{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/1193 <br>KARAR NO: 2024/2012<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 07/12/2021<br>NUMARASI: 2018/261 Esas - 2021/1333 Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 28/11/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin eşi olan ...'nin 06/02/2017 tarihinde Aydın ili, ... Mahallesi, ... caddesinde yaya geçidinden geçmekte olduğu sırada ...'ın kullanmakta olduğu ... plakalı aracın çarpması sonucu vefat ettiğini, kaza sonrası kolluk tarafından düzenlenen tutanakta araç sürücüsü ...'ın %100 kusurlu bulunduğunu, müteveffanın ise kusurunun olmadığının tespit edildiğini, Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/321 Esas sayılı dosyası ile kovuşturma yapıldığını ve yargılamanın halen devam ettiğini, söz konusu kaza sonrası müvekkilinin destekten yoksun kalma tazminatı almak üzere trafik sigortası olan ... Sigorta A.Ş'ye başvuru yaptığını, başvuru üzerine 62.010,00 TL tutarında tazminat ödemesi yapıldığını, sigorta şirketinin yaptığı hesaplamanın gerçek tazminat değerinin çok altında olduğunu, müteveffanın PTT'den emekli işçi olduğunu, kaza tarihi itibariyle 72 yaşında olduğunu, uzman bir bilirkişi tarafından hesaplama yapılmasının gerektiğini belirterek bu hesaplama sonrası çıkacak tutardan müvekkiline ödenen 62.010,00 TL'nin mahsubu ile kalan bedeli başvuru tarihi olan 27/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili sigorta şirketine başvurusu üzerine şirket nezdinde hasar dosyası açıldığını, aktüer bilirkişiden TRH-2010 yaşam tablosuna göre alınan rapor sonucu davacıya 09/11/2017 tarihinde 60.212,64 TL tazminat ödemesi yapıldığını, yapılan bu ödeme ile müvekkilinin tüm hukuki sorumluluğunu yerine getirdiğini,  trafik sigorta poliçesinin 23/07/2016 tanzim tarihli olması sebebiyle 01/06/2015 tarihli Trafik Sigorta Poliçesi Genel Şartlarına tabi olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müteveffa açısından destekten yoksun kalma tazminatı talep eden davacının, müteveffanın ölmeden önceki sürekli ve düzenli desteğini maddi olgularla ispat etmesinin gerektiğini,  müteveffanın gelir durumunun ispatının da davacıya düşeceğini, ayrıca kusur durumunun net olarak tespit edilmesinin gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın kabulü ile, toplam 20.418,70 TL destekten yoksun kalma tazminatının 06/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  bilirkişi tarafından müvekkili şirketçe ödeme yapılan tarihe göre hesap yapılarak ödeme tarihinde zararının karşılanıp karşılanmadığı hususu araştırılması gerekirken, doğrudan güncelleme yapılmasının kabul edilemeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda her ne kadar TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alınmışsa da teknik faiz uygulanmadan yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu 99.maddede dava öncesi başvuru yapılması gerektiği ve esas alınacak yönetmelikler ise Genel Şartlarda düzenlendiğini, hükmedilecek faizin ödeme tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 06/02/2017 günü saat 10:40 sıralarında, sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonet ile ... Bulvarını takiben Otoyol kavşağı yönüne doğru seyir halinde iken olay mahalli ... kesişimi kavşağına geldiğinde aracının sağ ön kısımlarıyla, istikametine göre sağ tarafından kaplamaya girip yaya geçidi üzerinden karşıdan karşıya geçmek isteyen yayalara çarpması neticesi davacının desteği yaya ...'nin vefat ettiği dava konusu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır. Davalı ... Şirketi tarafından yapılan başvuru üzerine davacılara 09/11/2017 tarihinde  tarihli dekont ile 60.212,64 TL ödeme yapıldığı, dosya kapsamına ibraname sunulmadığı görülmüştür. Bu doğrultuda taraflar arasında imzalanan ibraname bulunmadığından, KTK'nın 111.maddesi kapsamında ortada anlaşma olmadığından dava tarihinden önce yapılan ödeme ile ödeme tarihi itibariyle yapılması gereken ödeme arasında orantısızlık bulunup bulunmadığının araştırılmasına gerek yoktur. Bakiye alacak yönünden usulünce verilmiş ibraname bulunmadığı için Yargıtay yerleşmiş içtihatlarına uygun şekilde önceden yapılan ödeme makbuz hükmünde kabul edilerek dava tarihinden önceki ödeme rapor tarihine kadar güncellenerek tazminattan mahsup edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 17. H.D.nin  2015/14406 E.2018/8459 K.sayılı kararı) Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda  hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474  K.,  2023/12136  E. -  2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K., 2021/16078  E. - 2022/10550  K., 2021/13398 E. - 2022/10498 K. sayılı kararları). Davacı tarafın 24/03/2017 tarihinde müracaat ettiği davalı şirket kaşesi ile anlaşılmaktadır. Başvuru üzerine davalı şirket tarafından bir miktar ödeme yapılmış ise de ödemeye ilişkin ibraname olmadığından bakiye talep yönünden de faizin başlangıç tarihinin ilk müracaat tarihinden itibaren 8 iş günü hesaplanarak 06/04/2017 olarak belirlenmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Mahkemece zaten yasal faize hükmedildiğinden faizin cinsine yönelik istinafın reddi gerekmiştir. Davalı vekili istinaf aşamasında 04/01/2023 tarihinde istinafa başvuru dilekçelerine ek beyan dilekçesi göndermiş ise de süresinde olmadığından değerlendirilmemiştir. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 1.394,80 TL harçtan peşin alınan 349,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.045,8‬0 TL harcın davalıdan  tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.28/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a19176275a33776a","SID":"34084d2c87730f1a"}}