{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1873 Esas<br>KARAR NO: 2024/2045 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2024/802 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİH: 16/09/2024 (Ara Karar Tarihi)<br>TALEP: İhtiyati Tedbir Talebi hk.<br>KARAR TARİHİ: 19/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; huzurdaki dava sonuçlanana kadar müvekkilinin alacağının davalı tarafından azaltılması ihtimalinin önüne geçilmesi için, Türk Ticaret Kanununun 638/2. maddesi uyarınca ve adli yardım talepleri ışığında, davalı şirketin tüm taşınır ve taşınmaz malları üzerine teminatsız biçimde tedbir kararı konulmasını talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 2024/802 Esas ve 16/09/2024 tarihli ara kararında; \"Geçici hukuki korumaların bir türü olan ihtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı HMK'nun 389 uncu maddesinde düzenlenmiş olup, anılan düzenleme \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" hükmünü haizdir. Anılan hükümde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında  uygulanacak geçici bir hukuki korumadır. Başka bir ifade ile ihtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır.(m. 389/1). Kanun, burada \"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından\" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde,hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması,hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi,gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir.Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir.(Pekcanıtez,Hakan/Atalay,Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri  Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas,2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi) Somut olayda davacı vekili; Dava konusu alacağın azaltılması ihtimalinin önüne geçelmesi için davalı adına kayıtlı tüm taşınır, taşınmaz mallar üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiş ise de; ihtiyati tedbir talebinin şirketin taşınır, taşınmaz mallarının uyuşmazlık konusu olmadığı, zararın doğma ihtimalinin yaklaşık olarak ispat edilemediği kanaatine varıldığından, İhtiyati tedbir talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile ''Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nın 2017 yılından bu yana davalı aile şirketinin ortağı olduğunu, ortaklığının yanı sıra, aile şirketi içerisinde sigorta ekspertizi olarak çalışan müvekkilinin iş sözleşmesinin, davalı tarafından eylemleri olarak feshedildiğini, bu konuya ilişkin yargılamanın Bakırköy 44. İş Mahkemesinin 2024/140 E. Sayılı dosyasıyla devam ettiğini, davalı şirket ortağı ...'nın müvekkilinin kardeşi, yönetici ortak ...'nın ise müvekkilinin amcası olduğunu ve taraflar arasında miras uyuşmazlığına ilişkin yargılamanın Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/714 E. Sayılı dosyasıyla devam ettiğini; Taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin katlanılamaz vaziyete gelmesi nedeniyle huzurdaki ortaklıktan ayrılma davasının açıldığını, müvekkilinin haklarının korunması amacıyla, dava dilekçesinde davalı şirket varlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulmasının talep edildiğini, ancak bu talebin 16/09/2024 tarihli ara kararla reddedildiğini; Müvekkilinin haklarının teminat altına alınması maksadıyla ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş olsa da gerekli araştırma yapılmaksızın ilgili talebin reddi yönünde karar verilmesinin hukuken hatalı olduğunu, ilgili kararda Hukuk Muhakemeleri Kanunun 389 vd. hükümleri gereği, tedbir şartlarının yaklaşık olarak ispat edilemediği gerekçesiyle hüküm kurulduğunu, ancak huzurdaki yargılama limited şirket ortaklığından ayrılma konulu olup Türk Ticaret Kanunu'nunda bu yargılamaya özgü ayrıksı bir şartla tedbir düzenlemesi yapıldığını, TTK m. 638/2'de;\"davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.\" şeklinde bir düzenleme bulunduğunu; İlgili kanun maddesinden de görülebilecek olduğu üzere, davacı ortağın durumunun teminat altına alınabilmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilebildiğini, bu sebeple, ileride telafisi imkânsız zararların önlenmesi amacıyla tedbir talep edildiğini, ancak gerekli araştırmalar yapılmadan talebin reddedildiğini, İlk derece mahkemesi tarafından davalı şirkete ilişkin mal varlığı sorgusunun dahi yapılmadığını, dava dilekçesinde mal kaçırma ihtimaline ve tanık deliline dayanmış olmalarına karşın delillerin usulüne uygun toplanmadığını ve tanıkların dinlenilmediğini; Davalı şirket yetkililerinin, şirket araçlarını satmaya çalışarak müvekkilinin alacağını azaltmaya yönelik çalışmalar yaptığını, bu durum altında ihtiyati tedbir talebine ilişkin yaklaşık ispat şartının sağlandığının sabit olduğunu, müvekkilinin davalı şirket bünyesinde çalışmalarını sürdürmekteyken şirkete ait \"...\" plakalı ... marka aracı kullandığını, müvekkilinin, davalı şirket yöneticisi ...'nın talebi üzerine 20/07/2024 tarihinde ilgili aracı davalı şirkete teslim ettiğini, sonrasında ise, çeşitli arkadaşlarından aldığı telefonlar neticesinde ilgili aracın satılmaya çalışıldığından haberdar olduğunu, somut olayın şartları altında davalının huzurdaki yargılamadan haberdar olduktan sonra şirket mal varlığını azaltmaya yönelik çalışmalar içinde bulunduğunu, bu olay dahi ihtiyati tedbir kararı uygulanması için yeterli olmasına rağmen, herhangi bir tanık dinlenilmeden ve şirkete ilişkin mal varlığı araştırması yapılmadan tedbir talebinin reddedilmesinin hukuken hatalı olduğunu ve telafisi imkansız zararlara zemin hazırladığını beyanla teminatsız biçimde davalı şirket varlıkları üzerine ihtiyati tedbir kararı uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, 6102 sayılı TTK'nın 638/2. maddesi uyarınca limited şirket ortaklığından çıkma ve ayrılma akçesinin ödenmesi talebi ile açılan davada, davalı şirketin taşınır ve taşınmaz mallarının üçüncü kişilere devrine engel olmak maksadıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.6102 sayılı TTK'nın 638/2. maddesi uyarınca; her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi hükmünden anlaşılacağı üzere; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbir için yaklaşık ispat yeterli görülmüş olup sunulan belgelerle talep edenin, davada haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi ve diğer şartların da varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; davacı, davalı şirketin kar payı dağıtmadığı ve şirketin diğer ortakları ile arasında, devam eden yargılamalar nedeniyle husumet bulunduğundan bahisle şirket ortaklığından çıkmasına ve ayrılma akçesinin ödenmesine karar verilmesi ile davalı şirketin mal kaçırma girişimi içerisinde olduğundan bahisle ihtiyati tedbir talep etmiştir. Az yukarıda açıklanan TTK madde 638'de Mahkemeye alabileceği önlemler konusunda takdir hakkı tanınmış olup bu noktada davacının durumunu teminen, davalı şirketin taşınır ve taşınmaz mallarının devrinin önlenmesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi mümkündür. Bu itibarla Mahkemenin, HMK'nın 389. maddesi gereği davalı şirketin taşınır ve taşınmaz mallarının dava konusu olmadığına yönelik gerekçesi yerinde değil ise de, TTK madde 638'in uygulanması açısından başvurulacak olan HMK'nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca davacının, davanın esası hakkında haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekmekte iken, Mahkemenin ara karar tarihi itibariyle sunulan deliller ile mevcut dosya kapsamından iddiaların yargılamaya muhtaç olduğu ve yaklaşık ispatın sağlanmadığı, ihtiyati tedbir talebinin talep edildiği tarihteki mevcut koşullara göre değerlendirileceği, yargılamanın devamı sırasında toplanacak deliller ve değişen koşullara göre talepte bulunulması halinde Mahkemece yeniden değerlendirme yapılabileceğinden Mahkemece şartları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı görülmüş, verilen ara kararda kamu düzenine aykırılık da bulunmadığından, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 427,60 TL istinaf karar harcının - dosyada adli yardım talebi bulunduğundan - ileride haksız çıkan taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına,  3-Dosya dairemize fiziki olarak gönderilmeyip UYAP sistemi üzerinden elektronik olarak gönderildiğinden, Dairemiz kararının da İlk derece mahkemesine UYAP sistemi üzerinden gönderilmesine,  4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/12/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6ef1ca0129fc8c46","SID":"7b317ce74bb8b3f7"}}