{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/1631 <br>KARAR NO\t: 2024/1885<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/10/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/73 E.  -  2020/281 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tDairemizce verilen 23/02/2023 tarih ve 2021/295 Esas 2023/232 sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10/07/2024 tarih ve 2023/3317 Esas 2024/5792 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dosya Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 1925 yılında kurulduğunu, ... Spor Kulübü'nün kuruluşundan bu yana Türkiye Liglerinde ve Avrupa liglerinde birçok başarı elde ettiğini, müvekkilinin \"... \" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin \"... ...\" ibareli marka başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edilerek başvurunun reddine karar verildiğini, ancak bu karara karşı davalı başvuru sahibi tarafından yapılan itirazın dava konusu YİDK kararı ile kabul edilerek başvurunun reddi kararının kaldırıldığını, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin \"...\" ibareli markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, markada yer alan \"KOLEJ\" ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığını, davalının müvekkili gibi İzmir’de ikamet ettiğini, müvekkilinin markalarından haberi olmamasının mümkün bulunmadığını, dava konusu markanın müvekkiline ait zannedileceğini, davalının müvekkiline ait marka değerinden faydalanarak kazanç elde edeceğini ve müvekkilinin marka haklarını ihlal edeceğini ileri sürerek, YİDK’ın 2018-M-10617 sayılı kararının iptalini ve 2017/111542 sayılı “... ...” ibareli markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava  etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>              Diğer davalı vekili, taraf markaları arasında iltibasa neden olabilecek bir benzerlik olmadığını, müvekkilinin ve davacının faaliyet alanının farklı bulunduğunu, \"...\" ibaresinin İstanbul ve İzmir'de bulunan bir semt ismi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, dava konusu \"... ...\" ibareli marka başvurusu ile davacının \"...\" asıl unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, başvuru ibaresindeki ... ibaresinin kapsamındaki hizmetler açısından tali ve tanımlayıcı olduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davalının \"... ...\" ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının \"...\" asıl unsurlu ve ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki markada yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, bu nedenle taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu YİDK kararının iptali ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili, taraf markalarında ortak olarak yer alan \"...\" ibaresinin İstanbul ve İzmir'de maruf semt adı olduğunu, dava konusu markanın davacı markalarıyla benzer bulunmadığını, uyuşmazlık konusu 41. sınıf hizmetlere ilişkin sektörde semt adı ihtiva eden marka kullanımlarının olağan ve yaygın bir uygulama olduğunu, SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.<br>   Davalı ... vekili, taraf markaları arasında iltibas koşularının oluşmadığını, markalarda ortak olarak yer alan \"...\" ibaresinin maruf bir semt adı olduğunu, davacının müvekkilinin markasının tescil edilmek istendiği 41. sınıf \"eğitim-öğretim hizmetleri\"nde faaliyetinin bulunmadığını, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.   <br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 23/02/2023 tarih ve 2021/295 Esas 2023/232 sayılı kararıyla,  taraf markalarında ortak olarak yer alan \"...\" ibaresi, maruf bir yerleşim yeri yer adı olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26.11.1999 tarih, 1999/5790-9590 E.K. sayılı kararında da belirtildiği gibi ülkemizdeki şehir, bölge, coğrafi yer veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişinin  tekeline bırakılamayacağı, bu şekildeki şehir, ilçe veya maruf yerleşim yeri adlarının coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla yanlarına ilave ekler yapılması suretiyle marka olarak tescilinin mümkün bulunduğu,  taraf markalarında \"...\" ibaresi ortak olsa da anılan ibarenin maruf bir yerleşim yeri adı olması nedeniyle taraf markalarında bu ibarenin  ortak olarak yer almasının iltibasa neden olmayacağı, dava konusu başvuru ve davacının itirazına mesnet markalarında yer alan diğer kelime ve şekil unsurlarının taraf markalarını farklılaştırdığı, bu haliyle tarafların marka işaretleri benzer olmadığından SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk<br> ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. <br><br><br>YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 10/07/2024 TARİH VE 2023/3317 ESAS 2024/5792 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının, davacı vekilince temyizi üzerine anılan Yargıtay ilamı ile özetle,  davalının \"... ... \" ibareli başvuru markası ile davacının itiraza mesnet \"...\" ibareli markalarının ayırtedici ve baskın unsurunun \"...\" ibaresi olduğu,  itiraza mesnet markaların bir an için zayıf ibareden oluştuğu kabul edilse  dahi  (bilinen yer adından oluşması sebebiyle) başvuru markasındaki \"kolej\" ibaresinin, tescil kapsamında herhangi bir somut ayırt ediciliği bulunmayan ve dolayısıyla vasıf bildiren bir ibare olduğu, ayrıca itiraza mesnet markalar ve başvuru markasının kapsadığı mal ve hizmetlerin aynı ve benzer olduğu gözetildiğinde ortalama tüketici nezdinde bu markalar ile sağlanan hizmet ve malların aynı yada birbiriyle bağlantılı teşebbüslerden geldiği algısının oluşacağının muhakkak olduğu, hâl böyle olunca 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu ve ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesinin olabileceği gözetilerek davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.  <br><br><br>GEREKÇE\t:Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü  istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİlk derece mahkemesince, taraf marka işaretleri arasında iltibas tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, Dairemizce ise taraf marka işaretleri arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine dair hüküm kurulmuş, Dairemiz kararı yukarıda özetlenen gerekçe ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulmuştur. Bu duruma göre gelinen aşama itibariyle somut uyuşmazlık yönünden tartışılması gereken husus, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunup bulunmadığıdır. <br>                           Somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramı açıklanmalıdır. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.   <br>Somut olayda, dava konusu marka \"... ...\" ibaresinden, davacının itirazına mesnet markaları ise \"...\", “...\" ibarelerinden oluşmaktadır. Görüldüğü üzere, taraf markalarında \"...\" ibaresi ortak olarak yer almakta olup, uyuşmazlık da bu ibarenin markalarda ortak olarak yer almasının iltibasa sebebiyet verip vermeyeceği noktasındadır.<br> \"...\" ibaresi ülkemizde bulunan maruf bir yerleşim yerinin adıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  26.11.1999 tarih, 1999/5790-9590 E.K. sayılı kararında, \"... ülkemizdeki şehir, bölge veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanımak, bu isimlerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracaktır. Örnek verilmek gerekirse İstanbul, Ankara veya İzmir veya dava konusu olayda olduğu gibi İstanbulun maruf bir ilçesinin adı olan sadece \"...\" sözcüğünün bir kişi adına marka olarak tescil edilmesi halinde, bu sözcük artık bir kişinin tekelinde kalacak ve bu şekilde bir kamu adı başkaları tarafından markalarında kullanılamayacaktır. Zira, yerleşen uygulamaya göre, bu isim, markanın \"kök\" sözcüğü olacak ve iltibas iddiası ile diğer marka başvurularının önlenmesine neden teşkil edecektir. 556 sayılı KHK.nin genel amacı dikkate alındığında böyle bir imtiyazın kimseye tanınmaması gerekir. Bu şekildeki şehir, ilçe veya maruf yerleşim yerlerinin isimlerini teşkil eden sözcükler hangi ürünün markası olarak kullanılacak ise, onunla birlikte tesciline imkan verilmesinin anılan yasal düzenlemenin amacına daha uygun olduğu görüşünün benimsenmesi de bu şekilde böyle bir markayı kullanmak isteyenlerin menfaat dengelerinin korunması bakımından da uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bu ilkeye göre, örneğin \"İstanbul\" ve \"Ankara\" adları coğrafi işaretlerle karışmaya meydan vermeyecek şekilde, ...\" gibi kullanılacağı mamul veya hizmetin nevi ile birlikte ancak işaret olarak kullanılabilecek ve bunun sonucu marka olarak tescili mümkün olabilecektir.\" denilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  04.06.2018 tarih ve 2016/11850 E.-2018/4241 K. sayılı ilamında da, aynı ilkeler tekrar edilmiş ve  başkalarının da aynı coğrafi yer adını farklı bir takım eklerle marka olarak tescil ettirmesinin mümkün olduğu kabul edilmiştir.<br>Yapılan açıklamalar çerçevesinde  somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde,  davacının itirazına mesnet \"...\", “...\" ibareli başvuru arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira  taraf markalarında \"...\" ibaresi ortak olsa da anılan ibarenin maruf bir yerleşim yeri adı olması nedeniyle taraf markalarında bu ibarenin  ortak olarak yer almasının iltibasa neden olmayacağı, dava konusu başvuru ve davacının itirazına mesnet markalarında yer alan diğer kelime ve şekil unsurlarının taraf markalarını farklılaştırdığı, başvuruya  yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı kabul edilmiştir.<br> Kaldı ki aynı taraflar arasında, işbu davadaki gibi 41. sınıf hizmetler yönünden tescil edilmek istenen \"... EĞİTİM KURUMLARI\" ibaresi ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, yukarıda açıklanan aynı nedenlerle, iltibas koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin davanın  kabulüne dair kararının kaldırılarak, Dairemizce davanın reddine dair tesis edilen karar, Yargıtay 11. HD.'nin 12.09.2024 tarih ve 2021/4695 E.- 2024/6342 K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Görüldüğü üzere Dairemizin somut uyuşmazlıktaki kararında yer alan tüm bu gerekçeler, aynı taraflar arasındaki aynı nitelikteki bir başka uyuşmazlıkta, Yargıtay 11. HD.'nce de benimsenmiştir. <br>Bu nedenlerle Dairemizce Yargıtay bozma ilamında belirtilen görüşlere iştirak edilmemiş, önceki kararda direnilmesine karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Dairemizin 23/02/2023 tarih 2021/295 E,  2023/232 K sayılı kararında DİRENİLMESİNE,<br>\t2-Davalılar ... ile ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KABULÜ ile Ankara 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/10/2020 gün ve 2019/73 E, 2020/281 K sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın REDDİNE,<br>4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 44,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 383,20-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 32,50-TL posta masrafı, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 194,60-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,<br>\t8-Davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvuru harcı olarak yatırılan 162,10-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,  <br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>\t10-Davalılar ... ile ... tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davalılara ayrı ayrı iadesine,  <br>\t11-Davalılar kendilerini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiklerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' nin 2/4 maddesine göre hesaplanan 16.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,<br>Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şahıs vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı yapılan açık yargılama sonucunda 27/11/2024 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde  TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/11/2024<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/12/2024   \t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d0d9cfdd183f5312","SID":"aaa6a56948fecb29"}}