{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO:2021/1536 <br>KARAR NO:2024/1521<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:10/12/2020<br>NUMARASI:2018/479 (E) - 2020/607 (K) <br>İHBAR OLUNAN:<br>DAVANIN KONUSU:Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ:31/10/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;   <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... AŞ'ye ZMSS poliçesiyle sigortalı, davalı ... AŞ'ye ait, davalı ...'ın idaresindeki ... plakalı aracın ...'ın vefatına neden olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla maddi tazminata ilişkin sigorta şirketinin mesul olduğu teminat limiti dahilinde temerrüt tarihinden itibaren işletilecek faiz ile birlikte her bir davacı için ayrı ayrı 500 TL olmak üzere toplam 1.500 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen, her bir davacı için ayrı ayrı 100.000 TL olmak üzere toplam 300.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte davalılar ..., ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile ... plakalı araç ile davalı işleten ve sürücünün taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiş; 07/10/2020 tarihli ıslah dilekçesiyle davacı ...için 19.592,80 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden 28/02/2018 tarihinden, diğer davalılar yönünden olay tarihi olan 08/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde, davanın reddini savunmuşlardır.İlk derece mahkemesince, maddi tazminat davasının davacı... yönünden kabulü ile 19.592,80 TL'nin davalı sigorta şirketi yönünden 28/02/2018 tarihinden, diğer davalılar yönünden ise olay tarihi olan 08/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, diğer davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacılar için ayrı ayrı 60.000 TL olmak üzere toplam 180.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 08/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... AŞ, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı ... AŞ yönünden manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Davalı ... AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu kaza sebebiyle kusur atfedilmeyen müvekkil şirketin sorumlu tutulamayacağını, müvekkiline ait. ...plakalı aracın ZMSS sigortacısı davalı ... Şirketinin sorumlu tutulması gerektiğini, Yargıtay'ın istikrar kazanmış kararlarıyla da sabit olduğu üzere hükmedilecek manevi tazminat miktarının sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vermemesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı İBB vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; işbu davanın müvekkili yönünden İstanbul İdare Mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiğini, belediye hizmetlerinde kullanılmak üzere araç kiralama hizmet alımı kapsamında ... plakalı aracın davalı ... AŞ'ye ihale edildiğini, bu nedenle sorumluluğun davalı şirkete ait olduğunu, kaza ile ilgili düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre müteveffa yayanın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 68/1b-2 maddesini, davalı ...'ın ise KTK'nin 52/1-b maddesini ihlal ettiğini, müvekkiline kusur atfedilmediğini, maddi ve manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan hesap raporu hatalı tanzim edilmiş olup kusur oranının da hatalı olduğunu, müteveffanın anne ve babası hesaba dahil edilerek yeniden hesaplama yapılması amacıyla dosyanın bilirkişiye gönderilmesi gerektiğini, poliçe vadesinin ve kaza tarihinin Yeni Genel Şartlar kapsamında değerlendirilerek TRH 2010 yaşam tablosu ve 1.8 teknik faiz kullanılması gerektiğini, davalı ...'a atfedilen kusur oranı yüksek olup kazanın meydana gelmesinde müteveffa ve İBB'nin asli kusurlu olduğunu, sigortalının kusurundan fazlaca tazminata hükmedildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte faiz başlangıç tarihinin ıslah tarihi olması gerektiğini, manevi tazminat yönünden taraflarına ret vekâlet ücreti verilmesi gerektiğini ve manevi tazminat sorumluluğu olmadığı halde tüm dava gözetilerek harç tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, trafik kazası sonucunda meydana gelen maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Anayasa’nın 158. maddesi uyarınca adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesinin birçok kararında da vurguladığı üzere, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesinin konuya ilişkin kararları gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğinden davalı Belediye vekilinin istinaf başvurusu yerinde değildir.Dava, HMK'nın 107. maddesinin 1. fıkrasına göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesilir. HMK hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi  olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK'nin 107. maddesinin 1. fıkrasına göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırması mümkündür. (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/20495 (E) ve 2019/7842 (K) sayılı kararı).Bu nedenle, belirsiz alacak davasında dava değerinin belirlendiği dilekçede faiz talebinde bulunulması karşısında faiz başlangıcı olarak asıl dava dilekçesindeki taleplerin (faize ilişkin) gözetilmesi usul ve yasaya uygun olup bu yöndeki istinaf itirazları yerinde değildir.KTK'nın 3. maddesinde, \"İşleten:Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.\" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un  85/1. maddesine göre \"Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. \" maddenin son fıkrasına göre ise \"işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.\" İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur. KTK'nin 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  28/02/2019 tarih, 2016/6712 E. ve 2019/2237 K. sayılı kararı).Davalı .... AŞ. ...n maliki olduğuna göre, işleten olarak kaza anında bu aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Aracın bir başkası tarafından işletilmesi de bu sorumluluğu  kaldırmayacaktır. Bu nedenle Mahkemece davalı... AŞ yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.Mahkemece alınan 24/02/2020 tarihli kusur bilirkişi raporuna göre davalı aracın sürücüsü %40 oranında, destek yaya %40 oranında davalı Belediye %20 oranında kusurlu olduğu,  aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı bu dosyaya sunulan rapor bilirkişi raporuna göre de aynı derecede kusur oranları tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 61. maddesi uyarınca birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Bununla beraber, birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen TBK'nin 61. maddesi ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen TBK'nin 62. maddesi uyarınca ve aynı Yasa'nın 163. maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir. Müteselsil sorumluluk Kanun'dan doğan bir sorumluluk türüdür.Bu durumda, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olması karşısında, davalı sigorta şirketinin teminat limiti içinde kalan tazminattan  müteselsilen sorumlu tutulması yerindedir.İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda PMF 931 yaşam tablosuna göre desteğin kaza tarihindeki yaşına göre  muhtemel yaşam süresinin, davacıların kaza tarihinde yaşlarına göre destek süreleri belirlenerek desteğin geliri emekli aylığı üzerinden kabul edilerek  destek, çocukların 25 yaşını doldurdukları, anne ve babanın öldüğünün tespit edildiğinden yerleşik yargıtay içtihatlarında benimsenen yöntem ve ilkelere göre tazminat belirlenmiştir.Maddi tazminat hesaplama yönteminin davalı tarafın lehine olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Bununla beraber, Anayasa Mahkemesi'ni 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılın iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı olmadığından, bu hususa değinen istinaf talebi de yerinde değildir.KTK'de manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'de manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nin \"manevi tazminat\" başlıklı 56/1. maddesine göre, \"Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.\"TBK’nin 56/1. maddesi gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir.Bu açıklamalar çerçevesinde, kazanın oluş şekli, kusur durumu, desteğin yakınlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nin 56/1. maddesi kapsamında davacılar lehine verilen manevi tazminat miktarı, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygundur. Bu nedenle davalılar vekillerinin bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde değildir.Kamu düzenine ilişkin olarak Mahkemece hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat için ayrı ayrı harç hesaplanması ve  maddi tazminat için harç hesaplanırken sadece maddi tazminat için yatırılan peşin harç ve ıslah harcının mahsubu gerekirken maddi ve manevi tazminat tutarları toplamı harç hesaplanması usul ve yasaya aykırı olduğundan oluşturulan yeni hükümde maddi ve manevi tazminata ilişkin harç miktarları ayrı ayrı hesaplanarak  düzeltilmesi gerekmektedir. Son olarak, davalı sigorta şirketi yönünden manevi tazminat davasının reddine karar verildiği halde bu davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamıştır.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:A-Davalılar İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilinin, ...t AŞ vekilinin ve ... Şirketi vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre:1-)Maddi tazminat davasının davacı ... yönünden kabulü ile 19.592,80 TL'nin davalı sigorta şirketi yönünden 28/02/2018 tarihinden, diğer davalılar yönünden ise olay tarihi olan 08/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine, 2-Diğer davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine, 3-Davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacılar için ayrı ayrı 60.000 TL olmak üzere toplam 180.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 08/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... AŞ, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 4-Davalı...Şirketine karşı açılan manevi tazminat davasının reddine,5-Harçlar Kanununa göre maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 1.338,38 TL ilam harcından peşin alınan 63,13 TL harç ile 325 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 950,25‬ TL harcın davalılar ... AŞ, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ... Şirketi ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 6-Harçlar Kanununa göre manevi tazminat davası yönünden alınması gereken 12.295,8‬0 TL ilam harcından peşin alınan 966,64 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.329,16‬ TL harcın davalılar ... AŞ, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 7-Davacılar tarafından yapılan 35,90 TL başvuru harcı, 1.029,78 TL peşin harç, 325 TL ıslah harcı, 10,40 TL vekâlet harcı olmak üzere toplam 1.401,08 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, 8-Davacılar tarafından sarf edilen 2.250 TL bilirkişi ücreti, 527,50 TL davetiye gideri olmak üzere toplam 2.777,50 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre 1.729,20 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan 13 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre 4,90 TL'sinin davacı ...'den tahsili ile davalı İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,10-Maddi tazminat davası yönünden ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca belirlenen 4.080 TL vekâlet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, kendisini vekille temsil ettiren davacı  İbrahım ...'ya verilmesine, 11-Kısmen kabul edilen manevi tazminat davası yönünden  ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan davacı ... için 8.600 TL, davacı . için 8.600 TL, davacı ... için 8.600 TL olmak üzere toplam 25.800 TL nispi vekâlet ücretinin davalılar  ... AŞ, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak, kendisini vekille temsil ettiren davacılara verilmesine, 12-Kısmen reddedilen manevi tazminat davası yönünden ilk derece mahkemesinin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10(2) maddesi uyarınca 15.350 TL nispi vekâlet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, kendisini vekille temsil ettiren davalılar ... AŞ, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ...'a verilmesine, 13-Kısmen reddedilen manevi tazminat davası yönünden ilk derece mahkemesinin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 4.080 TL vekâlet ücretinin (bu davalıya karşı açılan davanın, diğer davlılara karşı açılan manevi tazminat davasında reddedilen kısım bakımından ayrı hukuki nedene dayandığından) davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, kendisini vekille temsil ettiren davalı...Şirketi'ne verilmesine,14-Kısmen reddedilen maddi tazminat davası yönünden ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 1.000 TL vekâlet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, kendisini vekille temsil ettiren davalılar ... AŞ, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ... Şirketi ve ...'a verilmesine, 15-Karar kesinleştiğinde ve istek halinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine, <br>B-İstinaf İncelemesi Bakımından:1-Davalılar İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, ... AŞ ve... Şirketi ... Şirketi tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından yatırana iadesine, 2-Kararın kaldırılma nedenine göre, istinaf başvurusunda bulunan davalıların  istinaf aşamasında yaptıkları yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran taraflara iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 31/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"106fd4d462795dd2","SID":"9f2a58a646f88df1"}}