{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1797 <br>KARAR NO: 2024/1660<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2024/228 <br>KARAR NO: 2024/488<br>KARAR TARİHİ: 02/07/2024<br>DAVA: Yargılamanın İadesi<br>KARAR TARİHİ: 18/12/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Yargılamanın iadesini talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin yargılamanın yenilenmesi talep edilen davanın ikame olunduğu tarihte davalılardan ... Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi'ne üye olduğunu, söz konusu kooperatif adına kayıtlı Tekirdağ ili Çorlu ilçesi ... Ada ... Parsel, ... Ada ... ve ... Parsel, ... Ada ... Parsel, ... Ada ... Parsel, ... Ada ... Parsel, ... Ada ... Parsel sayılı gayrimenkullerin 08/06/2007 tarihinde ... Sanayi Sitesi Konut Yapı Kooperatifi'ne satış yoluyla devredildiğini, ... Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi üyelerinin ise bu yönde herhangi bir talepleri olmamasına rağmen ... Sanayi Sitesi Konut Yapı Kooperatifi'ne üye yapıldığını, yapılan üyelik neticesinde hissedarların konut sahibi olduklarını fakat müvekkilinin ... Sanayi Sitesi Konut Yapı Kooperatifi üyesi olmadığını, ... Sitesi Konut Yapı Kooperatifi üyelerinin satış işlemi neticesinde elde edilen gelirden faydalandırıldığını ancak müvekkilinin bundan yararlandırılmadığını, oysa müvekkilinin ... Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi üyesi olması sebebiyle, devredilen taşınmazlar üzerinde ayni bir hakkı bulunduğunu, mülkiyet hakkının kooperatife üye olmak veya olmamak koşuluyla sınırlandırılması yahut ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını, satış sonucu elde edilen veyahut edinilmesi gereken gelirin müvekkilinin ... Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi'ndeki hissesi oranında müvekkiline ödenmesi gerektiğini ancak ödenmediğini, devir işlemi neticesinde müvekkilinin hissesine düşen payın ... Sanayi Sitesi Konut Yapı Kooperatifi uhdesine geçtiğini, anılan hususun 21/04/2010 tarih ve 7548 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 1180. sayfasından açıkça anlaşıldığını, satış işleminden hissesine düşen geliri elde edemeyen müvekkilinin iş bu alacağından ... Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi ve ... Sanayi Sitesi Konut Yapı Kooperatifi'nin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, bu istemle açmış olduğu davanın Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/79 sayılı kararı ile kesinleşmiş olan genel kurul kararına yönelik olarak herhangi bir hak ve alacak talep edilemeyeceği gerekçe gösterilerek reddedildiğini, kararın Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2012/2912 E. 2012/5040 K. sayılı ilamıyla onandığını, karar düzeltme taleplerinin de Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2013/916 E. 2013/1476 K. sayılı ilamıyla 12/03/2013 tarihinde reddedildiğini, Devrin hukuki dayanağını teşkil eden kararın 30/04/2006 tarihli genel kurul toplantısında alındığını, anılan genel kurul kararının usulsüzlük iddiasına konu olması üzerine şirketin aktif ortaklarının Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/407 E. sayılı dosyası vasıtasıyla söz konusu genel kurul kararının iptalini talep ettiklerini, Yargıtay incelemesinden de geçmek suretiyle kesinleşen Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/407 E. 2018/45 K. 07/02/2018 tarihli ilamı ile taşınmazların Sınırlı Sorumlu ... Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi'nden, ... Sanayi Sitesi Konut Yapı Kooperatifi'ne devrini konu alan 30/04/2006 tarihli genel kurul toplantısının 12. maddesinin iptal edildiğini ve bunun neticesinde bu usulsüz işlemin tümüyle mesnetsiz hale geldiğini, Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/404 E. 2012/79 K. Sayılı dosyasında ret gerekçesi olarak gösterilen 30/04/2006 tarihli kesinleşmiş genel kurul toplantısının 12. maddesinin, Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/407 E. 2018/45 K. Sayılı ilamı ile Yargıtay incelemesinden geçerek iptal edilmesi sonucu Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/404 E. 2012/79 K. sayılı ilamının dayanağının ortadan kalktığını ve davanın sonucunu tamamen değiştirecek bir durum hasıl olduğunu belirterek, yargılamanın yenilenmesi taleplerinin kabulüne, kararın tamamen kaldırılması ile yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece verilen ara kara uyarınca davacı vekili sunmuş olduğu beyan dilekçesinde yargılamanın iadesi sebeplerinden HMK 375/1-ç ve HMK 375/1-ğ maddelerine dayandıklarını açıklamıştır.<br>CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıların daha önce açmış olduğu davanın karar düzeltme incelemesinden de geçerek kesinleştiğini, kesin hüküm nedeni ile yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi gerektiğini, Ayrıca davacının ... Yapı Kooperatifi aleyhine 2008/98 E. numarası ile üye olmadığının tespiti davası açtığını, 2008/285 K. numarası ile verilen kararda davacı üyelikten çıkarıldığı için karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, iş bu kararın da kesinleştiğini, bu yönden de kesin hüküm nedeni ile davanın reddini talep ettiklerini, Davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, Genel kurulun iptali davasını davacı açmadığından dilekçesinde belirtmiş olduğu Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/404 E. 2012/79 K. sayılı ilamını dayanak gösteremeyeceğini, iş bu davada davacı sıfatı olmadığını, davacı ...  Kooperatifinin üyesi olmadığı için davanın reddi gerektiğini, Ayrıca davada ... Sanayi Sitesi İşletme Kooperatifinin davalı sıfatı bulunmadığını, bu yönden de husumet itirazında bulunduklarını, Yargılamanın iadesi koşulları gerçekleşmediğini, ... Sanayi Sitesine ait olan taşınmazın imar değişikliği ile konut alanına çevrildiğini, sanayi sitesi konut alanında konut yapılabilmesi için Sanayi Ve Ticaret Bakanlığına başvurulduğunu ve Sanayi Ve Ticaret Bakanlığının Sayı ... sayılı yazı ile verdiği cevapta kooperatifinizin mevcut ortakları ile bir konut yapı kooperatifi kurulması, kurulacak bu kooperatifin ana sözleşmesinin ortaklık şartlarını belirten ilgili maddesine \"aynı zamanda ... Sanayi Sitesine Yapı Kooperatifi ortağı olmak\" ibaresinin eklenmesi ve her iki kooperatifinde genel kurul toplantılarında söz konusu arsanın devri ve alımına ilişkin kararların alınarak, arsanın yeni kurulacak konut yapı kooperatifine devredilmesi sureti ile konut yapılabileceğinin belirtildiğini, Bakanlığın bu düşüncesi doğrultusunda konut yapı kooperatifi kurulduğunu ve konut yapı kooperatifinin ana sözleşmesinin 10. Maddesinde düzenlenen ortaklık şartları kısmının 4. Bendinde \"Aynı zamanda ... ortağı olmak\" bendi eklendiğini, bu şekilde düzenlenen kooperatif ana sözleşmesinin Sanayi Ve Ticaret Bakanlığınca onaylandığını, bu hüküm uyarınca davacı ... üyesi olduğundan dolayı konut kooperatifine üye yapıldığını, konut yapı kooperatifinin üyesi olması nedeni ile yapılan genel kurullara çağrı yapıldığını, kooperatifte alınan genel kurul kararları uyarınca aidatların belirlendiğini, gönderilen ihtarlara rağmen davacı edimlerini yerine getirmediğinden üyeliğinin sonlandırıldığını ve bu durumun Çorlu ... Noterliğinin 05/12/2007 tarih ... yevmiye ile davacıya bildirildiğini, davacı taraf çıkarma kararı aleyhine dava açmadığı için çıkarma kararının kesinleştiğini, ayrıca davacı üyelikten çıkarılmasının iptali yerine Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde üye olmadığının tespiti davası açtığını ve bu dosyada ise çıkarma kararı kesinleştiği için karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis edildiğini, davacının açmış olduğu bu davası ile de kendisine tanınan tüm haklarından bir nevi feragat ettiğini, davacı tarafın işletme kooperatifi ortağı olup taşınmazın aynı ile ilgili bir talepte bulunamayacağını, davacı tarafından ...ne ait taşınmazın ... Sanayi Sitesi Konut Kooperatifine devrine ilişkin genel kurul aleyhine ana sözleşmenin 37. Maddesi ya da Kooperatifler Kanunu 53. Maddesi uyarınca davacı tarafından açılmış bir dava olmadığından bu genel kurul kararının davacı yönünden kesinleşerek bağlayıcı hale geldiğini, diğer üyelerin konut yapı kooperatifi ile ... olarak bilinen yerde ... Ltd. Şti. ile yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca diğer 480'in üzerindeki üye gibi 100 m2 lik iş yeri olan yapı kooperatifi üyesi 90 m2 brüt daireyi ücretsiz aldıklarını, ... ünvan değişikliğine giderek ... İşletme Kooperatifi ünvanını aldığını, ...'nin ise Tasfiye Halinde olduğundan Tasfiye Halinde ... ünvanını aldığını belirterek, davacının yargılanmanın yenilenmesi talepli dilekçesinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI 1-Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 01/04/2022 tarihli kararı; yargılamanın iadesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiştir. 2-Dairemizin 27/09/2023 tarihli kararı; \"...yargılamanın iadesi talebine konu uyuşmazlık 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'ndan kaynaklandığı için Kooperatifler Kanunu'nun 99/1. maddesi uyarınca asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu,  Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 07/07/2021 tarih ve 608 sayılı kararı gereğince Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nın yargı çevresinin Tekirdağ ilinin mülki sınırları olarak belirlendiği, kararın yürürlük tarihinin 01/09/2021 olduğu, eldeki davanın ise bu tarihten sonra 18/10/2021 tarihinde açıldığı tespit edilmekle, dava tarihi itibariyle somut dosya yönünden Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. Mahkemece kamu düzenine ilişkin olan görev hususu dikkate alınmadan karar verilmesi hatalı olduğundan, davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca kabulüne...\" karar verilmiştir. 3-Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 30/10/2023 tarihli kararı;  \"...somut davaya bakma görevi asliye ticaret mahkemelerinde olduğu...\" gerekçesiyle davanın görev şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, görevli mahkemenin Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna dair karar verilmiştir. 4-Dairemizin 21/02/2024 tarihli kararı; \"...ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 bendi uyarınca esastan reddine, HMK'nın 351'inci maddesi göndermesi ile HMK'nın 329/2'nci maddesi uyarınca kötüniyetli olarak istinaf yoluna başvuran davalıların, davanın niteliği gözetilerek takdiren ayrı ayrı 3.000,00 TL disiplin para cezasıyla mahkum edilmelerine...\" karar verilmiştir. Görev dava şartı yokluğundan davanın reddine dair kararın kesinleşmesi akabinde dosya Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi olunmuştur.5-Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/07/2024 tarihli kararı; \"...Dava konusu somut olayda, kooperatif ortağı olan davacı ortağı olduğu ... Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi'ne ait taşınmazların, ... Sanayi Sitesi Konut Yapı Kooperatifine devredilmesine rağmen devir işleminden yararlandırılmadığı iddiasıyla, payına düşen bedelin tahsilini talep ettiği davada verilen ret kararının kesinleştiğini ancak karara dayanak genel kurul kararının başka bir mahkeme kararı ile ortadan kaldırıldığını beyan ederek yargılamanın iadesini talep etmiştir. Davacılar vekili yargılamanın iadesi sebebi olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375. maddesindeki 1- ç. bendinde belirtilen ''yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması'' gerekçesine ve aynı maddenin 375/1-ğ. bendi uyarınca ''karara esas alınan bir hükmün kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması'' sebebine dayandığı, yargılamanın iadesi istenilen Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/404 Esas 20152/79 Karar sayılı dosyasında ve Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/407 Esas 2018/45 Karar sayılı dosyasındaki tarafların farklı olduğu, yine Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/404 Esas 2012/79 Karar sayılı dosyasındaki talebin kooperatif hissesinin karşılığındaki alacağının devir tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkin olduğu, Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/407 Esas 2018/45 Karar sayılı dosyasında  ise dava konusunun davalı ...Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifinin 30.04.2006 tarihli genel kurulunun davalı kooperatife ait bir kısım taşınmazların dava dışı ... Sanayi Sitesi Konut Yapı Kooperatifi'ne devrine ilişkin 12 nolu kararının iptaline ilişkin olduğu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375/1-ğ. bendi uyarınca karara esas alınan bir hükmün kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması hali için söz konusu önceki ve sonraki hükümlerin taraflarının ve konusunun aynı olması gerekmekte olup, somut olayda; mahkememizin işbu dava dosyası ile Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/407 Esas 2018/45 Karar sayılı kararındaki tarafların farklı olması ve konusunun farklı olması nedeniyle söz konusu şartın gerçekleşmediği, yine yargılamanın iadesi sebebi olarak bildirilen Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375/1-ç. bendindeki yargılama sırasındaki aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması şartındaki söz konusu belgenin taraflardan herhangi birinden sadır olan bir belge olması ve söz konusu belgenin de kendi lehine sonuç elde edecek tarafın dava sırasında elinde bulunmaması ve bu nedenle ibraz edilmemiş olması, ibraz edilememe sebebinin de makul bir sebebe dayanması gerektiği, oysa davacı tarafın dayandığı Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/407 Esas 2018/45 Karar sayılı kararının bu kapsamda bir belge olmadığı, taraflardan sadır olan bir belge olmadığı, bu nedenle de davacı tarafın yargılamanın iadesi sebebi olarak ileri sürdüğü sebebin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375/1-ç. bendinde belirtilen şartları taşımadığı, dolayısıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375. maddesindeki dava şartlarının gerçekleşmediği anlaşıldığından davacının yargılamanın iadesi talebinin reddine...\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Yargılamanın iadesini talep eden davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; talep dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, mahkemenin ana gerekçesi \"yargılamanın yenilenmesi  istenilen 2011/404 E. 2012/79 K. Sayılı ilam ile Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/407 Esas 2018/45 Karar sayılı dosyasındaki tarafların ve taleplerin farklı olduğu\" ise de yargılamanın iadesi sebeplerinin hiçbirinde \"tarafların veya taleplerin aynı olması\" ön koşulunun yer almadığını, diğer bir ret gerekçesi \"Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 2015/407 Esas 2018/45 Karar sayılı kararının HMK 375 kapsamında ve taraflarca sadır olan bir belge olmadığı\" ise de ilk derece mahkemesinin kararında yer alan taraflarca sadır olan belge kavramının ne olduğunun tam olarak anlaşılamadığı gibi yargılamanın iadesi sebeplerinin hiçbirinde \"taraflarca sadır olma koşulu\" ön koşulunun da yer almadığını, Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/404 E. 2012/79 K. sayılı ilamına dayanak teşkil eden genel kurul kararlarının, Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/407 E. 2018/45 K. sayılı ilamı ile iptal edilmesi sonucu Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vermiş olduğu ret kararının dayanaktan yoksun hale geldiğini, müvekkilinin iptale ilişkin mahkeme kararından henüz haberdar olmasıyla derhal yargılamanın iadesini talep ettiklerini, yargılamanın yenilenmesi talep edilen dosyaya esas teşkil eden ve davanın reddinin temel gerekçesini oluşturan genel kurul kararının iptal edilmesiyle yargılamanın iadesi koşullarının oluştuğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır. Dava, yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. Yargılamanın iadesi, yargılama hataları ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün bertaraf edilmesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan hukuki yoldur. 6100 sayılı HMK'nın 374. maddesine göre yargılamanın iadesi, kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir. HMK'nın 375. maddesinde yargılamanın iadesi sebepleri sayılmış olup bunlar; \"a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması. b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması. c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması. ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması. e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması. f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması. i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması.\" halleridir. HMK'nın 377.maddesinde göre yargılamanın iadesi süresi; \"c) Yeni belgenin elde edildiği veya hilenin farkına varıldığı\", \"d) Karara esas alınan ilamın bozularak kesin hüküm şeklinde tamamen ortadan kalkmasından haberdar olunduğu\" tarihten itibaren üç ay ve her halde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır. Yasa'nın  379. maddesinde; \"(1) Yargılamanın iadesi talebi üzerine mahkeme, tarafları davet edip dinledikten sonra; a) Talebin kanuni süre içinde yapılmış olup olmadığını, b) Yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılması istenen hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olup olmadığını, c) İleri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılı sebeplerden olup olmadığını, kendiliğinden inceler. (2) Bu koşullardan biri eksik ise hâkim davayı esasa girmeden reddeder\", Yasa'nın 380. maddesinde ise; \"İnceleme sonunda, dayanılan yargılamanın iadesi sebebi sabit görülürse, yeniden yargılama yapılarak ortaya çıkacak duruma göre verilmiş olan karar onanır veya kısmen yahut tamamen değiştirilir...\" hükmüne yer verilmiştir. Yasal düzenlemeler uyarınca mahkemece 379. madde uyarınca ön inceleme yapılması, eksiklik mevcut ise esasa girmeden davayı reddetmesi, aksi halde 380. madde uyarınca esasa dair inceleme yapması gerekmektedir. Yargılamanın iadesi, nihai bir kararın (nihai kararlar içinde de kesinleşmiş bir kararın) gözden geçirilmesini, denetlenmesini sağlaması bakımından geniş anlamda bir kanun yolu olmakla ve Kanun'da sistematik olarak kanun yolları arasında düzenlenmekle birlikte, aslında kesinleşen kararı yeniden ele almaya yarayan ve dava şeklinde görülen bir hukukî çaredir... Yargılamanın iadesi yolu, kesinleşmiş hükümlere karşı başvurulan istisnai bir yoldur. Bu sebeple yargılamanın tekrarlanmasının mümkün olmadığı, o konuda yeniden mahkemeye başvurulamayacak, şeklen ve madden kesinleşmiş hükümlere karşı yargılamanın iadesi istenebilir. Eğer mahkeme kararı henüz şeklen kesinleşmemişse veya şeklen kesinleşmiş olsa dahi maddi anlamda kesin hüküm oluşturmuyorsa yeniden ele alınıp incelenmesi mümkünse yargılamanın iadesi yoluna gidilemez. Çünkü ya henüz kesinleşmiş bir karar yoktur, bu sebeple başvuru imkanları tüketilmemiştir veya kesinleşse dahi kararın başka şekilde yeniden ele alınıp incelenmesi mümkündür. (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.III, s.2324,2325) Yargılamanın iadesi bir dava olarak dilekçe ile iptali istenen hükmü veren mahkemeden istenir. Dava dilekçesinde aranan koşulların bu dilekçede de bulunması ve mahkemede yeni bir dava gibi esas numarası verilmesi gerekir. Hükmü veren (vermiş olan) mahkemenin idari veya kanuni bir tasarrufla kaldırılmış veya işin esası ile ilgili karar vermek görevinin değiştirilmesi durumunda bunun yerine geçen mahkemeye başvurmak gerekir (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Prof. Dr. Baki Kuru, Av. Burak Aydın, C.II, S.1551).<br>Yargılamanın iadesi talebi, kendisine karşı bu yola başvurulan kararın verildiği mahkemeden talep edilecektir (m. 378/1). Yargılamanın iadesi talebi bir dava niteliğindedir. Bu sebeple yargılamanın iadesinin gerektirdiği özellikler dikkate alınarak bir davanın açılmasında verilmesi gereken dilekçe verilecektir. Yargılamanın iadesi bir dava açarak ileri sürülebileceğinden dava şartları ve davaya ilişkin genel hükümler geçerli olacak, yapılması gereken diğer işlemler yapılacaktır. Yargılamanın iadesi talebinin dava dilekçesi şeklinde düzenlenmesi gerekir. Bu dilekçede bulunması gereken unsurlara yer verilecektir. Ancak, içeriğinde talebin bir yargılamanın iadesi talebi olduğu belirtilmeli ve buna uygun açıklamalar yapılmalıdır. Dava açılmasına ilişkin kurallar uygulanarak, bu konudaki gerekli tüm işlemler yerine getirilmeli, gerekli harç ve giderler ödenmelidir. Mahkemece talep edilirse ayrıca bu konudaki teminat da yatırılmalıdır (m. 378/2). Yargılamanın iadesinde talepte bulunan, diğer tarafı karşı taraf olarak göstermeli, üçüncü kişilerin bu yola başvurması halinde ise ilk davanın tarafları karşı taraf olarak belirtilmelidir (Pekcanıtez Usul Cilt.III, s.2343,2344). Somut dosyada, istemin ayrı bir esasa kaydedildiği, harcın ikmal edildiği anlaşılmaktadır. 1-Yargılamanın iadesi istemine konu Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/404 E. 2012/79 K. sayılı dosyası incelendiğinde; Davacı ..., davalılar ... ve ...dir. Dava dilekçesinde; davacının ... Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi'nin üyesi olduğu, davalı ... Sitesi Yapı Kooperatifinin, kooperatif adına kayıtlı Çorlu İlçesi, ... Ada, ... parsel, ... ada ... ve ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ... parsel sayılı gayrimenkullerini 08/06/2007 tarihinde diğer davalı ... Sanayi Sitesi Konut Yapı Kooperatifine satış yoluyla devrettiği, ... Sanayi Yapı Kooperatifi üyelerinin, ... Sanayi Sitesi Konut Yapı Kooperatifine üye yapıldığı, bu kooperatife yapılan üyelik neticesinde hissedarların konut sahibi oldukları ancak davacının ... Sanayi Sitesi Konut Yapı Kooperatifine üye olmadığı, ... Sanayi Sitesi Kooperatifine üye olan hissedarlar devir işleminden yararlandırılmış olmasına rağmen davacının bundan yararlandırılmadığı, davacının ... Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifine üye olması nedeniyle gayrimenkule ilişkin ayni bir hakkı bulunduğu, bu mülkiyet hakkının başka bir kooperatife üye olup olmamakla sınırlandırılması veya ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığı, davacının hissesine düşen payın ... Sanayi Sitesi Konut Yapı Kooperatifi uhdesinde bulunduğu, bu durumun 21/04/2010 Tarih ve 7548 sayılı Türkiye Sicili Gazetesi'nin 1180. Sayfasından da anlaşılacağı, davalı ... Sanayi Sitesi Konut Yapı Kooperatifi'nin diğer davalı ... Sanayi Sitesi Konut Yapı Kooperatifi ile müştereken müteselsilen sorumlu olduğu, buna rağmen davalıların ayni bir hak olan ve hiçbir şekilde sınırlandırılması ve ortadan kaldırılması mümkün olmayan mülkiyet hakkından kaynaklı alacağı bu güne kadar ödemedikleri ileri sürülerek, taşınmazların satış tarihindeki gerçek bedellerinin tespiti ile hissesi oranında alacağının devir tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili talep ve dava edilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 21/02/2012 tarihli karar ile; \"davacının ... Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi üyesi olduğu, kooperatife ait taşınmazlar üzerinde yapılan imar değişiklikleri sonucunda taşınmazların konut alanında kaldığı, imar planlarında konut alanında kalan taşınmazlar üzerinde konut yapılabilmesi için Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'na başvurulduğu, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın 06/02/2006 tarih ve 1177 sayılı yazısında konut yapılabilmesi için, ayrı bir konut yapı kooperatifinin kurulmasını, ana sözleşmesinin ortaklık şartlarını içeren 10. maddesinin 4.bendine \"aynı zamanda ... Sanayi Sitesi Yapı Koop. ortağı olmak \" ibaresinin eklenmesini, konut yapılacak rezerve arsaların yapılacak olan ilk genel kurullarda iki kooperatifinde devir kararlarının alınmasını bu işlemler neticesinde konut yapılmasının gerçekleşebileceğinin bildirildiği, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın bu yazısı üzerine kooperatifin mevcut ortakları ile konut yapı kooperatifi kurulduğu ve her iki kooperatifin genel kurullarında arsa devirlerinin gerçekleştirildiği, davacının da, konut yapı kooperatifi ortağı olduğu ancak mali yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle konut yapı kooperatifi ortaklığından çıkartıldığı, yine davacı tarafça Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/98 Esas 2008/285 Karar sayılı dosyası ile ... Sanayi Sitesi Konut Yapı koop. ortağı olmadığının tespiti hususunda dava açıldığı, mahkemece davacının üyelikten çıkarılma işleminin kesinleşmesi nedeniyle konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, ... Sanayi Sitesi Yapı Koop.'e ait taşınmazların, ... Sanayi Sitesi Konut Yapı Koop.ne devrine ilişkin genel kurul kararlarının kesinleştiği, davacı halen ... Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi üyesi olup, kesinleşmiş genel kurul kararları ile yapılan işlemler nedeniyle alacak talep edemeyeceği...\"  gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2012/2912 E. 2012/5040 K. sayılı 12/09/2012 tarihli kararı ile davacı tarafın temyiz istemi yerinde görülmediğinden hükmün onanmasına karar verilmiştir. Davacı tarafça genel kurul kararının kesinleşmediği, bir kısım ortaklar tarafından iptali istemiyle dava açıldığı ve Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/515 E. sayılı dosyasının derdest olduğu belirtilerek karar düzeltme isteğinde bulunulması üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2013/916 E. 2013/1476 K. sayılı 12/03/2013 tarihli kararı ile karar düzeltme isteminin reddedildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. 2-Yargılamanın iadesi istemine gerekçe gösterilen genel kurul kararı ve Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/407 E. 2018/45 K. sayılı dosyası incelendiğinde; ...'nin 30/04/2006 tarihli Genel Kurulu'nun 12.gündem maddesi ile; \"Madde 12: Pafta No:... Ada No: ... Parsel No: ... Pafta No:... Ada No: ... Parsel No:... Pafta No:... Ada No: ... Parsel No:... Pafta No: ... Ada No: ... Parsel No:... Pafta No:... Ada No: ... Parsel No:... nolu Yukarıda belirtilen parsellerin ... Sanayi Sitesi Konut Yapı Kooperatifine devri ile ilgili husus görüşe açıldı. Yukarıda dökümü yapılan parsellerin ... Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifine asgari 5.000,00 YTL karşılığında devri hakkında yapılan oylama neticesinde yukarıda önergede isimleri geçen ortakların red oylarına karşın devir oy çokluğu ile kabul edildi.\" şeklinde karar alınmıştır. ...'nin 30/04/2006 tarihli Genel Kurulu'nda alınan kararların iptali istemiyle, bir kısım ortaklar tarafından Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde  2006/185 E. sayılı dava açılmıştır. Davacılar ..., ..., davalı ... Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifidir. Yargılama aşamasında ...'un vefatı neticesinde varisleri olan ..., ..., ..., ..., ..., ... tarafından devam edilmiştir. Dava dilekçesinde; 2006 yılında yapılan genel kurul toplantısında alınan bazı kararların yasaya, sözleşmeye ve uygulamalara uygun olmadığı, gündemin 12.maddesi ile kooperatife ait alanın yeni kurulan ... Sanayi Sitesi Konut Yapı Kooperatifi'ne 5.000,00 TL bedel ile devrinin usulsüz olduğu, kooperatif malının tasfiyesi niteliğindeki bu tasarrufun 2/3 kabul oranı ile mümkün olabileceği, bu nisapla alınmayan kararın iptalinin gerektiği açıklanarak genel kurulda alınan bir kısım kararların iptali talep edilmiştir. Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 07/10/2010 tarihli 2006/185 E. 2010/393 K. sayılı kararı ile dava reddedilmiş ise de, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 17/04/2012 tarih 2011/3843 E. 2012/2912 K. sayılı ilamı ile eksik inceleme neticesinde hüküm tesis edildiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. Bozma kararı sonrasında dosya Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/515 E. sırasına kaydedilmiş, mahkemece yapılan yargılama neticesinde 2014/365  K. sayılı 19/06/2014 tarihli kararı ile \"yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde ilgili genel kurul maddelerinin uygulanmasında toplantı ve karar nisabına uyulduğu, toplantı öncesi yönetim kurulunca yapılan işlemlerde usul ve yasaya aykırı bir durumun tespit edilemediği..\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 16/06/2015 arihli 2014/7499 E. 2015/4630 K. sayılı ilamı ile; \"...Mahkemece, uyulan bozma ilamı gereğince inceleme yapılarak karar verilmesi zorunludur. Hükmüne uyulan bozma ilamında dava konusu 30.04.2006 tarihli genel kurulda alınan 7,8,9,11 ve 12. maddelerinde yer alan kararların, kanun anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığını inceleyerek bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Ne var ki mahkemece anılan maddeler hakkında herhangi bir inceleme yapılmadığı gibi hüküm yerinde de bu konuda herhangi bir değerlendirmede bulunulmamış, soyut olarak \"usul ve yasaya aykırı bir durumun tespit edilmediği\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece, bozma ilamındaki ilkeler doğrultusunda herhangi bir inceleme araştırma yapılmadan ve HMK 297/1 maddesinin c bendi hükmüne aykırı olarak herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin davanın reddine karar verilmesi doğru değildir...\" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma kararı sonrasında dosya Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/407 E. sırasına kaydedilmiş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 07/02/2018 tarihli 2018/45 K. sayılı kararı ile; \"Davanın esasına ilişkin olarak iptali istenen 12.maddenin, taşınmaz devrine ilişkin bir karar olduğu, bu devir işleminde Kooperatif Genel Kurul'unca yasadan doğan yetkilerini kullandığından şekli anlamda işlemde bir aykırılık olmadığı görülse de; aslında işlemin bir devir değil bağış amacı taşıdığı dosya kapsamından anlaşılmakla, devrin yapıldığı Yapı Kooperatifine davalı kooperatifin tüm ortaklarının dahil olmadığı hususu da dikkate alındığında, eşitlik ilkesine açıkça aykırı davranıldığı, bu şekilde objektif iyiniyet kurallarının ihlal edildiği kanaatine varılmakla 12. maddenin iptaline; denetime elverişli olan Yargıtay bozma ilamını karşılar nitelikteki heyet roporu doğrultusunda, iptali istenen diğer maddelerde iptallerini gerektirecek bir usulsüzlük tespit edilmediğinden sair taleplerin reddine\" gerekçesiyle, \"Davanın kısmen kabulü ile, Davalı ...'nin 30/04/2006 tarihli Genel Kurulu'nun 12. maddesinin iptaline, Sair taleplerin reddine\" dair karar verilmiştir. Karara karşı temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2018/2418 E. 2020/2835 K. sayılı 16/09/2020  tarihli kararı ile  temyiz istemi yerinde görülmediğinden hükmün onanmasına karar verildiği, karar düzeltme isteği üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2021/3205 E. 2021/988 K. sayılı 18/03/2021 tarihli kararı ile karar düzeltme istemi reddedilerek kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. İstinaf sebeplerinin incelenmesi; Dava dilekçesindeki anlatımlara göre yargılamanın iadesini talep eden, işbu talebini HMK'nın 375/1.ç bendinde yer alan \"Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması\" ve HMK'nın 375/1.ğ bendinde yer alan \"Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması\" hükmüne dayandırmaktadır. 1-HMK'nın 375/1.ç bendinde yer alan \"Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması\" hükmü yönünden inceleme; Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen (yazılı) bir belgenin, kararın verilmesinden sonra geçirilmiş olması, yargılamanın iadesi sebebidir (m.375/1-ç). Yeni bir yazılı belgenin ele geçirilmiş olmasının yargılamanın iadesi sebebi teşkil edebilmesi için, aşağıdaki şartların (hep birlikte) bulunması gerekir: a) Bu yazılı belge, davaya bakıldığı sırada mevcut olmalıdır. Hüküm verildikten sonra düzenlenmiş olan bir yazılı belgeye dayanarak yargılamanın iadesi istenemez. b) Yeni ele geçirilmiş olan yazılı belgenin, hükmü etkileyecek nitelikte olması gerekir. Yeni ele geçirilmiş olan yazılı belge (birinci) davada ibraz edilmiş olsa idi, yargılamanın iadesi davacısının daha lehine bir hüküm verilecek idi ise, yeni ele geçirilmiş olan yazılı belge (diğer şartların da varlığı halinde) yargılamanın iadesi sebebi teşkil eder. c) Bu yeni yazılı belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması gerekir (m.375/1-ç). Böyle bir yazılı belge, hüküm verildikten sonra ve fakat kesinleşmeden önce ele geçirilmiş olsa bile (diğer şartlar da varsa), yargılamanın iadesi sebebi teşkil eder. Çünkü, istinaf ve temyiz aşamalarında yeni delil gösterilemeyeceğinden, bu yeni yazılı belgenin artık o davada delil olarak gösterilmesine imkân yoktur. Davada ibraz edilmiş bir yazılı belgeye dayanarak, yargılamanın iadesi istenemeyeceği ise doğaldır. d) Bu yeni yazılı belgenin, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilememiş olması gerekir (m.375/1-ç). Yargılamanın iadesini isteyen taraf, bu yazılı belgeyi yargılama sırasında elde edememesinde kusurlu olmamalıdır; kendi kusuru ile bu yazılı belgeyi yargılama sırasında elde edememiş ve mahkemeye verememiş olan taraf, yargılamanın iadesi talebinde bulunamaz... e) Yeni bir yazılı belgenin ele geçirilmiş olması halinde (m.375/1-ç) yargılamanın iadesini isteme süresi, yeni yazılı belgenin elde edildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde yargılamanın iadesi talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır (m.377/1 -c)... Bu üç aylık süre, yeni yazılı belgenin varlığının öğrenildiği tarihten itibaren değil (m 377/1-c hükmünde açıkça yazılı olduğu gibi) yeni yazılı belgenin (yargılamanın iadesini isteyen tarafça) elde edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Cilt.II, s.1536, 1537, 1538) Bu bent uyarınca yargılamanın iadesi yoluna gidilebilmesi için, hükmün kesinleşmesinden sonra yeni bir senet veya belgenin ele geçirilmiş olması ve bu senet ya da belgenin hükmün verilmesi sırasında da mevcut olması gerekir. Söz konusu belgenin sadece yazılı belge veya senet olması gerekmez; belge niteliğinde delil olabilen fotoğraf, ses, görüntü kaydı vs.de bu anlamda düşünülmelidir... Hükümden sonra bulunan ve hükmü etkileyecek olan belge veya senedin, hükümden önce elde edilememesi, mücbir bir sebebe veya lehine hüküm verilen tarafın bir eylemine dayanmalıdır... Yargılamanın iadesini isteyen taraf, bu belgenin hükmün kesinleşmesinden önce elde edilememesinde kusurlu olmadığını ispat etmek zorundadır. Bunun sebebi karşı tarafın veya üçüncü kişinin eylemi olabilir. Hükümden sonra bulunan senet veya belgenin yargılama sırasında mahkemeye sunulması halinde, bunun verilecek kararı etkileyecek nitelikte olması gerekir.  (Pekcanıtez Usul Cilt.III, s.2330). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27/09/2022 tarihli 2019/5-392 E. 2022/1150  K. sayılı kararında da ifade edildiği gibi \"...Öncelikle 6100 sayılı HMK’nın 375/1-ç bendinde yer alan “Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması” sebebine ilişkin açıklama yapmakta yarar bulunmaktadır. Yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması yargılamanın yenilenmesi sebebidir. Yeni bir belgenin ele geçirilmiş olmasının yargılamanın yenilenmesi sebebi teşkil edebilmesi için, belgenin davanın bakıldığı sırada mevcut olması, hükmü etkileyecek nitelikte olması, belgenin hükmün verilmesinden sonra ele geçirilmesi, belgenin yargılama sırasında bir mücbir sebepten veya lehine hüküm verilen tarafın eyleminden dolayı elde edilememiş olması gerekmektedir (Kuru, s. 5176 vd.). Sadece mevcut belgenin sonradan bulunmuş olması vakıası, başlı başına yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilemez. Mücbir sebepten maksat, tarafın elinde olmayan ve bütün çabalarına rağmen aşamadığı bir engel ile karşı karşıya kaldığını iddia ve ispat etmelidir...\" Davacı tarafça genel kurul kararının iptal edilmesi hususu yeni belge olarak ileri sürülmüştür. Her ne kadar mahkemece, bu madde hükmüne göre elde edilen belgenin taraflardan herhangi birinden sadır olan bir belge olması gerektiği belirtilmiş ise de, bu gerekçe hatalıdır. Zira belgenin taraflardan sadır olması zorunlu değildir. Ancak yukarıda açıklandığı gibi HMK'nın 375/1.ç bendi gereğince yargılamanın iadesinin talep edilebilmesi için, söz konusu belgenin davaya bakıldığı anda mevcut olması, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilememiş olması ve hükmü etkileyecek nitelikte bir belge olması gerekmektedir. Somut olayda ise genel kurul kararının iptal edilmesi yasada açıklandığı şekilde yeni bir belge niteliğinde değildir. Zira burada genel kurul kararının iptal edilmesiyle oluşan yeni bir durum söz konusudur. Ayrıca davacı tarafça karar düzeltme yoluna başvurulduğu aşamada genel kurul kararının kesinleşmediği, bir kısım ortaklar tarafından iptali istemiyle dava açıldığı ve Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/515 E. sayılı dosyasının derdest olduğu belirtilmesine rağmen, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2013/916 E. 2013/1476 K. sayılı 12/03/2013 tarihli kararı ile karar düzeltme isteminin reddedildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. 2-HMK'nın 375/1.ğ bendinde yer alan \"Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması\" hükmü yönünden inceleme; Bir dava görülürken kesin delil olarak bir ilam (mahkeme kararı) ibraz edilmiş ve bu ilam esas alınarak hüküm verilmiştir. Kesin delil (m.204/1) olarak kullanılmış (dayanılmış) olan bu ilamın (kararın), kesinleşmiş bir hükümle  (m.303) ortadan kalkmış olması, yargılamanın iadesi sebebidir. (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Cilt.II, s.1542) Karara esas alınan mahkeme kararı, daha sonra başka bir hükümle ortadan kalkmışsa kesin delil niteliğindeki bir delile dayanarak verilen hüküm temelsiz kalmış sayılacağından, yargılamanın iadesi sebebi oluşacaktır. Burada karara esas alınan hükmü ortadan kaldıran sonraki hükmün kesinleşmiş olması gerekmektedir.  (Pekcanıtez Usul Cilt.III, s.2334). Her ne kadar mahkemece, bu madde hükmüne göre tarafların veya taleplerin aynı olması gerektiği belirtilmiş ise de, söz konusu gerekçe de hatalıdır. Zira bu sebebe dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilmesi için, yargılamanın iadesi talep edilen kararın başka bir mahkeme hükmüne dayanılarak verilmiş olması ancak dayanılan bu hükmün başka bir mahkeme kararı ile ortadan kalkmış olması gerekli ve yeterlidir. Yani  tarafların veya taleplerin aynı olması gerekmemektedir. Somut olayda ise, yargılamanın iadesi talep edilen dosyada karar, başka bir mahkeme hükmü esas alınarak verilmediği için işbu sebep yönünden de yargılamanın iadesi şartları oluşmamıştır. Açıklanan nedenlerle; mahkemece verilen karar netice itibariyle doğru olduğundan, yargılamanın iadesini talep eden davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Yargılamanın iadesini talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Yargılamanın iadesini talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının ve istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin yargılamanın iadesini talep eden davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Yatırılan gider avansından kalan kısmın yargılamanın iadesini talep eden davacıya karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b272f3a31c613081","SID":"cf39a0a8928d917e"}}