{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/953 Esas<br>KARAR NO: 2024/2032 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2021/130 Esas- 2022/40<br>TARİH: 03/02/2022<br>DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin  Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>KARAR TARİHİ: 19/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalı bankanın müşterisi olduğunu ve davalı nezdinde açılmış hesaplarının bulunduğunu, 27/03/2019 tarihinde davalı bankanın Kartal Şubesi'nden davacıya gönderilen \"Periyodik Hizmet Komisyonu Devresonu Zorunlu Müşteri Bilgilendirmesi\" konulu e-posta ile 2019 yılı 1. çeyrek Periyodik Hizmet Komisyonu tahakkuku 5.000,00-TL + BSMV olup 28 Mart 2019'dan itibaren vadesiz hesaplardan tahsil olunacağı bilgisinin verildiğini, davacı şirket tarafından bu e-postaya cevaben gönderilen e-posta ile periyodik hizmet komisyonunun kabul edilmediğini, yeni ve keyfi uygulama dayanak gösterilerek hiçbir surette hesaplardan kesinti yapılmasına izin verilmediğini, nezdinde bulunan tüm hesapların eft/havale alımlarına kapatılmasını, herhangi bir kredi revizyon çalışmasının yapılmamasını, yapılan mevcut çalışmaların durdurulmasını, mevcut KGF riski dışında bir riskin bulunmadığını ve bu KGF ödemelerinin yapılabilmesi amacıyla bu uygulamadan muaf bir hesabın oluşturulmasını davalıya bildirdiğini, Kartal Şubesi tarafından davacı şirkete kredi için hesap açıldığını ve kredi taksitleri hesabı ilgili hesap olarak güncellendiğini, diğer hesapların alacak işlemlerine durdurulması için kaşe imzalı yazılı talimat beklediklerini bildirdiğini, bunun üzerine 29.03.2019 tarihinde davacı şirket tarafından davalı bankanın Kartal Şubesi'ne hesapların kapatılmasının e-posta ile bildirildiğini ve kaşeli imzalı talimatların ilgili banka şubesine iletildiğini, davalı banka tarafından davacı şirketin herhangi bir talimat ya da onayı bulunmaksızın -bilakis aksi yönde talimatı bulunmasına rağmen- hukuka ve sözleşmeye aykırı olarak davacı şirketin sadece KGF kredilerini ödemek için kullanmış olduğu hesaptan; 30.05.2019 tarihinde 5,000,- TL Periyodik Hizmet Komisyonu ve 250,- TL BSMV olmak üzere toplam 5.250,- TL, 09.12.2019 tarihinde ... numaralı dekont ile 4.200,- TL Periyodik Hizmet Komisyonu, 09.12.2019 tarihinde ... numaralı dekont ile 4.200,- TL Periyodik Hizmet Komisyonu, 06.01.2020 tarihinde 2130201 numaralı dekont ile 787,50- TL Periyodik Hizmet Komisyonunun otomatik olarak tahsil edildiğini, davacı şirketten 30.05.2019 tarihinde tahsil edilen 5.250,-TL periyodik hizmet komisyonu ve BSMW'nin hukuka aykırı olunduğunun tespiti ile davacı şirkete iadesi için; İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/766 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/766 Esas sayılı dosyasında 08.12.2020 tarihinde verilen kararda; \"Mahkememize sunulan belgelerden davalı bankanın periyodik hizmet komisyonu başlığı altında bir kesinti yapılmasını haklı gösterir taraflar arasında akdedilen bir mütabakat bulunmadığı anlaşılmakla davalı tarafça tahsil edilen komisyonun bir hukuki dayanağının bulunmadığı kanaati oluşmuş ve davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile davanın kabulü ile 5.250,00-TL alacağın tahsil tarihi olan 30.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiğini, dolayısıyla davalının \"Periyodik Hizmet Komisyonu\" adı altında bir tahsilat yapamayacağı ve bu komisyonun hukuki bir dayanağının bulunmadığının kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğunu, davacı şirket tarafından tahsil edilen bedelleri tahsil tarihlerinden itibaren işleyecek faizleri ile birlikte iadesi konusunda İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yoluna başvurulduğunu, davalı tarafından takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini ve takibin durduğunu beyanla, borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazlarının iptali ile takibin asıl alacak bakımından devamına ve davalı/borçlunun 10.423,48-TL'nin takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek avans faizi ile birlikte davacıya ödemeye mahkum edilmesini, itirazında haksız ve kötü niyetli olan davalı aleyhine İİK uyarınca dava değerinin %20’'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri, arabuluculuk vekalet ücreti ve dava ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tacir ve tüzel kişiliği haiz bir şirket olduğunu, tüketici hukukundan kaynaklanan hakların tacirlere uygulanamayacağını, davacı şirket ile davalı banka arasında imza edilmiş Genel Kredi Sözleşmesi'nin 8.1. maddesi içeriğine göre davalı bankanın tahsis edilen krediler üzerinden komisyon alma hak ve yetkisi bulunduğunu, davalı bankanın bu hükme istinaden davacıya firmaya yönelik olarak yapmış olduğu kredi limiti yenilemesi ve tahsisine istinaden davacı taraftan komisyon tahsil ettiğini, bankaların Türk Ticaret Kanunu'na göre tacir olması nedeniyle ücret/komisyon alma hakkı bulunduğunu, davacı tacir olduğunu ve imzaladığı sözleşmenin içeriğine vakıf olduğunu, nitekim Genel Kredi Sözleşmesi'nin imza tarihinden önce davacı yana \"Sözleşme Öncesi Bilgi Formu\" verildiğini ve kendisi tarafından okunarak teslim alındığını, periyodik hizmet komisyonunun, risk merkezi bildirimleri, sistem kayıtlarının arşivlenmesi, şube ve alternatif dağıtım kanallarından hizmet verilebilmesi ve bunun yanı sıra kredili müşterilerin nakit akış ve kredi ödeme döngüsünün takibi ve oluşturulan risk modelleme çalışmalarına göre müşteri kredi portföyündeki risklilik derecesinin düzenli olarak analiz edilerek verimli bir şekilde yönetilmesi ve diğer hizmetler için ayrılan kaynakların karşılığı olarak tahsil edildiğini, periyodik hizmet komisyonu belirlenirken müşterilere verilen finansal olmayan hizmetlerin yanı sıra, ilgili dönem içerisinde yapılan istisnalar ve özel nitelikli diğer hizmetlerin dikkate alındığını, periyodik hizmet komisyonunun, banka tarafından üçer aylık dönemlerdeki ortalama kredi bakiyesine göre belirlendiğini, ayrıca ilgili ücret kaleminin, Türkiye Bankalar Birliği nezdinde yapılan Ticari Ücret Ve Komisyonları Sadeleştirme Çalışması kapsamında oluşturulan ticari ücret, komisyon tablosundaki ücret kalemlerinden birisi olduğunu, bankaca bu ücret kaleminin belirtilen ticari ücret/masraf tablosuna paralel şekilde dizayn edildiğini, ... A.Ş. masraf komisyon listesinin BDDK web sitesinde yayınlandığını, dolayısıyla tahsil edilen periyodik hizmet komisyonu mevzuata uygun olduğunu, ayrıca davalı bankanın web sitesinde de masraf komisyon listelerinin duyurulduğunu, ücret uygulamasından önce müşteri bilgilendirmesi de yapıldığını, davacıdan tahsil edilen periyodik hizmet komisyonu mevzuat ve sözleşmelere uygun olduğundan davacının iddia ve beyanlarını kabul etmediklerini beyanla, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 03/02/2022 tarih 2021/130 Esas- 2022/40 sayılı kararında; \"Dava; bankacılık işleminden dolayı haksız kesilen bedelin iadesi talepli yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Tüm dosya kapsamı kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirket ile davalı banka arasında imzalanan kredi sözleşmelerine istinaden davacı tarafından davalı bankadan muhtelif tarihlerde ticari krediler kullanıldığı ve kredilerin banka nezdinde açılan davacıya ait ticari mevduat hesabından tahsil edildiği anlaşılmıştır. Davalı bankanın kayıtları incelenerek bankacı bilirkişi tarafından yapılan inceleme ile oluşturulan raporda; davalı bankanın 09/12/2019 tarihinde ... nolu dekontla 4.200,00-TL periyodik hizmet komisyonu, aynı tarih olan 09/12/2019 tarihinde ... nolu dekontla 4.200,00-TL periyodik hizmet komisyonu, 06/01/2020 tarihinde ... nolu dekontla 787,50-TL periyodik hizmet komisyonu adı altında kesintiler yapıldığı, bu kesintilerin tamamının üçer aylık periyodik dönemlerde olmadığı, 09/12/2019 tarihinde aynı saatte iki kez aynı ücretin davacıdan tahsil edildiği tespit edilmiştir. TTK'nun 20. maddesi uyarınca tacir olan bankanın verdiği hizmet karşılığında ücret talep etmesinin mümkündür. Ancak bu hizmetin yasal dayanağının bulunması şarttır. Davalı bankanın cevap dilekçesinde bahsi geçen sözleşmede komisyon tahsili ile ilgili düzenleme bulunduğuna dair savunmalar gereği inceleme yapılmış ancak taraflar arasında akdedilen sözleşmede komisyon, vergi, masraf miktarı hususunda tutar belirlenmediği, komisyon tahsiline dair herhangi bir hüküm bulunmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan TCMB periyodik hizmet komisyonları ile ilgili 10/02/2020 tarihinde Resmi Gazetede tebliğ yayımlayarak banka müşteri arasındaki anlaşmazlıklar konusunda belirlilik yaratmış ve yasal dayanak oluşmuştur. Somut olayda ise davalı banka komisyon tahsillerini 09/12/2019 tarihinde iki kez ve 06/01/2020 tarihinde almış, TCMB tarafından yayımlanan tebliğ ise 10/02/2020 tarihinde olduğu dikkate alındığında dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanamayacağı kanaatine varılmıştır. Ayrıca aynı gün iki kez yapılan tahsilatın da periyodik hizmet komisyonu olarak nitelendirilemeyeceği, davalı bankanın neye ilişkin kesinti yapıldığının dahi belirli olmadığı tespit edilmiştir Yine, bankaların müşteriden yapılan hizmet karşılığı kredi kullanım ücreti, hesap işletim ücreti, kredi tahsis ücreti, eft/havale ücreti vb. gibi bir çok ad altında ücret ve komisyon tahsilat yaptığı,  'periyodik hizmet komisyonu' adı altında bankalarca tahsile yönelik herhangi bir uygulama ve teamül olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda davalı bankanın 2019 ve 2020 tarihinde periyodik hizmet komisyonu adı altında yaptığı kesintinin dışında daha önce davacıdan herhangi bir kesinti yapmadığı, bu tür bir uygulamanın önceki yıllarda da olmadığı anlaşılmıştır. Davanın konusunu oluştura 09/12/2019 tarihinde ... nolu dekontla 4.200,00-TL periyodik hizmet komisyonu, aynı tarih olan 09/12/2019 tarihinde ... nolu dekontla 4.200,00-TL periyodik hizmet komisyonu, 06/01/2020 tarihinde ... nolu dekontla 787,50-TL olarak kesilen hizmet komisyonlarının tarihleri dikkate alındığında da davacının 2019 ve 2020 tarihinde davalı bankadan yeni bir kredi kullanıp kendisine limit tahsisi de yapılmadığı görülmüştür. Belirtilen bu sebeplerle taraflar arasında periyodik hizmet komisyonu tahsil edileceğine dair bir mutabakat bulunmadığı, TCMB tarafından bu hususa ilişkin yayımlanan tebliğin banka tarafından tahsilden sonra yürürlüğe girdiğinden somut olaya uygulanma imkanı bulunmadığından ve banka tarafından kesilen komisyonun yasal dayanağının bulunmadığı anlaşıldığından haksız olarak kesilen komisyon ücretinin davacıya iade edilmesi gerektiği kanaatine varılmakla, bilirkişi tarafından haksız olarak kesinti yapılan tarihler dikkate alınarak yapılan faiz hesaplamasına göre davacının icra takip dosyasındaki faiz taleplerinin doğru hesaplandığı da nazara alındığında davacının davasının  kabulü ile, davacı tarafından davalı aleyhine işbu tutarın tahsiline yönelik başlatılan icra takibinde davalının itirazlarının haksız olduğundan davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile takibin aynen devamına karar verilmiştir. Ayrıca alacağın likit ve belirlenebilir olduğu anlaşılmakla, İİK  67/2 maddesi uyarınca kabul edilen alacağın %20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur...\"gerekçesi ile, ''(1)Davanın KABULÜ ile; davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazların iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla aynen devamına, (2)İİK. 67/2. Maddesi uyarınca alacağın %20’si oranında (2.084,69-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, işbu kararın yapılacak inceleme sonucunda kaldırılarak, yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın reddi yönünde hüküm kurulması gerektiğini, davacı tacir olup tüzel kişiliği haiz bir şirket olduğunu, tüketici hukukundan kaynaklanan hakların tacirlere uygulanamayacağını, huzurdaki davaya 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin kıyasen dahi uygulanamayacağını; Davacı şirket ile müvekkili banka arasında imza edilmiş olan Genel Kredi Sözleşmelerinin 8.1inci maddesine göre müvekkili bankanın tahsis edilen krediler üzerinden komisyon alma hak ve yetkisinin bulunduğunu, bu hükme istinaden davacı firmaya yönelik olarak yapmış olduğu kredi  tahsisine istinaden davacı taraftan komisyon tahsil ettiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesine göre, ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseselerin ticari işletme sayıldığını, 12. maddesine göre ise, bir ticari işletmeyi kısmen dahi kendi adına işleten kimseye “tacir” denildiğini, kanunun bu açık tanımından bankaların tacir olduğu sonucunun çıktığını, kanunun \"Ücret isteme hakkı\" başlıklı 20. maddesinde, “Tacir olan veya olmayan bir kimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, münasip bir ücret isteyebilir.” hükmünün bulunduğunu, bankaların müşterilerine kredi tahsis işlemi yapmakla müşterilerine hizmet sunduklarını, bankaların müşterilerine kredi tahsis ederek, müşterilerine güven ve itibar kazandırdığını, kredi açtıklarını; Bankaların Türk Ticaret Kanunu’na göre tacir olması nedeniyle yukarıda belirtildiği şekilde ücret/komisyon alma hakkının bulunduğunu, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun “Faiz oranları ile diğer menfaatler” başlıklı 144. maddesinin; “Bakanlar Kurulu, bankaların ödünç para verme işlemleri ve mevduat kabulünde uygulanacak azami faiz oranlarını, katılma hesaplarında kar ve zarara katılma oranlarını, özel cari hesaplar dahil bu maddede belirtilen işlemlerde sağlanacak diğer menfaatlerin nitelikleri ile azami miktar ya da oranlarını tespit etmeye, bunları kısmen veya tamamen serbest bırakmaya yetkilidir. Bakanlar Kurulu, bu yetkilerini Merkez Bankası' na devredebilir.” hükmünü içerdiğini, Bankacılık Kanunu’nun sözü edilen 144’üncü maddesinden aldığı yetkiye istinaden Bakanlar Kurulu tarafından 16 Ekim 2006 tarih ve ... sayılı Kararının yayımlandığını, Resmi Gazetenin 22 Kasım 2006 tarih ve 26354 sayılı nüshasında yayımlanan kararın “Diğer menfaatler” başlıklı 4’üncü maddesinde; bankaların kredi işlemlerinde sağlayacakları faiz dışındaki diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ile azami miktar ya da oranları ve bunların kısmen veya tamamen serbest bırakılmasının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanacak tebliğlerle düzenlenmesinnin öngörüldüğünü, Bakanlar Kurulunun ... Sayılı Kararında öngörüldüğü üzere, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından “Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında” 2006/1 Sayılı Tebliğ'in yayımlandığını, Resmi Gazetenin 09 Aralık 2006 tarih ve 26371 sayılı nüshasında yayımlanan 2006/1 Sayılı Tebliğ'in, “Kredi faiz oranları ve sağlanacak diğer menfaatler” başlıklı 4’üncü maddesinde; bankalar tarafından reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının serbestçe belirlenmesinin öngörüldüğünü, bu düzenlemeler paralelinde davacı ile müvekkili banka arasında imza edilmiş olan Genel Kredi Sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabi bir sözleşme olup; sözleşme serbestliği ilkesi ve ahde vefa kuralları kapsamında ele alınması gerektiğini; Her şeyden önce davacı senelerdir faaliyet gösteren müddebir bir tacir olup; imzaladığı sözleşmenin muhteviyatını bilen, şartlarını tartışabilen bir tacir olduğunu, dolayısıyla davacının somut olayda basiretli bir tacir olarak davranma yükümlülüğünün bulunduğunu, söz konusu komisyonların tahsiline ilişkin sözleşme hükmünün sözleşmenin esasına yabancı bir hüküm olmayıp; tüm bankacılık piyasasında geçerli olan bir uygulamayı ihtiva eden bir düzenleme olduğunu, davacının sözleşmenin içeriğine vakıf durumda olduğunu, nitekim Genel Kredi Sözleşmesinin imza tarihinden önce davacı yana “Sözleşme Öncesi Bilgi Formu” verildiğini ve kendisi tarafından okunarak, teslim alındığını; Davacının kullandığı kredi ticari bir kredi olmakla periyodik hizmet komisyonu tahsil edilmesine engel bir kredi türü ve kredi sözleşmesi hükmünde olmadığını, davalı ile müvekkili banka arasında imzalanan Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi’nin (BHS) 13. maddesinde yer alan “Ücret, Masraf, Komisyon, Sigorta Giderleri ve Diğer Yükümlülükler”  düzenlemesi ile Genel Kredi Sözleşmesinin (GKS) 8. maddesinde yer alan “Faiz, Komisyon,Vergi, Fon ve Masraflar” düzenlemesinin ilgili komisyona ilişkin sözleşme maddeleri olduğunu, ayrıca ilgili ücret kaleminin, Türkiye Bankalar Birliği nezdinde yapılan Ticari Ücret Ve Komisyonları Sadeleştirme Çalışması kapsamında oluşturulan ticari ücret, komisyon tablosundaki ücret kalemlerinden birisi olduğunu ve müvekkili banka tarafından bu ücret kaleminin, belirtilen ticari ücret/masraf tablosuna paralel şekilde dizayn edildiğini, https://...org.tr/... adresi ile ... A.Ş. masraf komisyon listesinin BDDK web sitesinde yayınlandığını, dolayısıyla tahsil edilen periyodik hizmet komisyonunun mevzuata uygun olduğunu, https://www...com tr/... adresi ile de müvekkili bankanın web sitesinde masraf komisyon listelerinin duyurulduğunu; Periyodik hizmet komisyonunun, risk merkezi bildirimleri, sistem kayıtlarının arşivlenmesi, şube ve alternatif dağıtım kanallarından hizmet verilebilmesi ve bunun yanı sıra kredili müşterilerin nakit akış ve kredi ödeme döngüsünün takibi ve oluşturulan risk modelleme çalışmalarına göre müşteri kredi portföyündeki risklilik derecesinin düzenli olarak analiz edilerek verimli bir şekilde yönetilmesi ve diğer hizmetler için ayrılan kaynakların karşılığı olarak tahsil edildiğini, periyodik hizmet komisyonu belirlenirken müşterilere verilen finansal olmayan hizmetlerin yanı sıra, ilgili dönem içerisinde yapılan istisnalar ve özel nitelikli diğer hizmetlerin dikkate alındığını, değişen hizmetler ve istisnalar dikkate alınarak farklılaştığını, periyodik hizmet komisyonunun, banka tarafından üçer aylık dönemlerdeki ortalama kredi bakiyesine göre belirlendiğini, ayrıca, yapılan tüm bu esaslı açıklamalar ışığında, müvekkili bankadan kredi kullanan davacının kullanmış olduğu bu kredileri Hazine Destekli KGF uygulaması ile kullanmış olması ile  davacıdan tahsil edilen söz konusu komisyonlar arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, söz konusu tahsil edilmiş olan komisyonlar Genel Kredi Sözleşmesi çerçevesinde tahsil edilmiş olup, yasal dayanağa ilişkin gerekli hukuki açıklamaların yapıldığını; Mahkemece eksik ve hukuka aykırı bilirkişi raporu ile hüküm kurulduğunu, 19.10.2021 tarihli rapora müvekkili adına itiraz edildiğini ve davacı firmanın tüzel kişiliği olması, müvekkili banka ile aralarında ticari bir ilişki olması ve tahsil edilen tutarın müvekkili bankanın tahsil edebileceği oran olarak yayınladığı minumum ile maksimum aralık altında bir rakam olması nedeniyle sözleşme ve mevzuata uygun olması sebebiyle dosyanın yeni ve ehil bir bilirkişi heyetine tebliğ edilmesinin talep edildiğini, ancak Yerel mahkemenin itirazları dikkate almayarak; müvekkili şirketin İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazların iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla aynen devamına ve müvekkili aleyhine toplamda 2.084,69-TL icra inkar tazminatının ödenmesine hükmettiğini beyanla İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/130 E - 2022/40 K Sayılı, 03/02/2022 tarihli kararının aleyhe hükümlerinin kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı banka tarafından haksız surette tahsil edildiği iddia edilen periyodik hizmet komisyonunun iadesi için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalı bankadan KGF garantili ticari krediler kullandığını, kredi kullanım aşamasında kendisinden kredi kullandırım ücreti tahsil edildiğini, daha sonra davalı bankanın periyodik hizmet komisyonu adı altında bir ücret alacağını kendisine mail ile bildirdiğini, davalıya bu ücretin kabul edilmediği bildirilerek hesapların kapatıldığını, kredi kullandırıldıktan sonra ve ödemeler devam ederken alınan komisyonun keyfi, haksız ve herhangi bir işin karşılığı olmadığını, bu nedenle davalının aleyhine başlatılan icra takibine itirazının haksız olduğunu beyan ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf, bankaların tacir olduklarını ve yaptıkları işlemler için ücret alabileceklerini, bu ücretleri de serbestçe belirleyebileceklerini, davacı ile imzalanan genel kredi sözleşmesinde komisyon alınacağının düzenlendiğini, ayrıca internet sitesinde alınacak komisyonların ilan edildiğini, davacıya verilen hizmetler karşılığı üçer aylık dönemlerde periyodik hizmet komisyonu alındığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davacı şirket tacir olup hakkında TKHK hükümlerinin uygulanamayacağı, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 8. maddesi uyarınca davalı bankanın kullandırdığı krediler üzerinden komisyon alabileceği, yine TTK hükümleri uyarınca da davalı bankanın ücret talep etme hakkının olduğu, Bakanlar Kurulu kararı ve T.C. Merkez Bankası'nın 2006/1 sayılı Tebliği uyarınca bankaların alacakları komisyon ve ücretleri serbestçe belirleme hakkına sahip oldukları, alınan periyodik hizmet komisyonunun BDDK'nın ve davalı bankanın web sitesinde yayınlandığı, alınan komisyonun risk merkezi bildirimleri, sistem kayıtlarının arşivlenmesi gibi hizmetlerin karşılığı olduğu, davalı banka tarafından üçer aylık dönemlerde ortalama kredi bakiyesine göre belirlendiği, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, Mahkemece rapora itirazlarının değerlendirilmediğine ilişkindir. Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesi uyarınca hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirecektir. Davalı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda bu iddialar ve itirazlar  değerlendirilmiş, gerekçeli kararda her bir savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; Mahkemece dava konusu uyuşmazlık hakkında TKHK hükümlerinin uygulanmadığı, davalı vekilinin bu husustaki istinaf sebebinin verilen karar ve dosya kapsamı ile ilgisinin bulunmadığı, davalı tarafından davacıdan tahsil edilen ücretin kredi kullandırımı sırasında, kullandırılan kredi üzerinden alınan ücret değil, periyodik hizmet komisyonu olduğu, davalı banka tacir olup Bankacılık Kanunu ve TTK hükümleri uyarınca ancak verdiği hizmetin, yapmış olduğu bir işin karşılığında ücret talep edebileceği, her ne kadar T.C. Merkez Bankası'nın dava ve karar tarihinde yürürlükte olan 2006/1 sayılı Tebliği uyarınca bankalar tahsil edecekleri ücret ve komisyonları serbestçe belirleyebilecek iseler de, bu yetkinin, herhangi bir işlemin/hizmetin karşılığı olmaksızın ücret/komisyon tahsil edebilecekleri şeklinde yorumlanamayacağı, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredilerin ödemeleri devam ederken, davalı banka tarafından davacıya mail ile kendisinden periyodik hizmet komisyonu tahsil edileceğinin bildirildiği, genel kredi sözleşmesinin imzalanması ve kredilerin kullandırımı sırasında davacıya bildirilmeyen komisyonun, davalı banka tarafından sonradan ve tek taraflı olarak belirlendiği, davacı tarafından söz konusu tahsilatın kabul edilmediği, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 8. maddesinde yer alan; \"Banka, bu sözleşmeye dayanarak açtığı ve/veya açacağı döviz kredisi, teminat mektubu ve aval-kabul kredisi, dövize endeksli TL kredi dahil her türlü krediye, yetkili merciler tarafından bildirilen veya ileride bildirilecek en yüksek oranları geçmemek üzere belirleyeceği oranlarda faiz ve her nevi komisyonları ve Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu gibi yasal ve banka düzenlemelerine veya teamüllerine göre talep edilebilecek her türlü ücret, masraf ve sair giderleri uygulayacak ve bunları gider vergileri ve sair resim ve harçları ile birlikte Müşteri’nin cari hesabına borç yazacaktır.\" şeklindeki düzenlemenin gereği olarak davalı bankanın, ancak yasalara uygun olarak düzenlediği veya teamül olarak uyguladığı ücret ve komisyonları tahsil edebileceği, yani herhangi bir hizmetin karşılığı olmayan, yasalarda belirtilmeyen ve davalı banka tarafından ne yazılı olarak ne de fiilen uygulanmayan bir komisyon ve ücretin tahsil edilemeyeceği, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere T.C. Merkez Bankası'nın Tebliğlerinde periyodik hizmet komisyonu adı altında bir ücretin düzenlenmediği, uygulamada bankalar tarafından bu ad altında bir ücret tahsil edilmediği, davalı banka tarafından da kredilerin kullandırıldığı tarihlerde BDDK'ya bildirilen faiz, ücret ve komisyonlar arasında periyodik hizmet komisyonu adı altında bir ücretin olmadığı, her ne kadar davalı banka tarafından anılan komisyonun bir takım hizmetlerin karşılığı olarak üçer aylık dönemlerde tahsil edildiği iddia edilmiş ise de, davacıya kredilerin kullandırımından sonra somut olarak ne hizmeti verildiği açıklanamadığı gibi bu hususta bir delil de sunulmadığı, kaldı ki aynı gün iki kez aynı miktarda komisyon tahsil edildiği, davalı bankanın tamamen keyfi olarak tahsil etmiş olduğu komisyonların davacıya iadesinin gerektiği, Mahkemece alınan bilirkişi raporunun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalının rapora itirazlarının somut bir iddiaya dayanmadığı, davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, fazla yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 712,03 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 302,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 409,33 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/12/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1f3630e1ffb3cfd9","SID":"34cb5fb4f26f92dd"}}