{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/685 Esas<br>KARAR NO: 2024/1955<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/12/2022<br>NUMARASI: 2022/126 Esas, 2022/299 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 19/12/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin \"... Kargo - ...\" unvanı ve mavi-turuncu renklerinin birlikte kullanılmasından oluşan ve tanınmış logosu ile 1982 yılında kurulmuş Türkiye'deki ilk Türk kargo firması olarak faaliyetini sürdürdüğünü, müvekkilinin bir çok markasının TPMK nezdinde tescilli olduğunu, mavi-turuncu renklerden oluşan \"...\" (... Kargo baş harflerinden oluşan) özel tasarım logosunun, dilekçe ekinde belirtilen marka tescil belgeleri doğrultusunda müvekkili adına koruma altına alındığını, davalı şirketin, müvekkili şirkete ait olan tescilli logosunu iltibas yaratmanın ötesinde ayniyet içerecek şekilde ve tüketicileri yanıltacak şekilde müvekkili şirketin asli faaliyet konusu olan kargo ve taşımacılık faaliyetleri ile birebir aynı faaliyet konusunda haksız bir şekilde kullandığını, davalı şirketin resmi olarak kullandığı sosyal medya hesapları incelendiğinde, müvekkilinin logosu ile ayniyet içerecek şekilde mavi ve turuncu renkleri ile ... (... kargo baş harfleri) birleşimi ile görüntü olarak (X) harfine benzeyecek şekilde ...(X)KARGO’nun kullanılış biçiminin müvekkilinin Türkiye’nin her yerinde kullandığı marka ile ayniyet içerdiğini, ayrıca davalının \"... www...com.tr\" marka başvurusunun da tescil edilemediğini, tescil başvurusuna üçüncü kişiler tarafından da itiraz edildiğinden tescil sürecinin devam ettiğini, davalının, müvekkili şirket ile aynı hizmet sınıfında marka başvurusu yaptığını, her iki şirketin de aynı taşımacılık sektöründe faaliyet gösterdiği ele alındığında, tüketiciyi yanıltma olasılığının kuvvetle muhtemel olduğunu, davalının internet adreslerine ilişkin Beyoğlu ... Noterliği'nin 26/05/2022 tarihli ... ve ... sayılı tespit tutanakları ile tespit yapıldığını, yapılan tespitlerde, müvekkili şirketin uzun süredir kullanmakta olduğu ve tanınmış bir marka haline getirdiği logonun birebir aynısının davalı şirket tarafından haksız ve izinsiz kullanıldığını ve halkı yanıltacak derecede ayniyet içerdiğini, müvekkili şirket ile davalı şirketin birebir aynı alanda ticari faaliyet gösteriyor olmasının bu benzerliğin bilinçli, kötüniyetli ve haksız kazanç temin etmek saikiyle yapıldığına karine teşkil ettiğini, davalıya haksız kullanımların sonlandırılması, aksi halde hukuki ve cezai tüm yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, davalı şirket tarafından verilen cevabi ihtarname ile markalar arasında bir benzerliğin bulunmadığını, ayırt edilebilir markalar olduğu iddia edildiğini, davalı şirketin müvekkili şirketin tanınmışlığından faydalanmak istediğini, müvekkili şirketin sahibi olduğu markaların tanınmış marka olduğunu, davalının gerçekleştirdiği ihlalin boyutunun oldukça fazla olduğunu, açıklanan nedenlerle davalının müvekkili şirketin kullanma yetkisini haiz olduğu tescilli markalara tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, bu tecavüzün önlenmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dilekçesini kanun hükmüne uygun şekilde sunmadığını, eksikliğin tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, davanın usulen de SMK ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde süresi içerisinde dermeyan edilmediğini, zamanaşımı itirazının değerlendirilmesini, akabinde davanın usulden reddini, müvekkili markası ile davacı markası arasında bir iltibas, ayniyet içerme durumunun söz konusu olmadığını, ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya mahal verecek herhangi bir benzerlik dahi söz konusu olmadığını,  davacının dilekçesinde de ifade ettiği gibi, firmalarına ait logonun \"..\" ve \"..\" harflerini temsil etmekle şirketlerine ait markanın baş harflerine atıf yaparken; davalı müvekkiline ait tescilli markanın logosunun \"...\" şeklinde olduğunu, müvekkili şirketin 10 yıl gibi uzun bir süredir kargo taşımacılığı alanında faaliyet gösteren ve geniş yelpazeye sahip kurumsal müşteri ağı ve hatrı sayılır bir portföye sahip, sektörünün lider firmalarından olduğunu, hiçbir şekilde başka bir şirketin tanınırlığına ya da müşterisine ihtiyaç duymadığını, iddia edilen iltibas, marka tecavüzü ve haksız rekabet iddialarının amaç unsurlarının sakat olduğunu, müvekkili firma özelinde bu tip eylemler icra etmesinin hiçbir şekilde mümkün olmadığını, usule ve yasaya aykırı olarak ikame edilmiş davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: \"...Mahkememiz markalar arasındaki benzerlik ve karıştırma ihtimalleri gibi hukuki tespit ve yorum gerektiren hususlarda Yüksek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ve 2014/14-696 Esas ve 2016/778 Karar sayılı ilamında da işaret edildiği üzere bilirkişi raporları ile bağlı değildir. ...Somut olayda davacının dayanak markalarının önemli ve dikkat çekici özelliği mavi zemin üzerine konumlandırılmış beyaz ve turuncu kelime ve şekil unsurlarıdır. Davalının tescilli markası beyaz zemin üzerine siyah ve büyük puntolarla \"...\" ve altında küçük ve geri planda kırmızı renk ile konumlandırılmış \"www...com.tr\" ibarelerinden müteşekkildir. Ne var ki davalının fiili markasal kullanımları söz konusu tescilden uzaklaşıp beyaz-mavi-turuncu renk kombinasyonları ve ön plana çıkarılmış \"..\" işareti ile birlikte \"...\" şeklindedir. Söz konusu fiili markasal kullanımların - her ne kadar kelime unsurlarında farklılık olsa da - bütüncül algıda davacı markalarını çağrıştırır mahiyette olduğu, yüksek düzeyde, yani ayniyet derecesinde sınıfsal benzerlik dolayısıyla davalının diğer unsurları itibariyle markasının farklılaştırmasını kendisinden bekleneceği, buna mukabil, davalının fiili olarak şekil unsuru ve renk kombinasyonu ile davacı markalarına yanaştığı, bu durumun marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Zira taraf markalarının hitap ettiği, herhangi bir özel eğitim, bilgi ve dikkat seviyesine sahip olmayan ortalama tüketici, hizmet satın alma sürecinde, daha önce karşılaştığı davacı markaları ile davalı markası arasında bütüncül düzeyde bağlantı kurabileceği, dolaylı karıştırmanın gerçekleşeceği, bu durumun ise marka hakkına tecavüz oluşturacağı vicdani ve hukuki kanaatiyle bilirkişinin aksi yöndeki görüşlerine iştirak edilmemiştir. Davacının haksız rekabete ilişkin iddiaları yönünden ise Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/03/2022 tarih, 2019/5189 esas ve 2022/1852 karar sayılı içtihadı nazara alınarak TTK'nun 55/1-a-4 bendinin somut olayda uygulama yeri olmayacağı, özel kanun olan SMK'nun uygulanması ve özel kanun hükümlerinin korumasının yeterli olduğu kanaatiyle haksız rekabetten kaynaklanan davanın da reddine karar verilmiştir.  Yukarıda açıklanan tüm gerekçelerle; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE;-Davalının davacıya ait ... ve...  tescil numaralı markalarından doğan haklarına tecavüzünün tespiti ile bu tecavüzünün men'ine,  -Davacının haksız rekabet davasının REDDİNE,\" Şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf isteminde özetle;  marka hakkına tecavüzün meni ile haksız rekabetin tespitinin sebepleri ve sonuçları birbirinden farklı olup, davacı taraf söz konusu markalar ile birebir aynı kullanımı ile haksız kazanç elde etmeyi amaçladığını,  TTK'nın 55. Maddesi uyarınca haksız rekabetin de oluştuğnu,  Davalının İstanbul Ticaret Odası’ndan alınan bilgileri uyarınca meslek grubu (24) – taşımacılık ve lojistik hizmetleri ve nace kodu ise 49.41.02. – karayolu ile şehirler arası yük taşımacılığı (gıda, sıvı, kuru yük vb.) (gaz ve petrol ürünleri hariç) şeklinde olduğunu, davalının internet sitesi ve sosyal medya paylaşımlarında yer alan logo ve Müvekkilinin logosu incelendiğinde; müvekkilinin ülkenin dört bir yanında kullandığı ve herkesçe bilinen ... markası ve logosunun (şeklinin), Davalı’nın kullanmakta olduğu logosu ile halkı yanıltacak derecede ayniyet içerdiği, kavramsal ve görsel açıdan iltibasın da ötesinde müvekkil şirket logo ve markasıyla benzerlik oluşturduğu ve her iki şirketin de aynı taşımacılık sektöründe faaliyet gösterdiği ele alındığında tüketiciyi yanıltma olasılığının kuvvetle muhtemel olduğu, bundan haksız kazanç elde ettiği açık olduğundan haksız rekabet isteminin kabulü gerektiğini, söz konusu logonun kullanımı Müvekkilinin marka hakkına halel getirdiğinden Davalı Şirket markasının logosunun değiştirilmesini, Müvekkil Şirketin tescilli markasına tecavüzün tespiti ve önlenmesine karar verilmesi gerekirken bu talepler yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek davanın kısmen reddi yönünden kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf isteminde özetle; Mahkemenin usule yönelik itirazları gerekçesiz olarak reddettiğini, zamanaşımı ve HMK md.121 ve HMK md.318 kapsamındaki itirazlar reddedilmesine karşın gerekçelendirilmediğini, Gerekçeli kararda markalar arasında zemin, kelime ve şekil rengi unsurları arasında benzerlik olmadığı ifade edildiğini, Mahkemenin kararının dayandığı \"bütüncül algı\" olgusu açıklanmadığını, ortalama tüketicinin ilk izlenim olarak marka adına bakıp mal ve hizmet sağlayıcısının kim olduğu yönünde yorumda bulunacağını, kelime ve şekil açısından hiçbir benzerlik göstermeyen iki marka için diğer unsurların benzerlik değerlendirmesine ortalama tüketicinin girmeyeceğinin göz ardı edildiğin, ortalama tüketici nazarında dahi bakılsa ne markaya tecavüz ne de haksız rekabetin söz konusu olmadığı ortada olduğunu, bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelere iştirak edilmemesinin gerekçesi de açıklanmadığını, hiçbir hukuki delile dayanmaksızın karar verildiğini, asli unsurlar açısından iltibasa sebebiyet veren bir kullanım olmadığını, uzmanlık gerektiren alanda yapılan detaylı ve gerekçeli bir çalışmanın mahkeme kanaatine etki etmemiş olmasının hukuken açıklanması hukuki dinlenilme ve adil yargılanma haklarının bir gereğid olduğunu, Davalı müvekkilinin marka kullanımı hukuka uygun olup davanın tümden reddi gerektiğini, Davacının tercih etmiş olduğu tescilli logoda \"...\" ve \"...\" harfleri bir tür yazı/logo tasarımıyla birleştirilerek ortaya konulan şeklin/logonun, hiçbir tasarıma yahut değişikliğe konu olmayıp kendine özgü orijinal şekli ile kullanılan bir harfe (X) benzer olduğu, bu sebeple iltibasın gerçekleştiği iddiasının zorlama yorum olduğunu, müvekkil 10 yıl gibi uzun bir süredir kargo taşımacılığı alanında faaliyet gösteren ve geniş yelpazeye sahip kurumsal müşteri ağı ve hatrı sayılır bir portföye sahip firma olduğunu, markaya tecavüze ilişkin kararın yerinde olmadığını, markalar arasında benzerlik olmadığını,Haksız rekabet isteminin reddi ile davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin ise yerinde olduğunu, davacının istinaf isteminin reddi gerektiğini belirterek kararın kısmen kabulü kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE Dava, markaya tecavüzün ve  haksız rekabetin tespiti, meni ve refi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince  davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; davacının ... numaralı \"... kargo söz verdiğimiz gibi şekil\" ibareli markası ile ... numaralı \"... şekil\" ibareli markası 39 sınıfta tescilli olup davalının kullanımının davacının markasının tescil sınıfında olduğu, davalının ... numaralı \"... ww...com.tr\" ibareli markası mevcut olup markanın tescilli şekli ile davacı markası benzer değil ise de, davalının tescilli markası düz yazılı olup ... ibaresinin siyah, www...com.tr ibaresi kırmızı renkliyken, davalının markasal kullanımlarında tescilli şeklinden uzaklaşıp davacının markasındaki mavi, turuncu, beyaz renk kombinasyonu ve \"..\" işaretini öne çıkararak davacının markasına yanaştığı, ortalama tüketici nezdindeki karışıklığa yol açacağı şeklindeki gerekçe yerinde olup mahkemenin bilirkişi raporundaki markasal kullanımları dikkate alınarak hukuki değerlendirme yapılarak rapora aykırı karar vermesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili haksız rekabet isteminin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, dava dilekçesinde haksız rekabet iddiası marka hakkına dayandığından Y.11HD 2019/5189,2022/1852 K sayılı ilamı gerekçe gösterilerek haksız rekabet isteminin reddine karar verilerek davalı lehine vekalet ücreti takdirinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine dair karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,  2-Alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, -Alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,  3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b8efa4a57b30ba5f","SID":"25eb243230238f9a"}}