{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/903 Esas<br>KARAR NO:2024/1946 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI:2021/135 Esas- 2021/918<br>TARİH:16/12/2021<br>DAVA:Menfi Tespit (Alım Satım)<br>KARAR TARİHİ:05/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkillerinin davalı ile yaptığı bir ticaret gereği davalıya 10.12.18 vade tarihli 10.000 TL bedelli senet ile 10.01.2019 vade tarihli 4000 TL bedelli 2 adet bono verildiğini, bu bonolarda müvekkillerinin birinin borçlu, diğerinin ise aval niteliğinde olduğunu, bu senetlerin dekontlar gereği 10.12.2018 tarihinde 10.000 TL olarak, 06.02.2019 tarihinde ise 4000 TL olarak alacaklının kendisine ait banka hesabına ... Bankası aracılığıyla EFT yapıldığını ve ödendiğini, alacaklı davalının kambiyo senetlerin telefon konuşmasında postalayacağını beyan ettiğini, ancak kötü niyetli hareket ederek önce zaman kazandığını, müvekkillerinin dekontlar uyarınca alacaklıya borçlu olmadıklarını, aralarında başkaca bir ticari ilişki de bulunmadığını ve mevcut senetler itfa edilmek suretiyle ortadan kaldırıldığından işbu dava ile borçlu olmadıklarının tespitini ve takibinin yargılama süresince durdurulmasını isteme gereği doğduğunu beyanla haksız açılan takibin gerekirse takip çıkış miktarının veya takip kapak hesabının %115 fazlası teminat alınmak sureti ile yargılama sonuna kadar tedbiren durdurulmasına, yahut itirazı kayıt düşülerek dosyaya ödenecek bedelin alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesini, dosyada müvekkilin davacıların borçlu olmadıklarının tespitini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın arabuluculuğa tabi olduğunu ancak davacılar tarafından bu kuruma başvuru yapılmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili ile davalı ... arasında araç alım satımına ilişkin ticari ilişki ve bu ilişkide birden fazla araç alım-satımı ve buna bağlı birden fazla borç ilişkisi mevcut olduğunu, dolayısı  ile davalı tarafın 10/12/2018 vade tarihli 10.000 TL bedelli bir senet yine 10/01/2019 vade tarihli 4000 TL bedelli 2 adet bonoya ilişkin olarak ödemede bulundukları iddiasını kanıtlamak amacı ile sundukları dekontların eski vadeli borçlarına ilişkin olduğunu, ilgili borçlara ilişkin bir ödeme olmadığını, bu sebeple taraflarca açılan Anadolu ....İcra Dairesinin ... icra dosyası kapsamında 10.18.18 vadeli 10.000 TL bedelli bir senet ve yine 10.01.2019 vade tarihli 4000 TL bedelli 2 adet bonaya ilişkin kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile yapılacak takip ile icra takibi başlatılmış, dosya kesinleşmiş ve icra takibine devam edilmekte olduğunu, ancak davacı-borçluların haksız ve kötü niyetli olarak, ayrıca icra takibinden aylardır haberdar olmalarına karşın iş bu davayı açarak müvekkilinin alacağının tahsilini engellemeye çalıştıklarını beyanla davanın dava şartı  yokluğu sebebiyle reddine, davalı borçlunun ihtiyati tedbir talebinin reddine, davanın esasdan reddine, haksız ve kötü  niyetli açılan dava nedeniyle davacıların %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 16/12/2021 tarih 2021/135 Esas- 2021/918 sayılı kararında; \"Dava , kambiyo senetinden kaynaklanan menfi tespit davası olduğu anlaşılmaktadır.Davacı vekili;Müvekkillerinin davalı ile yaptığı bir ticaret gereği davalıya 10.12.18 vade tarihli 10.000 TL bedelli  senet ile  10.01.2019 vade tarihli 4000 TL bedelli 2 adet bono verildiğini, bu bonolarda müvekkillerinin biri borçlu diğeri ise avul niteliğinde olduğunu, bu senetlerin dekontlar gereği 10.12.2018 tarihinde 10.000 TL olarak 06.02.2019 tarihinde ise 4000 TL olarak alacaklının kendisine ait banka hesabına ... Bankası aracılığıyla EFT yapıldığını, ödendiğini, alacaklı kambiyo senetlerin telefon konuşmasında postalayacağını beyan ettiğini, ancak kötü niyetli hareket ederek önce zaman kazandığını,  dekontlar uyarınca alacaklıya borçlu olmadığını, aralarında başkaca bir ticari ilişki de bulunmadığını ve mevcut senetler itfa edilmek suretiyle ortadan kaldırıldığından işbu dava ile borçlu olmadığımızın tespitini ve takibinin yargılama süresince durdurulmasını isteme gereği doğduğunu talap etmiştir. Davalı ise Müvekkili ile davalı ... arasında araç alım satımına ilişkin ticari ilişkşi bu ilişkide birden fazla araç alım-satımı ve buna bağlı birden fazla borç ilişkisi mevcut olduğunu, dolayısı  ile davalı tarafın 10/12/2018 vade tarihli 10.000 TL bedelli bir senet yine 10/01/2019 vade tarihli 4000 TL bedelli 2 adet bonoya ilişkin olarak ödemede bulundukları iddiasını kanıtlamak amacı ile sundukları dekontlar eski vadeli borçlarına ilişkin olup ilgili borçlara ilişkin bir ödeme olmadığını, bu sebeple taraflarca açılan Anadolu ....İcra Dairesinin ... icra dosyası kapsamında 10.18.18 vadeli 10.000 TL bedelli bir senet yine 10.01.2019 vade tarihli 4000 TL bedelli 2 adet bonaya ilişkin kambiyo senetlerine mahsup haciz yolu ile yapılacak takip ile İcra takibi başlatılmış ve dosya kesinleşmiş ve icra takibine devam edildiğini, ancak davacı-borçlu haksız ve kotu niyetli olarak ayrıca icra takibinden aylardır haberdar olmasına karşın iş bu davayı açarak müvekkilin alacağının tahsilini engellemeye çalıştığını, dava şartı  yokluğu sebebiyle reddine, davalı borçlunun ihtiyati tedbir talebinin reddine, davanın esasdan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dosya bilirkişiye verilmiş ve taraflara ticari defterleri sunmak üzere süre verilmiş , bilirkişi raporu ve dosyaya sunulan dekontlar uyarınca , dava konusu senetler; 10.12.2018 vade tarihli 10.000,00 TL ve 10.01.2019 vade tarihli 4000,00 TL senede karşılık ödemelerin yapıldığı tespit edildiği, davalının incelemeye defterlerini sunmadığı, davalının yapılan ödemelerin eskiye dayalı ticari ilişkiden kaynaklanan ödemeler olduğuna dair iddiasını ispat edemediği, davacılar ise borçlu olmadığını ispat ettiği anlaşılmakla aşağıdaki  şekilde  hüküm  kurmak  gerekmiştir.Davacıların senet bedellerini ödediği buna rağmen davalının davacılara icra takibine giriştiği anlaşıldığından davalının kötüniyetli olduğunun kabulü ile davaya konu bono bedelinin %20 si oranında kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar vermek gerekmiştir...\"gerekçesi ile,''1-Davanın KABULÜ İLE,- Davacının ... sayılı takibe konu keşidecisi ..., aval veren ...vadesi 10.12.2018 olan , lehtarı ... Şti olan 10.000-TL bedelli ve aynı takibe konu  keşidecisi ..., aval veren ... vadesi 10.01.2019 olan , lehtarı ... Şti olan 4.000-TL bedelli bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespitine,- ... sayılı takibe konu keşidecisi ... , aval veren ... vadesi 10.12.2018 olan , lehtarı ... Şti olan 10.000-TL bedelli ve aynı takibe konu  keşidecisi ... , aval veren ..vadesi 10.01.2019 olan , lehtarı ... Şti olan 4.000-TL bedelli bonoların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-Davaya konu bono bedelinin %20 si oranında kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verildiğini, işbu kararın yetersiz inceleme ve değerlendirme neticesinde verilmiş olması, gerekçeleriyle haksız, hukuka aykırı olan işbu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma zaruriyeti hasıl olduğunu;Yerel mahkemenin gerekçesinde esas alınan bilirkişi raporu hatalı olarak düzenlenmiş olup işbu bilirkişi raporuna karşı kendileri tarafından itiraz beyanları sunulduğunu, ancak İlk derece mahkemesince işbu beyanların kesinlikle dikkate alınmadığını, yetersiz inceleme ve değerlendirme yapıldığı açık olan işbu kararın hukuka aykırı netice ortaya çıkardığını;Davanın  nevi itibariyle zorunlu dava şartı olan arabuluculuğa tabi olması ve davacı tarafından arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesi ekine eklenmeksizin açılan davanın dava şartının gerçekleşmemesi sebebiyle usulden reddi gerekmekteyken yazılı şekilde hüküm kurulmasının hukuka aykırılık oluşturduğunu, söz konusu menfi tespitin dayanağı olan alacak kambiyo senedinden kaynaklanan bir alacak olup kambiyo senedinin TTK da düzenlenmesi sebebiyle de mutlak bir ticari dava olduğunu, bu sebeple de huzurdaki uyuşmazlığın ticaret mahkemesinin görev alanına girdiği hususunda şüphe bulunmadığını, söz konusu davanın türü ticari alacak açısından ödeme aracı olarak görülen bonodan kaynaklanan bir dava olup ticari davaların, 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılmasına İlişkin Kanun ile getirilen düzenleme ile 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren arabuluculuğa tabi olduğunu;Söz konusu davaların açılması için arabuluculuğa başvurulması tek başına yeterli olmayıp arabuluculuk müzakerelerinin tamamlanması ile birlikte anlaşmama son tutanağının da dava dilekçesinin ekine eklenmesi gerektiğini, söz konusu hususun kanunun amir hükmü ile de sabit olduğu üzere sonradan tamamlanacak bir şart olarak düzenlenmediğini, aksine arabuluculuk sürecinin tamamlanmasını belgeleyen son tutanağının sunulmasını koşul olarak getirdiğini, davacı tarafından bu dava şartının yerine getirilmediğini, bu sebeple davanın dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken işbu durumun hiçbir şekilde dikkate alınmaksızın karar verilmesinin kabul edilemez olduğunu;Esasa İlişkin İstinaf Gerekçeleri: Müvekkili ile davalı ... arasında araç alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunup bu ilişkide birden fazla araç alım- satımı ve buna bağlı olarak birden fazla borç ilişkisi mevcut olduğunu, dolayısıyla davalı tarafın 10.12.18 vade tarihli 10.000 TL bedelli bir senet yine 10.01.2019 vade tarihli 4000 TL bedelli 2 adet bonoya ilişkin olarak ödemede bulundukları iddiasını kanıtlamak amacıyla sundukları dekontlar eski vadeli borçlara ilişkin olup ilgili borçlara ilişkin bir ödeme olmadığını, bu sebeple kendileri tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyası kapsamında 10.12.18 vade tarihli 10.000 TL bedelli ve 10.01.2019 vade tarihli 4000 TL bedelli 2 adet bonoya ilişkin kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapılacak takip ile icra takibi başlatıldığını, dosyanın kesinleştiğini ve icra takibine devam edildiğini, ancak davacı-borçluların haksız ve kötü niyetli olarak ayrıca icra takibinden aylardır haberdar olmaların karşın iş bu davayı açarak müvekkilinin alacağının tahsilini engellemeye çalıştıklarını, buna rağmen yetersiz inceleme ile düzenlenen bilirkişi raporu dikkate alınarak karar verilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğunu; Bilirkişi tarafından hazırlanan rapor dosyadaki mevcut hukuki ihtilafları çözmekten oldukça uzak olduğu gibi denetime elverişli bir rapor da olmadığını, zira delil dilekçesinde ve cevap dilekçesinde değindikleri ve delilleri ile destekledikleri iddialarını karşılamaktan oldukça uzak olduğunu, davacı tarafından sunulmuş olan banka dekontlarının borçlunun borcunu ödediğine ilişkin ispat niteliğinde araçlar da olmadığını, borçlunun, icra mahkemesinde, borcun olmadığını veya itfa yahut  imhal edildiğini resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat ettiği takdirde borcunu ödediğine ilişkin iddiasını ispat etmiş kabul edildiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, sunulan ödeme belgesinin takip konusu borca ilişkin olarak verildiğinin kabul edilebilmesi için, belgede, takip dayanağı senede açıkça atıf yapılmasının zorunlu olduğunu, halbuki davacı yan İİK'nun açık hükmüne ve Yargıtay yerleşik içtihatlarına uygun olmayan bir yöntem ile işbu davayı açmış olup açıkça hukuka aykırı olup davanın kabulü halinde müvekkili nezdinde hakkaniyete aykırı netice ortaya çıkacağını,Karara esas alınan bilirkişi raporunda senetlerin müvekkili şirkete ödendiği açısından tespit yapılmışsa da söz konusu tespitin yetersiz olduğunu, zira senetlerin hepsinde numara ve vade tarihi söz konusu olup davacı tarafa ödemelerin hangi senede müstenit olduğu hususunda banka dekontlarında aydınlatıcı bir ibarenin söz konusu olmadığını, hal böyle iken müvekkilinin huzurdaki icra dosyalarına karşılık ödemelerin yapıldığı sonucunun çıkmasının hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, zira ödemeyi yapan davacı tarafından senetlerin muteber olması, senetlerin vade tarihi, numarası ve düzenleme tarihi gibi ayırt edici özelliklerini tacir olması sebebiyle bilen ya da TTK 18. maddesinin 2. fıkrasında yazıldığı üzere basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü gereğince bilmesi gereken kişi olduğunu, ancak davacılar tarafından gerçekleştirilen ödemelerden hiçbirinde senetlerin ayırıcı özelliklerine değinilmediğini, sadece senet karşılığı yazılmak suretiyle ödemeler gerçekleştirildiğini, söz konusu bu durumun takip konusu borcun itfa edildiği sonucunu doğurmayacağını, buna rağmen ilgili hususlar ve itirazlar dikkate alınmaksızın dava konusu senetlerin; 10.12.2018 vade tarihli 10.000,00 TL ve 10.01.2019 vade tarihli 4000,00 TL senede karşılık ödemelerin yapıldığı tespit edildiği yönünde karar verilmesnin hukuka aykırı olduğunu; Yine dava konusu senet ödemelerine ilişkin olarak kendileri tarafından delil dilekçesinde sunulan taraflar arasındaki mesajlaşma görüntülerinin hiçbir şekilde dikkate alınmadığını ve açıkça hukuka aykırılık ortaya çıkardığını, davacıların ödeme tarihlerinden sonra müvekkili ile olan yazışmalarında takip konusu borç tutarında olan 16.000 TL borcu olduklarını kabul ve ikrar ettiklerini, söz konusu konuşma kayıtlarında açıkça davacı borçlulardan ...'nın şirket işlerini takip eden ...'ye hitaben 16.000 TL borcu olduğunu ve bunu da en kısa sürede ödeyeceğini açıkça yazdığını, davacıların ödeme yapıldıktan sonra müvekkiline karşı bu beyanlarının bir anlamı ve sonucunun olduğu kesin kabulü karşısında yapılan ödemelerle takibin iptalini istemesinin haksızca ve kötü niyetlice olduğunu;Konuşmalarda takip konusu senetlerin vekillere verilerek icraya konulmaması açısından davacıların yakarış ve ricalarının da söz konusu olduğunu, davacıların iddia ettiği üzere ödemeler sonucunda borcu olmayan davacı borçluların müvekkili ile yazışmalarında senetlerin icraya konulmamasını istemesine, adeta bu hususta yalvarmışcasına beyanlarının varlığına dikkat çekmek istediklerini, davacı borçlular tarafından yapılan ödemelerin ticari ilişki çerçevesinde müvekkili şirkete ödemekle yükümlü olduğu başkaca senetlerin karşılığı olduğunu, hatta müvekkili şirket tarafından yapılan ödemeler sebebiyle de davacılara ticari ahlak ve karşılıklı güven sebebiyle inanılmaz derece tahammül ve sabır gösterildiğini, bilirkişi raporunda söz konusu kayıtlardan hiç bahsedilmemiş olmasının tespit ve değerlendirmelerde bu hususa değinilmemesinin raporun eksik tanzim edildiğini açıkça ortaya koyduğunu, zira davacıların dava konusu senetleri ödeme yaptığı iddiasından sonra söz konusu mesajları atması ve mesajlarda da açıkça borcu kabul etmelerinin makul, mantıklı ve haklı bir izahının söz konusu olmadığını;Borçlunun menfi tespit davası açabilmesi için davada hukuki yararının olması gerektiğini, HMK'nın 114/1-h maddesine göre davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunmasının bir dava şartı olduğunu, davacının dava açmaktaki yararının, hukuki olması gerektiğini; ideal veya ekonomik yararın yalnız başına yeterli olmadığını, dolayısıyla yalnızca bu gerekçeye dayalı açılarak açılan bu davanın kabul edilmesinin mümkün olmadığını, hukuki yararının mevcudiyetinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini ancak davacılar tarafından kanun hükümlerine uygun şekilde sunulmuş bir ispatın mevcut olmadığını, davacıların ikame ettiği işbu davada hukuki yarar şartı sağlanamadığından davanın reddi yönünde karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde verilen kararın haksız ve hukuka aykırı sonuç ortaya çıkardığını;Davacılar vekilinin dava dilekçesinde \"ne koparsam kar\" anlayışı ile hareket ettiği ve kötü niyetli olduğu görülünce\" şeklindeki beyanı gerçeği yansıtmamakla birlikte mahkemenin kanaatini etkilemeye yönelik soyut iddialardan başka bir şey olmadığını, davacıların gerçek dışı ve hukuki yönden bir geçerliği bulunmayan iddialar ile yargılamada yanılgılı algı oluşturma çabası içine girdiklerini, müvekkilinin takibe dayanak yaptığı alacağı halen mevcut ve geçerli olup davalı-borçluların aksi yöndeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, buna rağmen yetersiz inceleme ve araştırma yapılarak verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını beyanla verilen kararın kaldırılarak istinaf incelemesi neticesinde davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, kambiyo senedine dayalı icra takibi ve bu takibe konu senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. Davacılar, davalı ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle davalıya keşidecisi ve avali oldukları bir tanesi 10.000 TL, diğerleri 4.000 TL vadeli ve sıralı 11 adet senet verdiklerini, senet bedellerinin tamamı ödenmesine ve üçüncüsünden itibaren tüm senetler iade edilmesine rağmen ilk iki senedin davalı tarafından iade edilmeyerek takibe konu edildiğini beyan ederek borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davanın arabuluculuğa tabi olduğunu, davacılar tarafından yapılan ödemelerde açıklama bulunmadığını, takip konusu senetlerin ayırt edici özellikleri belirtilerek ödeme yapılmamış olduğunu, yapılan ödemelerin daha eski borçlara ilişkin ödemeler olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, davacı tarafça dava açılmadan evvel arabuluculuğa başvurulmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, davada hukuki yararın dava şartı olduğu ve davacıların hukuki yararlarının bulunmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, bilirkişi raporunun eksik olduğu, davacılar tarafından yapılan ödemelerde herhangi bir açıklama olmadığı, bu ödemelerin daha eski tarihli borçlar için yapıldığı, bilirkişi raporunda davacılar ile gerçekleştirilen mesajlaşma kayıtlarının nazara alınmadığı, bu mesajlarda davacıların borçlarını açıkça ikrar ettiklerine ilişkindir. Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılmış menfi tespit talebine ilişkin olup davanın açıldığı 02/03/2021 tarihinde TTK'da menfi tespit davalarının arabuluculuğa tabi olduğu yönünden açık bir düzenleme olmaması ve Mahkemelerce farklı kararlar verilmesi nedeniyle uyuşmazlığın giderilmesi için yapılan başvuru neticesinde Yargıtay 19 HD'nin 04/06/2020 Tarihli, 2020/85 E. ve 2020/454 K. sayılı ilamı ile ticari dava niteliğindeki menfi tesbit davalarında arabulucuya başvurunun zorunlu olmadığına karar verilmiş olup, anılan karar 2797 sayılı Kanunun 45. maddesi gereği mahkemeleri bağlayıcı niteliktedir. Davanın açıldığı tarihten sonra TTK'nın 5/A maddesinde yapılan değişiklik ile menfi tespit davalarında arabuluculuğa başvuru zorunlu hale getirilmiştir. Bu itibarla her ne kadar Mahkemece davalının arabuluculuk dava şartına dair itirazı hakkında olumlu/olumsuz bir karar verilmemiş olması hatalı ise de, itiraz haksız olduğundan davalının bu istinaf sebebi sonuca etkili ve yerinde görülmemiştir.Dosya kapsamından davalı tarafından davacılar aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, davacılar tarafından süresinde itiraz edilmeyen takibin kesinleştiği ve dosyanın derdest olduğu, bu nedenle davacıların takip dosyası ve dayanak senetler nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitini talep etmekte hukuki yararlarının bulunduğu, davanın İİK'nın 72. maddesinde özel olarak düzenlendiği, hukuki yarar ile davanın ispatının farklı hukuki müesseseler olduğu, hukuki yarar HMK'nın 114/1-h maddesi uyarınca dava şartı olduğundan, açılmış bir tespit davasında ancak hukuki yararın bulunduğunun tespitinden sonra ispat hükümlerinin değerlendirilebileceği, dolayısıyla davalının, davacıların davalarını ispat edemedikleri ve davada hukuki yararlarının bulunmadığına dair istinaf sebebinin isabetsiz olduğu anlaşılmıştır.Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıdadır. Ancak alacak kambiyo senedine dayanıyorsa, kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan ispat yükü davacı borçludadır. Somut olayda; taraflar arasında araç alım satımı nedeniyle davacılar tarafından davalı adına keşide tarihi 26/10/2018 olan ve toplam 50.000 TL bedelli 11 adet senedin verildiği, bu senetlerden birincisinin 10.000 TL bedelli ve vadesinin 10/12/2018 olduğu, kalan senetlerin ise sıralı ve 4.000 TL bedelli oldukları, en son senedin vadesinin 10/10/2019 olduğu, ilk iki senet dışındaki tüm senetlerin davacılara iade edildiği konusunda ihtilaf olmadığı, davacı tarafça takibe konu edilen senet bedellerinin ödendiği iddia edilerek ödeme dekontlarının sunulduğu, bu dekontlarda \"... senet karşılığı\" açıklamasının bulunduğu, bu iki dekont dışında davacı ... ve dava dışı ... tarafından davalının ... Bankası'nda bulunan .. Numaralı hesabına \"... senet karşılığı\" açıklaması ile farklı tarihlerde toplam 50.000 TL havale yapıldığı, bu havalelerin davalı tarafça sıralı diğer senetlerin ödemesi olarak kabul edildiği, 10/12/2018 tarihinde yapılan 10.000 TL ve 06/02/2009 tarihinde yapılan 4.000 TL ödemenin ise daha eski tarihli borçlara/senetlere ilişkin olduğunun iddia edildiği, bu iddiaya dayanak olarak herhangi bir delil/senet sunulmadığı, taraflar arasında daha eski tarihli olan alacak-borç ilişkisinin neden kaynaklandığının açıklanmadığı, Mahkemece yapılan ihtarata rağmen ticari defterlerin incelemeye sunulmadığı, davacı ... ve dava dışı... tarafından daha sonraki tarihlerde aynı açıklama ile yapılan, herhangi senet detayı (vade/keşide tarihi açıklaması) içermeyen havalelerin davalı tarafından dava konusu edilmeyen ve fakat vadeleri dava konusu olan senetlerden daha sonraki tarihlere ilişkin olan senetlerin ödemesi olarak kabul edildiği, bu senetlerin davacılara iade edildiği, oysa kabul edilen bu havalelerde de \"... senet karşılığı\" açıklaması bulunduğundan TBK'nın 102. maddesi uyarınca vadesi en önce gelen dava konusu senetlerin ödemesi olarak kabul edilmesi gerektiği, davacılar tarafından toplam 50.000 TL bedelli senet düzenlenmiş, toplam 50.000 TL ödeme yapılmış ve vadesi en son olan senedin davacılara iade edilmiş olması karşısında davalının, yapılan ödemelerin daha eski tarihli borçlara ilişkin ödemeler olduğu iddiasının kabul edilemez olduğu, yapılan ödemelere ilişkin banka kayıtları bulunduğundan davalının dayandığı ve hangi tarihte kimden kime ve hangi borç-alacak için gönderildiği anlaşılamayan mesaj kayıtlarının delil vasfının bulunmadığı, bu itibarla Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 1.280,30 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 320,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 959,60 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/12/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a686cd4dadf44ae2","SID":"424a29508f3af773"}}