{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/1918 - 2024/1834<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1918 <br>KARAR NO\t: 2024/1834<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ...(...)<br>ÜYE\t: ...(...)<br>ÜYE\t: ...(...)<br>KATİP\t: ...(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t:10/09/2024<br>NUMARASI\t:2024/556 Esas - 2024/456  Karar<br><br>DAVACI\t: OTOSEMİH MOTORLU ARAÇLAR SERVİS HİZMETLERİ SANAYİ TİCARET A.Ş. - 0623045611600001 - ...<br>VEKİLİ\t\t: Av. ...<br>DAVALI \t: KARASU BELEDİYE BAŞKANLIĞI -  ...<br>VEKİLİ\t: Av....<br>DAVA\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 05/09/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 13/12/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 17/12/2024<br><br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı arasında ticari işlerden kaynaklı cari hesaba konu alacağın doğduğunu ve bu alacağın Sakarya 4. İcranın 2024/5641 E. No'lu takibine konu edildiğini, davalı borçlunun kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, arabuluculuğa müracaat edildiğini, anlaşma sağlanamadığını, davalının; Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2024/5641 E. sayılı dosyasında yaptıkları takibe haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz ettiğini ve takibi durdurduklarını, davalı borçlunun her ne kadar icra takibine itiraz etmiş ise de itiraz sonrası ve iş bu dava açılışı öncesinde müvekkile bir kısım ödeme yapmış ancak icra dosyasına konu 3.285,00-TL anapara ve faiz, icra masrafları ve vekalet ücretini ödemediğini, dolayısıyla anapara bakiye alacağın 3.285,00-TL olup faiz,icra masrafları ve vekalet ücretinin tahsil edilebilmesi için iş bu davaya ihtiyaç duyulduğunu, taraflar arasında ticari bir ilişkinin varlığının kati olduğunu, davalı belediyenin takip sonrasında ve dava öncesinde aldığı mal ve hizmetlerin karşılığı olarak bir kısım borcunu ödemiş olmasının hem ticari ilişkinin hem de borcun varlığının kabulu gereği olduğunu belirterek, müvekkile ait ticari defter ve kayıt ve belgelerin incelenmesiyle icra takibinde ve iş bu dava da haklılıklarının anlaşılacağını, takip konusu alacağın faturaya dayalı olduğunu, dolayısıyla para borcu olduğunu, takibin yetkili icra dairesinde açıldığını, kötü niyetli yapılan itirazlar sebebiyle % 20 den aşağı olamamak kaydı ile kötü niyet tazminatını talep ettiklerini, davalı borçlu her ne kadar faize itiraz etmiş ise de TTK 1530 maddesi gereği faturanın düzenlenmesi ve karşı tarafa bildirimi üzerinden 30 gün geçmesi üzerine herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın borçlunun temerrüde düşmüş sayıldığını, bu sebeble borçlunun faize yapmış olduğu itirazı kabul etmediklerini, TTK'nın ilgili madde gereği takibe konu yapmış oldukları ve davacıya ödenmesi gereken faiz alacağımızın şimdilik 35.000,00-TL sini dava konusu yaptıklarını, fazlaya dair kısmını saklı tuttuklarını, tüm bu nedenlerle; her ne kadar davalı tarafından bir kısım ödeme yapılmış ise de dosya borcu faiz ve ferileri ile beraber kapatılmadığından iş bu davaya ihtiyaç duyulduğunu, Tüm bu nedenlerle; davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali, bu dava öncesinde bir kısım ödemenin müvekkile yapılması sebebiyle takibin 3.285,00-TL asıl alacak 35.000,00-TL bir kısım faiz alacağı olmak üzere bu miktarlardan devamına, takibe konu icra masrafları vekalet ücreti ile birlikte kötü niyetle yapılan itiraz sebebiyle % 20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,<br>-Davaya bakmaya Karasu Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin görev hususundaki kararı kısmen hukuka aykırı olup dava konusu uyuşmazlığa bakıldığında davanın Tüketici Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini (6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Madde \"73- (1)), ayrıca yine mezkur kanun uyarınca tüketici mahkemelerinin görev alanına giren uyuşmazlıklarda zorunlu arabulucuk türleri arasından tüketici uyuşmazlıkları seçilmesi gerektiğini, mahkeme kararında süresi içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi hususunda başvurulmaması halinde değerlendirme yapılacağı belirtilmekle birlikte vekalet ücretinin miktarı ve yargılama giderlerinin ne kadar olması gerektiğine karar verilmediğini, ilamlı icra yoluna ancak ilamda açıkça tespit edilen ve eda niteliğinde hükümler için başvurulacağından karar bu nedenle de hukuka aykırı bulunduğunu, beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılması, davanın reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/09/2024 tarih, 2024/556 Esas - 2024/456 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; davacı şirket tarafından Karasu Belediye Başkanlığı aleyhine cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>Somut olayda Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olup olmadığının belirlenmesi, davanın ticari niteliğinin ve görevli mahkemenin belirlenmesinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile getirilen düzenlemelerin değerlendirilmesi gerekir.<br> 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için  uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir.<br> Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava  haline  getirmez.<br>  6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Öte yandan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret  Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1.maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Başka bir anlatımla, yargı çevresinde Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için Asliye Hukuk Mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir. Buna karşılık, Kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, Asliye Hukuk Mahkemesinin ticari olmayan bir davayı Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görmüş olması açıkça bozmayı gerektiren bir usule aykırılık halini oluşturmaktadır.<br>Bu itibarla, taraflar arasındaki ilişki faturalara konu mal ve hizmet alım satımından kaynaklanmakta olup uyuşmazlık mutlak ticari dava niteliğinde değildir. Öte yandan, davacı tüzel kişiliği bulunan tacir ise de; davalı kamu kurumu olup tacir sıfatı bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın nispi ticari dava niteliğinde olduğu da söylenemeyecektir. Hal böyle olunca mahkemelerin görevine ilişkin düzenlemelerin kamu düzeni ile ilgili olması ve her aşamada görev hususu mahkemece resen nazara alınması gerektiğinden mahkemece davaya Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılıp sonuçlandırılması gerekmektedir.<br>Öte yandan 6100 sayılı HMK.’nın \"Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri\" başlığı altındaki 331. maddesinin 2. fıkrasındaki \"görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararlarından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder\". hükmü yer almaktadır.<br>6100 sayılı HMK'nın 331-(2) maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkemece hükmedileceği, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkemece verilecek ek kararla dosya üzerinden bu durumun tespiti ile yargılama giderleri ve vekalet ücreti hususunda karar verileceğinin hüküm altına alındığı, bu durumda ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararı ile birlikte yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmetmesine olanak bulunmadığı, anılan hükümde yargılama giderleri ile vekalet ücretine ne zaman hangi mahkemece hükmedileceğinin açıkça düzenlendiği, bu nedenle davalı vekilinin istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmakla istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.<br><br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/12/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"384dc1a729c817fe","SID":"d17c86b312471986"}}