{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1980 <br>KARAR NO:2024/1912<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:03/10/2024<br>NUMARASI:2024/231Esas - 2024/820 Karar<br>DAVA:Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/12/2024<br>Davanın davalılardan...AŞ yönünden pasif husumet yokluğu sebebiyle, davalı ... AŞ yönünden davanın hak düşürücü sürede açılmadığından reddine ilişkin\tkararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:Davacı vekili; müvekkili ile davalı .... AŞ (...) arasında düzenlenen 24.01.2015 tarihli hisse devir sözleşmesi ile müvekkilinin .... AŞ (... AŞ)'deki hissesinin bedeli davalı  ... tarafından sözleşmenin 5.7 maddesindeki tablodaki vade ve miktarlarda ödenecek şekilde devredildiğini, davalı ... şirketinin sözleşmeyi ihlali sonucunda davalıya karşı birtakım dava ve icra takipleri başlatıldığını, hisse devir bedelini alamayarak ekonomik sıkıntıya düşen müvekkilinin mecburen karşı taraf ile 12.04.2017 tarihli sulh sözleşmesini imzaladığını, 2015 tarihli hisse devir sözleşmesi ile davalıya devredilen bir kısım taşınmazların müvekkilinin alacağına karşılık ve sulh sözleşmesi kapsamında kendisine iade edildiğini, sulh sözleşmesinin 4.3 maddesi hükmünde bu husus açıkça yazılarak hangi gayrimenkullerin hangi senetler karşılığında verildiği belirtilmesine rağmen, gayrimenkullerin o tarihteki rayiç değerlerine ilişkin bir belirleme yapılmadığı, ekonomik olarak zor durumda olan müvekkilinin bu durumunu davalı tarafın kötüye kullandığını ve gabin söz konusu olduğunu, sulh protokolü çerçevesinde müvekkiline devredilen taşınmazların devir tarihi itibariyle rayiç bedelleri belirlendiğinde, müvekkilinin 10.02.2018 vade tarihli 4.683.000-TL bedelli bonodan dolayı davalıdan 590.000-USD alacaklı olduğunun ortaya çıktığını belirterek, müvekkilinin 10.02.2018 vade tarihli ve 4.683.000-TL bedelli bonodan dolayı davalıdan olan 590.000-USD'lik alacağının şimdilik 10.000-TL'sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:Davalılar vekili; ticari alacak konulu davalardan önce arabulucuya başvurulması zorunlu olup bu hususun dava şartı niteliğinde olduğunu, davacının sadece ... açısından arabulucuya başvurduğunu, ... AŞ açısından ise arabuluculuk başvurusu yapılmadığını,teminat bonosunda ... şirketinin taraf olmadığını, TBK'nın 28. maddesi gereği gabin iddiasının, taraflarca bir yıl içinde ileri sürülmesi gerektiğini, ancak davacının hak düşürücü süre içerisinde gabin iddiasını öne sürmediğini, müvekkili ... şirketinin davacı ve diğer paydaşlardan ... şirketi hisselerini 24.01.2015 tarihli sözleşmeyle devraldığını, anlaşmazlıklar nedeniyle bir tahkim süreci yaşandığını, ancak sonuçta tarafların anlaşarak 13.04.2017 tarihli sulh sözleşmesinin imzalandığını, dava konusu bononun pay alım sözleşmesinin teminatı için verildiğini, bonoda açıkça teminat olduğunun yazılı olduğunu, sulh sözleşmesi ile davacının tüm taleplerinden vazgeçtiğini, gabinin unsurlarının oluşmadığını, edimler arasında açık bir orantısızlık bulunmadığı gibi gabinin sübjektif unsurunun da bulunmadığını, bono TL cinsi düzenlenmekle USD cinsinden alacak talebinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; 13/04/2017 tarihli sulh sözleşmesi imzalandığının tarafların kabulünde olduğu, gelen tapu kayıtları gereğince davacıya davalı tarafça tapu devirleri yapıldığı, yine sözleşme gereği davacıya ödenmesi gereken 2.500.000-TL ve 845.000-TL tutarlı ödemelerin yapıldığı ve 20/05/2024 tarihli ... Bankası  müzekkere cevabı ile 15/05/2024 tarihli ... müzekkere cevabı ile sabit olduğu, davacıya sulh sözleşmesi gereğince yapılan ödemeler sebebiyle TBK 28/2 maddesi kapsamındaki ekonomik zorluğun ortadan kalktığının kabulü ile hak düşürücü sürenin  ödeme tarihlerinden başlatılması gerektiği, gelen dekont örneklerinde ödeme tarihinin 2017 yılına ilişkin olup eldeki davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, davalı ... AŞ yönünden davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmaması sebebiyle, davacı ve  davalı ... şirketi arasında düzenlenen 10/02/2018 vade tarihli, 4.683.000-TL bedelli teminat bonosundan kaynaklı bakiye 590.000-USD'nin alacağının olduğunu beyan etmekte ise de; davalı ... AŞ'nin anılan bonoda cirosu bulunmadığı gibi taraflar arasındaki uyuşmazlıktan yasal hasım noktasında da bir taraf sıfatı bulunmadığını davalı ... AŞ yönünden pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili; mahkemenin verdiği kararın sulh sözleşmesinin içeriğinin ... AŞ'yi de ilgilendirmesi ve bu doğrultuda işin esasına girmek suretiyle taşınmazların değerinin bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerekirken, söz konusu hususlar dikkate alınmaksızın pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca mahkeme kararının gerekçesinde tapu kayıtlarının tamamının celp edildiği ifade edilmiş ise de mahkemenin Gebze Tapu Müdürlüğüne yazmış olduğu müzekkere de ... ada ... parselde bulunan taşınmaz da istenilmiş olmasına rağmen ilgili tapu müdürlüğü ... ada ...-...-...-...-...-...-... parsele ilişkin tapu kaydını göndermiş ... parsele ilişkin tapu kaydını göndermediğini, bu husus dahi mahkemenin dava dosyasını tam olarak incelemeksizin adeta yasak savma kabilinden hareket ederek hatalı bir karar verdiğini belirterek, kararın bozularak kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, taraflarca düzenlenmiş olan 24.01.2015 tarihli hisse devri sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla akdedilmiş olan 13.04.2017 tarihli sulh sözleşmesinin gabin nedeniyle geçersizliği iddiasına dayalı olarak, daha önce hisse devri sözleşmesi kapsamında davalı ... tarafından davacıya verilmiş olan bono bedelinin tahsili istemine ilişkindir.Davanın arabulucu dava şartı ve hakdüşürücü süre nedeniyle reddine ilişkin karar Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde 2023/2497 esas, 2024/197 karar sayılı  18.01.2024 tarihli karar ile \"TBK'nın 28. maddesinde; bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlığın, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi halinde, zarar görenin, durumun özelliğine sözleşme ile bağlı olmadığını bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebileceği, zarar görenin bu hakkını düşüncesizlik veya deneyimsizliği öğrendiği, zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her halde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabileceği hüküm altına alınmıştır. Somut olayda dava beş yıllık süre içerisinde açılmış ise de, bir yıllık hak düşürücü sürenin tespiti bakımından mahkemece TBK'nın 28/2 maddesi kapsamında herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bu kapsamda taraflarca imzalanan sulh sözleşmesi gereği davacının kabulünde olduğu üzere davacıya davalı tarafça tapu devirleri yapıldığı, yine sözleşme gereği davacıya ödenmesi gereken 2.500.000-TL ve 845.000-TL tutarlı ödemelerin yapıldığının davalı vekilince cevap dilekçesiyle beyan edildiği anlaşılmaktadır. Ancak dosya kapsamında başkaca bir inceleme yapılmadığından, bu ödemelerin  yerine getirilip getirilmediği, ödeme yapılmışsa tarihi, tapu devirlerinin ne zaman gerçekleştirildiği belirlenememektedir. Davacıya sulh sözleşmesi gereğince söz konusu ödemeler yapılmış ise ekonomik zorluğun ortadan kalktığının kabulü ile hak düşürücü sürenin ödeme tarihlerinden başlatılması gerekmektedir. Bu nedenle mahkemece eksik inceleme sonucunda davalı ... aleyhine açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsizdir. \"denilerek karar kaldırılmıştır. Kaldırma kararı üzerine mahkemece; ödeme tarihleri araştırılarak ödemelerin 2017 yılında tamamlandığı, tapuların devirlerinin de yapıldığını tespit edilmekle ödeme güçlüğü nedeniyle dava açamadığını ileri süren davacının bir yıllık hakdüşürücü süre içinde gabin iddiasını ileri sürmediği anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin eksik araştırma yapıldığına ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiş istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e65ce431ce6e8eac","SID":"247181e39e06f31e"}}