeler olup, bayinin eylemlerinden, bayilik verenin sorumlu tutulması mümkün görülmemektedir. Ayrıca davalının, bayilerini haksız rekabete yönlendirdiğine dair somut bir delil de bulunmamaktadır. Davacının haksız rekabet eyleminde bulunduğunu iddia ettiği şahısların davalı firmanın bayisi konumundaki firmalarda çalıştıkları, bu firmaların ayrı bir tüzel kişiliklerinin olduğu, davalının bu şahısları davacıya karşı haksız rekabet eylemlerinde bulunmaya sevk edecek nitelikte bir söz ve eyleminin mevcut olduğu hususunda dosyada herhangi bir delil bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda somut şekilde davacının müşterilerinin, davalının haksız rekabet oluşturan bir eylemi ile ayartıldığı veya müşteri portföyünün ele geçirildiği tespit edilmemiştir. Rapordaki tespitlere göre 2016 yılının bazı aylarında davacının müşterileri sayısında azalma olduğu, diğer aylarda ise müşteri sayılarının arttığı, 2017 yılında ise artışın devam ettiği görülmüştür. Önceki yıllarda da müşteri sayılarında bazı aylarda artış bazı aylarda azalış bulunmaktadır. Aynı piyasaya hitap eden şirketlerin, haksız rekabet oluşturan bir eylemleri olmaksızın, dürüst rekabet içerisinde diğerinin müşterisi ile çalışması haksız rekabet olarak değerlendirilemez. Bir süre davacı ile çalışan kişilerin davacı ile olan çalışmalarını sona erdirerek davalı şirketten hizmet almaları başlı başına haksız rekabet olarak değerlendirilemez. Somut olarak davacının müşterilerinin ayartıldığı, müşteri portföyünün hukuka aykırı şeklide ele geçirildiği, davacıya ait teknoloji ve bilgilerin usule aykırı şekilde ele geçirildiği veya davacının çalışanlarının ayartıldığına ilişkin somut bir kanıt bulunmamaktadır. Davacı ve dava dışı şirketlerle sözleşme ilişkisini sona erdiren ve davalı ile çalışmaya başlayan her bir müşterisinin ayrılma nedeni, bu kararın alınmasında davalının bir etkisinin bulunup bulunmadığının araştırılması mahkemeye yüklenemez. Buna rağmen farazi şekilde davacıyla çalışmalarını sonlandıran bir kısım müşterilerinin davalı ile çalışması başlı başına haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceğinden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 05.12.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3546b25c740ee3d1","SID":"9560d7611bb99f5c"}}