{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/968 Esas<br>KARAR NO: 2024/2034 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2020/194 Esas- 2022/200 Karar<br>TARİH: 22/03/2022<br>DAVA: Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 19/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davanın, müvekkilinin yaptığı masrafların, uğradığı zararların davalılardan tazmini istemine ilişkin olduğunu, davacı ve davalılar arasında yazılı sözleşme bulunmadığını, yalnızca uzun süreli olarak devam etmiş olan bir sözleşmesel ilişki olduğunu, davacının, davalıların yolculara (kullanıcı) verdiği taşıma hizmetinin gerçekleşebilmesi için minibüs tipi aracını sağladığını, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bir anda davalı tarafından tek taraflı olarak sona erdirildiğini, davalıların bu taşımacılık hizmetinden çok büyük gelir elde ettiklerini, davacıya da komisyon ödemesi yaptıklarını, davacının davalılar ile olan uzun süreli ilişkisi uyarınca çeşitli yatırımlar yaptığını, ... standartlarında araçlar temin ettiğini, bu araçları ... standartlarına göre dizayn ettiğini, hukuki ilişkinin bir anda sonlandırılması nedeniyle zarara uğradığını beyanla müvekkili davacının, davalılar ile girdiği iş görme sözleşmesi hükümlerine göre yaptığı masrafların ve uğradığı zararların meydana geldiği tarihlerinden itibaren yasal faizi yürütülerek davalılardan tazminine ve vekalet verene başvurmanın muacceliyet kazandığı alacaklar bakımından, arabuluculuk başvuru tarihinin faiz başlangıç tarihi olarak dikkate alınmasına, davacının yoksun bırakıldığı ve eksik ödenen ücret, ikramiye, komisyon ve diğer alacaklar dahil tüm alacaklarının arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı üzerinden hesaplanacak faiziyle davalılardan tahsiline, davacının uğradığı zararlar ve yaptığı giderlerin karşılığı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davalıların ... sistemine kaydolmasını için davacıdan istediği şirket kurulumu ve firmanın mutad giderleri olarak 2.000 TL, D2 Belgesi, Ulaştırma Bakanlığı Taşıt Kartı, TÜRSAB üyelim ücreti, Kültür ve Turizm Bakanlığı A Grubu Seyahat Acentası İşletme Belgesi ücreti, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ücreti, Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta Poliçesi için 2.000 TL, araç servis ve bakım, muayene ücreti, kasko ücreti, Noter ücreti, İBB Yol ve Güzergah Belgesi ücreti, taşıt kira sözleşmesi ücreti için 500 TL, davalıların şart koştuğu araç içi dizaynın yapılması için 3.300 TL, faiz ödemesi, değer kaybı vb. masraflar için 2.000 TL, yoksun kalınan miktar için 100 TL, eksik ödenen komisyon ve alacak bedelleri için 100 TL olmak üzere toplam 10.000 TL’nin tahakkuk/arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsil edilerek davacıya verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın müvekkili yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davalı müvekkili sözleşmenin tarafı olmayıp davacının ikrar ettiği tüm sözleşme ilişkisinin ... tarafından yürütüldüğünü, müvekkili ...'in sözleşmenin tarafı olmadığını, davalılar arasında müteselsil sorumluğun olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacı ile müvekkili ... arasında vekalet benzeri bir iş görme ilişkisi olmadığını, davacının tazminat talebinin reddinin gerektiğini, ...’in Türkiye'deki faaliyetinin kendi kontrolü dışında gelişen hem fiili hem de hukuki imkansızlık nedeniyle sona erdiğini, davacının müvekkilinin sağladığı pazarlama ve destek hizmetlerinin durması sebebiyle zarara uğradığını ispat edemediğini, müspet ve menfi zararın birlikte talep edilmesinin mümkün olmadığını, destek hizmetleri ifa imkansızlığı nedeniyle sona erdiğinden müspet zararın tazmininin talep edilemeyeceğini, taraflar arasında vekalet benzeri bir iş görme sözleşmesi olsa dahi davacının iddia ettiği masraf kalemlerini nitelikleri itibarıyla talep edemeyeceğini, talep edilebilecek menfi zararın olsa olsa uygun olmayan zamanda vekaletin sona ermesi sebebiyle ortaya çıkan zarar ile sınırlı olacağını, davacının talep ettiği zarar kalemlerinin reddinin gerektiğini beyanla davanın usulden reddine, mesnetsiz ve ispatlanamayan davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretin davacıya yükletilmesine karar verilmesinin talep etmiştir. Diğer Davalı ... adına yurt dışında olması nedeniyle tebligat çıkartılmadığı ve bu davalı yönünden davanın, 26.01.2021 tarihli oturumda takipsiz bırakılması sebebiyle açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 22/03/2022 tarih 2020/194 Esas- 2022/200 Karar sayılı kararında; \"Yanların tüm delilleri toplandıktan sonra dosya iddia, savunma ve yanların tüm delilleri ile ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak davacının davalıdan alacağı varsa saptanması dosyaya bilirkişi atanarak inceleme günü tayin edilmiş ancak gelen olmadığından inceleme yapılamadığı anlaşılmıştır.Huzurdaki dava bir Tazminat davası olup davacı, davalıların sözleşmeyi tek taraflı ve haksız olarak feshetmeleri sebebiyle zararlarının olduğunu ve bu zararlarının tazminini talep etmektedir.Davacı tarafından davadan önce arabuluculuk kurumuna başvurulduğu, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığına dair tutanağın düzenlendiği, bu nedenle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından davalı ...'ye karşı davaya 26.01.2021 tarihli oturumda devam edilmeyeceği bildirilmiş olduğundan davalı ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davalı ... Ltd. Şti. Yönünden yapılan değerlendirmede; davacı taraf ile davalı ... arasında imzalanmış herhangi bir sözleşme olmadığı, yine davacı tarafından davalılar ile arasında bulunduğunu iddia ettiği ticari iş görme sözleşmesinin ispatı noktasında dosyaya sunulan yazışmaların ... ile yapıldığı, sunulan protokolün ve sigorta poliçesinin ... adına olduğu, davalı ... ile ... arasında imzalanmış ve davalı ...'in ...'nin temsilcisi olduğunu gösterir herhangi bir sözleşme veya delil sunulmadığı, bu nedenle davacı tarafından davalı ... ile arasında bulunduğu iddia olunan sözleşme ilişkisinin ispatlanamadığı kanaatine varıldığından bu davalı yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir...\"gerekçesi ile, ''1-Davalı ... adına açılmış dava 17.11.2020 tarihli oturumda açılmamış sayılmasına karar verildiği halde 3 aylık yasal sürede yenilenmediğinden HMK 150. 5 – 6 Md uyarınca açılmamış sayılmasına, 2-Davalı ... Hizmetleri Ltd Şti hakkında açılmış bulunan davanın reddine,'' karar verilmiş ve davalı ... Şti. hakkında verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin 28.12.2021 tarihli gerekçeli kararında, davacı tarafından davalı ... ile arasında bulunduğu iddia olunan sözleşme ilişkisinin ispatlanamadığı kanaatine varıldığından, davanın reddine karar verildiğini, gerekçeli kararın reddini oluşturan hususların: davacının davalı ... Şirketi ile yazılı sözleşmesinin olmaması, dosyaya sunulan yazışmaların ... Şirketi ile yapıldığı, poliçenin ... ile olduğu, ... ile ... şirketleri arasındaki temsilciliğe ilişkin sözleşmenin dosyaya sunulmadığından oluştuğunu; Dava dilekçesinde belirtildiği üzere, davacının, ne ... ne de ... Şirketi ile arasında herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığını ancak davacının her iki taraf ile sözleşmesel ilişkisinin bulunduğunun fiili durumdan anlaşıldığını, işbu ticari ilişkinin kurulabilmesinde yazılılık şartı aranmadığı için, yazılı sözleşmenin bulunmamasının bir gerekçe olamayacağının açık olduğunu, zaten dava dilekçesinde yazılı sözleşmenin bulunmadığının belirtildiğini; Dava dilekçesi eklerinde, müvekkilinin ticari kazancını gösterir ... aplikasyonu ekran görüntüleri, hesabına yatırılan ödemeler, sms ve epostaların mevcut olduğunu, gerçekten de ödemelerin tamamının ... Şirketi tarafından yatırıldığını, poliçenin ... adına düzenlendiğini, dava dilekçesinde bunun aksinin de belirtilmediğini, davacının zararı konusunda esas incelemesinin öncesinde yapılacak olan tartışmanın, ... Şirketi ile ... Şirketi arasında ilişkinin mahiyetinin belirlenmesi konusundaki usul tartışması olduğunu, İlk derece mahkemesinin hatalı karar vermesindeki temel hususun, bu usul tartışmasını dava dilekçesi ekleriyle sınırlı olarak görme eğilimi olduğunu, halbuki, dava dilekçesinin içeriğinde, neden ... Şirketine husumet yöneltildiğinin gerekçesinin açık olduğunu; Dava dilekçesinin 8. maddesinde: \"... LTD. ŞTİ., davacının ... sistemine girmesi için başvurusunu alan, gerekli belgeleri düzenleyen ve talep eden, Davacının ödeme kontrollerini yapan şirket olması nedeniyle husumetin tarafıdır. ..., Davacıyla ... uygulaması üzerinden yazışmalar yaparak taşımacılık hizmetinin tarafı olduğunu da ortaya koymuştur. ...; Türkiye’deki operasyonun devamı için personel istihdam etmiş, ... uygulamasının sağlıklı yürütülmesi için araç sahipleri ve sürücülerine eğitimler vermiş, araçları denetlemiş ve araç sahiplerine almaları gereken araçlar ile hizmet standartlarını bildirmiştir. Bu nedenlerle ... Davacı ile sözleşmesel ilişki içerisinde olup kendisine husumet yöneltilmesi gerekmiştir\" ifadesi ile, ...'in husumetin tarafı olmasının gerekçesinin açıklandığını; ... Şirketi’nin, müvekkili davacıyı eğitime ve sınava sokan, akabinde davacı için aplikasyon işlemlerinin başlaması için ... ile köprü görevi gören, her türlü uyuşmazlıkta, süreç yönetimini sağlayan taraf olduğunu, ... ile ... ayrımının  yalnızca kağıt üzerinde bir ayrım olduğunu,  zira ...'in kurucusu ve tek ortağı olan ...'nin aynı zamanda uygulamanın sahibi ve ...'nin de tek ortağı olduğunu, Hollanda Ticaret Sicilinde, bu iki şirketin de merkezlerinin \"...\" adresinde gözüktüğünü ve bu adresin basit bir google aramasında dahi doğrudan ...'e yönlendirdiğini; Öncelikle ... ile ... arasındaki ilişkinin, gerekirse şirketler arası sözleşmeler, mali kayıtlar (faturalar, cari hesap vb.) ve grup şirket ilişkisinin incelenmesi gerektiğini ve ...'in yalnızca sorumluluktan kurtulmak için kağıt üzerinde kurulmuş bir şirket olup olmadığının araştırılması gerektiğini, bu incelemeler yapılmadan, dosya üzerinden yapılan kanaatin yetersiz ve yetkisiz olduğunu, sıkça karşılaşılan bir durum olan Uluslararası şirketlerin Türkiye'de hukuki-mali sorumluluktan kaçmak için açtığı iletişim ofisleri yada acente iddiası olmayan tüzel kişilikler için Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 09.02.2005 tarih 2004/652 E.-2005/634 K. sayılı kararının örnek olduğunu; Zikredilen bu hususların, ... Şirketinin ... Şirketinden ayrımının salt kağıt üzerinde olduğunun ispatı niteliğinde olduğunu beyanla İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/194 Esas sayılı dosyasında davalı ... Ltd. Şti. hakkında açılmış bulunan davanın reddi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasında var olduğu iddia olunan alt taşıma ilişkisinin haksız şekilde sonlandırılması sebebine dayalı tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece, davalı ... hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına, davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti. hakkında açılan davanın ise pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş ve bu davalı yönünden verilen red kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı ile davalı ... Şirketi arasında sözleşme ilişkisinin bulunduğunu ispat yükü davacıda olup, bu kapsamda dosyaya yazılı bir sözleşme sunulmadığı gibi, sunulan whatsapp yazışmaları da davacı ile davalı ... arasında bir sözleşme bulunduğunu ispat eder mahiyette değildir. Somut olayda, ... Şirketi, ... uygulamasını üzerinden çevrimiçi taşıma hizmeti almak isteyen yolculara taşıma hizmetini, ulaşım hizmeti sağlamaya yetkili kişiler (araç sahipleri) aracılığı ile sağlamakta olup, Hollanda'da mukim ... ile araç sahibi davacı arasında bir alt taşıma ilişkisi mevcuttur. Davacı bu sözleşmenin ...tarafından tek taraflı olarak sonlandırılması nedeniyle uğradığı zararların tazmini talep etmekte olup, davalı ... Şirketinin bu sözleşmeye taraf olduğu ispat edilemediği, davalı ... Şirketinin iştigal konusunun, aracı ulaşım hizmetleri sağlamak konusunda yazılım ve teknoloji desteği ve pazarlama hizmetleri sağlamak olduğu, davalı ... Şirketinin diğer davalı ...Şirketinin temsilcisi veya acentesi olduğunun dosya kapsamı itibari ile delillendirilemediği, bir an için davalının acente sıfatı kabul edilse dahi, acenteye asaleten dava açılamayacağı, davacının ise davalı şirkete asaleten dava açtığı, davalı ...'nin faaliyetlerini davalı ... Şirketinin perdesi ardına gizlediğine ilişkin somut bir delil veya olgu da bulunmadığı hususları hep birlikte gözetildiğinde, Mahkemece davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti. yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddinde karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. (Bkz. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi; 2021/517 E.,  2021/845 K., 01/07/2021 T. Kararı ile aynı dairenin Yargıtay 3. H.D.'nin 2021/8133 E., 2022/3677 K.,18.04.2022 Tarihli kararı ile kesinleşen 2021/485 E., 2021/616 K., 20.05.2021 Tarihli emsal karar içerikleri). Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 19/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"59cdc90adbe9ca14","SID":"8604272c21dc4b87"}}