{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/1627 <br>KARAR NO\t: 2024/1883<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/09/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/301 E.  -  2020/217 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tDairemizce verilen 15/12/2022 tarih ve 2021/85 Esas 2022/1590 sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04/06/2024 tarih ve 2023/2030 Esas 2024/4643 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla,  dosya Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:  <br><br>  TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 21.10.2015 tarihinde kurulan bir yazılım şirketi olduğunu, ticaret unvanının çekirdek unsurunu teşkil eden “...” ibaresinin 42. sınıfa giren hizmetlerde marka olarak tescili için  başvurusunda bulunduğunu, davalı gerçek kişinin başvuruya itirazının dava konusu YİDK kararıyla kabul edilerek başvurunun reddine karar verildiğini, oysa davacının kurulduğu 2015 yılından itibaren dava konusu “...” ibaresini ticaret unvanının yanında markasal olarak da  mizanpajı ve tasarımı kendisine ait olan özel bir kompozisyonda kullanıldığını, davalı gerçek kişinin eserinden uyarlanan dizi fragmanının  11.03.2017 tarihinde yayınlandığını, davacının markasal kullanımının bu tarihten önce olduğunu,  dava konusu markanın davacının iştigal alanına giren yazılım ve mühendislik hizmetlerinde kullanılacağını, davalı gerçek kişinin markasını kullandığı alanın bundan farklı bulunduğunu, davacının bir yazılım firması olarak kendisine “...” sayısından gelen “...” ibaresini ve Fibonacci spiralinin şeklini seçmesinin son derece doğal olduğunu, davalı şahsın “...” isimli kitabının 2013 yılında çıkmış olmasına rağmen 2015 yılından sonra tanınmış bir eser haline geldiğini, bu nedenlerle somut olayda davacının markasını seçerken davalı şahsın eserinden esinlenmesi gibi bir durumun söz konusu olduğunun söylenemeyeceğini, tarafların iştigal alanları da çok farklı  bulunduğundan haksız rekabet yaratan ya da yaratabilecek bir durumun söz konusu olmadığını ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’nın 2019-M-4598 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı vekili, müvekkilinin “...-...”, “...”, “...” isimli eserleri ile ülkemizin en tanınmış yazarları arasında yer aldığını, “...-...” isimli kitap üçlemesinin büyük bir başarıya ulaştığını, bu üçlemenin ilk kitabı olan “...”nin 2013, ikinci kitabı olan “...”nin 2014 ve son kitabı olan “...”nin de 2015 yılında yayınlandığını,2013, ikinci kitabı olan “...”nin 2014 ve son kitabı olan “...”nin de 2015 yılında yayınlandığını, bu kitapların her birinin ülke çapında büyük ses getirdiğini, davalının \"...\" isimli kitabının dizi filme uyarlanması konusunda 2016 yılında dava dışı ... firmasıyla  sözleşme imzaladığını, ... tarafından hazırlanan dizinin ilk fragmanının 11.03.2017 tarihinde yayınlandığını, davalı şahsın tanınmış hale getirdiği eser adının davacı tarafça marka başvurusuna konu edildiğini, ayrıca başvuruda kullanılan logonun davalının kitaplarında uyarlanan dizinin logosu ile ayniyete yakın benzer olduğunu, davalının “...” ibaresi üzerinde öncelik hakkı bulunduğu gibi eser adından kaynaklı telif hakkı da bulunduğunu, davacının seçebileceği sonsuz ibare varken “... “ ibaresini marka olarak seçmesinin ve bu ibareyi de müvekkilinin eserinden uyarlanan dizinin ilk fragmanında halka sunulan logo ile ayniyet derecesinde benzer bir logo ile kullanmasının davacının kötü niyetini gösterdiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, somut olayda SMK'nın 6/3 maddesindeki koşulların oluşmadığı, ancak davalının 2013 tarihinde yayımlandığı \"...\" adlı eserden kaynaklı telif hakları nedeniyle dava konusu başvuruyu SMK'nın 6/6 maddesi anlamında engelleme hakkı bulunduğu, diğer yandan davacının dava konusu başvuruyu, davalı şahsın “...” isimli eserinden uyarlanan dizinin ilk fragmanının yayınlandığı 11.03.2017 tarihinden az sonraki bir tarihte, 22.03.2017 tarihinde yapmış olması ve bu fragmanda halka sunulan logo ile davacının markasında tek unsur olarak yer alan logonun ayniyet derecesinde benzer bulunmasının hayatın olağan akışı içerisinde çok rastlanamayacak bir tesadüfi durum olmadığından, dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunduğu, açıklanan nedenlerle dava konusu YİDK kararının yerinde bulunduğ gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, müvekkilinin kurulduğu tarihten beri faaliyet konusu ile doğrudan ilişkili olması nedeniyle   \"Fibonacci Spirali\" olarak bilinen şekli  ve \"...\" ibaresini ticaret unvanında ve markasal olarak kullandığını, müvekkilinin başvuruda yer alan logoyu davalı gerçek kişinin kitabından uyarlanan dizi fragmanın yayınlanmasından önce kullandığını,  ilgili logo görselini ilk  oluşttturan ve   kullananın müvekkili olduğunu, müvekkilinin \"...\" ibaresini seçmesinde \"Fibonacci Spiralinin\" etkili bulunduğunu, davalının \"...\" isimli romanın  yazılım, bilgisayar ve bilişim gibi konularla hiçbir bağlantısı olmadığını dolayısıyla müvekkil şirketin davalı kitabının isminden esinlenmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu,  ayrıca eser adının SMK hükümlerince korunabilmesi için , FSEK 83/II maddesi kapsamında ayırt edici nitelikte  olması gerektiği, ilgili hükme göre umumen kullanılmakta olan ve ayırt edici  nitelikte bulunmayan eser adlarının korunmayacağını, somut olayda da ayırt ediciliği bulunmayan \"...\" isminden kaynaklı telif hakkının somut olayda nispi ret sebebi olarak kabul edilmesinin hukuken hatalı bulunduğunu, diğer yandan mahkemece kötü niyete esas alınan logoyu ilk kullananın müvekkili olduğunu, bu kapsamda sunulan delillerin dikkate alınmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesimi istemiştir<br> <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 15/12/2022 tarih 2021/85 Esas, 2022/1590 Karar sayılı kararıyla, eser adlarının SMK'nın 6/6 maddesinde geçen telif hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamakla birlikte Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2013/16083-2014/5149 E/K, 2016/4147-2017/6075 E/K ve 2017/3992-2010/1020 E/K sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere FSEK'nın 83. maddesi  anlamında bir eser adının korunabilmesi için ayırt edici bir vasfının olması ve bir başka eserde kullanılmasının iltibas oluşturması gerekli olup başlı başına bir eser adının SMK'nın   6/6 hükmü anlamında \"telif hakkı\" olarak bir başkasına ait marka başvurusu bakımından tescil engeli oluşturmasının mümkün olmadığı, somut uyuşmazlıkta da  her ne kadar  davalı gerçek kişinin eser sahibi olduğu ve 2013 yılında yayınlanan kitabının adı olan \"...\" ibaresi dava konusu başvuruda aynen yer alsa da \"...\" ibaresinin matematikte bir sayıyı ifade etmesi nedeniyle Dairemizce anılan ibarenin  ayırt edici bir vasfının bulunmadığı, bu nedenle FSEK 83. maddesi kapsamında korunması mümkün görülmediğinden somut olay bakımından SMK'nın 6/6 maddesindeki koşulların oluşmadığı, ayrıca dava konusu başvurunun kötü niyetli de olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir. <br><br><br>YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 04/06/2024 TARİH VE 2023/2030 ESAS 2024/4643 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının, davalı ... vekilince temyizi üzerine anılan Yargıtay ilamı ile özetle, “...” ibaresinin davalı ... tarafından 2013 yılında basımı gerçekleştirilen ve piyasaya sürülen üçleme serisinin ilk kitabının adı olduğu, eserin daha sonra aynı isim ile televizyon dizisi haline getirildiği, davalı ...'in \"...\" ibaresi üzerinde başvuru sahibinden daha önce hak sahipliğinin bulunduğu, başvuruya konu marka örneğinin ...’in eserinden uyarlanmış bulunan televizyon dizisine ait logo ile ayniyete yakın düzeyde benzerlik arzettiği, genel izlenim itibariyle markalar ele alındığında, \"...\" ibaresi olan davalı markası ile davacı markalarının, görsel, kavramsal ve fonetik olarak birbiriyle neredeyse aynı olup, bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle karıştırılabilecek ölçüde benzer markalar oldukları anlaşıldığından Dairemizce davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.  <br><br><br>GEREKÇE\t:Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>  İlk derece mahkemesince, dava konusu başvurunun SMK'nın 6/6 maddesi uyarınca tescili engeli bulunduğu ve aynı zamanda SMK'nın 6/9 maddesi uyarınca kötü niyetli  olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Dairemizce ise  dava konusu başvurunun SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında tescili engeli bulunmadığı ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine dair hüküm kurulmuş, Dairemiz kararı yukarıda özetlenen gerekçe ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulmuştur. Bu duruma göre gelinen aşama itibariyle somut uyuşmazlık yönünden tartışılması gereken husus, somut olay bakımından SMK'nın 6/6 maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Zira, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamı ile davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmekle, Dairemizin dava konusu başvurunun kötü niyetli olmadığı yönündeki tespiti kesinlemiştir. <br>SMK'nın 6/6 maddesinde, tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedileceği düzenlenmiştir. Eser adlarının anılan maddede geçen telif hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2013/16083-2014/5149 E/K, 2016/4147-2017/6075 E/K ve 2017/3992-2010/1020 E/K sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere FSEK'nın 83. maddesi anlamında bir eser adının korunabilmesi için ayırt edici bir vasfının olması ve bir başka eserde kullanılmasının  iltibas oluşturması gerekli olup başlı başına bir eser adının  SMK'nın  6/6 hükmü anlamında \"telif hakkı\" olarak bir başkasına ait marka başvurusu bakımından tescil engeli oluşturması mümkün değildir. <br>Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, bozma ilamında açıklanan, davalı gerçek kişinin eser sahibi olduğu ve  dava konusu başvurudan önce 2013 yılında yayınlanan kitabının adı olan \"...\" ibaresi dava konusu başvuruda aynen yer aldığı, kararımızda da  belirtildiği üzere, Dairemizin de kabulündedir. Ancak  yukarıda da açıklandığı gibi bir eser adının SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında tescil engeli oluşturabilmesi için eş deyişle FSEK'nın 83. maddesi  anlamında bir eser adının korunabilmesi için ayırt edici bir vasfının olması ve bir başka eserde kullanılmasının  iltibas oluşturması gereklidir. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede davalı gerçek kişinin eserinin adı olan \"...\"  ibaresinin matematikte bir sayıyı ifade ettiği, bu nedenle de  ayırt ediciliğinin bulunmadığı kanaatine varılmış ve bu bağlamda dava konusu başvurunun SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında tesciline engel oluşturmayacağı kabul edilmiştir.<br>Diğer taraftan bozma ilamında,  başvuruda yer alan logo da davalı gerçek kişinin eserinden uyarlanmış bulunan \"...\" isimli televizyon dizisine ait logo ile ayniyete yakın düzeyde benzer olduğu, davalı gerçek kişinin bu yönden de SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında öncelik hakkının bulunduğu kabul edilmişse de, ilk derece mahkemesince davalı gerçek kişinin sadece  dava konusu başvurudan önce 2013 yılında yayınlanan kitabının isminden kaynaklı olarak SMK'nıun 6/6 maddesi anlamında başvurunun tescilini engelleme hakkının bulunduğu kabul edilmiş, davalı gerçek kişinin eserinden uyarlanmış bulunan \"...\" isimli televizyon dizisine ait logo ile dava konusu başvuruda yer alan logonun benzer olması hususu dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğuna gerekçe yapılmıştır. Dairemizce de açıklanan bu hususular gözetilerek, davalı gerçek kişinin kitabının isimi olan \"...\" ibaresi nedeniyle dava konusu başvurunun SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında tescili engeli bulunup bulunmadığı incelenmiştir. Yukarıda da açıklandığı üzere Dairemizin dava konusu başvurunun kötü niyetli olmadığı yönündeki tespiti kesinleştiğinden, davalı gerçek kişinin eserinden uyarlanmış bulunan \"...\" isimli televizyon dizisine ait logonun SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında nazara alınması mümkün değildir.<br>Bir an için aksinin kabulünde dahi Dairemiz kararında belirtildiği üzere, gerek dava konusu başvuruda kullanılan logonun, davalı gerçek kişinin eserinden uyarlanmış bulunan \"...\" isimli televizyon dizisinin yayın tarihinden önce davacı tarafça kullanıldığının dosya kapsamı ile sabit olması gerekse de bahsi geçen televizyon dizisinde kullanılan logonun matematikte fibonacci sayılarını temsil eden \"Fibonacci Spirali\"ne ilişkin bulunması, bu nedenle de yaratılmış, özgün ve ayırt edici bir şekil olmaması karşısında  SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında başvurunun tesciline engel oluşturmayacağı kabul edilmiştir.<br>Esasen Dairemiz kararını bozan Yargıtay ilamında da davalı gerçek kişinin eserinin adı olan \"...\" ibaresinin ve davalı gerçek kişinin eserinden uyarlanmış bulunan televizyon dizisine ait logonun, yukarıda açıklandığı şekilde, ayırt edici olup olmadığı yönünde hiçbir gerekçeye yer verilmemiş, sadece  dava konusu başvuru ile görsel, kavramsal ve fonetik olarak benzer olup olmadıkları yönünden bir değerlendirme yapılmıştır. <br>Bu nedenlerle Dairemizce Yargıtay bozma ilamında belirtilen görüşlere iştirak edilmemiş, önceki kararda direnilmesine karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Dairemizin 15/12/2022 tarih 2021/85 Esas, 2022/1590 Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE,<br>\t2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince  verilen 21/09/2020 gün ve 2019/301 E, 2020/217 K sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>\t3-Davanın KABULÜ ile  TÜRKPATENT YİDK'nın 2019-M-4598 sayılı kararının İPTALİNE,<br>\t4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 383,20-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 121,00-TL tebligat ve posta masrafı, 1.800,00-TL bilirkişi ücreti ile istinaf aşamasında yapılan 182,00-TL tebligat ve posta masrafı, 148,60-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan 2.251,60-TL'ye 44,40-TL peşin harç ve 44,40-TL başvurma harcı tutarından oluşan toplam 2.340,40-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br> 7-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>8-Davalı şahıs tarafından ilk derece mahkemesinde ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t10-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğine ve talebi halinde davacıya iadesine,  <br>\t11-Davacı kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' nin 2/4 maddesine göre hesaplanan 16.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\tDair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şahıs vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı yapılan açık yargılama sonucunda 27/11/2024 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde  TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/11/2024<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/12/2024   <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1e08d1872b5e7954","SID":"621e24bd3ae9f3ec"}}