{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2024/2288 <br>KARAR NO: 2024/1990<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 14/06/2024<br>NUMARASI: 2022/1008 Esas - 2024/514 Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 26/11/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ... plakalı aracın dava dışı ... hakimiyetindeki mülkiyeti davalı ... Ltd. Şti.'ye ait bulunan ... plakalı kamyonun çarpması neticesinde meydana gelen zarar nedeniyle Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2017/207 E. sayılı dosyası ile maddi tazminat davası açıldığını, ıslah yoluna gidelmediğini,  karar altına alınan 1.100,00-TL tazminat  ödenmeyince  davalılar aleyhine bakiye kısım bakımından ilamsız icra takibi yoluna başvurulduğunu, dava dışı ... tarafından müvekkiline16.12.2021 tarihinde haricen 13.000,00-TL'lik kısmi ödeme yapıldığını,  bu ödemenin TBK'nın 100.maddesi gereğince  öncelikle faiz ve diğer fer'ilerine mahsup edildiğini, davalıların borca itiraz ettiğini belirterek  fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla  16.12.2021 tarihinde yapılan 13.000,00-TL'lik haricen kısmi ödeme öncelikle işlemiş faiz, masraf ve fer'ilere mahsup edilerek, 10,00-TL hasar tazminatının ve  10,00-TL mahrum kalınan kar kaybı tazminatının  kaza tarihi olan 26.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizle bu mümkün olmadığı takdirde avans faiziyle bu mümkün olmadığı takdirde kanuni faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını,  davacının kazanç kaybına ilişkin talepleri trafik sigortası teminatlarına girmediği husus sigorta hukukunda tartışmasız olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla davacı taraf, sigortalısınnı kusurunu ve zararını usulen ispat etmesi gerektiğini,  müvekkil şirket faizden dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.  Davalı ...  San. ve Tic.  Ltd. Şti.  vekili cevap dilekçesinde özetle; Asliye Hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, mahkememizin yetkisiz olduğunu, davacı tarafın aynı konu ve taraflı Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/207 Esas sayılı dosyası kapsamından haksız fiil sorumluluğundan kaynaklı tazminat davasını açtığı ve müteakiben 14.09.2022 tarihi itibariyle hükme bağlandığını açıkça ikrar etmiş bulunması nedeniyle derdestlik itirazları bulunduğunu, müvekkiline somut olay kapsamında herhangi bir kusur izafe edilemeyeceğini, davacı tarafın araçtan mahrum kalma ve kar kaybı noktasındaki ifade/beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, meydana gelen kazada asıl sorumluluğun sigorta şirketine ait olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kabulü ile, 1.000 TL hasar tazminatının davalı sigorta şirketinin bakiye poliçe limite gözetilmek suretiyle 28/08/2021  temerrüt tarihinden itibaren  davalı  ... Ticaret Limited Şirketi kaza tarihi olan 26.01.2017 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline,100 TL araç mahrumiyet  bedelinin  davalı  ... Limited Şirketi kaza tarihi olan 26.01.2017 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline,davalı sigorta şirketi yönünden araç mahrumiyet bedelinin reddine \" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı ...  San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararı veren mahkemece kesin hüküm gözetilerek TBK m. 100 uyarınca yapılan ödemelerin öncelikle faiz ve fer'ilere mahsup edilmek ve her bir davalının sorumlu olduğu miktar ayrı ayrı belirtilmek suretiyle müvekkilin alacağı tespit edilmeksizin karar verildiğini,  daha ilk celseden bedel arttırım dilekçesi sunulmak için iki haftalık kesin süre verilmesine rağmen sonradan karardan zımnen rücu edilerek  erken karar verildiğini, kararın 1 ve 2 numaralı bentlerinden sorumlu davalının kim olduğu ne kadar bir sorumluluğunun olduğu net bir şekilde anlaşılamadığını ayrıca davalı sigorta şirketinin bakiye poliçe limitinin ne kadar olduğu kararda gösterilmediği,  müvekkiline yapılan bir ödeme bulunmamasına rağmen davalı sigorta şirketi hakkında verilmiş kararın  anlaşılamadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin  2017/207 Esas 2020/341Karar sayılı 14.09.2020 tarihli  ilamına dayalı bakiye alacak davası olarak açıldığını ileri sürüldüğünü,  dava dilekçesinde yer alan konu ile sonuç ve istem bölümlerinden de anlaşılacağı üzere eldeki davanın haksız fiile dayalı tazminat davası olarak açılmış olduğunu, tarafları, dava sebebi ve talep sonucu  eldeki dava ile aynı olan Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin  2017/207 Esas 2020/341 sayılı 14.09.2020 tarihli  ilamı eldeki dosya açısından  maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiğini,  işbu davanın kesin hüküm dava şartı nedeniyle usulden reddi gerektiğini, müvekkile ait araç sürücüsü ... kontrollü bir şekilde trafik işaret ve kurallarına da uymak suretiyle yavaşlayarak kavşağa girdiğini, kavşak şartlarını kontrol etmeden kavşağa giren ve geçiş üstünlüğüne sahip müvekkile ait aracın geçmesine izin vermeden dikkatsizce yola çıkan davacıya ait araç sürücüsü söz konusu kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu, Isparta 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/207 Esas sayılı dosyasındaki tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere davacıya ait araç sürücüsü ... kavşakta geçiş önceliğine dikkat etmediği gibi hızını hava koşullarına göre ayarlamadığını, frenleyip yavaşlamayarak panik ile de birlikte hasarın oluşmasına kendi kusuruyla sebep olduğunu, kendi hatalı eylemleriyle kazaya sebebiyet veren davacının tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, ilgili raporda ... plakalı araca ilişkin 17.100 TL hasar miktarı, 800 TL araç mahrumiyet değeri olarak hesaplanan alacak kalemlerinin hangi kıstaslar dikkate alınarak hesaplanmış olduğu belirsiz olduğunu, hasar miktarı, araçtan mahrum kalınan süre ve sair hususlarda dosyaya herhangi bir belge sunulmadığını, eksik, hatalı ve gerekçesiz bilirkişi raporları ve taraflı ve husumetli tanık beyanları esas alınarak karar verildiğini  belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonucunda: Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. HMK'nın 298/2.maddesi gereğince, gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. HGK'nın 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010-108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; \"Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de  sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.” Yine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı ilamında mahkeme kararında çelişki bulunması halinde bunun mutlak bozma nedeni olacağı belirtilmiştir. Hüküm ve gerekçenin çelişkili olması halinde yasaya uygun biçimde, gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemez. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması, Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır. HMK 305/2.maddesine göre,  hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. HMK 304 maddesinde ise hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların düzeltilebileceği hüküm altına alınmıştır. Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesince tashih kararı ile hüküm fıkrasında kabul edilen tazminat miktarlarının değiştirilmesi  ile gerekçeli kararda taraflara yüklenen hak ve borçların  değiştirilmesi sonucunu doğdurduğu bu hali ile istinaf denetimine uygun bir kararın bulunmadığı anlaşıldığından karar yukarıda açıklanan Anayasa, usul ve yasa  kurallarına aykırılık oluşturmuştur. Kabule göre İlk Derece Mahkemesince kurulan  hükümde davalı  sigorta şirketinin poliçe limiti ile sorumlu olduğu yazılı olmakla birlikte poliçe limitinin açıkça gösterilmemiş olması da usul ve yasaya aykırı olduğu gibi hükmün infazı bakımından tereddüt oluşturmuştur. Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. maddesi gereğince resen inceleme yapılarak 353/1-a-6.maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, kabule göre tarafların diğer istinaf sebeplerinin incelenmesine bu aşamada yer olmadığına ve davanın yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-HMK'nın 355. maddesi  gereğince resen inceleme yapılarak 353/1-a-6.maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının  KALDIRILMASINA, Dosyanın, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, Daire kararının kapsam ve şekline göre  taraf vekillerinin esasa ilişkin  istinaf itirazları hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cfd9dc47855ce562","SID":"a1d78e0735054d5f"}}