{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1031 <br>KARAR NO: 2024/1663<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2023/550 <br>KARAR NO: 2023/765 <br>DAVA TARİHİ: 18/08/2023<br>KARAR TARİHİ: 18/10/2023<br>DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ: 18/12/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Sigorta A.Ş. tarafından ... Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan ... Tük. Mal. San. Tic. Şti.'nin işyeri, demirbaş ve emtialarının davalılarca yapılan ıslah çalışması sırasında istinat duvarının yıkılması ve 10/07/2022 tarihinde aşırı yağan aşırı yağışlar sonucu derenin taşmasına bağlı olarak bahçe duvarını aşan suların, sigortalı işyerinin bahçesine dolması sebebiyle hasara uğradığını, işbu bu olay sebebiyle müvekkili şirketin eksper marifetiyle hasar tespiti yaptırarak sigorta tazminatı ödediğini, davalı kurumların kendilerine ait tesisleri kullanıma uygun bulundurma, bakım, onarım, üçüncü şahıslara zarar verilmemesi için her türlü önlemi alma konusunda sorumluluğunu gereği gibi yerine getirmemiş olması sebebiyle meydana gelen zarardan sorumlu olduklarını, dava açılmadan önce davalılar aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalılarca işbu takibe itiraz edildiğini beyan ederek, fazlaya dair dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla; İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına, 1.244.186,04 TL hasar bedelinin ödeme tarihi olan 15/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>CEVAP Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; yargı yolu yönünden ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarına göre davanın idari mahkemesinde açılması gerektiğini ayrıca davanın zamanaşımına uğradığını, husumet itirazlarının kabulü gerektiğini, esas açısından ise olayda müvekkili kusurunun bulunmadığını, bu nedenle davanın usulden ve esastan tümüyle reddolunmasını savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, mahkeme aksi kanaatte ise İstanbul İdare Mahkemesinin göreli olduğunun kabulünün gerektiğini, davanın hukuki yarar yokluğundan reddolunmasını, zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden iddianın ele alınmasını, müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmaması nedeniyle davanın husumetten reddolunmasını savunmuştur. Davalı Esenyurt Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kusurlu bulunmadığını, İski'nin sorumlu olduğunu ayrıca davanın süre aşımından dolayı reddolunmasının gerektiğini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; \"Somut olayda dava, sigorta şirketinin sigortalısı konumunda bulunan şirketin bulunduğu iş yerinin ve bu işlerindeki demirbaş ve emtiaların, davalılarca yapılan ıslah çalışması sonucunda istinat duvarının yıkılması sonrası gerçekleşen aşırı yağış nedeniyle derenin taşmasına bağlı olarak poliçe kapsamında sigortalısına ödemiş olduğu tutarın icra takibine konu edildiği halde ödenmemiş olması nedeniyle ve itiraz üzerine takibin durmuş bulunması nedeniyle açılmış itirazın iptali ve takibin devamı davası olup İİK m.67 hükmünden kaynaklanmaktadır. Buna göre her üç davalı şirketin kamu hizmetini yürüten idare konumunda olup olmadığı, atfedilen kamu hizmetinin hukuka uygun şekilde yürütülüp yürütülmediği, bu hizmetin verilmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle bu davalıların sorumluluğunun olup olmadığı önem arz etmekte olup buna göre adli yargının görevli olup olmadığı ortaya çıkacaktır. Böylelikle öncelikle bu itiraz ele alınacaktır. Bu noktada emsal nitelik taşıyan Uyuşmazlık Mahkemesinin 18/04/2022 tarih ve 2021/830E. 2022/235K.sayılı ve davacısı sigorta şirketi, davalısı belediye ve ... olan kararına göre; \"1.Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketinin sigortalısı üçüncü kişinin yaşadığı binanın işyerinde su baskını nedeniyle emtianın hasar görmesi nedeniyle poliçe kapsamında sigortalıya ödenen tutarın rücuan ve cebren tahsili maksadıyla Kuşadası ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek, itirazın iptali talebiyle adli yargı yerinde dava açmıştır. (...) 8. Anayasa'nın 125. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir: \"İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.\" 9. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; idari eylem ve işlemlerden dolayı hakları ihlal edilenler tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. 10. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 1. maddesi şöyledir:  \"İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek üzere İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü kurulmuştur. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü bu Kanunda İSKİ olarak anılır. Genel Müdürlüğün hizmeti, İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin görev alanı ile sınırlıdır. Ancak, şehrin yararlandığı su kaynaklarının korunmasına ilişkin hizmetler, büyük şehir belediye sınırları dışında da olsa bu kuruluş tarafından yürütülür. Ayrıca İçişleri ile Bayındırlık ve İskan bakanlıklarının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu anasistem ile ilgili başka belediye ve köylerin su ve kanalizasyon işlerini de bu Genel Müdürlüğe verebilir. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyük Şehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. ... personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir.\" 11. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İSKİ) Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un Ek-5. maddesinde; bu Kanunun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanacağı kuralı yer almaktadır. 12. 20/11/1981 tarih ve 2560 sayılı Kanun'a 3305 sayılı Kanun'la Değişik Geçici 10. madde ve Bakanlar Kurulu’nun 13/03/2014 tarih ve 2014/6072 sayılı Kararı ile Aydın Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı olarak kurulmuş ve daha sonra büyükşehir belediyesinden ayrılmış olan Aydın Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (ASKİ), müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. 13. Öte yandan, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 42. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir: \"İdari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamaz.\" B. Yargı Kararları 14. Uyuşmazlık Mahkemesinin 05/04/2021 tarihli ve E.2021/28, K.2021/144 sayılı kararında, özetle; \"2004 sayılı Kanun'un 42. maddesinin 3. fıkrasında yapılan değişiklik  ve Anayasa Mahkemesinin 22/10/2020 tarihli ve E.2020/78, K.2020/59 sayılı kararı doğrultusunda; idari yargının görev alanına giren konulara ilişkin uyuşmazlıkların, itirazın iptali davası yoluyla görülmesi mümkün olmadığından Mahkemece içtihat değişikliğine gidildiği ve davalı idarenin (...) hizmet kusuru nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi niteliğindeki davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğine\" karar verilmiştir. 15. Anayasa Mahkemesinin bir itiraz başvurusu sonucu vermiş olduğu 22/10/2020 tarihli ve E.2020/78, K.2020/59 sayılı kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: \"... 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 42. maddesinin üçüncü fıkrasında 'İdari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamaz. ', geçici 13. maddesinde ise 'îdari yargının görev alanına giren konularda, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılmış ilamsız icra takipleri hakkında, talep üzerine icra müdürünce 42 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca dosya üzerinden düşme kararı verilir ve karar alacaklıya resen tebliğ edilir. Alacaklı, düşme kararının tebliğinden itibaren yedi gün içinde şikayet yoluna başvurabilir. Düşme kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde idari yargı merciinde dava açılabilir. Düşme talebinin reddine veya düşme kararı hakkındaki şikayetin kabulüne ilişkin karar kesinleşmeden takibe devam edilemez./ Birinci fıkra kapsamındaki ilamsız icra takipleri hakkında açılmış itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davalarında talep üzerine, karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Tarafların yaptığı takip ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti üzerlerinde bırakılır. Bu kararın kesinleşmesi üzerine takip dosyası icra müdürlüğüne iade edilir ve takip hakkında birinci fıkra uyarınca işlem yapılır. ' hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 16/10/2018 tarihli ve E.2017/4-1458, K.2018/1437 sayılı kararında idari yargının görev alanına giren konulara ilişkin uyuşmazlıkların itirazın iptali davası yoluyla görülmesinin mümkün olmadığına ve bu uyuşmazlıkların idari yargı yerlerince görülmesi gerektiğine karar vermiştir. Açıklanan nedenlerle bakılmakta olan uyuşmazlık idari yargı mercileri tarafından çözülmesi gereken bir uyuşmazlık olup itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bu uyuşmazlığa bakma görevi bulunmamaktadır. ...\" 16. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16/10/2018 tarihli ve E.2017/4-1459, K.2018/1437 sayılı kararında, özetle; \"İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından yapılan yol ve kaldırım çalışmaları sırasında davacı özel hukuk tüzel kişisinin kablo tesislerine zarar verildiğinden bahisle açılan ilamsız icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasının 2004 sayılı Kanun'un  42. ve geçici 13.maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmadığına ve bu uyuşmazlıkların idari yargı yerlerince görülmesi gerektiğine\" hükmedilmiştir. (...) 19. Dava, sigortalı işyerini su basmasından dolayı işyerindeki emtianın hasara uğraması sonucu sigortalıya poliçe kapsamında ödenen maddi hasar tutarının rücuan tazmini talebiyle açılmıştır. 20. Kamu hizmeti yürüten idarenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan dava, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasını gerektirmektedir. Bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddesi  kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevli bulunmaktadır. 22. Bu durumda, davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi niteliğindeki davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır\" şeklindedir.  Yine Uyuşmazlık Mahkemesinin 23/01/2023 tarih ve 2022/543E. 2023/69K.sayılı ve davacısı sigorta şirketi, davalısı ..., ... olan kararına göre; (...) \"6. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun \"Amaç\" başlıklı 1. maddesinde, Kanun'un amacının karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanun'un trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bu Kanun'un karayollarında uygulanacağı hüküm altına alınmış; \"Tanımlar\" başlıklı 3.maddesinde de trafik, yayaların, hayvanların ve araçların karayolları üzerindeki hal ve hareketleri olarak; karayolu, trafik için kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar olarak tanımlanmıştır. 7. Anayasa'nın 125. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir: \"İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.\" 8. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun \"Yapı malikinin sorumluluğu\" ana başlıklı ve \"a. Giderim yükümlülüğü\" alt başlıklı 69.maddesi şöyledir: \"Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. İntifa ve oturma hakkı sahipleri de, binanın bakımındaki eksikliklerden doğan zararlardan, malikle birlikte müteselsilen sorumludurlar.Sorumluların, bu sebeplerle kendilerine karşı sorumlu olan diğer kişilere rücu hakkı saklıdır.\" 9. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; idari eylem ve işlemlerden dolayı hakları ihlal edilenler tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. 10. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 42. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir: \"İdari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamaz.\" B. Yargı Kararları 11. Uyuşmazlık Mahkemesinin 05/04/2021 tarihli ve E.2021/28, K.2021/144 sayılı kararında, özetle; \"2004 sayılı Kanun'un 42. maddesinin 3. fıkrasında yapılan değişiklik  ve Anayasa Mahkemesinin 22/10/2020 tarihli ve E.2020/78, K.2020/59 sayılı kararı doğrultusunda; idari yargının görev alanına giren konulara ilişkin uyuşmazlıkların, itirazın iptali davası yoluyla görülmesi mümkün olmadığından Mahkemece içtihat değişikliğine gidildiği ve davalı idarenin (...) hizmet kusuru nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi niteliğindeki davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğine\" karar verilmiştir. (...) 17. Somut olayda meydana gelen maddi hasar, sigortalının ...'a ait açık otoparkta park halindeki aracının davalı belediyelerin kamu hizmeti için açtıkları ve sorumlusu oldukları parkın istinat duvarının aracın üzerine yıkılması sonucu meydana gelmiştir. Karayolunda meydana gelmeyen bu hasarın trafikten kaynaklanmadığı  ve zarara neden olan yapının özel mülk olmadığı da açık olmakla, davalı idarenin sorumluluğu 2918 sayılı Kanun (§ 6 ) ve 6098 sayılı Kanun (§ 8 ) kapsamında değerlendirilemez. 18. Kamu hizmeti yürüten idarenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan dava, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasını gerektirmektedir. Bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevli bulunmaktadır.\"  şeklindedir.  Uyuşmazlık Mahkemesinin 06.12.1999 tarihli ve 1999/38 E. 1999/40 K. sayılı kararında; “İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine ait olduğu” vurgulandıktan sonra; “Kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin; kamu yararına uygun şekilde işletilip işletilmediğinin; dolayısıyla, olayda hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının yargısal denetiminin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde ‘idari dava türleri’ arasında sayılan ‘idari işlem ve eylemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafından açılacak tam yargı davası’ kapsamında idari yargı yerlerince yapılacağına” işaret edilmiş ve idarenin görevinde olan kamu hizmetini yürüttüğü sıradaki eyleminden doğan zararın giderilmesine yönelik olarak açılan davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim Yargıtay 4.HD'nin 2014/5088E. 2014/8926K.sayılı dosyasında da dere yatağının ıslah çalışmalarının yapıldığı aşamada dere yatağının yapımı nedeniyle yağan yağmur sularından dolayı su basmasına dayalı olarak zarara uğrayan davacının yine ... Genel Müdürlüğü aleyhine açmış olduğu davada dahi Uyuşmazlık Mahkemesinin 2013/1153E. 2013/1766K.sayılı kararına atıf yapılmak suretiyle davanın idari yargıda görülmesi gerektiği açıklanmıştır. Emsal olarak alınan Uyuşmazlık Mahkemesinin kararlarının tarafları, talep sonucu ve özellikle dava sebebi birlikte dikkate alındığında her üç davalının kamu hizmeti yürüten idare konumunda olduğu, her üç davalının yukarıda atıf yapılan açıklamalar çerçevesinde kusurlarına dayanıldığı, şüphesiz ki adı geçen idarelerin iddia olunduğu şekilde yapılan ıslah çalışması sırasında istinat duvarının yıkılmasına bağlı olarak aşırı yağış sebebiyle derenin taşması sonucu sorumlu tutulmak istendiği, davacının sigortalısının zarara uğramasında iddia oluştuğu gibi davalıların kusurlarının olup olmadığının mutlak suret ile idare hukuku ilkelerine göre tartışılması gerektiği, nitekim bu konudaki tam yargı davasının ise 2577 sayılı İYUK m.2 çerçevesinde ancak idari yargı tarafından ele alınabilir olduğu anlaşılmaktadır. Esasen yukarıda yapılan atıflardan da anlaşılacağı üzere kamu tüzel kişiliğine haiz bulunan davalılar yönünden haksız eylem sonucu zararın ilamsız icra takibine konu edilmesi ve itirazın iptali davasına konu olması dahi mümkün bulunmadığından, davalı idarelerin hizmet kusuruna dayalı zarar tazmin talebinin idari yargı tarafından görülmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK m.114/f.1 bend(b) uyarınca yargı yolunun caiz olması dava şartlarından olup HMK m.115 hükmü uyarınca dava şartı olan bu hususun her zaman ve her aşamada mahkemece kendiliğinden araştırılması gerekli ve zorunludur. Bu çerçevede HMK m.115 hükmü uyarınca dosya üzerinden dahi bu hususun her aşamada ele alınması mümkündür. Yapılan açıklamalar karşısında; yargı yolu caiz olmadığından ve idari yargı görevli olduğundan davacının davalılar aleyhine açtığı davanın HMK m.114/f.1-bend (b) hükmü gereği dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin gerekçeli kararında yer alan Uyuşmazlık Mahkemesinin 23/01/2023 tarih ve 2022/543E. 2023/69K. sayılı kararının KTK'dan kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkin olup dava konusu olayda emsal alınamayacağını, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 08/07/2019 tarihli 2019/431 E. 2019/462 K. Sayılı kararı uyarınca itirazın iptali davasında adli yargının görevli olduğunu, davalı ... bakımından Yargıtay kararlarıyla adli yargının görevli olduğu hususunun kabul edildiğini, dava konusu hasara ilişkin davalı ... ile Belediyeler arasında müştereken ve müteselsilen sorumluluk bulunmakla verilen kararın hatalı olduğunu beyan ederek kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır. Dava, sigortacının dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin 6102 Sayılı TTK'nın 1472.maddesi uyarınca sorumlu olduğunu iddia ettiği davalılardan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf istemine konu uyuşmazlık ise dava konusunun çözüm yerinin adli yargı mı, idari yargı mı olduğu, ilk derece mahkemesi tarafından verilen yargı yolu dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi kararının isabetli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Dava, rücu talebine dayanmakta olup, rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında \"Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası içinde söz konusudur.\" şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun \"Halefiyet\" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise \"Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.\" hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince, aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir.Davalı Belediyeler yönünden; İdare hukukunda idarenin, idari işlem ve eyleminden kaynaklanan kamu hukuku ilkeleri doğrultusunda oluşmuş idare hukukuna özgü sorumluluğu ile özel hukuk ilkeleri doğrultusunda yaptığı sözleşmelerden kaynaklanan özel hukuk sorumluluğu olmak üzere iki tür sorumluluk hali kabul edilmektedir. İdarenin kişilere verdiği zararları tazmin yükümlülüğü, kusurlu sorumluluğuna yada kusursuz sorumluluğuna dayanabilir. İdarenin kusura dayanan sorumluluğu hizmet kusuru kavramı ile ifade edilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/17-3149 E. 2020/648 K. sayılı 22/09/2020 tarihli kararında belirtildiği üzere hizmet kusurunun tam ve kapsamlı bir tanımını yapmak zor olmakla birlikte genel olarak doktrinde hizmet kusuru, idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya teşkilatında, bünyesinde, personelinde yahut işleyişinde bir takım aksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkması, şeklinde tanımlanmaktadır (SARICA Ragıp, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, \"Hizmet Kusuru ve Karakterleri\", Y. 1949, C. 15, S. 4, s. 858; ATAY Ender Etem, İdare Hukuku, Ankara 2006, s. 571; YILDIRIM Turan, İdari Yargı, İstanbul 2008, s. 253). Hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi ve kötü işlemesi hallerinde hizmet kusurunun varlığı kabul edilmiştir. İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmeti ile nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) \"İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı\" başlıklı 2. maddesinde; idari dava türleri idari işlemler hakkında açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/4-1688 E. 2019/1374 K. sayılı 17/12/2019 tarihli kararında; \"...idarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeye göre tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların çözümü, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları ihlal edilenler tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine; idarece herhangi bir hakka haksız müdahalede bulunulduğu, plan ve projeye aykırı iş görüldüğü iddiasıyla açılacak zararın tazmini davalarının haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre çözümü ise adli yargı yerine ait olacaktır. Nitekim aynı ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2014 tarihli ve 2013/4-415 E., 2014/199 K.; 16.10.2018 tarihli ve 2017/4-1458 E., 2018/1437 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Tüm bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı belediye tarafından ihale edilen ve diğer davalı müteahhitin üstlendiği kanalizasyon yapımı sırasındaki kazı çalışmaları nedeniyle davacı şirkete ait kablo tesisinin zarar gördüğü ileri sürüldüğünden, dava hizmet kusuruna dayanmakta olup, tam yargı davası ile idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekir...\" şeklinde karar verilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 26/12/2022 tarihli 2022/10089 E. 2022/17731 K. Sayılı kararında da; sigorta şirketi tarafından sigortalısına yapılan ödemenin rücu istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle DSİ ve Büyükşehir Belediyesine açılan davada mahkemece yargı yolu bakımından davanın usulden reddine dair verilen karar onanmıştır. Somut olayda; davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve davalı Esenyurt Belediye Başkanlığı yönünden hizmet kusuruna dayalı uyuşmazlığın davanın idari yargı yerinde görülmesi gerekmektedir. Davalı ... yönünden; Mahkeme kararında; \"Yargıtay 4.HD'nin 2014/5088E. 2014/8926K.sayılı dosyasında da dere yatağının ıslah çalışmalarının yapıldığı aşamada dere yatağının yapımı nedeniyle yağan yağmur sularından dolayı su basmasına dayalı olarak zarara uğrayan davacının yine İski Genel Müdürlüğü aleyhine açmış olduğu davada dahi Uyuşmazlık Mahkemesinin 2013/1153E. 2013/1766K.sayılı kararına atıf yapılmak suretiyle davanın idari yargıda görülmesi gerektiği açıklanmıştır.\" şeklinde gerekçeye yer verilmiş ise de; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2014/5088 E. 2014/8926 K. sayılı kararı; \"Dava, haksız eylem nedeni ile uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş, karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, kiracısı bulunduğu taşınmazın bitişiğinden geçen Tavukçu deresinin davalı ... Genel Müdürlüğünün müteahhidi olan diğer davalı ... İnşaat tarafından ıslah çalışmaları yapıldığı sırada 13-14 Ekim 2007 günlerinde yağan yağmur sularının, dere yatağının moloz ile doldurulması ve taşınmazının istinat duvarının müteahhit firma tarafından yıkılması nedeni ile taşarak su basmasına neden olduğunu, tespit raporuna göre 206.334,17 TL zarara uğradığını iddia ederek  davalılardan müştereken ve müteselsilen ödetilmesini istemiştir. Davalı ... Genel Müdürlüğü, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, ıslah çalışmalarını diğer davalıya istisna sözleşmesi ile verdiğini, bu nedenle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, esas yönden de davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemenin 21/01/2013 günlü celsesinde davalı ... Genel Müdürlüğünün görev itirazının reddine karar verilmiştir. ... Genel Müdürlüğünce eldeki dava ile ilgili olumlu görev uyuşmazlığı çıkartılması için Danıştay Başsavcılığına başvuruda bulunulmuş, Danıştay Başsavcılığınca istemi kabul edilip dosya hakkında Uyuşmazlık Mahkemesine gidilmiştir. Mahkemece, 2247 sayılı yasanın 18. maddesi uyarınca kendisine olumlu görev uyuşmazlığı çıkartıldığının bildirilmesinden itibaren 6 ay beklenmiş, bu süre içinde uyuşmazlık mahkemesi kararının ibraz edilmemesi nedeni ile her iki davalı hakkında esas yönden istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya arasındaki bilgi ve belgeler ile temyiz dilekçesine ekli Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 30/12/2013 gün ve 2013/1153 Esas 2013/1766 Karar sayılı ilamı ile davanın çözümünde idari yargının görevli olduğuna, bu nedenle Danıştay Başsavcısının başvurusunun kabulü ile davalılardan ... Genel Müdürlüğü vekilinin görev itirazının reddine ilişkin Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/01/2013 gün ve 2008/104 sayılı kararının kaldırılmasına oy çokluğu ile karar verildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, mahkemece esas hakkında karar verilmesinden bir gün öncesinde Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 2013/1153 Esas 2013/1766 Karar sayılı ilamı ile davalı ... Genel Müdürlüğü yönünden davanın idari yargıda görülmesi gerektiğine karar verdiği anlaşılmakla iş bu davalı yönünden mahkemenin görevsizliği nedeni ile dava dilekçesinin reddine karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir...\" şeklindedir. Yani temyiz istemine konu Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/104 E. sayılı dosyasına münhasır olarak verilen Uyuşmazlık Mahkemesi kararı sebebiyle, ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur. Ayrıca karar içeriğinde bu nevi davalarda idari yargının görevli olduğu hususunda bir değerlendirme bulunmamaktadır. Aksine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/6444 E. 2023/10038 K. (davalısı ASKİ), 2021/20431 E. 2023/7687 K. (davalısı İSKİ) kararlarına konu uyuşmazlıklar adli yargı yerinde görülmüştür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2012/168 E. 2012/397 K. sayılı ve 15/06/2012 tarihli ilamında 23/11/1981 tarih ve 17523 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Yasa gereğince İSKİ'nin; Genel Kurul, Yönetim Kurulu ve Genel Müdürlükçe yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve yatırımlarının bilançolarda belirlenip, Genel Kurulların tasvibine sunulacağı ve bütçesinin Kamu İktisadi Teşekküllerinde uygulanan formüle göre tanzim olunacağının belirtildiği, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18/1.maddesinde \"Ticaret şirketleriyle, gayesine varmak için ticari bir işletme işleten dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince hususi hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi amme hükmi şahısları tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler dahi tacir sayılırlar.\" hükmünün yer aldığı, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 11, 12, 13. 18/1.maddesi dikkate alındığında İSKİ (İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi) Genel Müdürlüğü'nün 2560 Sayılı Kanun ile kurulmuş olması TTK'nın 18/1.maddesinde özel hukuk hükümlerine göre idare edilen bir kamu kuruluşu olması, ticari şekilde veya iktisadi esaslara göre işletilmekte olup yaptığı işler itibariyle de ticarethane sayıldığından tacir sıfatı taşıdığı, tacir olduğu kabul edilen ...'ye karşı açılan haksız fiilden kaynaklanan davaya adli yargı yerinde bakılacağı, bu nedenle dava konusu uyuşmazlıkta adli yargının görevli olduğu kabul edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 16/1 bendinde; \"Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar  da tacir sayılırlar.\" düzenlemesi yer almaktadır. 2560 sayılı kanuna tabi olan ...'nin gördüğü hizmetin kamu hizmeti olmasına rağmen, özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, TTK'nın 16/1 maddesi anlamında tacir sayılacağı ve tacir olan davalı ile davacı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan davaya bakma görevinin adli yargının görevine girdiği Yargıtay içtihatları ile benimsenmiş olup İSKİ yönünden idari yargının görevli olduğu yönündeki mahkeme gerekçesi yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle; davalı ... yönünden adli yargının görevli olduğu nazara alındığında diğer davalılar hakkında dosya tefrik edilerek karar verilmesi gerekirken, mahkemenin tacir sıfatını haiz davalı ... yönünden de yargı yolu bakımından davanın usulden reddine dair verdiği karar dosya kapsamına uygun olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/550 E. 2023/765 K. sayılı 18/10/2023 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e71a795b34050f25","SID":"8cd9923f840340f2"}}