{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1843 <br>KARAR NO: 2024/1786<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/09/2024<br>NUMARASI: 2023/621 E. -  2024/664 K. <br>DAVANIN KONUSU: Tazminat<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalıların ortağı ve yöneticileri oldukları ... Tic. ve San. AŞ'de işçi olarak çalışırken Covid pandemisi nedeniyle işten çıkarıldığını, müvekkilinin çalıştığı 2012 Eylül ile 2021 yılı arasındaki işçilik alacakları için şirket aleyhine toplam 86.847,00 TL işçilik alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibin kesinleştiğini, şirketin adresine 26.07.2023 tarihinde yapılan hacizde haczi kabil malı olmadığının belirlenerek geçici aciz vesikası verildiğini, borçlu şirketin, davalıların ortak ve yönetici oldukları aile şirketi olup, davalılar ile borçlu şirketin malvarlığı birbirlerine karıştığını, şirkete yapılması gereken ödemeler ve borçlu şirket adına alacaklılara yapılan ödemelerin bazen şirket ortağı ve yönetim kurulu başkanı ...'nin şahsi  hesabından, bazı zamanlarda muhasebe müdürü ... hesabından yapıldığını, şirketin A Grubu imza yetkilisinin ... ve eşi ..., B grubu imza yetkilisinin de müşterek çocukları ... olduğunu, borçlu şirket adına kayıtlı geminin satım bedellerinin ortakların hesabına gönderildiğini, ortaklar ile tüzel kişiliğin mal varlığının iç içe geçtiğini, müvekkilinin alacağının tahsili için kötüye kullanılan şirket tüzel kişilik perdesinin aralanması ve davalıların takip konusu borçtan sorumlu olduklarının tespiti gerektiğini ileri sürerek, davalılar ile borçlu şirket arasındaki ekonomik birliğin tespiti ile tüzel kişilik perdelerinin düz olarak kaldırılmasına, davalıların İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasındaki borçtan sorumlu olduklarının tespiti ile şimdilik 86.847,00 TL alacağın davalardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; 03.12.2021 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi ilanından  anlaşılacağı üzere davalılardan ... ve ...'nin pay sahipliğinin sona erdiğini ve şirketin tek pay sahibinin davalı ... olduğundan bu davalılara yönelik davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, borçlu şirketin tasfiye halinde olduğunu ve şirket ortaklarının tek borcunun şirkete sermaye koyma borcu olduğunu, müvekkillerinin ödenmemiş sermaye borcunun bulunmadığını, ortakların şirket borçlarından kişisel mal varlıkları ile sorumlu tutulamayacağını, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması şartlarının oluşmadığını, dava dışı ... San. Ve Tic. A.Ş'nin, pandemi ve bozulan küresel ekonomi neticesinde faaliyetlerine devam edemeyerek tasfiye sürecine girdiğini, şirkete ait geminin satılması neticesinde öncelikli olarak kamu alacaklarının ödendiğini, şirkete ait paraların ortaklara veya üçüncü kişilere aktarılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... Dava hukuki niteliği itibariyle Alacak (Donatma İştirakinden Kaynaklanan) davasıdır. Mahkememizde görülmekte olan davada dosyanın 13/06/2024 tarihinde işlemden kaldırıldığı görülmüştür. HMK. m. 150'de dava dosyasının işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren 3 ay içinde yenilenmemesi halinde mahkemece re'sen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Dava dosyasının işlemden kaldırıldığı 13/06/2024 tarihinden  itibaren 3 aylık süre içinde yenilenmediği...\" gerekçesiyle, işlemden kaldırılmasına rağmen süresinde yenilenmeyen davanın açılmamış sayılmasına, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 13.06.2024 günü saat 11.00'de planlı olan duruşmanın,  celse programında meydana gelen teknik sorun nedeniyle duruşma programının fark edilemeyerek duruşmaya katılamadıklarını, mahkemece davanın takip edilmediği sonucuna varılarak, dava dosyasının işlemden kaldırılmasına ve üç ay içerisinde yenilenmeyen davanın  açılmamış sayılmasına karar verildiğini, ancak davadan vazgeçilmediğini ve mahkemenin işlemden kaldırmaya ilişkin ara kararının kendilerine tebliğ edilmediğini, takip edilen çok dosya bulunması nedeniyle tüm derdest dosyaların her gün kontrol edilmesi imkanının  bulunmadığını, davalı vekilinin vekalet ücretini takibe koyması ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden haberdar olduklarını, Kararın  Anayasa ve AİHS tarafından teminat altına alınan adil yargılanma ilkelerine aykırı olduğunu, ara karar ve gerekçeli kararın tebliğ edilmediğini, yasanın öngördüğü insanlık hallerinin söz konusu olabileceği göz önüne alınarak en azından duruşma zaptının tebliği gerektiğini, bunun için masraf da bulunduğunu, karar ile Anayasanın 36. maddesi ile AİHS'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, HMK'nın 150. maddesindeki düzenlemenin amacının adil yargılama hakkının ihlali olmadığını, nitekim HMK'nın 91. maddesinde her türlü sürenin kanunda tefhim yolu öngörülmediği takdirde  tebliğ tarihinden başlatılacağının düzenlendiğini, hiç kimsenin haberdar olmadığı bir dava veya kararda savunma yapamayacağından, aleyhinde karar verilen kişinin haberdar edilmeden hukuki dinlenilme ve adil yargılama hakkı ihlal edilerek karar verilemeyeceğini, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2017/9643 Esas,2020/5686  Karar ve 01.10.2020 tarihli kararında da bu hususa işaret edildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın esası hakkında inceleme yapılmasına, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacının dava dışı şirketten olan alacağının, tüzel kişilik perdesinin aralanarak davalıların sorumlu olduğunun tespiti ve tahsili istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın açılmamış sayılmasına, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava dosyasının incelenmesinde; davacı vekili, müvekkilinin, dava dışı ... Tic AŞ'nin işçisi iken iş akdinin feshi nedeniyle oluşan işçilik alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan takibin kesinleştiğini, borçlunun iş yerinde yapılan haciz işleminde hacze kabil mal bulunmadığını, davalıların şirket ortak ve yöneticileri olarak, tüzel kişiliği kötüye kullanarak şirkete ait paraları kullandıkları ileri sürerek, tüzel kişilik perdesinin aralanarak davalıların borçtan sorumlu tutulmasını istemiştir. İlk derece mahkemesince davacı vekilinin katılımı ile yapılan 22.02.2024 tarihli oturumda, bir kısım belgelerin getirtilmesine ve duruşmanın 13.06.2024 tarihine bırakılmasına karar verilmiştir. Belirlenen 13.06.2024 tarihli oturuma davacı vekilinin duruşmaya katılmadığı, davalı vekilinin de davayı takip etmemesi nedeniyle dosya işlemden kaldırılmıştır. Üç aylık süre içinde yenilenmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Uyuşmazlık, 13.06.2024 tarihli duruşmada verilen işlemden kaldırma kararının veya duruşma zaptının tebliği gerekip gerekmediği noktasındadır. Davacı vekili HMK'nın 91.maddesine göre, sürenin tebliğ ile başlaması gerektiğini ileri sürmektedir. HMK'nın 91.maddesine göre, süreler, taraflara tebliğ tarihinden veya kanunda öngörülen hâllerde, tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlar. HMK'nın 150. maddesinde ise özel  bir düzenleme yapılmış ve duruşmanın ancak tarafların katılımı ile yapılabileceği, davacının hazır olmaması halinde ve davalının da duruşmayı takip etmemesi halinde dava dosyasının yenileninceye kadar işlemden kaldırılacağı düzenlenmiştir. Esasen, davacı vekilinin de duruşmaya katılmamayı gerektirir somut bir mazereti bulunmamaktadır. Duruşma tarihinden sonra üç aylık yenileme süresi içinde de işlem yapılmamıştır. Yasa hükmünde, mahkemenin taraflarınca takip edilmeyen bir davayı taraflara hatırlatma gibi bir yükümlülüğü bulunmamaktadır. Mahkemece, taraflara hukuki dinlenilme hakkı sağlanmıştır. İşlemden kaldırmaya ilişkin mahkeme ara kararlarının tebliğini zorunlu kılan veya silahların eşitliği ilkesine göre gerekli kılan bir pozitif hukuk düzenlemesi veya uygulama bulunmamaktadır. Hukuk davaların taraflarca hazırlanması ilkesine aykırı şekilde, hakimin kendiliğinden gelmeyen tarafın mazereti bulunup bulunmadığının araştırması veya duruşmaya katılmama nedeninin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır. Usulüne uygun bir mazeret bulunması halinde yasada düzenlenen eski hale getirme imkanının kullanılabilecektir.  Mahkemece, dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin ara kararın taraflara tebliğ edileceğine ilişkin yasa hükmü bulunmamaktadır. Bu nedenle, bu tür ara kararların taraflara tebliği HMK'nın 24. maddesindeki tasarruf ilkesi ile 25. maddesindeki dava malzemesinin taraflarca getirilmesi ilkeleri kapsamında mahkemeye yüklenemez. Davacının usul hükümlerine göre haberdar olduğu duruşmaya katılması veya duruşma tarihinden önce mazeret sunması veya eski hale getirme talebinde bulunması gerekir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunda emsal olarak gösterdiği Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 01.10.2020 tarihli, 2017/9643 Esas ve 2020/5686 Karar sayılı ilamı, davacı vekilinin duruşma için mazeret bildirdiği, ancak mazeretin mahkemece kabul edilmediği durumlara ilişkin olup, eldeki dava yönünden uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 05.12.2024<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"13f9321da7b6f675","SID":"87c4908cd0881f3e"}}