{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1763 Esas<br>KARAR NO: 2024/1957 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2024/686 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİH: 02/10/2024 (Ara Karar Tarihi)<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 05/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dosyada mübrez mirasçılık belgesinde de anlaşıldığı üzere davalı şirket ortaklarından ..., ... ve ...'in ortak miras bırakanı ... in ilk eşinden müvekkili ...'in ise murisin ikinci eşi olan ...'den olma çocukları olduğunu ve muris ...'in 08.06.2020 tarihinde vefat ettiğini, davalı şirketin dava dışı ... ile müvekkili ...'in murisi ... tarafından sermayesi % 50-% 50 karşılanmak suretiyle 11.12.1992 yılında kurulduğunu, muris ...'in davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. ünvanlı şirketi kurduğu 1992 yılında ikinci eşi olan ...'i  miras dışı bırakmak  amacıyla davalı şirketin kuruluş esas sözleşmesinde muvazaa yaparak esasen % 50 sermayesi kendisi tarafından karşılanmasına rağmen %50 hissesinden dava dışı çocukları ...'e, ...'e ve ...'e %8' er  hisse vermek suretiyle adı geçen üç çocuğunu toplam %24 hisse ile kurucu ortak hissedar yaptığını, muris ...'in  11.02.2009 tarihinde ise yine ikinci eşi olan ...'i  miras dışı bırakmak amacıyla davalı şirketteki bakiye hisselerinden %12 hissesini kızı  müvekkili ...'e % 4 hissesini, diğer kızı ...'e %4 hissesini, kızı ...'e %4 hissesini, oğlu ...'e bedelsiz devretmek suretiyle şirkette dört çocuğunun % 12 oranında hissedar olmalarını sağladığını, muris ...'in son olarak uhdesinde tuttuğu % 2'lik hissesini ise 10.01.2020 tarihinde yani vefatından yaklaşık 5 ay önce yine muvazaalı bir şekilde dava dışı oğlu ...'e devrettiğini, murisin yukarıda belirtilen muvazaalı devir işlemleri neticesinde davalı şirkette murisin oğlu ...'in %14, murisin kızları müvekkili ..., ... ve ...'in ise %12 hissesi olduğunu, davalı şirketin esasen % 50 hisse ile kuruluşunda rol alan diğer kök miras bırakan ...'un da yukarıda aktarılan süreç içinde davalı şirketteki hisselerini çocuklarına devrettiğini, netice olarak dava tarihi itibariyle davalı şirkette müvekkil ...'in %12, ...'in, %14 ...'in %12, ...'in %12, ...'un %25, ...'nın %2 ve ...'nın %23 oranında pay sahibi olduklarını, murisim kızları müvekkili ... ile dava dışı ... ve ... davalı şirkette hisse sahibi olmakla birlikte şirketin idaresi dışında bırakılmış kayden  ortak konumunda bulunduklarını, muris ...'in ölümünden bu yana davalı şirketin dava dışı ortaklar murisin oğlu ... ile ... tarafından idare edildiğini, muris ...'in ölümüyle müvekkili ... ve müvekkilinin annesi ... tarafından gerek davalı şirkete gerekse davalı şirketin ortaklarından ...'e, yine dava dışı ... tarafından gerek müvekkili ..., gerekse müvekkilinin annesi ...'e karşı bir çok dava açıldığını, bu nedenle müvekkili ... ve annesi olan dava dışı ... ile davalı şirketi idare eden dava dışı ortaklar ... ile ... arasında husumet oluştuğunu, mezkur husumet nedeniyle murisin dava dışı oğlu ... ile davalı şirketin % 50'sine sahip ... ailesine mensup diğer ortaklar ile birlikte hareket ederek müvekkilinin sermaye artışına katılacak maddi gücünün bulunmamasını da fırsat bilerek müvekkilinin şirketteki pay oranını azaltmak amacıyla kötü niyetli ve dürüstlük kurallarına aykırı olarak sermaye arttırım kararı aldıklarını, davalı şirketin 04.04.2024 tarihli Genel Kurulunda alınan kararla şirket sermayesi iç kaynaklardan karşılanmak suretiyle 24.690.000,00-TL'den 61.000.000,00-TL'ye yani %150 civarında arttırılmışken, iki ay sonra dava konusu kararla şirket sermayesinin yaklaşık % 50 civarında tekrar arttırılmasının samimi ve gerçek bir ihtiyaca dayanmadığını, davalı şirketin gelirleri tam olarak bilançoya yansıtılmamasına rağmen her yıl kar açıklayan bir şirket olduğundan sermaye arttırıma gitmesini gerektirir mali bir sorununun ya da yatırımının bulunmadığını, davaya konu sermaye artış kararının alındığı 12.06.2024 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul toplantısında şirket ortaklarından ... tarafından gerek şirketin nakit akışında gelecekte oluşması muhtemel bozulmanın önüne geçmek, gerek kredi kullanımını engellemek, gerekse kredi faiz yükünden kurtulmak amacıyla şirketin nakit ihtiyacı olduğu yönünde beyanlarda bulunmuş ise de, sermaye arttırım gereksinimi olduğuna dair hiçbir somut veriye ve toplantı öncesinde çıkarılan gereksimi ortaya koyan bir ara bilançoya dayanılmadığını, davalı şirketin davaya konu sermaye arttırımına zemin hazırlamak için şirketin gelirlerini kayıt dışı satış yapmak suretiyle bilançoya tam olarak yansıtmayarak esasen ihtiyaç bulunmamasına rağmen gerek şirkete bankalardan kredi kullandırılmak, gerekse şirketin üçüncü kişilerden borç almış gibi gösterilmek suretiyle borçlandırıldığını, şirketin iç kaynaklarının tamamı sermayeye eklenmeden dış kaynaklardan arttırım yapılmasıı hukuka aykırılık teşkil ettiği gibi kötü niyetin de göstergesi olduğunu, davalı şirket kuruluş tarihi 1992 yılından beri yaklaşık her sene kar açıklamasına karşın ortaklara kar dağıtımı yapmadığı dikkate alındığında şirketin dağıtılmayan kar bedelleri üzerinden sermaye arttırımına gidilerek sermaye karşılığında hissedarlara bedelsiz olarak hisse verilmesi gerekirken müvekkili ...'e zarar vermek amacıyla nakdi sermaye arttırımına gidilmesinin dürüstlük kurallarının ihlali olduğunu, netice olarak hakların sakınılarak kullanılması ilkesine aykırı hareket edilerek mali gücü zayıf olan ve pay alamayacak durumda olan müvekkilinin şirketteki mevcut paylarını düşürme amacı güden dava konusu kararın iptali gerektiğini beyanla davalı ... Ticaret AŞ'nin 12.06.2024 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında şirket sermayesinin 61.000.000,00-TL'den 91.000.000,00-TL'ye arttırılmasına ilişkin alınan kararının yürütülmesinin geri bırakılması hakkında teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 02/10/2024 tarih  2024/686 Esas sayılı kararında; \"Davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. Vekili tarafından 23/09/2024 tarihli dilekçe ekinde sunulan ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin yönetim kurulu üyesi ...'un dava konusu genel kurul kararlarının iptali talebi hakkındaki görüşleri incelenmiştir 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 389/1 maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK.'nun 390/3 maddesi; \" Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” şeklinde  düzenlenmiştir.  Yapılan incelemede mevcut durumda maydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi ve haklılığın yaklaşık olarak ispat şartlarının gerçekleşmediği kanaatine varılmakla davacı yanın ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile ''Davacı tarafın yerinde görülmeyen ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin 02.10.2024 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiğini, Yerel mahkeme tarafından ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, işbu istinaf başvurusunun  yapılması zorunluluğu doğduğunu; TTK'nın 449. maddesinin ''Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı taktirde mahkeme, YK üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir'' hükmünü içerdiğini, anılan maddede hangi hallerde geçici hukuki koruma kararı verileceği özel olarak düzenlenmediğinden, tamamlayıcı yorum kuralı olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerinden yararlanılabileceğini, HMK'nın 390/3 maddesinin ise, ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içerdiğini; Somut olayda; genel kurul kararı aleyhindeki ihtiyati tedbir isteminin davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ...'un görüşü sorularak karara bağlandığını, davalı şirket ortağı ... ile ...'un gerek müvekkiline gerekse müvekkilinin annesine karşı dava dilekçesinde belirtilen davalar hasebiyle beslediği husumet nedeniyle davalı şirketin % 50'sine sahip ... ailesine mensup diğer ortaklar ile birlikte hareket ederek müvekkilinin sermaye artışına katılacak maddi gücünün bulunmamasını da fırsat bilerek  şirketteki pay oranını azaltmak amacıyla kötü niyetli ve dürüstlük kurallarına aykırı olarak sermaye arttırımına gittiğini, bu itibarla yönetim kurulu başkanı ...'un beyanlarının samimi olmadığını ve sermaye arttırımın gerekçesini ispatlamayan soyut ifadelerden oluştuğunu, davalı şirketin 04.04.2024 tarihli Genel Kurulunda alınan kararla şirket sermayesi iç kaynaklardan karşılanmak suretiyle 24.690.000,00-TL'den 61.000.000,00-TL'ye yani %150 civarında arttırılmışken, iki ay sonra dava konusu kararla şirket sermayesinin yaklaşık % 50 civarında tekrar arttırılmasının samimi ve gerçek bir ihtiyaca dayanmadığının en büyük kanıtı olduğunu, davalı şirketin gelirleri tam olarak bilançoya yansıtılmamasına rağmen her yıl kar açıklayan bir şirket olduğundan sermaye arttırıma gitmesini gerektirir mali bir sorununun ya da yatırımının bulunmadığını, davacı müvekkili yaşadığı maddi zorluklar nedeniyle sermaye arttırımına rüçhan hakkını kullanarak katılmadığından şirketteki sermaye payının düşecek olması gibi nedenler göz önünde bulundurulduğunda alınan kararın icrasının durdurulmaması halinde davacı müvekkilinin telafisi imkansız zarara uğrayacağını, nitekim eldeki davadaki maddi vakıalarla benzer bir davada talep edilen ihtiyati tedbir kararının yerel mahkemece davadaki gerekçelere benzer gerekçelerle reddi üzerine İstanbul BAM 12 HD'nin 2022/1564 E 2022/1314 K ve 29.09.2022 tarihli kararı ile Yerel mahkeme kararı kaldırılarak sermaye arttırım kararının yürütmesini durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verildiğini beyanla 02.10.2024 tarihli Yerel mahkeme kararının kaldırılarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davalı şirketin 12/06/2024 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında gündemin 2. maddesi ile alınan sermaye artırım kararının iptali talebiyle açılan davada, dava konusu yapılan kararın TTK'nın 449 ve HMK'nın 389. maddesi uyarınca yürütmesinin geri bırakılmasına ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. TTK'nın 449. maddesinde genel kurul kararları aleyhine iptal davası açıldığı takdirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği düzenlenmiştir. Maddede mahkemeye takdir hakkı tanınmış olup, mahkemece durum ve şartların gerektirmesi halinde genel kurul kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilebilecektir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 vd. maddelerinden yararlanılması gerekir. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi hükmünden anlaşılacağı üzere; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbir için yaklaşık ispat yeterli görülmüş olup sunulan belgelerle talep edenin, davada haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi ve diğer şartların da varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Somut olayda Mahkemece, dava konusu kararın yürütmesinin geri bırakılmasına dair talep değerlendirilmeden önce, TTK'nın 449. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyesinin görüşü alınmış, yönetim kurulu üyesince olumsuz görüş bildirildiği anlaşılmıştır. Mahkemece verilen ara karar tarihi itibariyle, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, dosyada bilirkişi incelemesinin yapılmadığı, mevcut delil durumunun dava konusu genel kurul kararı ile ilgili iddialar yönünden yaklaşık ispat koşulunu sağlamadığı, tedbir kararı verilmemesi halinde davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden bahsedilmesi mümkün olmadığı gibi ciddi bir zararın doğacağına dair emare ve delilin de bulunmadığı gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince yürütmenin durdurulmasına ilişkin tedbir talebinin reddi kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekillerinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.  Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,  6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/12/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"25dd9bffbe7620a4","SID":"71c2515a40685ab7"}}