{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2024/1175 - Karar No:2024/1070<br>                        T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1175 <br>KARAR NO\t: 2024/1070<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ\t: 25.10.2024<br>NUMARASI\t: 2024/721 Esas<br><br>İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN<br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t<br>KARŞI TARAF<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>TALEP KONUSU \t: İhtiyati Tedbir<br><br>KARAR TARİHİ\t: 27.12.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 27.12.2024\t<br><br>\t\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan alacak istemine ilişkin davada mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara kararına karşı süresi içinde ihtiyati tedbir talep eden  davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;\t<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacı vekili: Taraflar  arasında ... Otel projesi kapsamında kurulan iş ilişkisi ve  akdedilen 10.08.2023 tarihli ALTO MIS-INS 0016 nolu Sabit Mobilya-Hareketli Mob.ve Ahşap Kapı Sözleşmesi imza edildiğini, davalı tarafın  ... Holding bünyesinde yer alan rakipsiz bir şirket olduğunu, imza edilen sözleşmenin müzakere edilmeden davalı tarafından hazırlandığını ve davacıya dayatılan bir sözleşme olduğunu, davalının  bütün bu işin görülmesi sırasında devamlı bir şekilde bu üstün konumunu suistimal ettiğini ve borçlarını yerine getirmesi açısından davacı ile işbirliğinde bulunma ödevi ve yükümlülüğünü işin her aşamasında ihlal ettiğini, ... Otel inşaatında çalışma başlar başlamaz davalı tarafın edimlerini ifadan kaçınmaya başladığını, inşaat mahallini gezen davalı yetkililerinin çalışanlara bağırması, küfür etmesi nedeniyle müvekkili şirket çalışanlarının motivasyon kaybı yaşadığını, çalışanlara özgülenen yaşam alanı işçi sağlığı açısından yaşanabilir olmadığından işin sürekliliğini sekteye uğrattığını, davalının  teslim edilen bir kısım malları sebepsiz yere söktürüp  yeniden yaptırdığını,  inşaat mahallindeki bir önceki aşamada tamamlanması gereken tadilatlar tamamlanmamasına rağmen, yahut yanlış, eksik, hatalı olmasına rağmen bunun bedelini müvekkili şirkete ödetmek istediğini, müvekkilinin  bu ve buna benzer bir çok sorunu çözmek için mücadele ederken davalının her türlü baskı ile çalışma şartlarını daha da ağırlaştırdığını, müvekkilinin her sorunu kendi finanse ederek çözmeye çalıştığını,  ancak nakit kaynaklarının bu proje nedeniyle tükendiğini, davalının hakedişlerini de ödememesi nedeniyle işçiler bayram öncesi maaşlarını alamayınca işçi sorununun büyüdüğünü, hakedişleri ödenmediğinden müvekkilinin içerde yüklü alacağı kaldığından müvekkilinin kendi alacaklılarına ödeme yapamadığını ve batma noktasına geldiğini, ödeme yapamaması nedeniyle nakdi tükenen müvekkili şirketin konkordato kararı alabilmek için Bursa Asliye Ticaret Mahkemesine başvurmak zorunda kaldığını, davalının ödeme gücü olmasına rağmen kasten ödemeleri yapmayarak davacıyı iflasa sürüklemek istediğini, müvekkili şirketin daha sonra haricen öğrendiğine göre davalı şirketin bu şekilde bir çok taşeronunun ticari hayatının bitirilmesine neden olduğunu, sözleşmenin davalı tarafından usule ve yasaya aykırı olarak 27.06.2024  tarihinde muğlak, soyut, kanaate dayanan nedenlerle feshedildiğini, fesih bildirimindeki iddiaların tamamen kötü niyetli olup gerçeği yansıtmadığını, sözleşmeye konu ürünlerin büyük çoğunluğunun teslim edildiğini, teslim edilmeyen ürünlerin de hazır olduğunun bildirildiğini,  müvekkili şirket konkordatoda olduğundan, bu bir fırsat gibi görünerek devam eden süreçte hakedişlerin ödenmemesi, mektupların paraya çevrilmesi için ilgili fesih bildiriminin gönderildiğini, müvekkilinin konkordatoda olması nedeniyle davalının sözleşmeyi feshedemeyeceğini, karşı tarafın feshinin haksız olduğunu, müvekkili tarafından tüm yükümlülükler ve edimlerin layıkıyla yerine getirildiğini, eksik ve ayıplı ifanın olmadığını, davalının şantiyeyi dahi müvekkiline usule uygun teslim etmediğini, herhangi bir gecikme söz konusu olmuş ise bile asla kabul anlamına gelmemek kaydı ile  davalının kendi kusuru ile doğduğunu, önceki taşeronun yanlış yaptığı bir işin düzeltilmesinin müvekkilinden beklenemeyeceğini,  ayrıca  davalının  işi sürekli revize ettiğini, sözleşmenin feshi ile hakedişi yapılamamış malların müvekkili elinde kaldığını, bunlar  nedeniyle mağduriyeti doğduğunu, bu iş nedeniyle alabileceği işleri reddettiğini, işçilerine karşı yükümlülüklerinin devam ettiğini, ödemelerini yapamadığını, isminin konkordato nedeniyle yerel basında yer alması nedeniyle prestij kaybına uğradığını, davalı aniden ve haksız olarak sözleşmeyi feshettiği için müvekkilinin ulaşmayı beklediği maddi kazanca da ulaşamadığını, bu nedenle haksız fesih nedeniyle mahrum kaldıkları  karın ödenmesini talep ettiklerini, davalı tarafın hiç bir hakedişi gününde ödemediğini, davalının hakediş formlarına kendi insiyatifi ile müdahale ettiğini, gerçeğe uygun tutmadığını, 30.07.2024 tarihli hakediş raporunda davalı tarafından usule aykırılık yapıldığını, eski çarpanlı hakedişler ile daha önce hiç bir anlaşmazlık olmayan hakediş bedelleri nedeniyle müvekkilinin davalı yanca borçlandırıldığını, ilave işler ve vergi gibi kalemler ile yapay olarak borçlandırıldığını, bu konuda şikayet haklarının saklı olduğunu, tüm defter, kayıt, belgeler ve teslim belgeleri incelendiğinde teslim edilen bedellerin tutarı ile hakedişlerin tutmadığı, fahiş şekilde eksik hakediş düzenlendiği, teslim edilen ürünlerin hakedişte yerini almadığı, hazır ürünlerin teslim alınmadığının görüleceğini, davalının  ödeme yapacağı bahanesiyle müvekkilini oyaladığını, iki defa da geçersiz senet verdiğini, bu güne kadar hiç bir çeki vurulmamış, ödemesi aksamamış müvekkili şirketin davalı nedeniyle işçilerine dahi ödeme yapamadığını, müvekkilinin itibar kaybına uğradığını, müvekkilinin dava konusu sözleşme kapsamında davalıya teminat mektupları verdiğini, hesaplanan hakedişe paralel olarak avans teminat mektubunun iadesi gerektiğini, davalı sözleşmeyi haksız ve hukuka aykırı olarak feshettiğinden tüm teminat mektuplarının tamamının iadesi gerektiğini, buna rağmen davalının mektupları iade etmediği gibi sürekli olarak mektupları paraya çevirme yönünde girişimlerde bulunduğunu, davalının sözleşmeyi feshi haksız olduğundan teminat mektuplarının paraya çevrilmesini sağlayacak rizikonun asla gerçekleşmediğini, nitekim sözleşme davalının ihlal etmesine rağmen ayakta olup(konkordato dosyasının celbiyle görüleceğini) bu hukuki işlemden doğan edimlerin onun tarafından her geçen gün ihlal edilmeye devam edildiğini, bu teminat mektuplarının paraya çevrilmesini sağlamak için gerçekleştirilen sözde feshin hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiği için de hüküm doğurmayacağını, davalı tarafından istenen teminat mektubunun işin mahiyetinin  çok üstünde olduğunu, ancak müvekkilince işin kaçırılmaması isteğiyle sözleşmenin güçsüz tarafı olması nedeniyle hakedişlerin zamanında yapılacağı düşüncesi ile karşı tarafa verildiğini, davalının  iyi niyetten yoksun davranışları ve sözleşmeyi haksız feshi nedeni ile teminat mektuplarının davalı uhdesinde olduğunu ve tüm taleplerine rağmen iade edilmediğini, bu mektupların paraya çevrilmesinin müvekkili şirketi telafisi mümkün olmayan istenmeyen sonuca götüreceğini, mektuplar paraya çevrildikten sonra davanın bir mahiyeti kalmayacağından öncelikle dava kesinleşinceye kadar tedbiren mektupların paraya çevrilmesinin durdurulmasını ve her halükarda da dava sonunda da mektuplar kapsamında borçlu olmadıklarına  ve davalı taraf elinde bulunan tüm mektupların da  iadesine karar verilmesini talep ettiklerini, davalının elinde müvekkili şirketin 1.327.453,53 USD+ 105.000,00TL tutarlı teminat mektubu olduğunu, ancak davalının davacı nezdinde hiçbir alacağı kalmadığını, aksine ödenmeyen hakedişler, ihrazat ve hakedişi yapılmamış teslimatlar ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müvekkilinin davalıdan ciddi bir miktar alacaklı olduğunu, buna rağmen müvekkilinin mektupların paraya çevrilmesi riski ile karşı karşıya olduğunu ve davacının bu miktarda bir ödeme yapması mümkün olmadığından ticari hayatının sona ereceğini, davalının sözleşmeyi feshetme görüntüsü altında mektupları paraya çevirme ve yapılan tüm mobilya işlerini bedavaya getirme çabasında olduğunu belirterek; davaya konu sözleşme kapsamında davalıya verilen\tT.... Bankası A.Ş. 04.09.2023 tarihli 2244933 nolu 31.03.2026 süreli 185.708,00 USD bedelli kesin teminat mektubu, ... Bankası A.Ş. 28.08.2023 tarihli 2243476 nolu 01.04.2024 süreli 1.547.767,00 USD bedelli kesin teminat mektubu (mektubun süresinin vade uzatım yazısı ile 30.09.2024 tarihine uzatıldığı-mektubun süresi vade uzatım yazısı ile 28.03.2025 tarihine uzatıldığı-mektup teminat tutarı 1.066.872,62 USD 'ye düşürülmüş olduğu), ... Bankası A.Ş. 14.03.2024 tarihli 99784 nolu 06.11.2024 süreli 34.792,14 USD bedelli avans teminat mektubu, ... Bankası A.Ş 14.03.2024 tarihli 997683 nolu 06.11.2024 süreli 105.000,00 TL bedelli avans teminat mektubu, ... Bankası A.Ş.14.03.2024 tarihli 997685 nolu 06.11.2024 süreli 40.081,39USD bedelli avans teminat mektuplarının ve bu mektupların miktar ve tarih olarak revize edilen son hallerinin dava boyunca tedbiren öncelikle teminatsız olarak, aksi kanaat halinde makul bir teminat karşılığı paraya çevrilmesinin tedbiren engellenmesine, dava sonunda da kesin olarak müvekkili şirketin belirtilen mektuplar kapsamında borcu olmadığının tespiti ile mektupların  müvekkiline iadesine, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, haksız fesih nedeniyle müvekkili şirket lehine  şimdilik 1.000.000,00TL maddi tazminatın akdin feshi tarihi olan  27.06.2024 tarihinden  en yüksek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline,\t şimdilik 10.000,00 USD hakediş, hakediş yapılmayan teslim edilen mallara dair alacak, ihzarata ödenmeyen alacağın, (üretilmiş teslim edilememiş mallara dair alacak) ve sair  alacağın davalıdan fesih tarihi olan 27.06.2024 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek oranda faiziyle birlikte fiili ödeme günündeki TCMB efektif satış kuru üzerinde TL karşılığının davacı tarafa ödenmesine, 5.000.000,00TL manevi tazminatın 27.06.2024 tarihinden itibaren en yüksek ticari temerrüt faizi ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili: Davalı olarak gösterilen tarafın bir adi ortaklık olup adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından bu sebeple davanın reddi gerektiğini, dava değeri önceden belirlenebilir olduğundan belirsiz alacak yahut kısmi alacak davası açılamayacağından davanın bu sebeple de reddi gerektiğini, tarafların müvekkilinin yürüttüğü ... Otel Projesi kapsamında sabit mobilya, hareketli mobilya ve ahşap kapı işlerinin gördürülmesi amacıyla 10.08.2023 tarihli 3.095.133,24 USD bedelli sözleşmeyi akdettiklerini, sözleşmede davacıdan yapılması beklenen işlerin 30.12.2023 tarihinde tamamlanmasının talep edildiğini, davacının 03.05.2024 tarihinde mahkeme kararı ile konkordato ilan ettiğini,  davacının  tüm sözleşmesel ihlallerine rağmen içerisinde bulunduğu ekonomik güçlük göz önünde bulundurularak sözleşmenin ayakta tutulmasına gayret gösterildiğini, cezai şart tahakkuk ettirme hakkı saklı kalmak koşulu ile uygulanmadığını ve 16.05.2024 tarihinde konkordato komiserinin de eşliğinde davacı ile uzlaşma protokolü imzalandığını, taraflar arasında yapılan yazışmalar, toplantı ve son olarak konkordato komiseri liderliğinde imzalanan protokole rağmen protokolde belirtilen malzemelerin ne sahaya ne de depoya sevk edilmemesi, sahada gerekli ekiplerin bulundurulmaması, sahada yapılan imalatlardaki ciddi kalite ve uygunsuzluk problemleri nedeniyle davacı ile akdedilen sözleşmenin 27.06.2024 tarihinde gönderilen noter ihtarnamesi  ile feshedildiğini, davacının iddiasının aksine, kurulan sözleşme ilişkisi nedeni ile zarara uğrayan ve alacaklı olan tarafın müvekkili olduğunu,  henüz iş başında müvekkili tarafından davacıya 1.547.767 USD  tutarında avans ödemesi yapıldığını, ancak söz konusu avans ödemesinin karşılığı kadar dahi üretim tamamlanmadığı gibi, yapılan üretimlerin çoğunun eksik ve kusurlu yapıldığını, kesin hakedişin çıkarılabilmesi amacıyla davacı davet edilmişse de, davete olumlu yanıt alınamadığından, kesin hesap çalışmasının müvekkili tarafından tamamlandığını, gelinen noktada kesin hesap çalışmasına göre imalat ve montaj seviyesinin %38 olduğunu, dava dilekçesinde yer alan iddiaların, hukuki dayanaktan ve ispat kabiliyetinden yoksun soyut ve mesnetsiz olduğunu, bu nedenle mahkeme tarafından teminat mektuplarına ilişkin hukuka aykırı ihtiyati tedbir talebinin yerinde görülmeyerek reddedildiğini, kaldı ki, müvekkilinin zararlarının telafisinin davacının tedbir kararı verilmesini istediği teminat mektuplarının nakde çevrilmesi suretiyle dahi karşılanamayacağını belirterek davanın usul  ve esas yönünden reddine, davayı salt kötü niyetle ikame eden davacının HMK’nın 329. maddesi uyarınca disiplin para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen 25.10.2024 tarihli ara kararda özetle:Talebin teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesine dair ihtiyati tedbir istemine ilişkin olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde;\" (1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. \" hükmü ve  390/3. maddesinde, “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünün düzenlendiği, diğer yandan, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 28.8 maddesinde de her ne suretle olursa olsun iş verence alınan teminatların haczedilemeyeceği ve ihtiyati tedbir konulamayacağının kararlaştırılmış bulunduğu, buna göre, taraflar arasında imzalanan sözleşmede teminat mektupları üzerine ihtiyati tedbir konulamayacağına ilişkin hüküm bulunduğu, diğer yandan davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerin davanın esası yönünden davacının haklılığını yaklaşık olarak ispat edici nitelikte olmadığı, bu şekilde HMK'nın 389 ve  390/3. maddesindeki şartın da yerine gelmediği gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. <br>\tİhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemenin ret gerekçesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davaya konu teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin tedbiren engellenmemesi halinde müvekkilinin ticari hayatının sona ereceğini, telafisi imkansız zararların doğacağını,  bu nedenle davacının haklılığının dava dilekçesi ekinde sundukları hakedişler ile sabit  ve mağduriyeti çok büyük olduğundan  öncelikle teminatsız olarak aksi kanaat halinde ise makul bir teminat karşılığı tedbir kararı talep etme zorunluluğu doğduğunu, bu taleplerinin reddinin yerinde olmadığını, dosyaya sundukları gazete haberleri ile de sabit olduğu üzere davalı şirketin, çalıştığı taşeron firmaları ekonomik üstünlüğünü kullanarak zora düşürdüğünü, müvekkili  şirketin de davalı yüzünden konkordato aldığını, bu durumun gazete haberlerine dahi konu olduğunu, davaya konu sözleşme kapsamında davalıya teminat mektupları verildiğini, inşaat sektöründe teminat mektuplarının mahiyetinin güven verdiğini, hesaplanan hakedişe paralel olarak avans teminat mektubunun iadesi gerektiğini, davalının sözleşmeyi haksız ve hukuka aykırı olarak feshettiğinden tüm teminat mektuplarının  iade edilmesi gerektiğini, müvekkili  şirketin davalıdan alacaklı olmasına rağmen davalının mektupları bozdurma girişiminde olduğunu, davalı yanın sözleşmeyi feshi haksız olduğundan teminat mektuplarının paraya çevrilmesini sağlayacak rizikonun asla gerçekleşmediğini, nitekim sözleşmenin davalının ihlal etmesine rağmen ayakta olup bu hukuki işlemden doğan edimlerin onun tarafından her geçen gün ihlal edilmeye devam edildiğini, bu teminat mektuplarının paraya çevrilmesini sağlamak için gerçekleştirilen sözde feshin bir hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği için de hüküm doğurmayacağını, davalı yan tarafından istenen teminat mektubunun işin mahiyetinin  çok üstünde olduğunu, ancak müvekkilince işin kaçırılmaması isteğiyle, sözleşmenin güçsüz tarafı olması nedeniyle hakedişlerin zamanında yapılacağı düşüncesi ile karşı tarafa verildiğini, müvekkilinin bu güne kadar hiç bir şirket ile böyle bir sorun yaşamadığından mektupları geri alacağı inancında olduğunu, ancak davalının tamamen iyi niyetten yoksun davranışları ve sözleşmeyi haksız feshi nedeni ile teminat mektuplarının davalı uhdesinde olduğunu, teminat mektuplarının bedellerinin bir hayli yüksek olup bu mektuplar bozulursa müvekkilinin ticari hayatının sona ermesinin kaçınılmaz olduğunu, tüm bu nedenlerle mektuplar paraya çevrildikten sonra davanın bir mahiyeti kalmayacağından öncelikle dava kesinleşinceye kadar tedbiren mektupların paraya çevrilmesinin durdurulmasını ve her halükarda da dava sonunda da mektuplar kapsamında müvekkilinin borçlu olmadığına ve davalı elinde bulunan tüm mektupların da iadesine karar verilmesini talep ettiklerini, davalının elinde müvekkili şirketin 1.327.453,53 USD+ 105.000,00TL tutarlı teminat mektubu olduğunu, ancak davalının davacı nezdinde hiçbir alacağı kalmadığını, aksine ödenmeyen hakedişlerin, ihrazat ve hakedişi yapılmamış teslimatlar ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle davacının davalıdan ciddi bir miktar alacaklı olduğunu, buna rağmen müvekkilinin mektupların paraya çevrilmesi riski ile karşı karşıya olduğunu, hukuken kimsenin kendi kötü niyetli davranışından yararlanamayacağını, bu nedenle de tedbir taleplerinin kabulü gerektiğini, mahkemenin gerekçesinde belirtilen sözleşmenin 28.8 maddesinde  bahsedilen tedbir ve hazcin taraflar arası değil, 3.kişilerce konacak tedbir ve haciz olduğunu, kaldı ki tedbir ve haczin hukuki bir hak olup taraflar arasında imza edilen bir sözleşme ile kanunun emredici hükümlerine aykırı bir madde kararlaştırılamayacağını, ayrıca taraflar arasında sözleşmenin müzakere edilmediğini,  tek taraflı dayatılmış bir sözleşme olduğunu, bu sözleşmedeki kanunun emredici hükümlerine aykırı bir maddeden bahisle davacının ihtiyat tedbir müessesinden yararlanmasının engellenemeyeceğini, yaklaşık ispat kuralı nazara alınmaksızın verilen ret kararının yerinde olmadığını, ispat ölçüsünün tam bir kanaat niteliğinde olmayıp, hakikate yakın durumu gösterme şeklinde olup taraf defterleri, kayıtlar, mailler, tamamlanan işler üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ve sair delillerin  bilirkişiler tarafından tespit edilmesi ile müvekkili şirketin  haksız olarak iade edilen fatura tutarı, kötü niyetle reddedilen hakediş, kabul edilmeyen üretimler, teslim edilen ancak hakedişi yapılmayan üretimler nedeniyle alacaklı olduğunu,  dava dilekçesinde yer alan ve muvafakat etmedikleri  hakediş formunda görüleceği üzere avansın müvekkili avans ödemeleri kadar mükerrer olarak borçlandırıldığını, bu durumun bilirkişi incelemesi ile de sabit olacağını, Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/456 E. sayılı konkordato dosyası kapsamında yapılan inceleme ile de davalıdan alacaklı olunduğunun( rakamı ve aleyhe hususları kabul anlamına gelmemekle birlikte) sabit olduğunu, Konkordato Komiseri tarafından hazırlanan rapor ile de alacaklar  çok daha fazla olmakla ve aleyhe hususları asla kabul anlamına gelmemekle birlikte ... A.Ş.’nin tüm bu durumlar değerlendirildiğinde ayıplı mallar hariç olmak üzere 148.011,84 USD davacı şirkete borçlu olacağının tespit edildiğini, konkordato dosyasının dava dışı kişilerin alacak ve kayıtlarını da içerdiğinden dosyaya sunulamamakla birlikte mahkemece celbi ile alacaklı olunduğunun görüleceğini, tüm defter, kayıt, belgeler ve teslim belgeleri incelendiğinde teslim edilen bedellerin tutarı ile hakkedişlerin tutmadığı, fahiş şekilde eksik hakkediş düzenlendiği, teslim edilen ürünlerin hakedişte yerini almadığı, hazır ürünlerin teslim alınmadığının görüleceğini belirterek, ihtiyati tedbirin reddine dair verilen ara kararın kaldırılmasına, ihtiyati tedbir taleplerinin öncelikle teminatsız, aksi takdirde teminat karşılığında kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>\t\tTalep, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada ihtiyati tedbir istemine ilişkin olup, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara kararına karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br> \tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tMahkemesince, dosya kapsamındaki  bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek  yasal düzenlemelere uygun ve isabetli  karar verilmiş olduğu,  ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>\t1-İhtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, <br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderleri ile ödediği istinaf başvuru harcının istinaf talep eden davacı  üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1.f maddesi gereğince KESİN olmak üzere   27.12.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t<br><br>         Başkan                    Üye             Üye              Katip<br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"469e0c6c9cbc4e4e","SID":"163fcba06bc945ae"}}