{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1834 Esas <br>KARAR NO: 2024/1936 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2024/524 Esas (Derdest Dava Dosyası) <br>TARİH: 13/09/2024 (Ara Karar Tarihi)<br>DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 05/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... LTD.ŞTİ.'nin \"İstanbul İli,Beşiktaş İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak No:... adresinde ve tapuda İstanbul, Beşiktaş,... Mah. ... pafta,... ada ve .. parselde kayıtlı  mecura ilişkin\" kiracı sıfatıyla akdetmiş olduğu  01.07.2020 tarihli 5+5 yıl süreli kira sözleşmesi gereği işbu gayrimenkulde restaurant/cafe işletmesi açmak üzere yaptırmış olduğu, donanım, tefrişat, projelendirme, tadilat, alt yapı, sözleşmede detaylıca izah edilmiş olan tüm  unsurları devralan işletmeci sıfatıyla  davalı ... A.Ş.'ye bırakmış olduğu ve bu konuda  anlaşmaya istinaden en geç 01.10.2024 tarihine kadar davacı müvekkili şirkete =1.500.000 USD (BirMilyonBeşYüzBinAmerikan Doları) toplam bedel ödenmesinin taraflarca kararlaştırıldığı, davacı müvekkilinin alacağı davalının birçok ortaklığı ve işletmesi olduğundan ve ortaklarına karşı yasal sorumluluklarından ayrıca yılın büyük bir bölümünü yurt dışında özellikle Bali Adası'nda geçirdiğinden bahisle keşide edilen kambiyo senedine karşılık bir gayrimenkul ipoteği ya da  rehinle temin edilme imkanı olmadığından  kendisi güven tesis etmek için borç bedelinin =250.000 USD'sini (İkiYüzElliBinAmerikanDoları)  önceden ifa etmiş olduğunu, 50.000 USD'sini de 15.10.2023 tarihinde müşterek hatırlı dostlar marifetiyle kiralanan mecurun maliki ile helalleşmek üzere yine nakden ifa ettiğini, kalan 1.200.000 USD'lik kısım için sözleşme mucibince =400.000 USD'si 25.05.2024 tarihinde, =800.000 USD'yi de en geç 01.10.2024 tarihine kadar ödemek üzere taahhütte bulunduğunu, 25.05.2024 tarihinde nakden ifa edilmesi gereken 400.000 USD' nin ödenmemiş olduğunu ayrıca müvekkili alacaklı davacı ile iletişim kurularak ... Turizm A.Ş.'nin kurucu ortağı asıl borçlu...'nun Temmuz ayına kadar ülkeye geleceğini, ödeme yapılacağını belirtilerek süre istendiğini, iyi niyetli müvekkilinin bu talebe hoşgörü göstererek borçlunun ülkemize gelişini beklediğini, ancak aralarındaki iletişimin kesildiğini, herhangi bir ödeme yapılmadığını, gelen giden, arayan soran  da olmadığını koşullar itibarıyla hem muaccel olmuş mevcut alacağın, hem Ekim ayına kadar ödenecek bakiye alacağın kuvvetle muhtemel bir şekilde tehlikeye düşmesi ve iletişimsiz tavırdan şüphelenen, endişelenen  müvekkili davacı tarafın, haklarının güvencesi ve tahsili için huzurdaki davanın ikame edildiğini, ayrıca borçlu ... aleyhinde çok ciddi ve olumsuz söylemler, yurda giriş yasağı ile ilgili endişe verici duyumlar da alındığından bahisle öncelikle davanın kabulünü, 25.05.2024 Tarihinde davacı müvekkili şirkete ödenmesi gereken, temerrüde düşülmesine rağmen iyiniyetle ödeme yapılması beklenen ancak ödenmeyen =400.000 USD'nin (DörtYüzBinAmerikanDoları)'nın, 25.05.2024 ödeme tarihinden itibaren işlemiş her türlü fer'isi, ticari ve temerrüt faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacı müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, davacı müvekkili şirketin davalıların borcunu gereği gibi ifa etmemiş olmasından kaynaklanan munzam zararının talebi konusunda tüm yasal hakların saklı tutulduğunu beyanla gereğini, Tarafların aralarındaki sözleşme gereği, ilk ödeme bedeli olan =400.000 USD (DörtYüzBinAmerikanDoları'nın ödenmemesi durumunda tüm alacak bedelinin muaccel olacağına dair düzenleme bulunması buna rağmen ticari ahlak ve iyiniyet gereği 2024 Yılı Ekim ayında ödeneceği taahhüt edilen  =800.000 USD (SekizYüzBinAmerikanDoları) için tarihin bekleneceğinden bahisle bu rakamın sözleşme gereği 2024 yılı Ekim ayında ödenmemesi halinde usul ekonomisi esasları çerçevesinde ayrı bir davanın ikamesine gerek kalmaksızın huzurdaki davanın kısmi olarak ikame edildiği de göz önüne alınarak bakiye kısmın harçlandırılarak işbu davaya dahil edilmesi konusunda taleplerinin kabulünü, bu konuda tüm yasal haklarının saklı tutulduğunu, bu kısım için de yasal tüm fer'ilerin talep edileceğini, davacı müvekkilinin  her ne kadar kambiyo evrakına, sözleşmeye ve kefalete bağlanmış olsa da mevcut alacağının tahsili açısından içinde bulunulan endişe verici ve ticari tehlike yaratan koşullar gereği telafisi kabil olmayacak muhtemel kayıp ve zararlarının önüne geçilmesi ve davalıların malvarlığını kaçırmasının engellenmesi amacıyla ivedilikle tüm borç miktarını karşılayacak şekilde davalının ve kefalet borçlularının hem tüzel hem özel kişilik olarak ayni ve nakdi , menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının üzerine fer'ileriyle birlikte tüm alacak miktarı üzerinden ihtiyat-i haciz-tedbir tesis edilmesini, gerekirse bu konuda teminat gösterilebileceğini, her türlü yargılama gideri ile ücret-i vekaletin davalılar üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 13/09/2024 tarih ve 2024/524 Esas sayılı kararında; \"HMK’nun 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, genel bir ihtiyatî tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyatî tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış,ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiş olup, Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, 'uyuşmazlık konusu hakkında' diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). Ancak, özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir. Bu sebeple, para alacakları konusunda özel ve istisnai durumlar dışında asıl geçici hukuki koruma ihtiyati hacizdir. Keza, diğer özel hükümlerde açıkça farklı bir geçici hukuki korumadan bahsedilmişse, bu durumda da o çerçevede bir karar verilmeli, ihtiyati tedbir kararı verilmemelidir (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, a.g.e., s. 877). İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme İİK'nın 257 ila 268. maddesinde yer almaktadır. Bilindiği gibi ihtiyati haciz talep edebilme koşulları İİK’nın 257. maddesinde gösterilmiş olup maddede hem vadesi gelen hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Bunlar muaccel alacaklarda alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Müeccel alacaklarda ise kural ihtiyati haciz istenemeyeceği ise de borçlunun belli bir adresinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Sözü edilen maddede bunun dışında herhangi bir koşul öngörülmemiştir. Öte yandan, İİK’nın 258. maddesi “Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur” hükmünü içermekte olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaate varılması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken, alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulmasıdır. Somut olayda, davacı tarafın dosyaya ibraz etmiş olduğu delillerin İİK'nın 258. maddesi gereğince kanaat getirecek deliller olmadığı ve yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla HMK 389 vd. maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir için aranan yaklaşık ispat olgusunun, bu aşamada gerçekleşmediği, İİK 257 ve 258.maddeleri gereğince ihtiyati haciz talebinde bulunanın talep dilekçesindeki iddiaları ve alacağının varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirmesi ve şu aşamada yaklaşık ispat koşulunun oluşmaması nedeniyle ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.\"gerekçesi ile, '' Alacağın varlık ve miktarına dair yakın ispat koşullarının oluşmaması nedeniyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz isteminin REDDİNE,  '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı tarafından 13.09.2024 tarihinde oluşturulan ara karar ile İHTİYAT-İ HACİZ- TEDBİR taleplerinin reddine karar verilmiş olup işbu karara karşı yasal süresi içerisinde KALDIRMA talepli istinaf layihalarını sunduklarını,  Yerel Mahkeme nezdine sunmuş oldukları dava dilekçelerinde de detaylıca izah ettiklerini; davacı müvekkili ... Ltd.şti.'nin \"İstanbul İli,Beşiktaş İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak No:... adresinde ve tapuda İstanbul, Beşiktaş, ... Mah. ... pafta, ... ada ve ... parselde kayıtlı  mecura ilişkin\" kiracı sıfatıyla akdetmiş olduğu,  01.07.2020 tarihli 5+5 yıl süreli kira sözleşmesi gereği işbu gayrimenkulde restaurant/cafe işletmesi açmak üzere yaptırmış olduğu, donanım, tefrişat, projelendirme, tadilat, alt yapı, sözleşmede detaylıca izah edilmiş olan tüm  unsurları, devralan işletmeci sıfatıyla  davalı ... A.Ş.'ye bırakmış ve bu konuda taraflar arasında yapılan  anlaşmaya istinaden en geç 01.10.2024 tarihine kadar davacı müvekkil şirkete =1.500.000 USD (BirMilyonBeşYüzBinAmerikan Doları) toplam bedel ödenmesinin kararlaştırıldığını; ayrıca davalı sözleşmeye kefalet göstererek diğer davalıya da yasal sorumluluk yüklediğini, Davalı ... A.Ş. tarafından 25.05.2024 tarihinde nakden ifa edilmesi gereken =400.000 USD ödenmediğini ayrıca müvekkil alacaklı davacı ile iletişim kurularak ... A.Ş.'nin kurucu ortağı asıl borçlu ..., yurt dışında olduğunu belirterek ödeme yapılacağını belirterek süre istediğini; iyiniyetli müvekkili tarafın, bu talebe hoşgörü göstererek borçlunun ülkemize gelişini beklediğini; davacı müvekkili şirket, sözleşme gereği üzerine düşen tüm edimleri yerine getirdiğini, açık adresi \"... Caddesi No:.. olan ... Ada, ... pafta ... Parsel'de bulunan taşınmazın ... katı ve ... katı\" imza sahibi ...'nun yetkilisi olduğu ... Turizm A.Ş.ile akdedilen sözleşme gereği 24.11.2023 tarihinde mevcut haliyle müvekkili şirket tarafından yeni işletmecisine teslim edildiğini ve karşı tarafça yapılan mevcut durum tespiti sonrası ödeme taahhüdü ile birlikte mevcut sözleşme kefalet sorumluluğuyla beraber imza altına alındığını ancak davacı müvekkili şirket tarafından her türlü sözleşme sorumluluğunun yerine getirilmiş olmasına karşın davalılar tarafından hiçbir ödeme yapılmadığını, Davalı tarafından 25.05.2024  Tarihinde ödenmesi gereken =400.000 USD (DörtYüzBinAmerikanDoları) bedel hiçbir şekilde ödenmemiş olduğundan davalının temerrüde düştüğünü, yine kefile başvuruda olumsuz sonuçlandığını, arabuluculuk hukuki çözüm yolu da ANLAŞMAMA şeklinde nihayete erdiğini; müvekkili şirketin alacağına kavuşma ihtimali her geçen gün azalmakla birlikte müvekkilin alacağının tehlikeye düştüğünden davalı tarafın mal kaçırma amacıyla yapabileceği kötüniyetli tasarrufların da önüne geçilebilmesi için bugüne kadar işlemiş olan bakiye borç bedeli ve tüm yasal fer'ileri için davalı ve kefalet borçlusu aleyhinde ivedilikle ihtiyat-i haciz kararı verilmesinin talep edilmesi gerçekten zorunlu ve zaruri olduğunu,  Bu konuda İİK Madde 257'ye göre; \"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.\" Somut olayda belgelerini dosyamıza da sunduğumuz üzere müvekkilin alacağı rehin ile temin edilmemiş olup müvekkilin alacağına kavuşması tehlike altında olduğundan  ve böyle bir durumda davacı müvekkilemizin ve telafisi kabil olmayacak zararlara uğraması  riskinin önlenilmesi için  HMK m. 389 gereğince \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkansız hale gelmesi veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğmasından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı alınabilir.\" ihtiyat-i haciz-tedbir şerhi tesis edilmesi gerektiğini,  Taleplerinin; borçlunun ve kefilinin re'sen yapılacak araştırma sonrasında davacı şirketin her türlü fer'isiyle birlikte alacak miktarını karşılayacak kadar tüm ayni ve nakdi malvarlığı üzerine ihtiyat-i haczin uygulanması olduğunu; ihtiyat-i haciz kararı verilebilmesi için İİK'nın 257.Maddesindeki şartların tamamının somut olaylarında mevcut olduğunu; son derece iyiniyetli, dürüst, emekçi müvekkilimiz yıllardır dişinden tırnağından yaptığı birikim ile eşinin de talebi ve önerisi üzerine şık bir işletme açmak mevcut itibarını ve çevresini bu işletmede ağırlamak hizmet sektörünün bir başka dalında faaliyet göstermek istediğini, bu konuda ünü o dönemde itibarı ve birçok ortaklığı bulunan ...'nun hem kurumsal hem kişisel varlığına güvenmiş ayrıca meseleyi hukuken mevcut koşullarda yasal olarak da düzenleme altına aldığını ancak gelinen noktada kuvvetle muhtemel ticari bir kaybın, maddi tehlikenin eşiğinde olduğunu; borçlu tarafın, hem alacaklı uhdesinde oluşturduğu güven ve itibarı ağır şekilde sarsmış hem de o dönemde aracı olan müşterek itibarlı dostların varlığı ile alacaklının duyduğu güven neticesinde son derece iyiniyetli, hoşgörülü ve yapıcı davranması karşısında onu suiistimale uğrattığını; İİK 257 ve 258.maddeleri gereğince ihtiyati haciz taleplerinin ve ekindeki belgeleri mucibince  yaklaşık ispat koşulunun oluşmaması da dikkate alınarak müvekkilin telafisi kabil olmayan zararlarının önlenilmesi için İHTİYAT-İ TEDBİR- HACİZ TESİSİNİ talep etttiklerini, İleri sürerek, yukarıda kısa ve öz  bir şekilde izah ettiğimiz üzere ve  Mahkemenin takdirleri ışığında; zaruri istinaf başvurularının  kabulünü, Davacı müvekkilin  her ne kadar kambiyo evrakına, sözleşmeye ve kefalete bağlanmış olsa da mevcut alacağının tahsili açısından içinde bulunulan endişe verici ve ticari tehlike yaratan koşullar gereği telafisi kabil olmayacak muhtemel kayıp ve zararlarının önüne geçilmesi ve davalıların malvarlığını kaçırmasının engellenmesi amacıyla İVEDİLİKLE tüm borç miktarını karşılayacak şekilde davalının ve kefalet borçlularının ayni ve nakdi , menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının üzerine fer'ileriyle birlikte tüm alacak miktarı üzerinden ihtiyat-i haciz tesis edilmesini, dairemizin takdirleri açısından gerekirse bu konuda teminat gösterilebileceğini, her türlü yargılama gideri ile ücret-i vekaletin davalılar üzerine bırakılmasını, talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Talep; davacı ve davalı ... Turizm A.Ş. arasında akdedilen, diğer davalının kefil olduğu 15/10/2023 tarihli \"Alt Kiralama-Devir ve Teminat Sözleşmesi\" başlıklı işletmenin devri sözleşmesinden kaynaklı bakiye işletme bedeli alacağının ödenmediği iddiası ile alacağın tahsiline karar verilmesi talepli davada, alacağın tahsilinin temini için ihtiyati haciz kararı verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece 13/09/2024 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İİK'nın 257/1. fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258. maddesi uyarınca;  ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. Somut talepte; davacı vekili, davacı ve davalı ... A.Ş. arasında akdedilen, diğer davalının kefil olduğu 15/10/2023 tarihli \"Alt Kiralama-Devir ve Teminat Sözleşmesi\" başlıklı işletmenin devri sözleşmesi kapsamında davacının kiracı olduğu taşınmazı ve işletmeyi bir bütün olarak davalıya 1.500.000 USD bedel karşılığında devrettiğini, davalı tarafından 300.000 USD bedelin ödendiğini, ancak bakiye kısmın ödenmediğini, davalının sözleşmeye göre ilk taksit 400.000 USD 25.05.2024 tarihinde, ikinci taksit 800.000 USD'yi 01.10.2024 tarihinde ödemesi gerekirken ödemediğini, teminat olarak kambiyo senedi ve kefalet verilmiş ise de alacağın tahsili için ihtiyati haciz kararı verilmesinin şart olduğunu, bu sebeple şimdilik kısmi dava konusu yapılan ilk taksit bedelinin tahsili için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiş, talep dayanağı olarak 15/10/2023 tarihli \"Alt Kiralama-Devir ve Teminat Sözleşmesi\" başlıklı sözleşme, taşınmazın davalıya teslim edildiğine dair teslim tutanağı sunulmuş ise de, ara karar tarihi itibariyle söz konusu belgeler alacağın varlığı ve muaccel olduğu hususunu yaklaşık olarak ispat eder nitelikte olmadığından Mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak;  ilk derece mahkemesi ara karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/12/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"55ba0f02d6f5601d","SID":"eb4ab19dcc8953c6"}}