{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/749 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1738<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ                               \t: 03/11/2021 <br>NUMARASI\t\t: 2020/420 Esas - 2021/954 Karar<br>DAVA             \t\t: Limited Şirket Pay Devrinden Kaynaklanan Alacak -Kar Payı Alacağı<br>DAVA TARİHİ\t\t: 25/08/2020<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 27/11/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 27/11/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/11/2021 tarihli, 2020/420 Esas ve 2021/954 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilİ ile davalılardan ...'in birlikte ticaret yapmak amacıyla 09.12.2010 tarihinde şahıs şirketi olarak kurulan ...- ... isimli işletmede, 2013 yılında birlikte çalışmaya başladığını, daha sonra 03.04.2017 tarihinde diğer davalı ...nin taraflarca kurularak, işlerin bu şirketin üzerinden yürütülmeye başlandığını, müvekkili ...'nun Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... numaralı sicil esasında kayıtlı davalı ...'nin 30.01.2020 tarihine kadar ortaklarından birisi olduğunu, Ticaret Sicil Gazetesinin 30.01.2020 tarihinde yayımlanan sayısı ile hissesini diğer ortak olan davalı ...'e devrederek şirket ortaklığından ayrıldığını, davalı ...'in, diğer davalı ... Ticaret Limited Şirket'i hesaplarında bir çok değişiklikler ve usulsüzlükler yaparak şirketin mevcut durumunu farklı yansıttığını ayrıca, davalı şirkete ait yüklü miktardaki parayı davalı yanın, kendi şahıs şirketi olan ...-... uhdesinde bulundurarak ... Ticaret Limited Şirket'i mal varlığında görülmemesine neden olduğunu, davalının bu hareketi sebebiyle de, müvekkiline ödenmesi gereken ayrılma akçesi ile kar payı değeri, şirketin gerçek bütçesi üzerinden hesaplanmadığı için müvekkilin hak etmiş olduğu değerin altında bir ödeme yapıldığını, işbu sebeplerle de müvekkilinin açıkça maddi zarara uğradığını, Şirketin kuruluşunda davalının ve müvekkilin ayrı ayrı olmak üzere 250.000,00 TL'lik sermayeleri ile her iki tarafta 1000 adet paya sahip iken şirket tescil tarihi olan 03.04.2017 tarihi üzerinden 3 sene geçmiş olduğu göz önünde bulundurulduğunda aynı tutarlar karşılığında pay devri yapılmasını hayatın olağan akışı çerçevesinde kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin davalı şirkete getirmiş olduğu sermayeye karşılık, şirketten ayrılırken ekonomik bir denkleştirme yapılarak müvekkilinin hak ettiği tutarların davalılarca ödenmesi gerektiğini, davalı ... 'in, Müvekkilinin hisse payını devir almak için başlangıçta ödeyeceği650.000,00 TL bedeli, 2 farklı vade tarihli ve 300.000,00 TL ve 350.000, TL değerinde 2 senet olarak ödemeyi taahhüt ettiğini, ancak, davalı yanın, ilk senedin vade tarihi olan 28.02.2020 tarihinde müvekkiline 300.000,00 TL bedelli senedin  ödemesini gerçekleştirmediğini, işbu senedin tahsili amacıyla da davalı aleyhinde İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2020/2725 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve icra takibi marifetiyle tahsil harçları hariç olmak üzere davalıdan tahsil edildiğini, 650.000 TL bedelin müvekkilinin hisse payının gerçek değeriyle, ayrılma akçesi, ile kar payını karşılamadığını, şirket hesaplarında  (limited ve şahıs şirketi) yapılacak bilirkişi incelemesi sonrası hesaplamalarda şirketin öz varlığının bu bedellerin katbekat üzerinde olduğunun ortaya çıkacağını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 15.000,00 TL şirket gerçek hisse değeri -ayrılma akçesi- ve ödenmemiş kar payının hesaplanarak, alacakların muaccel olduğu tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari temerrüt faizleri ile davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ... Ticaret Ltd.Şti'nden çıkması yada çıkarılmasının söz konusu olmadığını, Limited şirkette pay devrinin ne şekilde yapılacağının TTK m. 595'te düzenlendiğini, buna göre ilk kuralın, payın devri ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı olarak yapılması ve imzaların noter tarafından onanması olduğunu, Şirket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel kurul onay vermeyi reddetmişse, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkının saklı kaldığını, Genel kurul onayı gerektiren tek durumun pay devri olduğunu, Davacının hissedarı bulunduğu ... Ticaret Ltd.Şti'nden TTK. 595. Maddesine uygun olarak “Esas Sermaye Payının Devri” sonrası ortaklığının sona erdirildiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde de belirttiği üzere Esas Sermaye Payının Devri işleminin İzmir 25. Noterliğinin 21.01.2020 tarihli ve ... yevmiye nolu “Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi” imzalayarak gerçekleştiğini, davacının pay devri için, müvekkili ... Ticaret Ltd.Şti'nin İzmir 25. Noterliğinin 21.01.2020 tarihli ve ... yevmiye numarası ile tasdik edilen Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağı, 6. Maddesinde “bahsi geçen hisse devrinin kabulüne ve devir hususunun şirket pay defterine işlenmesine” karar verildiğini, bu devir işleminin tamamlanmasıyla birlikte, pay devrinde de devreden ortak pay bedelini devralandan almakta ve şirket tarafından ödenecek bir ayrılma akçesinin gündeme gelmesi hukuken söz konusu olamadığını, davacının da dava dilekçesinde belirttiği üzere esas sermaye payının devir bedeli olarak 650.000,00 TL ödenmesi kararlaştırıldığı ve bu bedelin iki adet senet karşılığı olarak müvekkili ...'den tahsil edildiğini, bu bedelin davacının sahip olduğu bin adet payın karşılığı olan 250.000,00 TL'nin 400.000,00 TL daha fazlasıyla ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu bedelin hesaplanmasının şirketin Mali Müşaviri ... gözetiminde bizzat davacı tarafından belirlendiğini, bu bedelin kararlaştırılması aşamasında davacının özgür iradesiyle hareket ettiğini, davacının “Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi”imzalaması öncesi ve sonrasında hiçbir ihtirazi kaydının da söz konusu olmadığını, Limited şirkette oluşan yıllık kâr üzerinde tasarruf etmeye yetkili organın genel kurul olduğunu, yıllık bilanço ile kâr zarar hesabı ve kârın dağıtım önerileri müdür veya birden fazla müdür var ise müdürler kurulu başkanı tarafından genel kurula sunulmakla birlikte, genel kurulun bu yetkisinin mutlak olduğunu, bu önerileri kabul veya red edebileceği gibi değiştirebileceğini, TTK. m.616/l-e bendinde bu yetkinin genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayıldığını, kâr payının, genel kurulda verilen dağıtım kararından sonra ortaklarca talep edilebilir hale geleceğini, Müvekkili ... Ticaret Ltd.Şti'nin “Genel Kurulu” tarafından alınmış kar dağıtımına ilişkin bir karar söz konusu olmadığını, davacı yan tarafından kar payı dağıtımı kararı alındığına dair bir şirket genel kurul kararı olduğuna dair de bir delil sunmadığını, dolavısı ile davacının kar payı talebinin hukuksal dayanağı bulunmadığını, Davacı yanın dilekçesinde müvekkili ...'e hiç hak etmediği şekilde haksız ithamlarda bulunduğunu, kendisinin de şirketin münferit yetkili müdürü olduğunu, tüm banka ödeme işlemlerini yapabildiğini, şirkete giren ve çıkan her kuruşun takibini ve mali tabloları görebildiğini, müvekkili ...'in şahıs ve ... Ticaret Ltd.Şti muhasebe kayıtlarını bizzat davacının eşi ...'nun tuttuğunu, Mali müşavir ve yeminli mali müşavirden gelen her türlü bilginin kendisine ulaştığını, buna rağmen şirket kayıt ve defterlerine ulaşamadığı iddiası hukuksal dayanağı bulunmayan haksız ithamlarda bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.  <br>İLK  DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:<br>Mahkemece; \"...Davacının,  davalı ... ile birlikte diğer davalı ... Ltd Şti'ni kurdukları,  2020 yılına kadar davalı şirketin ortağı olduğu, 30/01/2020 tarihinde şirket ortaklığına ilişkin paylarını diğer davalı ...'e devrettiği ve şirket ortaklığından ayrıldığı, davalı ...'in şirket kayıtlarının kendisi tarafından incelenmesini engellediği, şirket kayıt ve hesaplarında usulsüzlük yaparak şirket mevcudunu farklı yansıttığını,  şirkete ait mal varlığını davalı ...'in kendi şahıs işletmesine ilişkin hesaplarda tuttuğunu bu sebeple ayrılma akçesi ve kar payı devrinin şirketin gerçek bütçesi üzerinden hesaplanmadığını, kendi payına karşılık olarak payın  değerinin altında bir ödeme yapıldığını iddia ederek iş bu alacak davasını ikame ettiği,  davacının ortaklıktan ayrıldığı ve dava tarihi itibariyle şirket ortaığı olmadığı halde dava dilekçesinde söz konusu alacak talebini kar payı ve ayrılma akçesi olarak nitelendirdiği mahkememizce dikkate alınarak davacıya talebini açıklamak ve somutlaştırmak üzere kesin süre verildiği, davacının 10/12/2020  tarihli beyan dilekçesinde dava dilekçesindeki iddialarını aynı şekilde tekrarladığı ve taleplerini yinelediği,  davacının,  geçmişte davalı ... Ticaret Ltd. Şti'nin ortağı olduğu ve ortaklığa ilişkin paylarını  diğer davalı ...'e noter huzurunda pay devri sözleşmesi ile devrettiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, ayrılma akçesinin TTK'nun 641.maddesi hükümlerine göre  ortaklıktan çıkma veya çıkarılma halinde söz konusu olduğu, oysaki  somut olayda davacının İzmir 25.Noterliğinin 21/01/2020 tarih, 1884 yevmiye nolu  pay devri sözleşmesi ile davalı şirketteki payını diğer davalıya devretmek suretiyle ortaklıktan ayrıldığı, bu halde çıkma veya çıkarılma  söz konusu olmadığından TTK'nun 641.maddesine göre ayrılma akçesinin talep edilemeyeceği, ayrıca  dava tarihi itibariyle ortak olmayan davacının davalı şirket ve davalı şirket ortağına husumet  yöneltmek suretiyle kar payı talep edemeyeceği, kar payının ancak güncel durumda ortak olanlarca talep edilebileceği, bir an için davacının geçmiş dönem yönünden tahakkuk etmiş kar paylarını talep edilebileceği kabul edilse bile  mahkememizce alınan bilirkişi raporuna göre  davalı şirket genel kurulunun geçmiş dönem yönünden kar payı dağıtımına ilişkin almış olduğu herhangi bir karar bulunmadığı, bu nedenle davacının kar payına ilişkin talebinin açıklanan nedenlerle yerinde olmadığı, her ne kadar davacı tarafından dava konusu talep ısrarlı biçimde kar payı ve ayrılma akçesi olarak nitelendirilmiş ise de  HMK'nun 33.maddesi uyarınca  hukuki nitelendirmenin hakime ait olduğu dikkate alınarak dava konusu talebin irade sakatlığı sebebiyle  pay devri sözleşmesi ile devredilen paylara ilişkin gerçek değerin belirlenmesi ve ödenmesi olduğu kabul edilecek olursa da mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesine göre davacının paylarını davalı ...'e 650.000,00 TL bedelle devrettiği, davacının 250.000,00 TL sermaye koyma taahhüdünde bulunduğu ancak bu taahhüdünü 162.500,00 TL tutarında gerçekleştirdiği, kaydı değerlere göre devir tarihi itibariyle davacının payının değerinin 1.007.315,78 TL olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, sermaye koyma borcunun 3/4 oranında yerine getiren davacının kaydı değerlere göre payının değerinin 755.486,83 TL(1.007.315,78 TLX3/4) olduğu, davacının bu payını 650.000,00 TL bedelle  noter huzurunda devrettiği, sözleşme özgürlüğü prensibi çerçevesinde tarafların serbest iradeleriyle pay devri bedelini serbestçe belirleyebileceği, kaydı değerlere göre devir bedeline ilişkin açık bir oransızlık bulunmadığı, davacının irade sakatlığı iddiasını destekler herhangi bir somut delil sunmadığı, ayrıca davacının şirket  kuruluşundan itibaren davalı şirketin münferiden temsile yetkili  müdürlerinden biri olduğu, bu görevinin  pay devri tarihine kadar devam ettiği, bu halde  davalı şirkette yönetici olan davalı şirketin hesap ve kayıtlarını denetleme, inceleme ve lüzumu halinde ilgili ortak ve yetkililer ile üçüncü kişiler  aleyhinde yasal yollara başvurma ve sorumluluk davaları açmaya yetkili olan davacının iddialarının ve taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun ve temelsiz olduğunun kabulü gerektiği, irade sakatlığı iddiasının kabulüne olanak bulunmadığı, bu kapsamda başkaca araştırma yapılmasına mahkememizce  lüzum görülmediği, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun yapılan açıklamalar kapsamında dosya kapsamı ile usul ve yasaya uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu anlaşıldığı..\" gerekçesiyle \"...Davanın reddine...\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br> Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  müvekkili ... ile davalı ..., diğer davalı ...(Sicil: ...)'nin 450-450 payla kurucu ortakları olduğunu, iş bu şirket 03.04.2017 tarihinde ticaret sicile tescil edildiğini, ayrıca davalı ...'in 09.12.2010 tarihinde ticaret sicile tescil edilen ...- ... isimli bir şahıs şirketinin bulunmakta olduğunu, iş bu şirketin yetkisi ve idaresi şüpheli ...'e ait olduğunu, tarafların ortak olduğu ..., yurtdışına ürün ihraç eden bir şirket olduğunu, yapılan işin mahiyeti gereği yurtdışına ihraç edilecek malların hammaddesi ...'e ait olan şahıs şirketi aracılığıyla temin edildiğini, ihraç edilecek mallar ...'e ait şahıs şirketinde üretileceğini ve ihraca hazır hale getirileceğini, daha sonra bahsi geçen ürünler şahıs şirketi tarafından tarafların ortak olduğu ...'ne fatura edileceğini ve Limited Şirket tarafından iş bu fatura bedelleri ...'e ait şahıs şirketine ödeneceğini, daha sonra iş bu mallar limitet şirket tarafından yurtdışına ihraç edilmekte olduğunu, davacının, şahıs şirketi üzerinde herhangi bir denetim ve gözetim yetkisinin bulunmadığını, ...'e ait şahıs şirketi ihraç için ürettiği malları herhangi bir kar marjı olmadan ...'ne faturalandıracağını ve satış yapacağını, ..., şahıs şirketinin kendisine faturalandırdığı malların bedelinin şahıs şirketine ödeyeceğini ve malları yurtdışına ihraç edeceğini, taraflar arasında bu şekilde uzun yıllar güven ilişkisine dayalı ticaret yapılmış ancak son zamanlarda özellikle güven ilişkisinin zedelenmesi sebebiyle davacı şirket ortaklığını sona erdirmek zorunda kaldığını, bu doğrultuda müşteki İzmir 25. Noterliği'nin 01884 yevmiye nolu Limited Şirket Pay Devir Sözleşmesi ile hissesinin tamamını şüpheliye devrettiğini, davacı, gerek ortaklığın son dönemlerinde gerekse de ortaklıktan çıktıktan sonra ...- ... isimli şahıs şirketi üzerinden bir takım usulsüzlüklerle ortağı olduğu Limited Şirketin kar oranın düşürüldüğünü, haliyle davalının şahıs şirketi üzerinden kendisi lehine bir takım işlemler yaptığını tespit ettiğini, bu doğrultuda ortaklık payına ilişkin eldeki davayı ikame ettiğini, yargılama esnasında bilirkişi Mali Müşavir ... tarafından tanzim edilen 27.04.2021 tarihli rapor tüm gerçekliği ortaya koyduğunu, özellikle raporun 9. sayfasında “'...davalı şirketin (... Ltd.Şti.) mal alımlarının kuruluş yılından itibaren özellikle ilk iki yıl neredeyse tamamına yakınının davalı(şüpheli) ...'in şahıs şirketinden temin edildiği, davacının ortaklıktan ayrılmadan önceki son yılında ise yine oldukça yüksek bir oran olan 9674 lik kısmı yine davalı ...'in şahıs şirketinden temin edildiği ve alınan malların ihraç edildiği, davalı şirketin 3 yıl içindeki karlılık oranının da yukarıda görüleceği üzere artış gösterdiği, söz konusu mal alım bedellerinin ödemelerinin ise (yıllık devir bakiyelerinden hareketle) 2017 yılında; 153.188,37-TL, 2018 yılında; 732.566,26-TL, 2019 yılında 1.010.014,92-TL avans ödemesi şeklinde yapıldığı, diğer bir ifade ile davalı ... davalı şirkete sattığı mal bedellerinin tamamını yıl içinde tahsil etmiş ve ayrıca yukarıda belirtilen tutarlarda avans ödemesi tahsil edildiği görülmüş olup, bu miktardaki avans ödemesinin davacının iddiaları kapsamında değerlendirme ve takdiri Sayın Mahkemeye aittir.” şeklindeki tespit davacının tüm iddialarını ispatladığını, yapılan inceleme neticesinde bahsi geçen rapordaki bu tespitin özeti; ...'e ait şahıs şirketinin, ihraç edilmek üzere ...'ne sattığı tüm malların bedelini tahsil ettiğini, ...'e ait şahıs şirketi tarafından tüm bedeller tahsil edilmesine rağmen ... hesabından ... hesabına 2017 yılında; 153.188,37-TL, 2018 yılında; 732.566,26-TL, 2019 yılında 1.010.014,92-TL avans ödemesi adı altında toplam 1.895.769.55-TL'nin aktarıldığını, hiçbir karşılığı olmayan iş bu tutarın(1.895.769,55-TL); müştekinin kar payının eksik hesaplandığını, usulsüz işlem yapıldığını, şüphelinin güven ilişkisini kullanarak kendisine çıkar sağladığı yönündeki iddiaları kapsamında değerlendirilebileceğini, alanında uzman bilirkişi tarafından hukuki ve görev sınırını aşmayacak bir üslupla söylenmek istenen; ...'nin hesabından ...'in şahıs şirketi hesabına hiçbir karşılığı olmayan, muhasebeleştirilmeyen, vergilendirilmeyen 1.894.769,55-TL aktarıldığını, açıklanamayan iş bu tutarın şüphelinin güven ilişkisini kullanarak kendisine sağladığı haksız menfaat kapsamında olabileceği olduğunu, ...'e ait şahıs şirketinin ihraç için ürettiği malları herhangi bir kar marjı olmadan tarafların ortak olduğu limitet şirkete fatura etmesi sebebiyle bahsi geçen yıllarda kar elde etmediğinin bilindiğini, bu durum şahıs şirketine (...- ...) ilişkin bilgi ve belgelerin incelenmesi ile anlaşılacak olmasına rağmen mahkemece bu taleplerinin kabul edilmediğini, şahıs şirketi kayıtları üzerinde incelemenin yaptırılmadığını, davalı ...'e ait ... - ... isimli şahıs şirketinin ticari defterlerinin bilirkişi marifetiyle inceletilerek yapılan usulsüzlüklerin tespit edilmemesi eksik inceleme niteliğinde olduğunu, talep edilen tüm delillerin usulünce toplanılmaması yasaya aykırılık teşkilde ettiğini, davacının, davalı limited şirkette yönetici olduğu ve hesap kayıtlarını denetleme, inceleme yetkili olduğu belirtilmiş ise de yapılan usulsuz işlemlerin ... - ...'e ait şahıs şirketi üzerinden gerçekleştirildiğini ve davacının bu şirketin hesap kayıtlarını denetleme, inceleme yetkisi olmadığı göz ardı edildiğini, yargılama boyunca vurgulandığı üzere davalı ..., Limited Şirketin kar oranının düşürülmesi için kendi kontrolünde ve denetiminde olan şahıs şirketi üzerinden bir takım muhasebe hileleri yaptığını, bu durum davanın başında davacının bir iddiası, kanaati ve tespiti iken Mali Müşavir ... tarafından tazim edilen 27.04.2021 tarihli rapor ile somut bir gerçekliğe dönüştüğünü, davalı ..., davacının denetimi ve gözetimi olmayan şahıs şirketi hesaplarına para aktararak Limitet Şirketin kar marjını farklı göstererek davacıyı kandırdığını, taraflar arasındaki güven ilişkisi sebebiyle ortak olduğu süre boyunca iş bu durumun farkına varmasının mümkün olmadığını,  davacının herhangi bir denetim ve gözlem yetkisi bulunmayan davalıya ait şahıs şirketi üzerinden limitet şirketin hesaplarının boşaltılarak karlılığın farklı gösterilmesi suretiyle davacının iradesinin sakatlandığını, mahkemece yapılan hesaplama doğrultusunda kaydı değerlere göre devir bedeline ilişkin açık bir oransızlık bulunmadığı tespitinin usule, yasaya ve dosya kapsamına aykırılık teşkil ettiğini, mahkemece verilen red kararına yapılan gerekçelerden birisi de pay devrine konu tutar ile kaya değerler arasında orantısızlık olmadığının tespiti olduğunu, mahkemece, kaydi değerlere göre devir tarihi itibariyle davacının payının değerinin 1.007.315,78 TL olduğu, sermaye koyma borcunun 3/4 oranında yerine getiren davacının kaydı değerlere göre payının değerinin 755.486,83-TL(1.007.315,78 TLX3/4) olduğunu, davacının bu payını 650.000,00 TL bedelle noter huzurunda devrettiğini, sözleşme özgürlüğü prensibi çerçevesinde tarafların serbest iradeleriyle pay devri bedelini serbestçe belirleyebileceği, kaydı değerlere göre devir bedeline ilişkin açık bir oransızlık bulunmadığının belirtildiğini, mahkemenin bu tespiti dosyada mübrez Mali Müşavir ... tarafından tazim edilen 27.04.2021 tarihli rapor ile çeliştiğini, yargılamanın başından beri ısrarla vurgulanan ve bilirkişi raporu ile sabit olan bir takım usulsüzlüklerin mahkemece göz ardı edilmesinin kabul edilemeyeceğini, bilirkişi raporuyla tespit edilen, akıbeti belli olmayan ve limitet şirketin hesaplarından kaçırılan yaklaşık 2.000.000,00-TL'nin görmezden gelinerek hüküm kurulmasının mümkün olmadığını, zira dosyadaki Mali Müşavir ... tarafından tazim edilen 27.04.2021 tarihli raporda, davalı ...'e ait olan şahıs şirketinin diğer davalı Limited Şirkete sattığı malların bedelinin tamamının tahsil edilmesine rağmen toplam da 1.895.769.55-TL avans ödemesi yapıldığının tespit edildiğini, bu ödemelerin davacının dava dilekçesindeki iddiaları ( hile, irade sakatlığı, muhasebe oyunu, payın gerçek değeri vb.) kapsamında değerlendirilebileceğinin belirtildiğini, yaklaşık 2.000.000,00-TL'nin akıbetinin belli olmadığının ortaya konduğunu, tanzim edilen raporda görev sınırlarını aşmamak adına hukuki tabirlerle açık açık; ...'nden davalı ... 'in şahıs şirketine 2017 yılında; 153.188,37-TL, 2018 yılında; 732.566,26-TL, 2019 yılında 1.010.014,92-TL avans ödemesi adı altında aktarılan toplam 1.895.769.55-TL'nin hiçbir karşılığı olmadığı, bahsi geçen ödemenin yapılmasını gerektirir bir hizmet veya mal tespit edilemediğini, bahsi geçen ödemenin davacının iddia ettiği gibi Limited Şirketin kârının kaçırıldığı iddiasını desteklediğinin ifade edildiğini, 27.04.2021 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler ile birlikte Limitet Şirketten kaçırılan bu kar tutarının kaydi değerlere eklenmesi halinde; 2.812,506,44-7L Varlık Toplamı, 797.874 89-TL Borçlar Toplamı, 2.014.631,55-TL Özvarlık( Bilirkişi raporuna göre), 1.895.769.55-TL Limited Şirketten kaçırılan kar tutarı, 3.910.401,10-TL Olması gereken gerçek öz varlık tutarı, bu durumda davacıya düşen 50 hisse payı 3.910.401,10-TL/2— 1.955.200,55-TL olacağını, sermaye koyma borcunun 3/4 oranında yerine getiren davacının payının değeri de 1.955.200,55-TLX3/4- 1.466.400,41-TL(en az) olacağını, davalının muhasebe oyunları ile limitet şirketten kaçırılan tutarın eklenmesi ile davacının hak ettiği gerçek pay değeri ile devir sözleşmesindeki pay değeri arasında oransızlık bulunduğunu, pay devir değeri (650.000,00-TL) ile en az gerçek pay değeri (1.466.400,41-TL) arasındaki oransızlık göz önüne alındığında davacının iradesinin sakatlandığını, davacı şirket karının göründüğü kadar olduğu varsayımla pay devri sözleşmesinin imzalandığını, yani davalı ...'in, güven ilişkisini kötüye kullanarak davacıyı aldatması sebebiyle davacı gerçek durumun farkında olmadan iş bu sözleşmeyi imzalaması söz konusu olduğunu, diğer yandan eksik inceleme yapılması sebebiyle davalı ...'e ait ... - ... isimli şirketin defter kayıtları incelenmediğinden başkaca usulsüz işlem olup olmadığı, limitet şirketin kar oranının daha fazla düşürülüp düşürülmediğinin anlaşılamadığını, bu sebeple hesaplamalarda en az ibaresinin kullanıldığını, bir başka hususta davacı ile davalı ... arasında imzalanan devir sözleşmesinin sözleşme serbestisi çerçevesinde değerlendirilemeyeceği hususu olduğunu, bilindiği üzere Türk Borçlar Kanunu 36. maddeye göre taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı olmadığını, somut olayda da davalı ...'in, güven ilişkisini kötüye kullanarak davacıyı aldattığını, re'sen göz önüne alınacak sebeplerle; incelemenin duruşmalı yapılmasına, davanın reddine yönelik kararının istinaf incelemesi neticesinde davacı lehine kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak tüm talepleri yönünden davalarının kabulüne, karar verilmesini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, hile ve gabin nedeniyle limited şirket pay devri sözleşmesinde düşük gösterilen  şirket hisse bedellerinin gerçek değerinin tespiti ile bakiye hisse bedelinin ile kar payı alacağının davalılardan tahsili istemine ilişkindir.<br>Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Dava, hile ve gabin nedeniyle limited şirket pay devri sözleşmesinde düşük gösterilen  şirket hisse bedellerinin gerçek değerinin tespiti ile bakiye hisse bedelinin ile kar payı alacağının davalılardan tahsili istemine ilişkindir.<br>Davacı tarafından 21/01/2020 tarihinde davalı 1.000 adet hissesini 250.000,00 TL bedel karşılığında noterde akdedilen limited şirket pay devir sözleşmeleri ile davalı ...'e devrettiği görülmüştür. Sözleşmede devir bedeli 250.000,00 TL olarak gösterilmiş ise de, pay devrinin 650.000,00 TL karşılığında yapıldığı ve bu bedelin davalı ... tarafından davacıya ödendiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. <br>Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davalı şirketin ticari defterlerinin incelendiği, davacının pay devir tarihi itibarıyla davalı şirketteki 1.000 adet hissesinin mukayyet değerinin 1.007.315,78 TL olacağı, pay devirlerinin 20/01/2020 tarihli ortaklar genel kurul kararıyla onaylandığı, pay defterine işlendiği, 30/01/2020 tarihinde ticaret siciline tescil ve ilan edildiği tespit edilmiştir. <br>Davacı, davalı ... ile davalı şirkette ortak olduklarını, davalı şirketin ihraç ettiği ürünlerin çoğunu davalı ...'in kendisine ait olan \"...- ... isimli\" şahıs işletmesinden satın aldığını ve yurt dışına ihraç ettiğini, davalı ...'in, davalı şirketin zararına olacak ve malvarlığını azaltacak şekilde kendisine ait şahıs işletmesinin ticari defter ve kayıtlarında yaptığı usulsüz işlemler yaptığını, davalı şirketin ve dava dışı şahıs işletmesinin ticari defter ve kayıtlarını inceleme girişimlerinin ise davalı ... tarafından fiilen engellendiğini, bu işlemler nedeniyle davalı şirketin gerçek karının ve değerinin kendisinden gizlendiğini, bu nedenle hisse devir tarihinde davalı şirketin gerçek değeri konusunda davalı ... tarafından aldatıldığını, yine davalı ...'in hisse devri sırasında şimdilik 650.000,00 TL devir bedeli karşılığından hisselerin kendisine devreldilmesi, daha sonra uzman görüşü alınarak ayrılma akçesinin belirlenip kendisine ödeneceğini söyleyerek iradesini sakatladığını, nominal bedelin reel hisse değerinin çok altında olduğunu, aşırı yararlanmanın bulunduğunu, iradesinin hisse devri noktasında sakatlandığını iddia etmiş, davalı yan ise hisse bedellerinin ödenerek şirket hisselerinin devralındığını, davacının eşinin dava dışı şirketin muhasebe kayıtlarını tuttuğunu, davacının dava dışı şirketin yetkilisi sıfatıyla ticari defter ve kayıtlarını her zaman inceleme ve denetleme yetkisinin bulunduğunu, hisse devir bedelinin mali müşavir tarafından yapılan inceleme neticesinde belirlendiğini, davacının hile ve gabin iddialarının doğru olmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. <br>Yapılan açıklamalar ışığında, dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, alınan bilirkişi kraporunun hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olup, yeniden inceleme yapılmasına gerek olmamasına, soyut iddia dışında hile ve gabin koşullarının oluştuğunu gösteren somut delil bulunmamasına, HMK'nun 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nun 353/1.b.1 maddesi  gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. \t<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin, asıl ve birleşen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/11/2021 tarihli, 2020/420 Esas ve 2021/954 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 27/11/2024\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ecd95445d351e422","SID":"5d21a46a597ff050"}}