{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1754 Esas <br>KARAR NO: 2024/1935 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2024/17 Esas - 2024/70 Karar<br>TARİH:  26/09/2024<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 05/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar/borçlular ... ve ...'ın  balıkçılık faaliyeti ile iştigal eden ... isimli balıkçı gemisinin/donatma iştirakinin donatan ortakları olduğunu, müvekkilinin İstanbul Balık Halinde balık alım-satım ve ticaretiyle iştigal eden bir şirket olduğunu, müvekkili ile davalılar arasında balık alım satımından kaynaklı cari ilişki olduğunu,  taraflar arasındaki cari ilişkiye istinaden müvekkilinin alacakları için taraflarınca Silivri İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalıların ise takibe haksız olarak itiraz ettiklerini, davalılar arasında ... isimli gemi ve adi ortaklıktan kaynaklı husumet bulunduğunu, davalıların Gemiyi satma çabası içinde olduklarını, bu nedenle Gemi üzerine teminatsız olarak İhtiyati Tedbir konulmasını talep ettiklerini, takip konusu alacağın konusunun cari hesaptan kaynaklı olduğunu, davalıların balık sezonunda avladıkları balıkların müvekkili şirketçe davalılardan alındığını, aralarında bu şekilde uzun yıllardır süregelen cari ilişki mevcut olduğunu, davalıların av sezonu öncesinde, gemi personel maaşlarının ödenebilmesi, geminin sezona hazırlanması, balık ağı satın almak ve diğer tüm ihtiyaçları için müvekkili şirketten avans kullandıklarını, kullandıkları avansların, avlayıp müvekkiline sattıkları balık bedellerinden mahsup edildiğini, ancak üst üste bir kaç sene balık sezonunun kötü geçmesi nedeniyle avansların kapanmadığını ve davalıların müvekkiline karşı borçlu kaldıklarını, sonrasında da geminin davalılar arasındaki husumet nedeniyle Silivri Limanına bağlandığını  ve çalışamaz hale geldiğini, neticede davalılar adına kayıtlı ... isimli gemi üzerine teminatsız ihtiyati tedbir konulmasına, davalı borçluların  Silivri İcra Müdürlüğünün ...  E. sayılı icra takibinde 2.115.995,56 TL Tutarındaki alacağa yaptıkları itirazının iptaline, davalıların takip konusu borcu takip tarihi itibariyle işleyecek reeskont avans faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 26/09/2024 tarih ve 2024/17 Esas - 2024/70 Karar sayılı kararında; \"Dava konusu; Taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak davacı tarafça davalılar aleyhinde Silivri İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı borçlular tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava  haline  getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.  Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin  04.12.2017 gün ve  2016/9128  E- 2017/17010 K. sayılı kararı) Somut olayda; Dosya içerisine celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davalılar ... ile ...'ın tacir olmadıkları, esnaf (İkinci sınıf tacir) olduğu, ticari işletme usulüne göre defter tuttuğu, İTO kaydının bulunmadığı görülmüştür.  Bu nedenlerle  uyuşmazlığın TTK da düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi özel bir düzenleme ile uyuşmazlığın ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğu belirtilmediği için davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. HMK' nın 114/1-c maddesi uyarınca görev dava şartıdır ve aynı kanunun 115.maddesine göre mahkemeler dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Bu durumda davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine ve mahkememiz yargı çevresinde (Her ne kadar hem görevsizlik hem yetkisizlik kararı aynı anda verilemeyecekse de, Bakırköy Ticaret Mahkemelerinin yargı sınırlarının Silivri Adliyesi yargı sınırlarını da kapsaması sebebiyle) bulunan davalıların adresi mahkemesi Silivri Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, ''Davanın, dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden USULDEN REDDİ ile  MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan SİLİVRİ NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK  MAHKEMESİNE  GÖNDERİLMESİNE, 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine, 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)'' karar verilmiş ve karara karşı davalı ...'a vesayeten ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ...'a vesayeten ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi'nin görevsizlik kararının hukuka aykırı olup, taraflar arasında hukuki bir ilişki olduğunu kabul ettikleri anlamına gelmemek şartıyla, davacının iddia ettiği ilişki, taraflar arasında ticari faaliyet olduğuna dayanmakta  olup, bu kapsamda balık alım - satımından kaynaklı cari hesap olduğu yönünde olduğunu; ...'ın avlanma teknesinin çalıştırılması ile ilgisi yoksa da ... isimli balıkçı teknesini 2011 yılından itibaren kendi adına balık avlama ticaretinde kullanmakta olduğunu; dolayısıyla davacı ve davalılardan ...'ın tacir olduğunu; Doktrine göre bu tür işlemleri nispi ticari ilişki olarak nitelendirildiğinden görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olması gerektiğini, Davalıların, davaya konu gemiyi %50 hisseler oranında malik olduklarını; müvekkili ...'ın geçirdiği rahatsızlık sonucunda, 13.05.2011 tarihinde geçirdiği rahatsızlık neticesinde kendisine İntrakranial Hemoraji tanısı konduğunu ve o tarihten itibaren bakıma muhtaç şekilde  yaşamak zorunda kaldığını; bu nedenle; bu geminin işletmesinin davalı ... tarafından yapılmakta olduğunu; ...'ın bu gemiyi işletmesi neticesinde elde ettiği gelirden müvekkili payına düşen miktarı vermediğinden, müvekkili ...'ın  diğer davalı ...'a karşı açtığı ecr-i misil davalarından birini kazandığını ve diğerinin devam etmekte olduğunu, Davalılardan ...'ın, işlettiği gemiyi balık avlama faaliyetleri kapsamında kullanmakta olduğunu; bu faaliyetler neticesinde elde ettiği deniz ürünlerini kendisinin pazarlamakta olduğunu; TTK madde 931'e göre suda hareket etmesi amacıyla üretilen ve yüzme özelliği bulunan her aracın gemi sayılmakta olduğunu ve suda ekonomik faaliyet amacına tahsis edilen veya fiilen bu amaçla kullanılan gemilere de ticaret gemisi denilmekte olduğunu; bu bağlamda, davalı ...'ın, yapmış olduğu ticari faaliyetleri kapsamında ticari defterler tutmuş olmakla, işin mahiyetinin davalının tacir olduğunu ispat etmekte olduğunu, Davacının davasını kabul ettikleri anlamına gelmemekle ve davanın reddi talepleri baki kalmak kaydıyla, işbu davanın görülmesinde görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu,  İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, istinaf başvularının kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğuna, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki balık alım satım hukuki ilişkisi kapsamında davacı tarafından davalıya verilen avans bedellerine karşılık ürünlerin teslim edilmemesi sebebiyle kapanmayan avans bedeline ilişkin açık cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece iş bu yargılamada davalıların tacir olmadığı ve davanın nispi ticari dava olmadığı gerekçesi ile Silivri Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik ve yetkisizlik kararı verilmiş, verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6100 sayılı HMK. 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı niteliğinde olup, bu husus mahkemece davanın her aşamasında re'sen dikkate alınmalı, dava şartının bulunmaması halinde HMK.'nın 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmelidir. TTK'nın 3. maddesinde; \"Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.” düzenlemesine yer verilmiştir. TTK'nın 4. maddesinde ise bu kanundan doğan ve bu madde de belirtilen hukuk davaları, tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari dava; TTK'da düzenlenen bir hususa ilişkin olmamakla birlikte iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren davalar ise nispi ticari davadır. Hükme göre bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için, hem davanın her iki tarafının tacir olması hem de uyuşmazlığın iki tarafın da  ticari işletmesini ilgilendirmesi gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu' nun 5/2. maddesinde bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin görevi dahilinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan \"davalara\", asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı, 5/3. maddesinde ise asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanacağı belirtilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nın 11. maddesine göre; Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, ibaresi Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir. Aynı Kanunun 12. maddesine göre bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Yine Aynı Kanunun 15. Maddesine göre ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü maddeler ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır. TTK'nın 11.maddeside 2/7/2018 tarihli değişiklikten önceki halinde sınırın Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterileceği ifade edilmekteydi. Nitekim 21.07.2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile söz konusu ayrımın ne şekilde yapılacağı açıklığa kavuşturulduğundan ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı kararıyla bu hususta yeni bir düzenleme yapılmadığından, halen geçerliliğini koruyan Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmalıdır. Anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, esnaf ve tacir ayrımı, esnaf faaliyetinin türüne göre 213 sayılı VUK’nun 177. maddesindeki parasal sınırlar esas alınarak belirlenir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 176. maddesine göre tüccarlar, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere ikiye ayrıldığı, birinci sınıf tüccarların, bilanço esasına göre defter tutanlar olduğu, ikinci sınıf tüccarların ise işletme hesabına göre defter tutanlar olduğu hususu düzenlenmiştir. VUK'nun 177. maddesinde ise kimlerin birinci sınıf tüccar olduğu açıklanmış olup birinci aşamada gelir esasına göre bir ayrım yapılmış, maddenin son fıkrasında ise tacirin gelirine hiç bakılmaksızın, ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden tacirlerin de birinci sınıf tacir oldukları kabul edilmiş, VUK'nun 178. Maddesinde ikinci sınıf tüccarların kimler olduğu düzenlenmiştir. Bu yasal düzenlemelere göre, kanun gereği birinci sınıf tacir sayılan bir tacirin esnaf olarak kabulü mümkün değildir.Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Gelir İdaresi Başkanlığı Sarıyer Vergi Dairesi Müdürlüğünün 25/09/2024 tarihli cevabi yazısında, gerçek kişi davalıların ikinci sınıf tüccarların tabi olduğu VUK 178. Maddesine göre işletme hesabı esasına göre defter tutmakta oldukları bildirilmiş, ancak Mahkemece davalıların ticari ilişki tarihlerini de kapsar şekilde yıllık alış ve satış tutarlarına ilişkin gelir beyannamelerinin gönderilmesi istenilmemiş ve Vergi Dairesi yazı cevabı ekinde de Mahkemeye gönderilmemiştir. Davalıların ikinci sınıf tüccarların tabi olduğu VUK 178. Maddesine göre işletme hesabı esasına göre defter tutmakta olmaları tek başına esnaf olduklarını göstermemektedir. Mahkemece gerçek kişi davalıların yıllık alış ve satış tutarlarına ilişkin gelir beyannameleri celbedilerek ticari ilişki yıllarına ilişkin yeniden değerlendirme oranları da dikkate alınmak suretiyle VUK'nun 177. Maddesinde belirtilen sınırları aşıp aşmadıkları ve yukarıda belirtilen yasal mevzuat kapsamında tacir olup olmadıkları tespit edilmeden, sadece Vergi Dairesi Müdürlüğü cevabı yazısına göre eksik araştırma ve değerlendirme ile davalıların esnaf kabul edilmesi ve buna göre görevli Mahkemenin belirlenmesi isabetli olmamıştır. Ayrıca Mahkemece de usul ve yasaya aykırı olduğu kabul edilmesine rağmen HMK'nın 117/2 maddesi uyarınca Mahkemece ilk önce dava şartlarından olan görev hakkında karar verilmesi gerekirken görevsizlik kararı ile birlikte aynı zamanda ilk itirazlardan olan yetki hususu incelenmek suretiyle yetkisizlik kararı verilmesi, bunun yanında HMK'nın 19/2, 116/1 ve 117/1 maddesi uyarınca yetki itirazının kesin olmadığı iş bu davada yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekmesine, davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamasına ve yetki itirazında bulunulmamasına rağmen Mahkemece resen ilk itiraz olan yetkinin incelenerek yetkisizlik kararı verilmesi de usul ve yasaya uygun olmamıştır.  Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK' nun 353/1-a.3, 353/1-a.6 maddesi maddeleri gereğince kaldırılmasına, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere  dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  26/09/2024 tarih ve 2024/17 Esas - 2024/70 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a3-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,  3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine,  6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/12/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bce588ef639ee98f","SID":"3e84a3293a11e819"}}