{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/978 Esas<br>KARAR NO: 2024/2036 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>NUMARASI:  2020/276 Esas- 2021/250 Karar<br>TARİH: 03/06/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 19/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafından ... numaralı nakliyat emtia abonman sigorta poliçesi ile sigortalanan sigortalı ... İmal. Tic. Ltd. Şti.'ye ait lolyo ve branda cinsi emtiaların borçluların sorumluluğunda Çin'den, ... ve aktarmalı olarak ... gemileri ile Türkiye'ye nakliyesi esnasında emtiaların ezilme suretiyle hasara uğradığını, nakliye işleminin davalı tarafından gerçekleştirildiğini, fatura ve yapılan tespitler gereğince sovtaj durumu dikkate alınarak 1.888,86 USD sigortalı zararının davacı tarafından sigortalı adına müşterisine ödendiğini, TBK'nın ilgili hükümleri gereği temlik esasına göre sigortalısının haklarını devralan davacının TTK ve ilgili konvansiyon hükümleri ile davalıya rücu hakkının doğduğunu, 1 numaralı davalı ... A.Ş.'ye navlun faturasını ve yük teslim belgesini düzenleyen ve konşimento belgelerine istinaden forwarder / ana nakliyeci sıfatıyla tüzel kişilik olarak dava açıldığını, 2 no.lu davalı ... Ltd. izafeten ... A.Ş.'ye konşimento belgelerine istinaden taşıyan sıfatıyla tüzel kişilik olarak dava açıldığını, davacının sigortalısına ait emtiaların Ambarlı limanında tahliyesi esnasında hasara uğradığının tespit edildiğini, davalı yetkililerinin de müşterek katılımı ile 26.11.2018 tarihlerinde hasar tutanağı tutulduğunu, davalılara ihtar/rücu ihbarları gönderildiğini, oluşan hasarın tespitine müteakip ekspertiz çalışması yapıldığını, eksper raporunda, 26.11.2018 tarihinde tahliyesi yapılan emtianın yırtılma ve ezilme sonucu deforme olduğunun tespit edildiğini, 11 adet reflective banner cinsi emtianın ezilmeye bağlı olarak hasarlanmış olduğunu, rulo emtianın alt ve tist tabanlarında hasara bağlı ovalleşme meydana geldiğini, emtianın ezilerek hasarlanması sebebiyle baskı makinesinde kullanılamayacağının tespit edildiğini, konu ile ilgili sovtaj durumunun hasar hesabında dikkate alındığını, hasarın Çin'den Türkiye'ye yapılan taşıma esnasında emtiaların ezilme neticesinde meydana geldiğinin tespit edildiğini, emtianın zayi olması sebebiyle nakliye sürecinde meydana geldiğinin hem hasar tutanakları hem de eksper raporlarında eksperlerce tespit edildiğini, davalıların gerekli dikkat ve özeni göstermediğini, meydana gelen hasar nedeniyle taşıma işlemini gerçekleştiren her iki davalının da müteselsilen sorumluluğunun bulunduğunu, TTK'nın taşıyanın sorumluluğunu düzenleyen TTK m. 1178 uyarınca taşıyanın, navlun sözleşmesinin ifasında özellikle eşyanın yükletilmesi istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermekle yükümlü olduğunu, taşıyanın eşyanın ziyanı veya hasarlarından yahut geç tesliminden doğan zararlardan zıya, hasar veya teslimde gecikmenin eşyanın taşıyanın hakimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olması şartıyla sorumlu olduğunu, taşıyıcının sorumluluğunun, ispat külfeti ters çevrilmiş bir kusur sorumluluğu olduğunu, Sigortacılık Kanunu'nun 22. maddesinin 17. fıkrasında aynı maddenin 13. fıkrası uyarınca tarafsız olmak zorunda olan eksperlerin düzenlediği raporun delil niteliğinde olduğunun belirtildiğini, dava konusu icra takibinin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile 05.09.2019 tarihinde başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu beyanla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına itirazının iptali ile takibin devamına, alacakları likit ve belirlenebilir olduğundan %20'den az olmayan oranda icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının delilleri arasında bulunan ... Ltd. tarafından düzenlenmiş ... numaralı konşimentonun ön sayfasında açıkça yetkili mahkeme ve uygulanacak hukuk maddesi bulunduğunu, bu maddeye göre Singapur Mahkemelerinin münhasıran yetkili olduğunu, davanın her iki davalı açısından uluslararası yetki sebebiyle reddini talep ettiklerini, konşimentodaki açık hukuk seçimi nedeniyle ihtilafa Singapur hukukunun uygulanması gerektiğini, birinci davalı ... A.Ş.'nin taşımada 2. davalının temsilci olarak davrandığının konşimentodan belli olduğunu, konşimentoda ... A.Ş. teslimat acentesi olarak ibaresi bulunduğunu, \"...\" yani \"navlun teslimat limanında tahsil edecektir\" ibaresinin bulunduğunu, davalı ... A.Ş.'nin navlunu yükün gönderilene teslimatı karşılığı tahsil ettiğini, tahsil ettiği navlun karşılığında fatura kesmesinin normal olduğunu, temsilci olarak davrandığı açık bir şekilde belli ve beyan edilmiş olduğu için hak ve borçların konşimentoyu düzenleyen ve taşıyan sıfatına haiz 2 davalı nam ve hesabına doğacağında şüphe olmaması gerektiğini, TTK madde 105/3 gereğince acentelik hükümlerinin davalı ... Lojistik A.Ş.'ne uygulanabileceği düşünülse bile 1. davalıya doğrudan husumet yöneltilemeyeceğini, 2. davalıya İzafeten yöneltilebileceğini, davanın 1. davalı açısından reddinin gerektiğini, zamanaşımı suresinin geçtiğini, ekspertiz incelemesinin yükün tesliminden yaklaşık iki ay sonra yapıldığını, ekspertiz raporunun yetersiz olduğunu, sigortalının deposunda yapılan hasar tespitinde ekspere gösterilen hasarlı malların taşımaya konu yükler olup olmadığının belli olmadığını, taşıyanın kusursuzluk ve uygun illiyet bağı karinelerinden yararlandığı TTK'nın 1182. maddesine göre zararın ambalajın yetersizliği, zararın durumun gereklerine göre birinci fıkrada yazılı sebeplerin birinden ileri gelmesi halinde taşıyan ve adamlarının kusursuz sayılacağını, ödemenin ... ödeme niteliğinde olduğunu, sigortacıya rücu hakkı vermeyeceğini, hasar bedelinin tespitinin dayanaksız ve afaki olduğunu, taşıyanın % 5 ilave bedelden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını beyanla davanın reddine, karşı yan aleyhine İİK 67/2 uyarınca % 20'den az. olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 03/06/2021 tarih 2020/276 Esas- 2021/250 Karar sayılı kararında; \"Dava, davacı sigorta şirketine nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı emtianın davalıların sorumluluğunda taşınması sırasında oluştuğu iddia edilen hasar nedeniyle sigortalıya ödenen hasar bedelinin davalılardan  rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yöneyik itirazın İİK nun 67.maddesi gereğince iptaline ilişkindir. Uyuşmazlığın; tarafların husumet ehliyetlerini haiz olup olmadıkları, geçerli bir sigorta sözleşmesi kapsamında ödemenin yapılıp yapılmadığı, usule uygun bir hasar ihbarının bulunup bulunmadığı, hasarın deniz taşıma esnasında ve davalıların kusur ve sorumluluğu altında meydana gelip gelmediği ve buna göre varsa davacı alacağının miktarının tespiti hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamından, davadışı sigortalı ... İmal. Tic. Ltd. Şti. tarafından yurtdışından  ithal ettiği folyo ve branda  emtiasının davacı sigorta şirketi nezdinde 03/12/2018 tanzim tarihli ... numaralı nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalandığı, taşımanın .. Limanından Türkiye Ambarlı Limanına taşımasının davalı ... (...) Ltd ye ait ... numaralı konşimento tahtında ... isimli gemi ile yapıldığı, taşımaya ilişkin düzenlenen konişmentonun ... (...) ... Ltd  tarafından imzalandığı, ... (...) ... Ltd' nin yabancı bir şirket olduğu, taşıyıcı şirket ile geminin yabancı olması ve emtiaların Çin - Türkiye taşımasının ifa edilmesi nedeniyle uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, konişmentonun ön sayfasında yer alan  yetki klozu ile taşıma sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklara Singapur Hukukunun uygulanacağı, yetkili mahkemenin ise Singapur Mahkemeleri olduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Yabancı unsur taşıyan uyuşmazlıkların çözümünde yetkili kanunun tayininden önce çözümü gereken  sorun açılan davada mahkemenin milletlerarası yetkisinin bulunup bulunmadığı hususuna ilişkin olduğundan (Aysel Çeliker/Bahadır Erdem, Milletlerarası Özel Hukuk, Sayfa 19) uygulanacak hukuktan önce yetki konusunun karara bağlanması gerekmektedir. MÖHUK 47.maddesinde yer itibari ile yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılması mümkündür. Yetki şartı taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen sözleşmeye ayrı bir madde olarak konulabileceği gibi ayrı bir sözleşme olarak da düzenlenebilecektir. Anılan hükme göre yetki şartının geçerli olması için uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, Türk Mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması ile uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması gerekmektedir. Eldeki dosyada somut uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, dava konusunun  Türk mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, (Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin, 22/06/2020 tarihli, 2019/3799 Esas ve  2020/3051 Karar sayılı ilamına karşılık taşıma akdine davalının Türkiye acentesinin aracılık ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığından) deniz taşımasından yani akdi ilişkinden kaynaklandığı, konişmentonun ön yüzünde bulunan yetki klozunun halefiyet hükümlerine göre davacı sigorta şirketini bağladığı, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden Singapur Mahkemesinin yetkili olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir...\"gerekçesi ile ''1-Davalılardan ... Lojistik A.Ş. Hakkındaki davanın tefriki ile yeni esasa kaydının yapılmasına, -Yargılama yeni esas üzerinden devam olunmasına, 2-Davalılardan ... Ltd İzafeten ... A.Ş Vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile Mahkememizin yetkisizliği nedeni ile davanın usulden REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından husumete yönelik olarak değerlendirmelerin hatalı olduğunu, istinafa konu esas dosyadan tefrik edilen 2021/240 E. sayılı dosyada da yargılamanın devam ettiğini, Mahkeme tarafından esas hakkında hüküm açıklanırken husumete dair değerlendirmelerin gerekçeli karar ile birlikte yapılması gerektiğini, ancak somut durumda İlk Derece Mahkemesi'nin pasif husumetin bulunmadığına kanaat getirdiği taraflar açısından tefrik usuli ile karar oluşturmaya devam ettiğini, yapılan bu uygulama ve  değerlendirmelerin  hatalı olduğunu; İstinafa konu olan işbu esas dosyada; davalı ... Ltd izafeten ... A.Ş.'ye konşimento belgelerine istinaden taşıyan sıfatıyla tüzel kişilik olarak dava açıldığını, bu dosyadan tefrik edilen, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/240 esas sayılı tefrik  dosyasında ise  1 No'lu davalı ... A.Ş.'ye navlun faturasını ve yük teslim belgesini düzenleyen ve konşimento belgelerine istinaden forwarder/ana nakliyeci sıfatıyla tüzel kişilik olarak dava açıldığını, çok uluslu bir şirket olan ... firmasının taşımada yer alan her iki şirketinin de aralarında illiyet bağının bulunduğunu, zira ... firmasının konşimento belgesini düzenleyen şirket olduğunu; Çin'den Türkiyeye taşıma işlemini gerçekleştiren davalı ... Ltd olduğuna göre, Türkiye'de bağlı şirket olarak ... Ltd İzafeten ... Lojistik A.Ş.'ye husumet yöneltilmesinin yerinde olduğunu, İlk derece mahkemesi tarafından  \"davalının türkiye acentesinin aracılık ettiğine dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığından\" değerlendirmesi ve gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu; Söz konusu taşımada, varma limanının \"...\" Türkiye olduğunun açıkça belirtildiğini, öte yandan konşimentoda \"...\" teslimat acentesi olarak açıkca ... A.Ş. ve adresinin belirtildiğini, bu sebeple İlk derece mahkemesinin aracılık hususundaki değerlendirmelerinin hatalı olduğunu, ilgili bölümde de yerel masrafların boşaltma limanında ödenmesi gerektiğinin ifade edildiğini, bu işlemleri de ... Ltd adına Türkiye'de gerçekleştirecek olanın ... A.Ş. olduğunun izahtan vareste olduğunu, diğer yandan davalının kendi internet sitesinde grup şirketler olduğunun açıkça ispatladığını, edinilen bu belgenin İlk derece mahkemesine ibraz edildiğini; TBK'da düzenlenen genel kural uyarınca, özel olarak kanunda belirtilmediği sürece, sözleşmelerin geçerliliği için özel bir şekil şartının söz konusu olmadığını, dolayısıyla şekil şartı ile ilgili özel bir kanun olmadığı ve TTK’da da ayrıca özel bir kural ile şekil şartı getirilmediğinden, acentelik sözleşmelerinin sözlü olarak da yapılabileceğini, taraflar arasında yazılı bir acentelik sözleşmesi de mevcut olabileceğini ancak bu hususta bir bilgilerinin olmasının beklenemeyeceğini, somut olayda dava dilekçesi ile birlikte sunulan belgelerde kendisine izafeten husumet yönelttikleri şirket olan ... Ltd Çin-Türkiye arası taşımayı gerçekleştiren şirket olup, konşimento belgesinde iletişim ve teslimat için muhatap ... A.Ş. olarak gösterildiğini, emtianın Ambarlı limanından ... A.Ş. tarafından teslim alındığını, açıklanan bu iki ayrı husus ile somut olayın verileri değerlendirildiğinde ... Ltd'nin, izafeten husumet yöneltme amacına uygun bir şekilde Türkiye’de muhatap bir adres olarak ... A.Ş.'yi kullanılmasının yerinde olduğunu; Davalının iddialarını kabul etmemekle birlikte, bir an için böyle bir durumun var olduğu kabul edilse dahi İlk derece mahkemesinin davalının acente sıfatını haiz olması halinde dahi, asaleten davalı sıfatıyla husumet yöneltilen acenteye, asıl davalıya izafeten acente aleyhine açıldığı kabul edilmek suretiyle davaya devam edilebileceğini, bu noktada tefrik kararı ve davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu; TTK'nın 103. maddesi hükmüne göre yurt içinde merkez veya şubesi olmayan yabancı ticari işletme adına geçici de olsa yurt içinde işlem yapanlar hakkında acentelik hükümlerinin uygulandığını, bunun sonucu olarak yurt dışındaki yabancı şirkete izafeten yurt içinde işlem yapana karşı TTK m. 105 hükmü gereğince dava açma olanağı olduğunu, bu nedenle ... Ltd İzafeten ... A.Ş.'ye dava açılmasının isabetli olduğunu, Yerel mahkemenin Türkiye acentesinin aracılık ettiğine dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı yönündeki kararının hukuka aykırı olduğunu, söz konusu davanın Türkiye'deki temsilcisi ve acentesi sıfatıyla ... Ltd izafeten ... A.Ş.''ye yöneltildiğini, kendileri tarafından acenteye dava açılmasının Yargıtay içtihatlarınca da hukuka ve hakkaniyete uygun  olduğunun  açık olduğunu; Yurt dışındaki yabancı şirkete izafeten yurt içinde işlem yapana karşı TTK m. 105 hükmü gereğince dava açma olanağı olduğunu, acentenin kişisel kusurunun bulunmasının gerekmediğini, Yargıtayın da TTK 103. maddesi uyarınca yurt dışındaki yabancı işletmeye izafeten yurt içinde işlem yapana karşı dava açılabileceğine ilişkin benzer kararlar verdiğini, yabancı tacirler adına acentelik yapanların aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerden doğan davaların acentelere karşı dava açılmasının mümkün olduğunun ifade edildiğini; 2021/240 Esas sayılı tefrik  dosyasında bilirkişiler tarafından 1 no'lu davalı ... A.Ş'nin navlun faturası tanzim ettiği, fatura bedelini tahsil ettiği ve defterine kaydettiğinin, konşimento sebebiyle giderleştirildiğinin tespit edildiğini, işbu bilirkişi raporunun her iki davalı açısından da pasif husumet ehliyetinin varlığının ispatlandığını, bilirkişiler tarafından 1 nolu davalının dava dışı müvekkili sigortalısına taşıma hizmeti verdiğini, öte yandan raporda ifade edilen ve gider kaydı yapılan \"...\" konşimentonun dosyada mübrez olan konşimento olduğunu; Konşimentoda \"... (...) ... Ltd.\" yazdığını, raporda ifade edilen şirketin esasında 2 nolu davalı şirket olduğunu, zira her iki unvan ile araştırma yapıldığında dahi esasında aynı muhatap olduğunun kolaylıkla görülebileceğini, tüm bu şirketlerin ... grup şirketleri arasında yer aldığını, dolayısıyla her iki davalının da pasif husumet ehliyetinin mevcut olduğunu, ticari kayıtlarda 1 No'lu davalının 2 No'lu adına hareket ettiğinin tespit edildiğini, dolayısıyla bu muhataba karşı izafeten dava açılmasının isabetli olduğunu; Uygulanacak olan hukuk açısından konşimentoda varma yeri hukuku ve Singapur için münhasır yetki kaydının bulunmamasının İlk derece mahkemesince dikkate alınmadığını, uyuşmazlığın hatalı olarak değerlendirilerek Türk mahkemelerinin yargı yetkisinin bertaraf edildiğini, istinafa konu esas dosya ile tefrik dosyasının tarafları arasında taşıma ilişkisi kapsamında dava arkadaşlığı bulunduğunu, bu bağlamda İlk derece mahkemesinin esas dosyadan husumete yönelik kabul gördüğü tarafları tefrik ederek, esas dosya açısından davanın reddi kararının isabetsiz olduğunu, davalıların milletlerarası yetki itirazındaki esas sebebinin, taşıyanın, acenteleri vasıtasıyla sözleşme akdinde ve ifada yükle ilgililerin ayağına kadar gitmesi, buna karşılık yargılamayı yetki kayıtlarıyla güç duruma sokması olduğunu; İşbu davada emtiaların varma yerinin Türkiye \"ambarlı\" olduğunun, yetkiye ilişkin olarak Singapur için münhasırlık \"exclusive\" kaydı bulunmadığının İlk derece mahkemesince dikkate alınmadığını, uyuşmazlık taraflarının Türk olması sebebiyle, yetkiye ilişkin bilirkişilerin değerlendirmelerine itiraz ettiklerini, davalıların uluslararası yetki itirazlarının yerinde olmadığını, Mahkemenin işbu davaya bakmaya yetkili olduğunu, tarafların mukim oldukları adres dışında yetki itirazlarının Medeni Kanunun 2. maddesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini,  HMK'nın genel yetki kuralları çerçevesinde bir davalı açsından yetkili olan mahkeme diğer davalıya da sirayet edeceğinden davalı açısından Türk Mahkemeleri ve dolayısıyla İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili hale geldiğini, Mahkemenin işbu uyuşmazlığın çözümünde davalının yetki itirazını kabul etti ise, o halde neden diğer davalılar açısından kendisini yetkili görerek 2021/240 E. sayılı dosyasında yargılamaya devam ettiğini, bir taraf için yetkili olan mahkemenin diğer davalılara da sirayet etmesi gerekeceğini; Yargılamanın taraflarının Türk olmasının, Türk Mahkemelerinin yetkili olması için yeterli olduğunu, ayrıca gerek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2020/1034 E. 2020/1271 K. sayılı kararı, gerekse  İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2018/121 E.,  2018/390 K. sayılı kararında \"kendi ikametgah mahkemelerinde kendilerini daha iyi savunacak durumda iken Hamburg Mahkemelerinin yetkili olduğuna ilişkin yetki itirazında bulunmalarının MK'nun 2. maddesi ile bağdaşmadığından davalıların bu yöndeki yetki itirazları yerinde görülmemiştir.\" şeklinde genel kurallara atıf yapılarak mülkilik prensibinin önemine vurgu yapıldığını ve ikametgah mahkemesinin yargılama yetkisinin ifade edildiğini; Bilirkişilerin yetkiye ilişkin değerlendirmelerinin yerinde olmadığını, kendileri tarafından dava dosyasına sunulan konşimentolarda herhangi bir yetki şartının bulunmadığını, bununla birlikte, konşimentoya ilişkin yetki şartlarında da son zamanlarda davalı tarafın iddia ettiğinin aksine kararlar çıktığını, oluşan bir içtihat ile bu şekilde tek taraflı ve denetime tabi olmayan yetki şartının kabulünün mümkün olmadığının yargı kararlarında belirtildiğini, yetki şartı her ne kadar davalı tarafından ileri sürülemeyecek olsa dahi, yetki şartının açık ve belirli olmaması halinde de kabulünün mümkün olmayacağını; Bununla birlikte, konişmentolardaki yetki şartları tetkik edildiğinde taşıyan lehine asimetri olduğunu; taşıyana, yükle ilgililere nazaran daha fazla yerde dava açma imkânı getirildiğinin ortada olduğunu, buna bir de taşıyanın yükle ilgililer karşısındaki ekonomik açıdan güçlü konumu eklendiğinde bu şekildeki yetki kaydının dürüstlük kuralına uygunluğundan söz edilemeyeceğini, buna bağlı olarak konişmentodaki açıkça taşıyan lehine asimetrik yetki kayıtlarının Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesi gereği geçersiz addedilebileceğini, zira bu kayıtlar esasında asimetri olmasa bile yükle ilgililerin yargıya başvuru imkanını ellerinden alacak mahiyette olduğunu, taraflar arasında kararlaştırılmış bir yetki şartı veya anlaşması bulunmadığını; Davalı her ne kadar cevap dilekçesinde konşimentoda milletlerarası yetki itirazında bulunmuşsa da bu itirazlarının kabulünün mümkün olmadığını, her iki davalının da Türk tüzel kişisi olduğunu, kuruluşları ve faaliyetleri sebebiyle Türk Kanunlarına tabii olduklarını, her iki davalının da şirket merkezinin Türkiye'de yer aldığını, bu bağlamda davalıların uluslararası yetki itirazlarının Yargıtay 11. HD. 2015/5517 E., 2015/12591 K. Sayılı kararı göz önüne alındığında kabul edilebilir nitelikte olmadığını; Yürürlük denetimi kapsamında, bir genel işlem koşulunun sözleşme içeriğine dahil olup olmadığının tespitinin, genel işlem koşulunu düzenleyen sözleşme tarafının diğer tarafa, sözleşme yapılırken bu koşullarla ilgili bilgilendirme yapmasına bağlı olduğunu, genel işlem koşulu düzenleyen tarafın, karşı tarafı sadece genel işlem koşulunun varlığı hakkında bilgilendirmesi yeterli olmayıp diğer tarafa bu koşulların  içeriğine ulaşma imkanı sağlaması ve diğer tarafın bu koşulları kabul etmesinin gerektiğini, aksi takdirde, söz konusu sözleşme şartının \"yazılmamış sayılma\" yaptırımına uğrayacağını; Konşimentodaki Singapur hukukuna ilişkin olduğu iddia edilen şartın, TBK'nın Genel İşlem Koşullarına ilişkin 21. maddesi gereğince yazılmamış sayılması gerektiği için yürürlülük denetiminden geçemeyerek bağlayıcı olmaması gerektiğini, zira burada konşimentoda belirtilen ifadeler genel işlem koşulları kapsamında olup, taraflarca açık bir şekilde söz konusu madde hakkında üzerine konuşulup detaylı şekilde bilgilendirme yapılmadığı takdirde TBK ve TKHK denetim mekanizmaları kapsamında, o maddenin yazılmamış sayılacağının hükme bağlandığını; Dava dışı sigortalı tarafından konşimentodaki yetki şartını kabul ettiğine ilişkin açık ve kesin bir irade açıklaması olmadığı açıkça belli olduğundan davalı tarafın yetki itirazı ileri sürerek usul yönünden davanın reddini talep etmesinin kendileri tarafından hiçbir surette kabul edilemez olduğunu, tarafların ticaret hayatı içerisindeki işleri gereği sürekli olarak iş yapacakları kimselerle imzaladıkları söz konusu sözleşmenin genel işlem koşulu olduğunun açıkça belli olduğunu, bu noktada dava dışı sigortalı şirket ile genel işlem koşulları kapsamında imzalanan sözleşmenin ilgili maddesinin açık ve anlaşılır bir şekilde tartışılıp, konuya ilişkin herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını, ilgili maddenin sırf bu sebeple dahi geçersizlik sonucu ile karşı karşıya kalacağını, konişmentoda yer aldığı iddia edilen yetki şartının, tek taraflı ve denetime tabi olmaması nedeniyle geçersiz olacağını, bir an için bu yetki şartının varlığı kabul edilse dahi, münhasır yetki niteliğinde olmadığından HMK madde 7 gereğince Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunduğunu, herhangi bir kabul anlamına gelmemek kaydıyla, konşimentoda münhasıran yetki kaydı olmadığını, konşimentodaki yetki kaydında Singapur hukuku ve Singapur Mahkemelerinin münhasıran yetkili olmadığını, yetkiye ilişkin diğer düzenlemeler geçerliliğini koruduğu için mahkemenin yetkisinin ilgili maddelere göre tayin edileceğini; Yetki şartlarına yönelik itirazların aksine son zamanlarda davalı tarafın iddia ettiğinin aksine kararlar çıktığını, oluşan bir içtihat ile,  bu şekilde tek taraflı ve denetime tabi olmayan yetki şartının kabulünün mümkün olmadığı yargı kararlarında belirtildiğini, ilk derece mahkemesince bu konudaki savunma ve itirazların hiç bir suret ile dikkate alınmadığını, Davalıların her ikisinin de cevap dilekçelerinde asaleten hareket ettiklerini ikrar ettiklerini, ancak Milletlerarası yetki hususunda; Türk Ticaret Kanunu'nun 105/2. maddesinin son cümlesinin maksadının, yabancı tacirin Türkiye’deki acentesiyle işlem yapan Türkiye’deki kişilerin korunması olduğunu, varılan bu sonucun, MÖHUK’un zayıfı koruyan tüketici, iş ve sigorta sözleşmelerine ilişkin hükümlerinden farksız olduğunu, dolayısıyla Türk Ticaret Kanunu'nun inceleme konusu hükmünün, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin yetki anlaşması ile bertaraf edilebilmesi imkanını ortadan kaldıran yetki kuralı ihtiva ettiğini; Sonuçta konişmentodaki yabancı mahkemeye dair (münhasır) yetki kaydı, MÖHUK’un 47. maddesi gereği yurtdışındaki tacir taşıyan adına Türkiye’deki acentesinin Türk mahkemeleri önünde dava edilmesi imkanını ortadan kaldıracağından, emredici mahiyetteki Türk Ticaret Kanunu'nun 105/2. maddesinin ikinci cümlesine aykırı olduğunu, böyle bir durumda Türk Mahkemesinin milletlerarası yetkisinin ortadan kalkmayacağını, iç hukukun yetkiye dair genel kurallarının uygulanacağını, yetki anlaşmasının geçerliliğine uygulanacak hukuk ve konişmentodaki yabancı hukuk seçimi marifetiyle 105/2. maddenin aşılmasının mümkün olmadığını, aksi takdirde söz konusu müessesenin tatbik kabiliyeti kalmayacağını, tarafların, örneğin Alman hukukunu seçerek hükmü rahatlıkla dolanabileceğini, dolayısıyla davalıların mesnetsiz Uluslararası yetki itirazlarının reddi gerektiğini, yükle ilgililer ya da halefi sigortacı tarafından taşıyana izafeten acentesine Türkiye’de açılan bir davada, TTK m. 105/2/son gereği davalı tarafın, konişmentodaki yabancı mahkemenin münhasıran yetkili olduğunu, Türk mahkemesinin yetkisinin bulunmadığını ileri süremeyeceğini, Türk mahkemesinin Milletlerarası yetki itirazı üzerine davaya görmekten kaçınamayacağını, hatta tahkim şartının, uygulanacak hukuk ve konişmentoda seçilen hukuk yoluyla hükmün aşılmasının mümkün olmadığını beyanla istinaf başvurusunun kabulü ile İlk derece mahkemesinin usulden red kararının bozularak davanın tam  kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davacının sigortalısına ait olan ve davalı tarafından deniz yolu ile taşınan emtiada, taşıma sırasında oluştuğu iddia olunan hasar yönünden sigortalıya ödenen tazminatın davalıdan rücuan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Mahkemece, davalının milletlerarası yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Mahkemece davalı ... A.Ş. hakkında açılan davanın bu dosyadan tefrikine karar verildiği, yargılamaya yeni esas alınan dosya üzerinden devam edildiği, davacı tarafın beyanlarının aksine istinaf incelemesine konu kararın hüküm fıkrasında anılan davalı hakkında husumete ilişkin herhangi bir karar verilmediği gibi kararın gerekçesinde de bu yönde bir açıklama yapılmadığı, hakkındaki dava tefrik edilen davalı ... A.Ş. ile ilgili devam eden yargılamada verilecek kararın o dosyadan yapılacak istinaf başvurusu neticesinde incelenebileceği, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğuna dair bir iddia ve delilin sunulmamış olması karşısında verilen tefrik kararında herhangi bir usulsüzlük olmadığı, kaldı ki istinaf incelemesi sırasında Uyaptan yapılan sorgulamada ... A.Ş. hakkındaki yargılamanın yapıldığı 2021/240 Esas sayılı dosyada 12/05/2022 tarihli karar ile davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği ve kararın istinaf incelemesinden geçerek 11/05/2023 tarihinde kesinleşmiş olduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla bu davada davalı sıfatı kalmayan ... A.Ş. hakkında ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamından, dava konusu taşımanın, Çin'in Xiamen Limanından, İstanbul Ambarlı Limanına, davalı taşıyan ... Ltd.'ye ait ... sayılı konişmento uyarınca yapıldığı, konişmentonun ... Ltd. tarafından imzalandığı, davacının sigortalısı gönderilen, davalı ise taşıyan sıfatını haiz olup, taşıyıcı şirket ile geminin yabancı olması ve emtiaların Çin'den Türkiye'ye taşınması nedeniyle uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, konişmentonun Yargı ve Hukuk maddesi ile taşıma sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklara Singapur yasalarının uygulanacağı, yetkili mahkemenin ise Singapur Mahkemeleri olduğu, başka hiçbir mahkemenin yetkili olmadığının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. 5718 sayılı MÖHUK'un \"Yetki anlaşması ve sınırları\" başlıklı 47. maddesi hükmü ile Türk mahkemelerinin yer itibariyle yetki kurallarının münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde, tarafların, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan  bir uyuşmazlığın yabancı bir devletin  mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımında da geçerli olacağı düzenlenmiştir. Yabancı devlet mahkemesine yetki tanıyan anlaşmanın Türk hukuku bakımından hukuki değer taşıması için öncelikle yazılı ve taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan bir uyuşmazlığa ilişkin olması, ikinci olarak söz konusu uyuşmazlık yönünden münhasır bir mahkeme tayin edilmemiş olması, üçüncü olarak ise uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda yapılması gerekmektedir. Diğer yandan yetki anlaşmasıyla yetkilendirilen yabancı devlet mahkemesinin HMK'nın 17 ve 18. maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak \"belirli\" olması şartı MÖHUK'un 47. maddesi yönünden de aranmalıdır. Seçilen mahkemenin belirli olduğunun kabulü için yetkili kılınan mahkeme ismen zikredilmiş olmalıdır. TTK’nın 105/2. maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki acentelerinin aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden acente, müvekkiline izafeten onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir. Yabancı tacirlerin Türkiye'deki acenteleri aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister izafeten acente aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası münhasır yetki tanındığı kabul edilmektedir. ( Bkz Yargıtay 11 HD; 20.04.2022 Tarih, 2020/8089 Esas, 2022/31911 Karar) Taşıyan ile gönderilen (konişmentonun meşru hamili) arasındaki ilişkide konişmento esas alınır (TTK.m.1237/1). Dolayısıyla konişmento hamili gönderilenin, eşyayı teslim alma hakkının kapsam ve koşulları, navlun sözleşmesinden bağımsız olarak konişmentoya göre belirlenir. Gönderilen konşimentoyu ciro ile alıp, bunu ibrazla yükü teslim almada kullandığı anda, konşimentonun şartları ile de bağlanmış olur ve yetki şartının taşıyanla yükleten arasında kararlaştırılmış olduğunu, kendisinin üçüncü şahıs durumunda bulunduğunu ve bu nedenle konşimentoda kararlaştırılan yetki şartı ile bağlı tutulamayacağını iddia edemez. (Emsal: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12/01/2017 tarih ve 2015/12971 Esas, 2017/240 Karar) Somut olayda; dava dışı sigortalının yükü teslim aldığı ve konişmento hamili olduğu, davacının ise sigorta poliçesi kapsamında yaptığı ödeme nedeniyle TTK'nın 1472. maddesinde yer alan halefiyet ilkesi uyarınca dava dışı sigortalısının haklarına halef olduğu, bir diğer ifade ile sigortalısının yerine geçtiği, dolayısıyla konişmentoda yer alan ve TTK'nın anılan maddeleri uyarınca sigortalı gönderilen için geçeri olan yetki anlaşmasının, davacı için de geçerli olduğu, taşıyıcının yabancı olması nedeniyle uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirin Türkiye'deki acenteleri aracılığıyla yapılan bir sözleşmenin söz konusu olmadığı, dava konusunun Türk Mahkemelerinin münhasır yetkili olduğu bir konuya ilişkin bulunmadığı ve konişmentoya yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan yazılı şartın geçerli ve bağlayıcı olduğu, kural olarak genel işlem koşulları içeren sözleşme düzenlenmesinin, yasal sınırlar içinde hukuken mümkün olduğu ancak sözleşmelere TBK'nın 25.maddesine göre, genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamayacağı, yetki şartına ilişkin bu hüküm tacir olan davacının kolayca anlayabileceği bir içerikte olup dürüstlük kuralına aykırı bir düzenleme sayılamayacağı, aksi yönde ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/12/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6a91a90c760fa5f3","SID":"e5449a5db593280d"}}