{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1308 <br>KARAR NO: 2024/1780<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/05/2024<br>NUMARASI: 2024/142 E. -  2024/501 K. <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eşya taşıma sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket tarafından, davalıya ait ayakkabı emtiasının İtalya'ya taşınması sırasında, davalının kusuru sonucunda oluşan bekleme ücretine ilişkin fatura düzenlendiğini, taşıma hizmetinin eksiksiz şekilde yerine getirildiğini, ancak davalının bekleme ücretine ilişkin faturayı ödemediğini, faturanın iade edilmesi üzerine müvekkilince 30.11.2022 tarihli 2.500,00 Euro tutarlı bekleme ücreti açıklamalı fatura düzenlendiğini, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Davanın, davacı ile davalı arasında deniz yolu navlununa ilişkin düzenlenen bekleme ücreti faturasının ödenmemesine ilişkin olduğu, deniz navlununa ilişkin işlerin, Deniz Ticaretine ilişkin düzenlemeler arasında yer aldığı, nitekim benzer bir davaya ilşikin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi  43. Hukuk Dairesi 2020/1789 Esas 2020/212 Karar sayılı  ilamı ile de görevli mahkemenin  İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatı ile)  olduğu belirtilmiştir. Anılan Kanunun 5/2 maddesine göre deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla asliye ticaret mahkemelerinin biri veya bir kaçının münhasıran HSYK tarafından görevlendirilebileceği, bu kapsamda HSYK 'nın 20/07/2004 tarih ve 370 sayılı kararı ile İstanbul 'da kurulup faaliyete geçirilen denizcilik ihtisas mahkemesinin yargı alanının İstanbul ili mülki sınırları olarak belirlendiği, yine 09/09/2014 tarihli Ticaret Mahkemesi hakimleri ile bazı yer adli yargı hakimlerinin müstemir yetkilerinin düzenlenmesine ilişkin yetki kararnamesi ile 6102 sayılı TTK 5/2 maddesi gereğince İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin TTK 'dan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticareti ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmak üzere münhasıran görevlendirildiği bu nedenle deniz ticaretine ilişkin bir uyuşmazlıktan kaynaklanan eldeki bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, mahkemenin görevli olmasının(HMK m.114/1-c) dava şartlarından olduğu, mahkemece, dava şartlarının mevcut olup olmadığının, davanın her aşamasında kendiliğinden(HMK m. 115/1) nazara alınacağı, tespit edilen dava şartı noksanlığının giderilmesinin mümkün olmadığı...\" gerekçesiyle, göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalıya ait spor ayakkabısı emtiasının Türkiye'den İtalya'ya taşınmasından doğan bekleme ücretinin  tahsili amacıyla takip başlatıldığını, itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, oysa davalı şirketin kusuru sonucu müvekkilinin aracının gümrükte bekletildiğini ve ticari teamül gereği bekleme ücreti faturası düzenlendiğini, dava dilekçesi ve ekindeki evrakların incelenmeden davanın, deniz yolu navlununa ilişkin düzenlenen bekleme ücreti faturasının tahsili konulu olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiğini, Oysa ne dava dilekçesinde ne de ekindeki hiçbir evrakta deniz taşımacılığı yapıldığına ilişkin bir bilgi veya belge bulunmadığını, müvekkilinin, davalı şirkete karayolu ile eşya taşınması hizmeti verdiğini, dava konusu faturanın da bu taşıma sırasındaki bekleme ücretine ilişkin olduğunu, deniz yoluyla eşya taşınması, deniz navlunu, geminin bekletilmesinden kaynaklı bekleme ücreti gibi deniz ticareti ve deniz yoluyla bağlantılı herhangi bir talep bulunmadığını, dilekçe ekindeki CMR senetleri, taraflar arasındaki yazışmalar, faturalar ve taşıma evraklarının incelenmesi halinde taşımanın deniz yoluyla değil karayoluyla eşya taşımasına ilişkin olduğunun anlaşılacağını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve mahkemenin görevli olduğunun tespitine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacı tarafından davalıya ait emtianın Türkiye'den İtalya'ya CMR Konvansiyonu kapsamında taşınmasından kaynaklanan bekleme ücreti alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe ilamsı yönelik itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarnıca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine, dosyanın görevli denizcilik ihtisas mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesinden, davacının davalıya ait ayakkabı emtiasını Türkiye'den İtalya'ya taşınması hizmeti verdiği ve gönderen tarafından düzenlenen belgelerde hata olması nedeniyle, Triest Limanı'nda yapılan gümrükleme işlemi sırasında yaşanan bekleme nedeniyle 30.11.2022 tarihli bekleme faturası düzenlenmiştir. Dosya içindeki CMR belgesine göre davalı gönderen olup, emtianın alıcısı İtalya'daki Mabe SRL şirketidir. Davacı şirket ise bu belgeye göre taşıyıcıdır. Bu durumda, davacı davalıya ait emtiayı kara yoluyla Türkiye'den İtalya'ya taşımayı üstlenmiştir. Taraflar arasında deniz yoluyla taşımaya ilişkin bir sözleşme bulunmamaktadır. Davacı deniz taşımacısı da değildir. Emtianın yüklendiği kara yolu aracının bir süre kara yolundan gittikten sonra, yolculuğun bir kısmında gemiye bindirilerek başka bir yere varması hâlinde de taşıma faaliyeti deniz taşıması niteliği kazanmaz.  Zira CMR Konvansiyonu'nun 2. Maddesinde yer alan  \"Mal yüklü taşıt, 14 üncü madde hükümlerinin uygulandığı hâller dışında yolun bir kısmında deniz, demiryolu, nehir, kanal veya havayoluyla yük boşaltılmadan taşındığı hallerinde de bu Sözleşme taşımanın tümü için uygulanır.\" hükmü gereğince CMR kapsamında kara yolu taşımacılığı söz konusu olacaktır. TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. TTK'nın 5/1. maddesine göre de aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalara asliye ticaret mahkemesi bakmakla görevlidir. Ancak TTK'nın 5/2. Maddesinde ise, bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebileceği düzenlenmiştir.<br>Somut olayda, deniz taşımasına ilişkin bir konşimento veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle  TTK’nın 5. Kitabında düzenlenen deniz ticaretine ilişkin hükümlerin ya da deniz sigortalarına ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektirir bir durum bulunmadığından, TTK'nın 4. maddesine göre taşıma sözleşmesinden kaynaklanan mutlak ticari davaya bakma görevi asliye ticaret mahkemesine ait olduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince kararda değinilen İstanbul BAM 43.HD'nin kararının somut olaya uygun olmadığı ve deniz taşımasına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin uyuşmazlığa bakmaya görevli olmasına rağmen görevsizlik kararı verilmesi isabetli olmadığından,  davacı vekilinin istinaf başvurusun kabulüne karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu görevsizlik kararının  kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.3. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu görevsizlik kararının kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.05.12.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eef5bcdeb1b0320e","SID":"a069682344aa75a4"}}