{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/689 Esas<br>KARAR NO: 2024/1972<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 31/01/2023<br>NUMARASI: 2021/197 Esas, 2023/17 Karar. <br>DAVANIN KONUSU: Marka (Manevi Tazminat İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 19/12/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin inhisari lisans sahibi sıfatıyla “...” markası yönünden dava açma hak ve yetkisinin mevcut olduğunu, davacıya verilen yetki belgesinde müvekkiline “...” markasını taşıyan elektrikli aletler (testere) ürünleri ile ilgili olarak da kanıt toplama ve tazminat talep etme hakkının verildiğini, lisans veren şirket adına TPE nezdinde ..., ..., ..., ... ve ... numaraları ile tescilli olduklarını, davalı şirketin Kadıköy ...Noterliği’nin 15/10/2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, müvekkilinin “...” markalı testeresinin benzerinin, marka ve patent haklarına aykırılık teşkil edecek şekilde Çin’den ithal ederek satışa sunulduğunu, ürün üzerindeki model numarası ile üretici firma internet sayfasındaki ürün numarasının farklı olduğunu, TSE ve Gümrük mevzuatına aykırı olarak ithal edilen bu ürünün satış ve ithalatının durdurulmasını, satılan ürünlerin müşterilerden istenmesini, mahrece iadesini ve bu ürün ile ilgili benzer bir girişimde bulunulmayacağı taahhüdünün verilmesini müvekkilinden talep ettiğini, bu ihtarnamenin tebliği üzerine davacının Kadıköy ...Noterliği’nin 20/10/2021 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalıya gönderilerek, gümrük mevzuatına ve yasalara uygun belgeler ile ithal edilen ürünlerin “...” markalı olup, “..” markasını taşımadığı, dolayısı ile marka ve patent haklarına aykırılık teşkil etmediği, elektrikli testerenin herkes tarafından satılabileceği, bu yaklaşımın rekabet hukukuna aykırı olduğunun belirtildiğini, buna rağmen davalının örneği ekte ibraz edilen yazıyı portalında yayınladığını ve tüm bayilere gönderdiğinin anlaşıldığını, bahsi geçen yazıda müvekkili firmanın da adı belirtilerek, “...” markalı motorlu testerenin, ... modelinin taklidi olduğu, farklı bir ürünün CE belgesi ile usulsüz olarak ithal edildiği konusunda kuşkuların bulunduğu ve ilgili dokümanların resmi makamlarla paylaşıldığı belirtilerek, “gerçek bir ... bayiinin ...’nun taklit bir ürününü rafında bulundurmayacağı, bu hususun satış yöneticileri tarafından da takip edildiği” hususuna yer verildiğini, davalının bu eyleminin açık bir markaya tecavüz ve haksız rekabet hali olduğunu, davalının “...” markasının tescilli olup olmadığını, ... testere modelinin tescilli bir patentle korunup korunmadığını açıklamadığını, bu ürünün FSEK kapsamında bir eser de olmadığını, davalının “...” markası ile taklit ürün üretildiği iddiasının markanın itibarını zedeleyecek mahiyette olduğunu, marka hakkına tecavüz eyleminin aynı zamanda bir haksız rekabet hali de oluşturduğunu, uzun ve pahalı bir yatırım ve tanıtım sürecinde oluşturulan “...” markasının imajının zedelenmesinin yanı sıra müvekkili şirketin de mesleki itibarının zarar görme tehlikesi karşısında davalının manevi tazminata mahkum edilmesi gerektiğini belirterek, davanın  kabulü ile davalının markaya tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinin tespiti ile duyurunun derhal kaldırılması suretiyle ref’ine ve bir daha bu mahiyette eylemlerde bulunulmasının yasaklanmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 150.000,00 TL. manevi tazminatın kesintiye uğramaksızın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkilime ödenmesine, hükmün kesinleşmesini müteakip masrafı davalıdan alınarak tirajı en yüksek üç gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Japonya'da kurulu ... firmasına ait “...” markasının ve ürünlerinin Türkiye'deki distribütörü olduğunu, ... firması tarafından üretilen ve bu firmanın Türkiye'deki distribütörü olan müvekkili şirketin ithal edip piyasaya sürülen 2,3 kg ağırlığındaki ... model motorlu budama testeresinin  davacı şirketin 2021 yılına ilişkin kataloğunda, davalının yukarıda anılan ... modeli ile çok benzer bir şekilde, \"...\" markası altında ve ... modelini tanıttığını, davacı şirket tarafından 2,4 kg ağırlığında yeni bir ürünün duyurusunun yapılmasının şüpheli olduğunu, hem davacı şirketin ithal edip piyasaya sürdüğü \"...\" markalı ... model ürünün üzerindeki ürün etiketinde, hem de bu ürünün kutusunda çıkan CE belgesinde ürün modelinin ağırlığının 3,4 kg olan “...” olduğunu, yine ürüne ait ... belgesinde atıf yapılan yetkili kurum olarak belirtilen Intertek Deutschland GmbH tarafından düzenlenen test raporları ve sertifika incelendiğinde de bu belgelerin ağırlığı 3,4 kg olan ... model testere için düzenlenmiş olduğunu, bu itibarla, davacı şirketin, hem müvekkili şirketin piyasaya sürdüğü ... ürünüyle oldukça benzer bir ürünü Türkiye'de ... modeliyle satışa sunduğunu ve söz konusu ürüne ilişkin ithalat belgelerinin CE uyumluluk beyanını ve test raporlarını usulsüz bir şekilde düzenlettirdiğini,  davacı şirketin bayilerine, müvekkili şirket tarafından piyasaya sürülen “...\" ürününün taklit olduğu yönünde bilgilendirici yazının gönderildiğini, davacı firmaya ait ... model ürünün, davalı şirketin ve distribütörü olduğu ... firmasının ... model budama testeresi üzerindeki haklarını ihlal edecek şekilde taklit oluşturduğunu ve usulsüz bir şekilde ithal edildiğini, davacı şirketin bu davayı açmasının tamamen üstün gelmek ve hukuka aykırılığın üstünü örtmek amacı taşıdığını, \"...\" model ürünün, \"...\" model ürününün, müvekkilinin haklarını ihlal edecek şekilde benzer olduğunu, davalı tarafından yayımlanan yazının yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici bir açıklama niteliği taşımadığını, kötüleme iradesinin de mevcut olmadığını, davacı şirket tarafından satışa sunulan \"...\" model ürünün müvekkili şirketin \"...\" ürününün teknik anlamda taklidi olduğunu ve ayrıca ithalatının usulsüz gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, müvekkili şirketin bu kapsamda davacı şirkete ihtamame göndererek eylemelerini sona erdirilmesini talep ettiğini, ancak bu talebinin davacı şirket tarafından ciddiye alınmaması üzerine, özgün ve yeni \"...\" model ürününün korunmasını sağlamak amacıyla böyle bir yazı hazırlamak zorunluluğu içinde kalındığını, davacı şirketin kendi ürününü müvekkili şirketin ürününün eşdeğeri olarak piyasaya sunarak müvekkili şirketin emeğinden faydalandığını ve müvekkili şirketin ürünleri ile karıştırılmasına yol açtığını, bunun da ticarette haksız bir şekilde öne geçmeye sebebiyet verdiğini, davacının kanunla kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmeyerek, ürününü sahip olmadığı CE sertifikasına sahipmiş gibi göstererek dürüstlüğe aykırı davrandığını ve haksız rekabet fiilini kendisinin işlediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; her ne kadar markaya tecavüz edildiği iddiasıyla davacı tarafça dava açılmışsa da, dosya içine gelen marka tescil kayıtları ve alınan bilirkişi raporu ile davalının el testeresi ürünü için \"...\" markasıyla ilgili korunması gereken bir marka hakkının mevcut olmadığı, ayrıca davalı tarafından bayilerine gönderilen uyarı yazısında davacının ürünlerinin kendi ürünlerinin taklidi olduğuna dair beyanının SMK'nun 29. maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz niteliğinde olmadığı,  davalının davacı tarafından yurt dışından ithal edilen davaya konu \"...\" markalı el testeresi ürünün kendileri tarafından satışı yapılan \"...\" markalı ürünün taklidi olduğuna dair bayiilerine bildirimde bulunduğu ve aynı metni internet portalında yayınladığı her iki tarafın da kabulünde olduğu, davalı tarafça bu ürünün hangi yönden kendi ürünlerinin taklidi olduğuna dair bir açıklama yapılmayıp, yalnızca kendilerine ait ürünün 2,3 kilogram ağırlığında olması nedeniyle benzer ürünlere göre daha hafif olduğunu, davacının ürününün de  2,4 kilogram olarak tanıtılmasının kuşku uyandırdığını bildirdiği, alınan bilirkişi raporu ile taraflara ait ürünlerin kısmen benzer olduklarına dair görüş bildirilmişse de, davacının ürünü üzerindeki markanın davalının ürünü üzerindeki markadan farklı olduğu, davalının ürünün 2,3 kilogram ağırlığında olmasının davacıya bu ağırlıkta veya yakın ağırlıklarda başkaca ürünün üretilmesini engelleme hakkı vermeyeceği, davacının ürünün 2,5 kilogram ağırlında olmasının davalının ürünün taklidi olduğu anlamına gelmediği, davacının ürünün model numaralarının farklı bildirilmesi ve gümrük işlemleri sırasındaki evrakta bir kısım yanlışlıkların mevcut olmasının da davacının ürünün davalının ürünün taklidi olduğuna dair iddiada bulunmaları için haklı bir neden olmadığı, bu nedenlerle davalının eyleminin, davacı tarafça Türkiye'de satışını yaptıkları motorlu testereyle ilgili ticari faaliyetini ve ürününü yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici nitelikte bir açıklama olduğu, haksız rekabet teşkil ettiği,  dava konusu olayda kusur, zarar ve illiyet bağı unsurlarının tamamının mevcut olduğu, davalının kusur derecesine, davaya konu duyurunun yalnızca bayiilerine yapılmış ve kendi internet portalında yayınlanmış olmasına göre 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; davalının, davacının ithal ettiği \"...\" markalı ... model elektrikli testere ürününün kendileri tarafından satışı yapılan \"...\" markalı ... model elektrikli testerenin taklidi olduğuna dair kendi bayilerine bildirim yapmasının ve portalında bu bildirimi yayınlamasının haksız rekabet olduğunun tespitine, davalının haksız rekabet teşkil eden bu eyleminin önlenmesine, yasaklanmasına, bu duyurunun davalının internet sitesinden kaldırılması suretiyle ref'ine, 30.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, hükmün kesinleşmesi halinde hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir. <br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde;mahkemece 03/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda atıflarda bulunulduğunu ve söz konusu raporda yer alan ve özellikle dava konusu motorlu testere ürünleri arasında bir benzerlik olmadığı yönündeki değerlendirmelerin karara esas olarak alındığını, ancak söz konusu bilirkişi raporunun eksik inceleme sonucu hazırlandığını ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, dava konusu ürünlerin benzer olmadığına ilişkin yer alan tespitlerin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, haksız rekabet eylemi gerçekleşmiş olsa dahi bu eylem çok sınırlı bir alanda ve sınırlı sayıda kişi nezdinde vuku bulduğunu, dolayısıyla, kapalı bir alanda yayınlanan bir bildiriye ilişkin kararın, kamuya tamamen açık olacak şekilde en yüksek tirajlı üç gazeteden birinde ilan edilmesi ise olayın meydana geliş biçimiyle orantısız olduğu gibi korunmak istenen menfaatle de bağdaşmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.  Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; bahsi geçen davaya konu yazının yayınlanması ve dağıtılmasının müvekkilin ... markasından kaynaklanan haklarının ihlali anlamına geldiğini, bu sebeplerle marka hakkına tecavüze yönelik taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin hiçbir somut delil bulunmazken usulsüz ithalat yapmak ve taklit ürün satmakla suçlandığını, hükmedilen tazminatın ihlalin mahiyeti ile orantılı olmadığını,  takdir edilen 30.000- TL’lik manevi tazminat düşük olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, davalının bayilerine gönderdiği ve internet sitesinde yayınladığı davacının ürünlerinin kendi ürünlerinin taklidi olduğuna dair yazı nedeniyle marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı  vekili  ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının el testeresi ürünü için \"...\" markasıyla ilgili korunması gereken bir marka hakkının mevcut olmadığı,  davalı tarafından bayilerine gönderilen uyarı yazısında davacının ürünlerinin kendi ürünlerinin taklidi olduğuna dair beyanının SMK'nun 29. maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz niteliğinde olmadığı,  davalının davacı tarafından yurt dışından ithal edilen davaya konu \"...\" markalı el testeresi ürünün kendileri tarafından satışı yapılan \"...\" markalı ürünün taklidi olduğuna dair bayiilerine bildirimde bulunduğu ve aynı metni internet portalında yayınladığı, davacının ürünü üzerindeki markanın davalının ürünü üzerindeki markadan farklı olduğu, davalının ürünün ağırlığına dayanarak davacıya bu ağırlıkta veya yakın ağırlıklarda başkaca ürünün üretilmesini engelleme hakkı vermeyeceği, davacının ürünün 2,5 kilogram ağırlında olmasının davalının ürünün taklidi olduğu anlamına gelmediği, davacının ürünün model numaralarının farklı bildirilmesi ve gümrük işlemleri sırasındaki evrakta bir kısım yanlışlıkların mevcut olmasının da davacının ürünün davalının ürünün taklidi olduğuna dair iddiada bulunmaları için haklı bir neden olmadığı, bu nedenlerle davalının eyleminin, davacı tarafça Türkiye'de satışını yaptıkları motorlu testereyle ilgili ticari faaliyetini ve ürününü yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici nitelikte bir açıklama olup haksız rekabet teşkil ettiği, haksız rekabet nedeniyle manevi tazminat koşullarının oluştuğu, hükmedilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olduğu, alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, hüküm özetinin yayınlanmasına karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE3-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye  247,7-TL harcın davacıdan alınarak, hazineye irat kaydına, 4-Davalıdan alınması gereken 2.049,30-TL harçtan, peşin alınan 515,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.534,3TL harcın davalıdan alınarak, hazineye irat kaydına, 5-Taraflar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0e10c13f9623faea","SID":"3b634e0bb955cb60"}}