{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1256 - 2024/1882<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/1256 <br>KARAR NO\t: 2024/1882<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                                   K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/09/2018<br>NUMARASI\t\t: 2017/497 E.  -  2018/330 K.<br><br>DAVACI\t:  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI (Müteveffa)\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/09/2018 tarih ve 2017/497 E. - 2018/330 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi  davacı vekili  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2012/26739 sayılı ve \"...\" ibareli tanınmış markanın sahibi olduğunu, davalı şahsın bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...'e başvuruda bulunduğunu, 2016/66311 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, itiraz üzerine 37. sınıftaki birtakım hizmetler yönünden başvurunun kısmen reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın ise davalı kurum Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2017-M-8737 sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının aynı ya da ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı markasının müvekkilinin markasından bir harf ile farklılaştığını, okunuş sebebiyle de benzerlik ve karıştırılma ihtimali söz konusu olduğunu, seri marka imajı doğacağını, dava konusu markaların benzerlik düzeyi dikkate alındığında davalının dava konusu marka başvurusunu kötüniyetli olarak yaptığını, davalının müvekkilinin markasının imajı, itibarı ve müşteri çevresinden yararlanma gayreti içinde olduğunu, müvekkilinin ... mağaza adı ile tanınmış marka vasfına sahip olduğunu ve bu mağazalarında satışı yapılan \"...\" markalı ürünlere yönelik iltibas tehlikesinde tanınmışlığın re’sen dikkate alınması gerektiğini, bu anlamda müvekkili markasının tanınmış olduğunu ileri sürerek,  2017-M-8737 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>Diğer davalı şahıs, davaya cevap vermemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı marka başvurusu kapsamında kalan 36. sınıf hizmetlerin davacı markasının tescilli olduğu 09, 35 ve 37. sınıf emtialardan tamamen farklı olduğu, somut uyuşmazlıkta dava konusu marka işaretleri bakımından benzerlik bulunduğu hususunun davacı lehine YİDK kararı ile kabul edildiği, ayrıca dava konusu marka işaretleri benzer olmakla birlikte dava konusu emtiaların niteliği farklı olduğundan somut uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesinin koşullarının oluşmadığı, davacının tanınmışlık iddiasının ... markasının tanınmışlığına dayandığı ve davacının bu marketlerde sattığı \"...\" markasının da tanınmış olduğunu ileri sürdüğü, bu iddia dışında davacının \"...\" markasının tanınmışlığını ispata yarar delil sunulmadığı, sonuç olarak davacının itiraza mesnet markasının tanınmışlığını ispatlayamadığı ve somut uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK'nın 8/4 maddesi koşullarının oluşmadığı, dava konusu markanın kötü niyetli tescil edildiğine ilişkin herhangi bir olgu ve olayın dosya kapsamından tespit edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkemece aldırılan bilirkişi raporuna süresinde itiraz ederek ek rapor ya da yeni bir bilirkişi raporu aldırılmasının talep edildiğini, işbu taleplerinin değerlendirme dışı bırakılarak eksik ve hatalı incelemelere dayalı rapora dayalı olarak hüküm kurulduğunu, yerel mahkemece yapılan benzerlik değerlendirmesinde ''marka işaretleri bakımından benzerlik bulunduğu\" hususunun kabul edildiğini, emtia benzerliği bulunmadığı kanısına varıldığını, mahkemece markaların benzerliğine karar vermişse müvekkili markasının tanınmışlığını da değerlendirmeye alarak davalı markasının tüm sınıflar yönünden iptalinin gerektiğini, zira taraf markalarının ayniyet derecesinde benzer olduğunu, ayrıca taraf markaları arasında mal ve hizmet benzerliğinin de bulunduğunu, davalı markasının tescilli olduğu 36. sınıf hizmetlerin 35. sınıf hizmetlerle benzediğini, müvekkilinin \"...\" markasını kullanarak seri marka oluşturma gayreti içerisinde olduğunu, müvekkilinin marka sayısının fazlalığı, markalarını her alanda kullanması ve tanınmışlığının davalı markasının müvekkil markası gibi algılanma ihtimalini yükselttiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİlk derece mahkemesi kararından sonra davalı ...'in vefat ettiği anlaşıldığından, Dairemizce duruşma açılmak suretiyle, müteveffa davalı mirasçıları davaya dahil edilmiştir. <br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu markanın başvuru tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gereken 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesinde işaretlerin ayniyeti  veya benzerliği yanında mal ve hizmetlerin de ayniyeti veya benzerliğinin arandığı, dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet markasının benzer olduğu, ne var ki, emtia benzerliği şartının gerçekleşmediği, zira taraf markalarında benzer olarak yer alan 37. sınıf hizmetlerin dava konusu marka başvurusu kapsamından çıkartıldığı, kalan hizmetler yönünden ise emtia benzerliğinin gerçekleştiğinin söylenemeyeceği, bu hale göre taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırıma ihtimalinin bulunmadığı, davacı tarafça tanınmışlık gerekçesi ileri sürülmüş ise de, davacının itiraza mesnet markasının tanınmışlığının kanıtlanamadığı, öte yandan, her ne kadar davacı tarafın ek rapor ya da yeni bir bilirkişi raporu aldırılması talebi kabul edilmemiş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E. - 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 356/2. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 427,60-TL maktu  karar ve ilam harcından, davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açıldığından ve tek duruşma yapıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 16.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, diğer tarafların yokluğunda, yapılan açık yargılama sonucunda 27/11/2024 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde  TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 30/12/2024\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br> <br><br>Üye<br><br><br>Katip<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ccd2917a242f4259","SID":"74eb1bdc77892b24"}}