{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1103 <br>KARAR NO: 2024/1629<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/12/2019<br>NUMARASI: 2017/700 Esas -  2019/1231 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/12/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı bankanın Aksaray şubesinin müşterisi olduğunu, müvekkili aleyhine 3. kişi tarafından açılan bir davanın aleyhe sonuçlanması nedeniyle İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından ilamlı takip başlatılması üzerine karar temyiz edilerek tehiri icra kararı alınmak üzere davalı bankaya nakit bloke edilen 83.500,00 TL karşılığında aynı miktarda bir teminat mektubu alındığını, söz konusu teminat mektubunun icra dosyasına ibraz edildiğini ve İstanbul 1 FSHHM'de devam eden davanın 2014 yılında kesinleştiğini, 16/02/2015 tarihinde teminat mektubunun icra dairesi tarafından paraya çevrilerek 66.176,22 TL'nin banka tarafından icra dosyasına ödendiğini, bakiye bedelin ödenmesi için müvekkili tarafından davalı bankaya başvurulduğunu ancak banka tarafından müvekkilinin ortaklarından ...'un şahsi hesabından borcunun bulunduğunun, müvekkili şirket hesabında bulunan paranın bu borca mahsup edildiğinin söylendiğini, müvekkilinin davalıya gönderdiği ihtarname ile işlemiş faizi ile birlikte 31.394,54 TL'nin kendisine ödenmesini talep ettiğini, ihtara rağmen ödeme yapılmayınca davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyanla itirazın iptaline, takibin devamına, davalının alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı ödemesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile müvekkili banka arasında çek taahhütnamesi imzalandığını ve bu çek taahhütnamesi uyarınca davacı şirkete çek karneleri verildiğini, taraflar arasındaki çek taahhütnamesi hükümleri uyarınca müvekkili bankanın kendisine davacı tarafından iade edilmeyen çek yaprakları yönünden yasadan kaynaklanan ve gayrinakdi kredi sözleşmesi niteliğinde olan alacağını teminen davacının hesaplarında bloke yaptığını, davacının banka sisteminde 5 adet boş ve 6 adet karşılıksız kaydı olan çek bulunduğunu, 25/02/2015 tarihli para transferinin davacının yasal ortağı ve temsilcisi olan ... tarafından gerçekleştirildiğini ve bu kişinin para transferi dahil tüm bankacılık işlemlerini yapma yetkisinin olduğunu, para transferinde herhangi bir usulsüzlük olmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde; davacı tarafından hakkında İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile açılan icra takibi nedeniyle  davalı bankadan 13/02/2009 tarihli ve 83.500,00 TL bedelli teminat mektubunun alındığı, bununla ilgili olarak davalı nezdinde bulunan hesabına bu bedelin yatırıldığı ve icra dosyasından gelen talep üzerine davalı tarafından 66.176,22 TL'nin dosyaya ödendiği, kalan miktarın davacının başka bir hesabına aktarıldığını ve takibe konu edilen bu hesapta bulunan 16.758,49 TL'nin 25/02/2015 tarihinde dava dışı ...'un hesabına aktarıldığı ve 11 adet çek yaprağı için hesaba bloke konulduğu, davacının söz konusu miktarlar toplamı olan bedelin iadesi talebiyle icra takibi başlattığı, davalı tarafından davacıya verilen boş çek yapraklarından 6 adedinin karşılıksız kaldığı, takip tarihi itibariyle ise 5 adedinin ibraz edilmediği, veriliş tarihleri 25/10/2013-26/11/203 ve 26/12/2013 olan ve ibraz edilmeyen toplam 5 adet çek için davalı bankanın 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3/9. maddesi uyarınca 5 yıllık yasal sorumluluk ödeme yükümlülüğünün takip ve dava tarihi itibariyle sona ermediği, dolayısıyla karşılıksız kalan 6 adet çek ve henüz ibraz edilmeyen 5 adet çek için yapılan bloke işleminin haklı olduğu, dava dışı ...'un hesabına aktarılan bedel yönünden ise, ...'un davacı şirketin ortağı ve 20/05/2013 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile yetkili temsilcisi olduğu, ...'un daha öncede davacı şirket adına sözlü görüşme ile havale işlemleri yaptığı, 25/02/2015 tarihinde verdiği telefon talimatı ile paranın hesabına aktarıldığı, davacı şirketin yetkili temsilcisi tarafından talep edilmesi ile paranın bu kişinin hesabına aktarılmasında herhangi bir usulsüzlük olmadığı ve davacının iade talebinde haksız olduğu anlaşıldığından davanın reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davacı şirketin hesabında bulunan 30.672,19.-TL banka tarafından usulsüz şekilde 3.kişi konumunda olan ...'un ... nolu şahsi hesabına aktarıldığını, Davalı bankanın bu para aktarımına dair davacı Şirket yetkilisinden geçerli bir talimat aldığına dair hiç bir delil sunamadığını, her zaman düzenlenebilir nitelikte ve 25.2.2015 Çarşamba günü mesai saatinden 1 saat sonra ve hemen hemen tüm işlemlerini internet bankacılığı ile yapan davacı şirketin telefonla talimat verdiği iddia edilen ancak sunulan yazıda talimatın dahi kimden geldiği belirsiz, banka çalışanının imzasını dahi taşımayan ve HMK da belirtilen hiç bir yasal süreye uygun olmayan, davanın karara çıkmasından 1 hafta evvel dosyaya sunulan kağıt parçasına dayanılarak kurulan hüküm hukuka aykırı olduğunu, ekte sunulan davalı ... Bankasının kendi internet sitesinde yayınladığı  standart Bankacılık Hizmet Sözleşmesi\" örneği ortak hükümler başlıklı 6.maddesinde talimatın nasıl yapılacağı açıkça hüküm altına alınmış, banka hizmet sözleşmelerinde yazılı olan bu hükme göre, faks veya e-posta ile dahi talimat verilse, bankanın teyit için yazılı belge isteyebileceği yazılı iken sözlü olarak verildiği iddia edilen bir talimatın yazılı teyidinin talep edilmediğini, havale emri, tek taraflı bir hukukî işlem niteliği taşıdığından, hesap sahibi veya onun yetki verdiği kişilerce gerçekleştirilebileceğini, bu konuda yetki verilmediği takdirde, üçüncü kişilerin hesaptan havale talimatı vermesinin mümkün olmadığını, banka personelinin, talimat almadan başka kişilerin hesabına para aktarması, mevduat hesabından usulsüz şekilde para çekilmesi anlamına geldiğini ve hesap sahibine karşı bankanın sorumluluğuna yol açacağını, kaldı ki huzurdaki davada verilen bir talimat olmadığını, yine banka cevap dilekçesinde bu parayı aktardıktan sonra davacı Şirket hesabında kalan bakiyeden 1.120 TL 14.12.2015 tarihinde çek sorunluluk bedeli ödediğini ve kalan 12.720.-TL nin ise bankaya iade edilmeyen 11 adet çek yaprağı sebebiyle banka sorumluluk payına karşılık bloke konulduğunu ileri sürdüğünü, dosyaya sunulan her iki bilirkişi raporlarında ise banka sorumluluk tutarlarının talep süresinin bir kısmının zaman aşımına uğradığını ve hesapta bulunan 6.450.-TL kısmın tarafımıza iade edilmesi gerektiği ve davalı bankanın 6.060.-TL tutarlı kısmı bloke edebileceği yazılmış, bu zaman aşımı ise 2018 yılı itibarı ile hesaplandığını, bugün itibarı ile zaman aşımına uğrayan sorumluluk bedelinin daha fazla olduğunu, bankanın dosyaya sunduğu bir belgede hesaptaki paranın  6.720.-TL kısmının bloke olduğu ve 5.790.-TL kısmının kullanılabilir bakiye olarak görünmesine rağmen, Mahkeme bu hususların dikkate alınmadığını, davacının adına açılan 4 ayrı hesabın ve 3.kişi ... hesaplarının da bilirkişi tarafından incelenmesi talep edilmiş olup ancak değerlendirilmediğini, davalı banka müvekkil Şirkete ait hesaptaki parayı usulsüz olarak 3. şahıs hesabına aktarıp, bu şahsın bankaya olduğunu iddia ettiği borçlarını tahsil etmiş davacı Şirket, anılan şahsi hesabın kefili veya müşterek borçlusu olmayıp, 3. şahıs şirket ortağı dahi olsa, tüzel kişi olan şirket ortağın şahsi borçlarından sorumlu tutulamayacağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, usulüne uygun talimat olmadan başka hesaba aktarılan ve blokede tutulan paranın iadesi istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacı şirket yetkilisin şahsi hesabına para transferi işlemine ilişkin olarak şirket yetkilisinin usulüne uygun talimatının bulunup bulunmadığı ve diğer tutar bakımından bankanın bloke yetkisinin bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"hesapta bulunan 30.602,24 TL alacak bedeli\" sebebine dayalı olarak 30.602,24 TL asıl alacağın 3.829,47 TL işlemiş avans faiziyle birlikte tahsili istemiyle 09/08/2016 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davacı şirketin hesabından 83.500,00 TL teminat ilgilisine ödendikten sonra kalan 32.602,24 TL'nin 3,75 TL'si ekstre ücreti olarak kesilerek 16.758,49 TL'sinin 25/02/2015 tarihinde davacı şirket yetkilisinin şahsi hesabına aktarıldığı, 1.120,00 TL çek sorumluluk bedeli ödendikten sonra da 12.720,00 TL üzerine banka tarafından bloke konulduğu ihtilaf konusu değildir. 13/07/2018 tarihli bilirkişi raporunda, davalı bankaca davacı şirkete verilen çek karnelerinden takip tarihi itibariyle 11 adet çekin henüz bankaya iade edilmediği, bu çeklerden 5 adedinin bankaya hiç ibraz edilmediği, 25.10.2018- 26.11.2018 ve 26.12.2018 tarihlerine kadar bankaya ibraz edilmemesi halinde, bankanın Çek Kanundan doğan ödeme sorumluluğunun (5 adet x 1.290.- TL=6.450.- TL) sona ereceği,  bu miktarın 5. yılın sonunda davalı bankaca davacı şirkete iadesinin yapılabileceği, kalan 6.270,00 TL'nin ise karşılıksız 5 adet çeke karşılık davacı hesabında blokede tutulabileceği ifade edilmiştir. 16/09/2019 tarihli bilirkişi ek raporunda ise, davalı bankaya iade edilmeyen 5 adet boş çek yaprağı veriliş tarihi üzerinden 5 yıl geçmiş olmakla 5941 sayılı Çek Kanunu 3/9. md. gereğince bankanın sorumluluk payı ödemekle ilgili sorumluğu 2018 yılı sonu itibariyle sona ermiş bulunduğundan davalı bankanın 5 adet çekle ilgili olarak blokede para tutmasına gerek kalmadığı, dolayısıyla kök raporda da belirtildiği gibi 5 adet x 1.290.- TL= 6.450,00 TL'nin davacıya iadesinin gerekeceği, karşılıksız yazılmış olan 6 adet çekin ibraz tarihleri üzerinden henüz 10 sene geçmemiş olduğundan (bankanın ödeme sorumluluğu 2024 yılı 3. ayına kadar devam etmektedir.) 12.510.- TL hesap bakiyesinden (12,510.- TL-6.450.- TL) 6060.- TL'nın davalı bankaca zamanaşımı süresi sonuna blokede tutulabileceği değerlendirilmiştir. Davalı banka tarafından sunulan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, davanın açıldığı tarihte Banka sorumluluğu devam ettiğinden Bankanın dava konusu blokede haksız olmamakla birlikte, 2018 yılı sonu itibariyle de hesap sahibinden bu konuda bir talimat/talep bankaya iletilmediği, bilirkişinin yaptığı değerlendirme ile Banka olarak duruma muttali olunmakla, bu kısım çekler yönünden raporda belirtildiği üzere 5 adet çek yaprağına karşılık gelen tutar kadar blokeye son verildiği, netice itibarıyla da 6 adet takastan karşılıksız kaydı almış ve hala bankanın çek yaprağı sorumluluğu devam eden çekler için 6x1.120 TL=6.720 TL üzerinde blokenin devam ettiği beyan edilmiştir. Buna göre takip ve dava tarihi itibariyle gerek bankaya ibraz edilmeyen çekler, gerekse karşılıksız çıkan çekler yönünden davalı bankanın sorumluluk riski devam ettiğinden 12.720,00 TL'yi blokede tutmasında herhangi bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Zaten davadan sonra davalı bankanın sorumluluğunun sona ermesi nedeniyle, bankaya ibraz edilmeyen 5 adet çek yönünden  6.450,00 TL itibariyle bloke kaldırılmış vaziyettedir. Davalı tarafça, davacı şirket yetkilisinin şahsi hesabına aktarılan 16.758,49 TL yönünden söz konusu işlemin şirket yetkilisinin telefon aracılığıyla sözlü talimatı üzerine yapıldığı savunulmuştur. Ancak bu işleme ilişkin şirket yetkilisinden imzalı bir talimat veya teyit belgesi alınmamıştır. Ayrıca iddia edilen telefon görüşmesine ilişkin ses kaydının olmadığı davalı banka vekilince beyan edilmiştir. Bu halde dosya kapsamında, davacı şirket yetkilisinin söz konusu para transferinin yapılmasını telefon talimatı ile verdiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır. Dosyaya sunulan iş aktarım formu da şirket yetkisinin imzasını ihtiva etmemekte olup, davalının savunması bakımından delil kabiliyeti bulunmamaktadır. Paranın gönderildiği kişinin aynı zamanda davacı şirketin yetkilisi olması ve bu kişinin şirket hesaplarıyla ilgili işlem yapmış olması, davaya konu işlemin yapılması için davacı şirket yetkilisinin telefon talimatı bulunduğunu ispata elverişli değildir. Ayrıca davacı şirket yetkilisinin şahsi hesabına aktarılan paranın bu kişinin bankaya olan şahsi borçlarına mahsup edilmesi karşısında davacı şirketin yapılan para transferinin usulsüzlüğünü ileri sürmesi dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmeyecektir. Be nedenle, davacı banka usulsüz bir şekilde gerçekleştirdiği para transferi neticesinde oluşan davacı şirket zararından sorumlu olup ilk derece mahkemesince bu istem yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 117. maddesine göre, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır. Davaya konusu sözleşmeye aykırılık nedenine dayanmaktadır. TBK'nın 114/2. Maddesi gereğince, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır. Bu halde temerrüt haksız fiilin işlendiği tarihte gerçekleşmiş olur ve bu tarihten itibaren faiz istenebilir. Eldeki davada para 25/02/2015 tarihinde aktarılmış olmakla birlikte takip talebinde 01/06/2015 tarihinden itibaren avans faizi talep edildiğinden bu tarihten takip tarihine kadar olan 435 gün için 10,5 faiz oranına göre 2.126,23 TL işlemiş faiz yönünden de davanın kabulü gerekir. İİK'nın 67/2. maddesi, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu (...) diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir, şeklindedir. Buna göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu banka hesabındaki paraya ilişkin alacak likit (belirlenebilir) olup, kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davacının iade talebinde haksız olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE, 2-Davalı-takip borçlusunun, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında başlatılan icra takibine vaki itirazının 16.758,49 TL asıl alacak ve 2.126,23 TL işlemiş faiz yönünden İPTALİNE, kabulüne karar verilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, 3-Kabulüne karar verilen alacağın %20'si olan 3.351,69 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Başlangıçta peşin olarak alınan 588,01 TL harcın  icra harcı 172,16 TL ile birlikte alınması gerekli olan 1.290,01 TL harçtan mahsubu ile bakiye 529,84 TL karar ve ilam harcının davalıdan  alınarak hazineye irat kaydına, 5- Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu  başvuru harcı 31,40 TL, posta ve tebligat gideri 188,40 TL olmak üzere toplam 219,80 TL yargılama masrafının, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 120,55 TL yargılama masrafından, davalı tarafından yargılama sırasında yapılan posta ve tebligat gideri 15,30 TL yargılama masrafından kabul-ret oranına göre davacıya isabet eden 6,91 TL, 'nin mahsubu ile kalan 113,64 TL'ye peşin harç 588,01 TL, icra harcı 172,16 TL ile birlikte eklenerek sonuç olarak 873,81 TL'nin davalıdan  alınarak davacıya verilmesine, dava konusunun toplam değerinin redle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 99,25 TL yargılama masrafının davacı yan üzerinde bırakılmasına, davalının yapmış olduğu yargılama masrafından kalan 8,39 TL'nin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 18.884,72 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 7-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 15.546,99 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı  tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 9-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 34,00 TL olmak üzere toplam 196,1‬0 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 07/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7b7a5f606f582cc5","SID":"45479837a196dac9"}}