{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/878 Esas<br>KARAR NO:2024/1944 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI:2018/213 Esas-  2021/923 Karar<br>TARİH:21/09/2021<br>DAVA:Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:05/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  taraflar arasında ... alanında alev geciktirici ürünlerin satımı konusunda 23.11.2015 tarihli satış sözleşmesi imzalandığını. sözleşmeye göre davalı şirketin 3 ay önceden davacı şirkete bildireceği siparişlerle davacıdan 2016 yılında en az 1.000 ton, 2017 yılında en az 4.000 ton ve 2018 yılında en az 5.000 ton ürünü sözleşmenin Ek 1'inde yer alan fiyatlarla almayı ve davacının da 3 ay önceden davalı tarafından kendisine bildirecek siparişlerle 2016 yılında en az 1.000 ton, 2017 yılında en az 4.000 ton ve 2018 yılında en az 5.000 ton ürünü taraflar arasındaki sözleşmenin Ek-1'inde yer alan fiyatlarla satmayı taahhüt ettiğini, davacının davalı tarafından sipariş edilecek ürünleri alışageldiği üzere sözleşmenin 2.4'üncü maddesi gereği 20/25 kg çeken sanayi tipi ... adı verilen ve kendisine ait “...' markasının basılı olduğu çuvallar içinde teslim edeceğini, ancak davalının sözleşmenin 2.1'inci maddesi gereği çuvalların kendisine ait “...” markası ile etiketlenmesini istediğini, taraflar arasındaki yazışmalardan anlaşılacağı üzere davacının sipariş edilen ürünleri taşıyacak olan ve davalı şirketin \"...” markasının basılı olduğu sanayi tipi ... adı verilen çuvalların üretimine ilişkin olarak ise davalının davacının devamlı olarak çalıştığı dava harici ... şirketi ile görüşmesini istediğini, davalı şirketin ise kendisine ait “...” markasının basılı olduğu sanayi tipi ... adı verilen çuvalların tedarik ve organizasyonu işini davacıya bıraktıklarını belirttiklerini ve bu konuya ilişkin tüm sürecin davacı tarafından yönetilmesinin rica edildiğini, tarafların poşet tasarımı hususunda anlaşmaları üzerine davalı  şirketin, ihtiyaç duyulacak çuval miktarının hesaplamasında csas alınmak üzere sipariş ettikleri ve edecekleri ürünlere ve miktarlarına ilişkin listeyi davacıya gönderdiğini, davacının davalıya talepleri  doğrultusunda üretilecek çuvalları istenildiği zaman temin edebileceğini, ancak davalı şirketin davacıya taraflar arasında ürün alışverişi kesilse dahi, davalı şirket adına üretilen “...” markalı çuvalları satın almaktan vazgeçmeyeceğinin garantisi verilmesini istediğini, davalı şirketin de cevaben taraflar arasındaki ürün alışverişi kesilse dahi kendileri adına üretilen ... markalı çuvalları satın almaktan  vazgeçmeyeceğinin garantisinin verildiğini, bunun üzerine davacının ... şirketine davalıya ait “...” markasının basıldığı 100.000 adet çuvala ilişkin 16.09.2016 tarih ve ... numaralı ve 25.080Euro bedelli 3 tip çuval siparişi verdiğini, davacının ... şirketine, davalı için davalıya ait “...” markasının basılı 5.390 adet çuvala ilişkin sözlü olarak 3 tip çuval daha sipariş ettiğini, ... şirketinin çuvalları ürettiğini ve davacıya teslim ettiğini, söz konusu çuvallar nedeniyle davacının üretim, baskı ve depolama dahil toplam olarak 26.475,05 Euro ödeme yaptığını, davacının çuvallara ilişkin olarak 03.02.20147 tarih ve ... numaralı ve 26.475,05 Euro bedelli faturayı keserek davalıya gönderdiğini, davalının gönderilen faturayı aldığını, süresinde itiraz etmediğini, ödeme yapmadığını, davacının borcunu ifa ettiğini, ancak davalının poşet bedetlerini ödemediği gihi 2016 ve 2017 yılları için taahhül edilen asgari tutardaki ürünlerinin dahi sipariş etmediğini ve davacının zarar görmesine sebebiyet verdiğini belirterek çuvalların maliyeti toplamı olan 26.475,05 Euro bedelin vade tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ürünleri sözleşmenin 2.4.maddesi uyarınca 20-25 kglık torbalarda ve ... çuvalları içinde teslim etmekle ve yine sözleşmenin 2.1.maddesi uyarınca da ürünleri ... olarak etiketlemekle yükümlü olduğunu, davacının iddialarının aksine işbu durumun taraflar arasındaki e-posta yazışmalarının bir sonucu olarak meydana gelmediğini, taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen sözleşme ile kararlaştırıldığını, sözleşmenin 2.vd, maddelerinde açıkça düzenlendiği gibi davalı tarafından talep edilen ürünlerin 20/25 kg.'lik torba ve ... adı verilen çuvallar ile satış ve teslimi yapılacağının kararlaştırıldığını, ürün ile torba ve çuvalların birbirlerinden ayrı olarak fiyatlandırılmasının veya teslimi gibi herhangi bir düzenleme yapılmadığını, zira sözleşmede açıkça düzenlenmiş olduğu üzcre ilgili ürünlerin fiyatlarının ambalaj dahil olarak belirlendiğini ve taraflarca işbu şekilde imza altına alındığını, bu kapsamda davacının iddialarının aksine sözleşmede ilgili ambalaj maliyetinin ürün fiyatlarına dahil olduğunu, ürün siparişi ile birlikte davacı tarafından yönetilmesi gereken bir konu olduğunu, sözleşme kapsamında yapılan tüm alım-satımlarda, ürün fiyatı, torba ve çuval fiyatının sözleşme birim fiyatına dahil olarak hesaplandığını, ... tarafından tanzim edilen faturaların da buna göre düzenlediğini ve davalı tarafından ödemelerinin gerçekleştirildiğini, davacının sözleşmenin imza tarihi 23.11.2015 olmasına rağmen, 2016 yılının Haziran ayında halen ilgili ürünleri hazırlayamadığını ve sözleşmede taahhüt ettiğinin aksine paketlerin baskısız olduğunun bildirildiğini ve ürün kodlarını içerecek şekilde paketlerin baskılarının yapılmasının talep edildiğini, davacı şirketin yetkilisi tarafından verilen cevabi e-mailde ise işbu istekleri karşılayamayacaklarını ve bu durumu kısa sürede çözecek bir önerilerinin de olmadığını, fakat davalının talebi olması halinde kendi poşet ve çuvallarının tedarikçisi olan şirketle görüşerek davalı adına sipariş verebileceklerini bildirdiklerini, akabinde davacı tarafından tamamen davalının bilgisi dışında ve davalı tarafından verilen bir talep ve onay olmamasına rağmen kendi tedarikçileri olduğunu iddia ettikleri dava dışı ... firmasından alınan fiyat teklifinin davalıya iletildiğini, davalı yetkilisi farafından verilen cevabi ... ise gerek yüz yüze yapılan görüşmelerde, gerekse imzalı sözleşmede, müvekkili şirketin haricen torba siparişi yapması gibi bir uzlaşma veya sözleşme maddesi olmadığı, davacının ürün ve paketlemesini organize etmekle yükümlü olduğu, davalının sözleşme dışı bir şirket olan ... firmasından herhangi bir şekilde sipariş vermeyeceğini ve bununla ilgili talep, tedarik ve organizasyonları takip etmeyeceğini ve bu kapsamda taraflarca yazılı olarak sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde ilerlenmesinin talep edildiğinin açıkça bildirildiğini, bu kapsamda ... ya da başka herhangi bir ambalaj tedariki firması ile davalı tarafından verilen bir onay veyahut izin dahilinde, davalı adına herhangi bir görüşme yapılmadığını, davacının yapmış olduğu tüm görüşmelerin davalının bilgisi, onayı ve kontrolü dışında davacı şirketin kendi iradesi ile yapıldığını, davalı tarafından sözleşme koşulları içerisinde ilerlenmesi açıkça talep edilmiş olmasına ve sözleşme uyarınca da ambalaj hariç olacak şekilde ürün teslimatı öngörülmemiş olmasına rağmen, davalının rızası hilafına sipariş yapan davacının işbu etik dışı ticaret anlayışından davalının sorumlu tutulamayacağını, davacının sipariş ederek depolarında saklamak durumunda kaldıklarını iddia ettikleri poşetlerin, baskısız çok amaçlı ambalajlar olduğunu, bunların kendi tesislerinde “...\"lar vasıtasıyla marka basımlarını yapmakta ve gerek kendileri, gerekse müvekkili şirket gibi ticari ilişki içerisinde bulundukları şirketler için ürün paketlemesinde kullanıldığını, bu nedenle davacının işbu iddiasının yersiz olduğunu, davacının iddialarının kabul anlamına gelmemek kaydıyla 100.000 adet ... çuval, asgari olarak 125.000 tonluk bir sevkiyatı karşıladığını, işbu miktarın ise taraflarca imzalanan sözleşmenin tam olarak 12,5 katı olduğunu, bu kapsamda davalının böyle bir talebi olmadığının açık olduğunu, aksi durumun kabulünün hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, davacı şirketin sözleşmede belirtilenin aksine üretici değil, paketleme yapan bir şirket olduğunun anlaşılması üzerine ticari ilişkilerin koptuğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 21/09/2021 tarih 2018/213 Esas-  2021/923 Karar sayılı kararında; \"Dava, hukuki niteliği itibari ile; ticari alım-satıma ilişkin alacak davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; dava dışı şirket tarafından davalı şirket için üretildiği ve maliyeti davacı tarafından karşılandığı iddia edilen davalı şirkete ait \"...\" markasının basılı olduğu sanayi tipi ... adı verilen çuvalların maliyet toplamından davalının sorumlu olup olmadığının tespitine ilişkindir.Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek  tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmış, konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mali müşavir ve sözleşme hukuku alanında uzman bilirkişi heyetinin 22.02.2021  tarihli rapor içeriğine göre; davacı ...'nin ihtilafın yaşandığı 2016-2017-2018 yılları defterlerinin incelenmek üzere sunulması için davacı vekilinin ... adresine e-mail gönderilmiş ise de cevabi mailde; “Alman Ticaret Kanunu'na (...) göre Türk Ticaret Kanunu anlamında tutulan defterler yoktur. \" şeklinde belirtildiği, davacı şirketin Alman şirketi olmasından dolayı defterleri incelenemediği, verilen yetki ile, tacir olan davalının yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; 2016-2017-2018 yılına ilişkin ticari defterlerinin 2016-2017-2018 yılına ilişkin ticari defterlerinin ... onaylı beratlarının süresinde alındığı, 31.01.2017 tarihi itibariyle, davalı şirketin kendi defterlerinde borç alacak bakiyesinin 0,00 gözüktüğünün tespit edildiği,Sözleşme Bakımından Değerlendirme: Davalı, sözleşme tarafı olmayan dava dışı ... firmasına haricen torba siparişinin yapılması için sipariş vermeyeceğini, buna dair bir talepte bulunmayacağını, sözleşmede başkasından torba sipariş etmenin düzenlenmediğini davacıya beyan ettiğini, davacının davalının rızası olmaksızın dava dışı ... firmasına haricen torba siparişini verdiğini iddia etmiş ve fakat buna ilişkin olarak davalı tarafından 05.04.2018 tarihli dilekçenin EK-3 belgesi olarak sunulan 12 sayfalık delil e-mail yazışması), tercümesi bulunmadığından değerlendirilemediği, bununla birlikte davalı tarafından sözleşme gereğince ambalaj maliyetine ilişkin bedelin, ürün bedeline dahil olduğu iddia edilmiş ve davacı tarafından da 09.05.2018 tarihli dilekçede bu konuda uyuşmazlık olmadığı, çuval bedellerinin ürün bedelinin içerisinde olduğunun belirtildiği, Sözleşmenin 2.1. maddesi gereğince davacının ürünleri “...” olarak etiketleyeceğinin açıkça kararlaştırıldığı, ancak eğer Sayın Mahkemece dosya kapsamına sunulan (tercümesi sunulmamış) yazışmalar ve diğer deliller uyarınca taraflar arasında TBK m. 1 hükmünce “karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklaması” ile davacı tarafından dava dışı ... firmasına haricen torba siparişinin verilmesi ve bu maliyete ilişkin bedelin de davalı tarafından ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığı kanaatine varılacak olursa bu takdirde fatura bedelinin davalıdan talep edilebileceği,  ancak eğer taraflar arasında sözleşme özgürlüğünce ve TBK m.,1 hükmünce bu hususta bir hükmün tesis edilmediği (bu hususta bir sözleşme değişikliğinin bulunmadığı) kabul edilirse bu takdirde sözleşme gereğince ambalaj (torba) maliyetine ilişkin bedelin, ürün bedeline dahil olması sebebiyle davacının. fatura bedeli yönünden davalıdan alacak hakkına sahip olmayacağı, maliyet tutarını davalıdan talep edemeyeceği, dosyada bulunan bilgi ve belgelerle, tarafların defterlerinin, belgelerinin incelenmesi,Sayın Mahkemece bilirkişine verilen görev ile sınırlı olarak mezkür surette tahakkuk eden değerlendirme neticesinde; davacının ... şirketi olması nedeniyle yasal ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı. tacir olan davalının 2016-2017-2018 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin ... onaylı beratlarının süresinde alınmış olduğu, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, Davacı Alacağı Yönünden: Taraflar arasında 23.1 1.2015 tarihinde adi yazılı şekilde kurulmuş \"Satış Sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin 2.1.maddesinde davacının ürünleri “...” olarak etiketleyeceği; 2.4. maddesinde ürünlerin 20-25kg.'lık torbalarda ve ...çuvalları içinde paletler üzerinde teslim edileceği hususunun kararlaştırıldığı, A. Davalının, sözleşme tarafı olmayan dava dışı ... firmasına haricen torba siparişinin yapılması için sipariş vermeyeceğini, buna dair bir talepte bulunmayacağını. Sözleşmede başkasından torba sipariş etmenin düzenlenmediğini davacıya beyan ettiğini, davacının davalının rızası olmaksızın dava dışı ... firmasına haricen torba siparişini verdiğini iddia etmiş olmakla buna ilişkin olarak davalı tarafından 05.04.2018 tarihli dilekçenin EK-3 belgesi olarak sunulan 12 sayfalık delilin (e-mail yazışmalarının) tercümesi bulunmadığından bunların değerlendirilemediği; B. Bununla birlikte davalı tarafından sözleşme gereğince ambalaj maliyetine ilişkin bedelin, ürün bedeline dahil olduğu iddia edilmiş ve davacı tarafından da 09.05.2018 tarihli dilekçede bu konuda uyuşmazlık olmadığı. çuval bedellerinin ürün bedelinin içerisinde olduğu belirtmiş olmakla sözleşmenin 2.1. maddesi gereğince davacının, ürünleri “...” olarak etiketleyeceği açıkça kararlaştırıldığı; ancak eğer Sayın Mahkemece; a. dosya kapsamına sunulan (tercümesi sunulmamış) yazışmalar ve diğer deliller uyarınca taraflar arasında TBK m. | hükmünce “karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklaması” ile davacı tarafından dava dışı ... firmasına haricen torba siparişinin verilmesi ve bu maliyete ilişkin bedelin de davalı tarafından ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığı kanaaline varılacak olursa bu takdirde fatura bedelinin davalıdan talep edilebileceği, b. ancak eğer taraflar arasında sözleşme özgürlüğünce ve TBK m.1 hükmünce bu hususta bir hükmün tesis edilmediği bu hususta bir sözleşme değişikliğinin bulunmadığı) kabul edilirse bu takdirde sözleşme gereğince ambalaj (torba) maliyetine ilişkin bedelin, ürün bedeline dahil olması sebebiyle davacının, fatura bedeli yönünden davalıdan alacak hakkına sahip olmayacağı, maliyet tutarını davalıdan talep edemeyeceği tespit edilmiştir.Taraflar arasındaki e- posta yazışma içeriklerinin Türkçe tercümesinin dosyaya sunulmasından sonra ek rapor aldırılmış, ek raporda özetle; \"a. dosya kapsamına sunulan e-mail yazışmaları ve diğer deliller uyarınca taraflar arasında TBKm. 1 hükmünce “karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklaması” ile davacı tarafından dava dışı ... firmasına haricen torba siparişinin verilmesi karşılığında doğacak maliyete ilişkin bedelin davalı tarafından ayrıca ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığı kanaatine varılacak olursa bu takdirde fatura bedelinin davalıdan talep edilebileceği, b. ancak eğer taraflar arasında sözleşme özgürlüğünce ve TBK m.l hükmünce bu hususta bir hükmün tesis edilmediği (bu hususta bir sözleşme değişikliğinin bulunmadığı) kabul edilirse (sunulan ... davacı tarafından dava dışı ... firmasına haricen torba siparişinin verilmesi karşılığında doğacak maliyete ilişkin bedelin davalı tarafından ayrıca ödenmesi hususunda taraflarca anlaşıldığı açık bir şekilde anlaşılamamaktadır) bu takdirde sözleşme gereğince ambalaj (torba) maliyetine ilişkin bedelin, ürün bedeline dahil olması sebebiyle davacının, fatura bedeli yönünden davalıdan alacak hakkına sahip olmayacağı, maliyet tutarını davalıdan talep edemeyeceği,\"  yönünde görüş bildirilmiştir.Tüm dosya kapsamı ve denetime elverişli hükme esas alınan bilirkişi rapor içeriğine göre; taraflar arasında ... alanında alev geciktirici ürünlerin satımı konusunda 23.11.2015 tarihli satış sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye göre davacının ürünleri sözleşmenin 2.4. maddesi uyarınca 20-25 kglık torbalarda ve ... çuvalları içinde teslim etmekle ve yine sözleşmenin 2.1.maddesi uyarınca da ürünleri ... olarak etiketlemekle yükümlü olduğu, davacı tarafça dava dışı şirket tarafından davalı şirket için üretildiği ve maliyeti davacı tarafından karşılandığı iddia edilen davalı şirkete ait \"...\" markasının basılı olduğu sanayi tipi ... adı verilen çuvalların maliyeti için 03.02.20147 tarih ve 025.17 numaralı ve 26.475,05 Euro bedelli faturayı keserek davalıya gönderdiği, bu bedelin davalının onayı ve talebi doğrultusunda dava dışı şirket ile microns yazılı torba üretilmesi konusunda anlaşılması üzerine ortaya çıktığı, dosyaya sunulan sözleşmenin 2. 1 ve 2.4 maddelerinde ürün paketi ile ilgili anlaşmanın sağlandığı ve bu sözleşme maddelerini değiştirecek nitelikte, davacının iddia ettiği şekilde yeni bir anlaşma veya mutabakat bulunmadığı,  davacı tarafından dava dışı ... firmasına haricen torba siparişinin verilmesi karşılığında doğacak maliyete ilişkin bedelin davalı tarafından ayrıca ödenmesi hususunda taraflarca anlaşılmadığı, ispat yükü kendisinde olan davacı tarafın yemin deliline dayanmadığı, bu haliyle davacının davalının onayı olmaksızın dava dışı şirket ile anlaşması  gereği üretilen ürün bedelini davalıdan talep edemeyeceği kanaatine varılmış, aşağıdaki şekilde karar verilmiştir...\"gerekçesi ile ''Davacının davasının REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin, HMK'nın 353’üncü maddesine aykırı bir biçimde hakikate, hukuka, mevzuata ve adalete aykırı karar verdiğini, İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/092021 tarih ve 9 numaralı son celsesinde müvekkili şirket tarafından dosyaya sunulan 10/08/2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesini celse esnasında bastırdığını ve itirazları hiç dikkate almadan ve okumadan dosyaya eklediğini, hatta “dilekçeniz kaç sayfa, uzunmuş” minvalinde yapmış olduğu beyan ve katibe “ekleri bastırmana gerek yok” şeklinde yapmış olduğu açıklama ile sabit olduğu üzere, son celsede müvekkili şirket tarafından dosyaya sunulan 10/08/2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi içeriğinden tamamen bihaber olduğunu, tüm bu hususların duruşma salonunda yer alan kamera kayıtları ile sabit olduğunu, bu sebeple İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin hakikate, hukuka, mevzuata ve adalete aykırı kararının yapılacak cari muhakeme sonucunda kaldırılarak bidayet mahkemesine geri gönderilmesi veya söz konusu kararın kaldırılarak yeniden yargılama yapılması sonucu talebi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini; Müvekkili şirketin dosyaya sunmuş olduğu bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ve eklerinin İstanbul Anadolu 6’ncı Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından dikkate alınmaması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353’üncü maddesinin 1’inci fıkrasının (A) bendinin 6 alt bendinde yer alan,“… Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması. …” hükmüne açıkça aykırı olduğunu, bir mahkemenin taraflarca gösterilen delilleri hiç incelemeden yahut gösterilen delilleri hiç değerlendirmeden karar vermesinin bozma sebebi olduğunu, bu sebeple İlk derece mahkemesinin hakikate, hukuka, mevzuata ve adalete aykırı kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini; İlk derece mahkemesinin müvekkili şirketin adil yargılanma hakkını elinden almak suretiyle hakikate, hukuka, mevzuata ve adalete aykırı karar verdiğini, savunma ve kanıtlar yönünden değerlendirme içermeyen, hukuki denetime elveren bir gerekçe oluşturulmaksızın karar verdiğinin açıkça ortada olduğunu;İlk derece mahkemesinin, faturalara ilişkin olarak eksik ve hatalı incelemeye dayanan bilirkişi raporuna isnat ederek hakikate, hukuka, mevzuata, adalete ve hakkaniyete aykırı bir karar verdiğini, Bilirkişi Heyetinin 21/02/2021 tarihli raporun “4.d Fatura İncelemesi” başlıklı kısmında;“Davacı vekili tarafından dava dosyasına sunulan faturanın yapılan incelemesinde, davacı şirket tarafından davalı adına tanzim edildiği, teslimine ilişkin isim imzanın bulunmadığı … görülmüştür.” şeklinde ifadesiyle, sanki faturanın teslim edildiğinin fatura üzerinde yer almasının kanuni bir zorunluluk olduğunu vurguladığını, bilirkişi heyetinin yapmış olduğu yoruma karşı itirazlarının 29/03/2021 tarihli dilekçe ile ayrıntılı olarak ele alındığını, bu hatalı raporun ardından müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki yazışmaların asılları ve Türkçe tercümelerinin müvekkili şirket tarafından 11/06/2021 ve 17/06/2021 tarihinde dosyaya sunulduğunu ve dosyanın, Mahkemenin 01/06/2021 tarihli celsesinde aldığı ara karar gereği ek rapor için Bilirkişi Heyetine tevdi edildiğini, bunun üzerine bilirkişi heyetinin müvekkili şirket tarafından dosyaya sunulan 29/03/2021 tarihli bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesini ve 11/06/2021 ve 17/06/2021 tarihli yazışma asıllarını ve tercümelerini görmezden gelerek değerlendirme yaptığını ve bilirkişi heyetinin, 10/08/2021 tarihli Ek Rapor’un “4- Genel Değerlendirme” başlıklı kısmında;“… Davacı … fatura süresinde itiraz etmeyen davalı şirketin, dava konusu faturayı kabul etmiş sayılacağını iddia etmiş ise de, davalının ödeme yapmaması, süresinde itiraz etmemesinin davalıya faturanın ulaştığını göstermediği yönünde kanaat oluşmuştur. …”şeklinde bir kanaate vararak, “davalı şirketin söz konusu faturayı ödememesinin ve söz konusu faturaya itiraz etmemesinin, söz konusu faturanın ona tebliğ edilmediğini gösterdiği” şeklinde, mevzuat ve hukukta hiç bir şekilde yer almayan, tamamen bilirkişinin kendisinin yarattığı hükm-ü karakuşi bir kural vazettiğini; Söz konusu ek rapora karşı hukuka ve mevzuata dayanan itirazları detaylı olarak 20/09/2021 dilekçe ile mahkemeye sunduklarını, ancak mahkemenin müvekkili şirketin dosyaya sunmuş olduğu 10/08/2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ve eklerinin 21/092021 tarihli ve 9 numaralı son celsede celse esnasında bastırıldığını ve söz konusu dilekçe ve eklerinin mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, tüm bunlar ile birlikte Mahkemenin faturalara ilişkin olarak eksik ve hatalı incelemeye dayanan, hakikate, hukuka, mevzuata, adalete ve hakkaniyete ve aykırı bilirkişi raporuna isnat ederek ve müvekkili şirketin itirazlarını dikkate almayarak hatta hiç okumaksızın hakikate, hukuka, mevzuata, adalete ve hakkaniyete aykırı bir karar verdiğini; İlk derece mahkemesinin, bilirkişi heyetinin dosyada mübrez yazışmaları yeterince incelemeksizin, davalı şirketin istemiş olduğu özellikli baskının, dava harici ... firmasından yaptırılabileceğine ilişkin müvekkili şirkete vermiş olduğu yetkiyi dahi görmezden gelerek eksik ve hatalı incelemeye dayanan bilirkişi raporuna isnat ederek hukuka aykırı bir karar verdiğini, bilirkişi heyetinin, 10/08/2021 tarihli Ek Rapor’un “4- Genel Değerlendirme” başlıklı kısmında;“… Davacının iddia ettiği üzere e-maillerde davalı tarafından davacının ...’a ödenen bedeli ödeneceği açık bir şekilde beyan edilmemiştir; hangi e-mailde buna açıkça yer verdiği anlaşılamamıştır. …”şeklinde bir kanaate vararak, dosya içindeki delilleri görmediğini veya görmek istemediğini açıkça beyan ettiğini; Taraflar arasındaki anlaşma gereği; müvekkili şirketin davalı şirkete göndereceği ürünleri önce 20/25 kg.lık olan ve üzerinde herhangi bir yazı bulunmayan suda eriyen basit paketlere koyacağını ve bu paketler üzerine (yan tarafına) sadece ürünün kodu ile “...”nı basacağını, böyle bir baskı işi, müvekkili şirketin bünyesinde bulunan alelade bir mürekkep yazıcı vasıtasıyla yapılabileceğinden, davalı şirketin, taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olan bu talebinin, müvekkili şirket tarafından gerçekleştirildiğini ve ilk siparişlerin müvekkili şirket tarafından davalı şirkete bu şekilde gönderildiğini, bu baskı işlemi nedeniyle davalı şirketten herhangi bir ücret talep edilmediğini,ancak daha sonra davalı şirketin ürünlerin sadece “...” yazısının basılı olduğu suda eriyen basit torbalar içinde değil, “...”nun basılı olduğu özellikli torbalar içinde paketlenmesini istediğini, işbu hususun davalı şirketin genel müdür yardımcısı olan ...’un müvekkili şirket personeline göndermiş olduğu 22/06/2016 tarihli dosyada mübrez e-postada;“… Torbalar iç malzemesine göre uygun değildir. Bol duruyorlar. Paketleme departmanına bilgi vererek eğer mümkünse torbaların oranlarını düşürmenizi rica ederiz. Torbaların üst kısımları baskısızdır. Lütfen mümkünse en azından ürün kodlarını torbaların üst kısımlarına yazmanızı rica ederiz. …”şeklinde belirtildiğini, müvekkili şirket, calcit işiyle uğraşan bir şirket olup, baskı işiyle uğraşan bir şirket olmadığından, bu tip bir baskı için müvekkili şirketin elindeki mevcut mürekkep yazıcının yeterli olmadığını, özel baskı makinesi gereksinimi doğduğunu, işbu hususun müvekkili şirket personeli ...’un davalı şirket genel müdür yardımcısı ...’a göndermiş olduğu 01/07/2016 tarihli dosyada mübrez e-postada;“… Bu nötr torbalar yalnızca iki boyutta mevcuttur. … Bu torbaların kağıt endüstrisi teslimatları için kullanıldığından boyutlarda bir azalma öngörülmemektedir. Baskı makinemiz torbaların üst kısmına değil sadece yan tarafına baskı yapabilmektedir.\" şeklinde açıkladığı üzere, müvekkili şirketin böyle bir donanımıma sahip olmadığını belirttiğini, ayrıca müvekkili şirketin, davalı şirkete belirtmiş oldukları özellikli baskının dilerlerse ücreti ayrıca ödenmek kaydıyla başka bir firmadan yaptırılabileceğini bildirdiğini, işbu hususun müvekkili şirket personeli ...’un davalı şirket genel müdür yardımcısı ...a göndermiş olduğu 01/07/2016 tarihli dosyada mübrez e-postada;“… Tam olarak ... boyutlarında ancak üstte ve altta mikrons logonuzla baskılı kağıt torba sipariş edebilmeniz için kağıt torna tedarikçimizle iletişime geçmenizi öneririz (dilerseniz bizler de ... adına bu torbaların siparişini ayarlayabiliriz.) ... bu seçeneği seçerse ve kendi kağıt torbalarını sağlarsa, ... fiyatta uygun indirim yapabilir. Lütfen bu teklifin uygunluğunu değerlendiriniz.” şeklinde belirttiğini, akabinde müvekkili şirketin yapmış olduğu çalışmalar sonucunda davalı şirketin istemiş olduğu özellikli baskının dava harici ... firmasından yaptırılabileceğini belirttiğini ve dava harici firmadan almış olduğu teklifi davalı şirkete ilettiğini, işbu hususun müvekkili şirket personeli ...’un davalı şirket genel müdür yardımcısı ...’a göndermiş olduğu 09/08/2016 tarihli dosyada mübrez e-postada;“… ...’S yazılı kağıt torba teklifi aldık. … Eğer doğrudan tedarikçiyle iletişime geçmek isterseniz veya...’s adına siparişleri takip etmemizi isterseniz bizi bilgilendirmenizi rica ederiz. …”şeklinde belirttiğini, bunun üzerine davalı şirket, ücretin sorun olmadığını, gerekli miktarda “...” ...”nun basılı olduğu torbanın sipariş verilmesini ve sürecin kendileri adına müvekkili şirket tarafından takip edilmesini istediğini, işbu hususun davalı şirket genel müdür yardımcısı ...’un müvekkili şirket personeli ...’a göndermiş olduğu 17/08/2016 tarihli dosyada mübrez e-postada;“…’nın siparişlerimiz için tüm paketleme ihtiyacını ayarlaması gerekir. ... ile ilgili bu talep, tedarik ve organizasyon konularını ...’s sipariş edip talep edemez. Lütfen anlaştığımız gibi kağıt torba işlemlerimizi yönetmenizi rica ederiz. …”şeklinde belirttiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin, söz konusu orijinal ...’s yazılarının kendisinde bulunan mürekkep püskürtmeli yazıcılar vasıtasıyla yapılamayıp, dava harici ... firmasında bulunan baskı makinalarıyla yapılacağını açıkladığını, müvekkili şirketin bu açıklaması üzerine davalı şirketin 18/08/2016 tarihli epostada;“… sizin tesislerinizdeki mürekkep püskürten makinelerde değil, orijinal tasarım ...’s torbalar kullanmalıyız. …”şeklinde yer alan açıklamayla, söz konusu orijinal ...’s yazılarının müvekkili şirkette bulunan mürekkep püskürtmeli yazıcılar vasıtasıyla değil, dava harici ... firmasında bulunan baskı makinalarıyla yapılmasını kabul ettiğini, buna rağmen müvekkili şirketin 18/08/2016 tarihli eposta ile;“…’s orijinal kağıt torbalarını satın almak için bize bir onay vermenizi rica ediyoruz. …”şeklinde yer alan açıklamayla, her türlü yanlış anlaşılmanın önlenmesi için, dava harici ... firmasından davalı şirket için ...’s logolu kağıt torbalar satın alması konusunda davalı şirketten açık onay talep ettiğini, müvekkili şirketin açık onay talep etmesi üzerine davalı şirketin 19/08/2016 tarihli epostada; “… ONAYLANDI. …”şeklinde yer alan açıklamayla, müvekkili şirketin dava harici ... firmasından davalı şirket için ...’s logolu kağıt torbalar satın almasını onayladığını; Davalı şirketin bu işlemi onaylaması üzerine müvekkili şirketin dava harici ... firmasına özel baskılı torbaların siparişini verdiğini, dava harici ... firmasının da toplamda 105.390 adet torba üzerine davalı şirketin “...”nu bastığını ve baskı işinin ücretini müvekkili şirketten talep ettiğini, müvekkili şirketin de, davalı şirketin beyanına güvenerek, ek baskı işi ücretini dava harici ... firmasına ödediğini ve torbaları teslim aldığını, müvekkili şirketin taraflar arasındaki sözleşme kapsamındaki yükümlülüğünün, 20/25 kg.lık suda eriyen basit torbalar üzerine sadece ürünün kodu ile “...”nın bastırılması olup, müvekkili şirketin bu yükümlülüğünü 2016 yılı siparişlerinde yerine getirdiğini ancak davalı şirketin daha sonraki “...”nun baskı talebinin, taraflar arasındaki sözleşme kapsamı harici bir talep olup, bu talep de dava harici ... firması tarafından gerçekleştirildiğinden, doğal olarak ayrı bir ücrete tabi olacağını, davalı şirketin talep etmiş olduğu “...”nun basılı olduğu torbaların ayrı olarak fiyatlandırılacağı hususunun, zaten taraflar arasındaki dosyada mübrez e-posta yazışmalarında açıkça zikrolunduğunu, bu sebeple eksik ve hatalı incelemeye dayanan, hakikate, hukuka, mevzuata, adalete ve hakkaniyete aykırı bilirkişi ek raporunun yok hükmünde sayılması gerektiğini;Tüm bunlar ile birlikte mahkemenin faturalara ilişkin olarak eksik ve hatalı incelemeye dayanan, hakikate, hukuka, mevzuata, adalete ve hakkaniyete ve aykırı bilirkişi raporuna isnat ederek ve müvekkili şirketin itirazlarını dikkate almayarak hatta hiç okumaksızın hakikate, hukuka, mevzuata, adalete ve hakkaniyete aykırı bir karar verdiğini, kararın gerekçesinin son derece destekten yoksun olduğunu, Mahkemenin gerekçede“… ispat yükü kendisinde olan davacı tarafın yemin deliline dayanmadığı, bu haliyle davacının davalının onayı olmaksızın dava dışı şirket ile anlaşılması gereği üretilen ürün bedelini davalıdan talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır …” şeklinde hakikate, hukuka, mevzuata, adalete ve hakkaniyete aykırı bir kanaat getirdiğini; Müvekkili şirketin 09/03/2018 tarihli dilekçesi ile söz konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak somut delillerini sunduğunu ve hatta müvekkili şirketin sunmuş olduğu deliller arasında yer alan yazışmaların İngilizce ve Almanca olması sebebi ile Mahkemenin, görülmekte olan işbu davanın 01/06/2021 tarihli celsesinde aldığı ara kararla, dosyada mübrez yazışmaların Türkçe tercümelerinin dosyaya sunulması için müvekkili şirkete süre verdiğini ve yazışmaların asılları ile Türkçe tercümeleri müvekkili şirket tarafından 11/06/2021 ve 17/06/2021 tarihinde dosyaya sunulduğunu, tüm somut delillere rağmen Mahkemenin halen işbu davaya konu uyuşmazlığı ispatlayamadığı kanaatine vardığını ve müvekkili şirketin dosyaya sunmuş olduğu delilleri yetersiz bulduğunu ve gerekçeli kararında müvekkili şirketin yemin deliline dayanmadığına dayanarak karar verdiğini, ancak müvekkili şirketin 09/03/2018 tarihli dilekçesi işbu dosyaya delillerini sunduğunu ve aynı dilekçenin 9 numaralı başlığında “Gerektiğinde yemin” delilini de kullanılabileceğini belirttiğini, müvekkili şirketin yargılamanın gidişatı açısından yemin deliline ne zaman sıra geldiğini bilebilecek durumda olmadığını, bu sıranın İlk derece mahkemesince bilinebilecek bir husus olduğunu, bu nedenle Mahkemenin, iddiasını başkaca delil ile ispat edemeyen tarafa yemin deliline dayanmış olması halinde yemin hakkının olduğunun hatırlatması gerektiğini; Davalı şirketin, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca 2016 yılında müvekkili şirkete vermesi gereken siparişi eksik verdiğini, 2017 ve 2018 yıllarında ise hiç sipariş vermeyerek sözleşmeye aykırı davrandığını ve müvekkili şirketi zarara soktuğunu, davalı şirketin cevap dilekçesinde kabul ettiği üzere, taraflar arasındaki sözleşmeye göre; davalı şirketin, 3 ay önceden müvekkili şirkete bildireceği siparişlerle müvekkili şirketten 2016 yılında en az 1.000 ton, 2017 yılında en az 4.000 ton ve 2018 yılında en az 5.000 ton ürünü taraflar arasındaki sözleşmenin Ek 1’inde yer alan fiyatlarla almayı ve müvekkili şirketin de, 3 ay önceden davalı şirket tarafından kendisine bildirecek siparişlerle 2016 yılında en az 1.000 ton, 2017 yılında en az 4.000 ton ve 2018 yılında en az 5.000 ton ürünü taraflar arasındaki sözleşmenin EK 1’inde yer alan fiyatlarla satmayı taahhüt ettiğini, bu konuda taraflar arasında bir ihtilaf olmadığını ancak davalı şirketin, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak 2016 yılında en az 1.000 ton yerine sadece 150 ton sipariş ettiğini, 2017 yılında en az 4.000 ton yerine hiç sipariş etmediğini ve 2018 yılında en az 5.000 ton yerine de yine hiç sipariş etmediğini, bu sebeple davalı şirketin iddialarının aksine, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı şirket tarafından ihlal edildiğini, görüldüğü üzere davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı davrandığını ve müvekkili şirketi zarara soktuğunu, bu sebeple davanın kabulünün gerektiğini beyanla İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 21/09/2021 tarih ve 2018/213 E ve 2021/923 K sayılı kararının yapılacak cari muhakeme sonucunda kaldırılarak bidayet mahkemesine geri gönderilmesine veya söz konusu kararın kaldırılarak yeniden yargılama yapılması sonucu talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasındaki satış sözleşmesi uyarınca doğduğu iddia edilen fatura alacağının tahsili talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile aralarında imzalanan satış sözleşmesi uyarınca davalının yıllara göre belirli tonajlarda alev geciktirici ürün siparişi vermeyi, kendisinin de sipariş edilen ürünleri teslim etmeyi taahhüt ettiğini, taraflar arasındaki yazışmalar ile, ürünlerin taşınacağı ve davalının markasını taşıyacak sanayi tipi çuvalların masrafları davalı tarafa ait olmak üzere dava dışı bir şirketten taraflarınca temin edilmesi konusunda anlaşma sağlandığını, davalının ürün siparişi kesilse bile davalı adına üçüncü bir şirkete üretimi yaptırılan çuvalların bedelini ödemeyi taahhüt ettiğini, bu şekilde dava dışı şirket tarafından üretilen ve ödemesi yapılan çuval bedelinin davalıya fatura edildiğini, davalı tarafından faturaya itiraz edilmemesine rağmen ödeme yapılmadığını beyan ederek 26.475,05 Euro alacağın faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca sipariş edilecek ürünlerin taşınacağı poşet ve çuval bedellerinin ürün bedeline dahil olduğunu, davacı tarafından çuvalların ...'s markası ile etiketleneceğinin sözleşme ile kabul edildiğini, davacı tarafça yapılan paketlemenin sözleşmeye uygun olmadığının mail ile bildirildiğini, bunun üzerine davacının kendi poşet tedarikçisi olan şirkete sipariş vermeyi teklif ettiğini, sözleşmede poşet ve çuvalların üçüncü bir kişiden tedarik edileceğine dair hüküm olmaması ve söz konusu teklif taraflarınca kabul edilmemesine rağmen davacının kendi iradesi ile üretimini yaptırdığı poşet ve çuval bedelinden sorumlu olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece bilirkişi ek raporuna karşı sunulan itirazların değerlendirilmemesinin usule aykırı olduğu ve savunma hakkını kısıtladığı, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı incelemeye dayalı olduğu ve hükme esas alınamayacağı, faturanın davalı tarafa tebliğ edildiği ve davalı tarafından itiraz edilmeksizin ödenmediği, dosyaya sunulan mailyazışmalarından da görüleceği üzere davalı tarafın sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde ...'s etiketinin yapıştırıldığı çuvalları kabul etmemesi, ...'s markası ve logosunun basılı olduğu çuvalları istemesi ve bu çuvalların davacı tarafından üretilmesi mümkün olmadığından üçüncü bir şirkete sipariş edildiği, davalının söz konusu çuval bedellerini sözleşme sona erse bile ödeyeceğini taahhüt ettiği, delil listelerinde yemin deliline dayandıkları, yemin delilinin kullanılması gereken zamanın ancak Mahkemece bilinebileceği ve dava ispat edilmiş olmakla birlikte Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise yemin delilini hatırlatması gerektiği, davalının sözleşmede taahhüt ettiği miktarda ürün sipariş etmeyerek davacının zararına sebep olduğuna ilişkindir.Dosya kapsamından; Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişiye inceleme yaptırılması ve rapor alınmasına karar verildiği, davacı tarafın talebi üzerine ve ticari defterlerinin Almanca olarak düzenlenmesi nedeniyle Almanya'da bir bilirkişiye inceletilmesi ile hazırlanan raporun Türkçe tercümesinin dosyaya sunulduğu, davacının bu kayıtlara göre kendi ticari defterlerinde davalıdan talep ettiği tutarda alacaklı olduğu ve fakat davalının usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerinde alacaklı olmadığı, faturanın defterlerde kayıtlı olmadığı, davacı tarafından tek başına fatura düzenlenmesinin alacağı ispat etmeyeceği, fatura içeriği malın teslim edildiği veya teslim edilmese dahi davalının söz konusu fatura içeriğinden sorumlu olduğunun ispat edilmesi gerektiği, taraflar arasında düzenlenen 23/11/2015 tarihli satış sözleşmesi ile davacının, davalıya ... alanında alev geciktirici ürünler satmayı taahhüt ettiği, sözleşmenin 2.1. maddesi ile davacının ürünleri ...'s olarak etiketleyeceğinin ve 2.4. maddesi ile de ürünlerin şu an için 20/25 Kg'lık torbalarda ve... çuvalları içinde paletler üzerinde teslim edileceğinin kabul edildiği, sözleşmeye göre davacının sipariş edilen ürünlerin paketlenmesinden sorumlu olduğu ve sözleşmede kabul edildiği şekilde ...'s etiketini taşıyan poşet ve çuvalların üçüncü bir şirket tarafından üretileceği ve bedellerinin davalı tarafından ödeneceğine dair bir hüküm olmadığı, taraflar arasında geçen ve dosyaya davacı tarafından Türkçe tercümesi sunulan mail yazışmalarının 22/06/2016 tarihinde başladığı, davalı tarafından paketlemelerin iç malzemeye uygun olmadığı bildirilerek torbaların oranlarının küçültülmesinin talep edildiği, bu talebe cevaben davacı tarafından 01/07/2016 tarihli mail ile kısa vadede çözüm sunamayacakları ancak davalının kendilerinin kağıt torba tedarikçisi ile iletişime geçebileceğinin bildirildiği, ardından 09/08/2016 tarihli mail ile davalıya dava dışı ... Şirketi'nden alınan teklifin iletildiği, davalı tarafından bu maile cevaben 17/08/2016 tarihli mail ile cevap verildiği ve gerek sözleşmede, gerekse yüzyüze görüşmelerde kendileri tarafından dolaylı kağıt poşet sağlanmasına ilişkin bir anlaşma olmadığı, davacının tüm siparişler için tüm paketleme ihtiyaçlarını ayarlaması gerektiği, dava dışı şirkete taraflarınca sipariş verilerek takip edilemeyeceğinin bildirildiği, ardından  devam eden yazışmalarda davalının talebi ile kağıt torba tasarımı yapıldığı, davalı tarafından davacıya bir taslak gönderildiği, davacının 23/08/2016 tarihli mailde davalıya kağıt torbalara baskı taslağını gönderdiği için teşekkür ettiği ve fabrikaları ile koordinasyon sonrası bir takım değişiklikler yaptığını bildirdiği, bu değişikliğe göre davacı tarafından mürekkep püskürtme ile parti numarasının ve ...'s ürün adının torbanın bir tarafına yazdırılacağı, torbaların üst ve alt tarafına tek renk baskı yapılacağı bildirilerek onay istendiği, sunulan sonraki mail tarihinin 09/09/2016 olduğu ve davacı tarafından torbanın baskı öncesi son hali için davalıdan onay istendiği, sonraki mail tarihinin 03/02/2017 olduğu ve davacının bu mail ile davalıya dava konusu faturanın gönderildiğini bildirildiği, 24/04/2017 tarihli mail ile davacının davalıya ödenmeyen dava konusu faturayı gönderdiği, davalının aynı tarihli mail ile faturaya itiraz ettiğini bildirdiği, ardından davacının gönderdiği mailler ile fatura bedelinin ödenmesini talep ettiği, bu tespitlere göre; 03/02/2017 tarihli mail ekinde dava konusu faturanın davalıya gönderildiğine dair bir delil olmadığı, 24/04/2017 tarihinde faturanın gönderildiği ve davalının da aynı gün faturaya itiraz ettiği, tarafların davalı adına davacı tarafından dava dışı ... Şirketi'ne kağıt torba sipariş edilmesi konusunda anlaşma sağlamadıkları, aksine davacının bu şirketten alarak davalıya ilettiği teklifin davalı tarafından kabul edilmediği, ardından taraflarca orjinal bir kağıt torba tasarımı yapıldığı ve bu tasarım torbaların davacı tarafından tam da kendisi tarafından yapılabilecek üretim şekli olan püskürtme şeklinde ve yalnızca ...'s ürün adının yazılması suretiyle kendi fabrikasında yapıldığının anlaşıldığı, ... ve marka baskısından bahsedilmediği, davalının bu torbalar için ürün bedeli dışında bir bedel ödemeyi taahhüt etmediği, yine sözleşme sona erse bile davacının elinde kalan torbaların bedelinin ödeneceğine dair bir taahhüdünün olmadığı, ticari ilişkiye devam edileceğine dair bir ifade kullanıldığı, taraflar arasındaki ticari ilişkiye devam edilmediğinin tarafların kabulünde olduğu, bu nedenle ürün sipariş etmeyen davalının ürünün taşınacağı torba/çuval vs bedelinden de sorumlu olmadığı, davacının dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmadığı, bu nedenle Mahkemece yemin delilinin hatırlatılamayacağı, davalının sözleşmeye aykırı davrandığı ve zarara sebep olduğuna yönelik iddialarının, bu sebeple herhangi bir tazminat talep edilmediğinden iş bu davanın konusu olmadığı, her ne kadar Mahkemece davacı tarafın bilirkişi ek raporuna karşı sunduğu itirazları hakkında olumlu/olumsuz bir karar verilmemiş olması hatalı ise de, HMK'nın 282. maddesinde; \"Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.\" şeklinde yer alan yasal düzenleme gereği Mahkemenin bilirkişi raporu ile bağlı olmadığı, esasen davacı davasını taraflar arasındaki maillere dayandırdığı ve bu mailler Mahkemece gerekçeli kararda değerlendirildiğinden itirazların yersiz, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun ve davacının istinaf başvurusunun tümü ile haksız olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,  5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/12/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9a6dab33f5bc73c0","SID":"527377780f619d95"}}