{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1091 Esas<br>KARAR NO: 2024/1530<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/04/2021<br>NUMARASI: 2018/24 Esas, 2021/346 Karar<br>ASIL DAVA <br>DAVA: İtirazın İptali (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)<br>BİRLEŞEN DAVA <br>DAVA: İtirazın İptali (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)<br>KARAR TARİHİ: 12/12/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı ... Sigorta A.Ş vekili dava dilekçesinde; sigortalı ... San. ve Tic. AŞ'ye ait şantiye/inşaat sahasının müvekkili nezdinde İnşaat All Risks Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, poliçenin kooasürans olarak tanzim edildiğini, buna göre müvekkilinin payının %45 olarak tayin edildiğini, sigortalı yerde 05/11/2017 tarihinde hırsızlık meydana geldiğini, söz konusu sigortalı mahallin güvenliğinden sigortalı ile Özel Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi imzalayan davalının sorumlu olduğunu, davalının zarardan sorumlu olduğunu, zira davalının güvenliğinden sorumlu olduğu sigortalı mahalde alarm tertibatının bir süredir çalışmadığını, davalı güvenlik firmasının bu durumdan haberdar dahi olmadığını, gerçekleşen hırsızlık hadisesinin sigortalı firma yetkilileri tarafından ihbarı üzerine yapılan inceleme neticesine durumun tespit edildiğini, olayın güvenlik zafiyetinden kaynaklandığını, müvekkili tarafından olay sebebiyle sigortalısına 20/02/2018 tarihinde 13.287,57 TL ödendiğini, bu bedelin tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı ... San. ve Tic. AŞ ile imzalanan Özel Güvenlik Hizmet Sözleşmesi ve 5188 sayılı Kanun kapsamında, müvekkilinin 12/24 vardiya sisteminde toplamda 12 güvenlik görevlisiyle güvenlik hizmetini verdiğini, müvekkilinin yalnızca sözleşme kapsamında belirlenen görev ve talimatlar çerçevesinde hizmet verilmekte olup, hırsızlığa konu yer güvenlik hizmeti alanı içerisinde yer almakta ise de hırsızlığa sebep olduğu iddia edilen kişilerin alışveriş merkezine giriş yaptığı alandan izinsiz girişlerin engellenmesi için müvekkili tarafından gerekli uyarılar yapılarak önlem alınması gerektiğinin müşteriye bildirildiğini, dava dışı sigortalı şirket ile yapılan sözleşmede müvekkilinin alarm ile ilgili hiçbir yükümlülüğünün bulunmadığını, hırsızlık olduğu konusunun tamamen bir iddiadan ibaret olduğunu, depodaki malzemelerin miktarı hakkında bilgileri olmadığı gibi depodan malzeme çıkarıldığına dair herhangi bir kamera görüntüsü, şüpheli şahıs, şüpheli araç vb. tespitin de bulunmadığını, ayrıca bahse konu deponun, sorumlusu dışında bir çok kişi tarafından istenildiğinde kullanılabilen, müvekkili nezdinde güvenlik olarak direkt sorumluluk ve kontrolünde olmayan, her ne kadar alarm olduğu söylense de güvenlik tarafından monte edilmemiş olan, açılıp kapandığında bilgi bile verilmeyen bir yer olduğunu, depoda bulunan kamera kayıtları izlendiğinde ... tarafından 04/11/2017 tarihinde 17:15 sıralarında alarmın kurulduğunun görüldüğü, takiben saat 17:58 sıralarında ... isimli saha çavuşunun yeğeni olduğu bilinen ... ve ... isimli iki çalışanın depoya girdiği ve alarm paneline şifre girdiklerinin tespit edildiğini, alarm merkezi tarafından mesai saatleri dışında depo alanına şifreli giriş yapıldığı zamanlarda bilgi verilerek teyit alınmakta iken saat 17:58'de mesai saati dışında yapılan girişte güvenlik amirliği aranarak bilgi verilmediğini, yine kamera kayıtları incelendiğinde şantiye alanına hiçbir araç ve şahıs giriş çıkışının olmadığını, elle taşınamayacak ağırlıktaki malzemelerin nereden, nasıl çıkarıldığının bilinmediğini, dava konusu olayın gerçekleştiği depo alanının belirli bir süre taşeron firma ... İnşaat firması çalışanlarınca soyunma odası olarak kullanıldığını, ancak bu konuda güvenlik amirliğine hiçbir bilgi verilmediğini, depo kapısının kilit kısmından sert bir cisimle dışardan kolaylıkla açılabilecek durumda olduğu ortada olup depoya girilmesini önlemek ve depoyu muhafaza altına almak adına sigortalının gerekli özeni göstermediğini ve kendi kusuruyla hırsızlık olayına sebep olduğunu, davacının, ileri sürdüğü maddi zarara ilişkin olarak zararını kanıtlayıcı fatura ve benzeri yazılı delil ibraz etmediğini, müvekkili tarafından inşaat sahasına ilişkin verilen güvenlik hizmetinden kastın, her deponun önüne birer güvenlik görevlisi koymak olmadığını, müvekkilinin faaliyetinin 5188 sayılı Kanunun izin verdiği haliyle caydırıcı ve ön engelleme faaliyeti olduğunu ve müvekkilinin sadece sözleşme kapsamında hizmet verdiğini, buna göre müvekkilinin görevini eksiksiz yerine getirdiğini, dava konusu hırsızlık olayında müvekkili şirketin bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddine ve %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>BİRLEŞEN DAVA: Davacı ... Sigorta AŞ vekili dava dilekçesinde; müvekkili nezdinde İnşaat Tüm Riskler (Car) Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... San. ve Tic. AŞ ile davalı şirket arasında Özel Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesinin bulunduğunu, davalı tarafından güvenlik hizmetinin sağlandığı sigortalıya ait işyerinde 05/11/2017 tarihinde hırsızlık meydana geldiğini, güvenlik sözleşmesinde, işverenin kusuruna dayanmayan hallerde meydana gelecek tüm zararların davalının sorumluluğunda olduğunun hüküm altına alındığını, alarm sistemi çalışmayan, hırsızlığa zamanında ve etkili müdahalede bulunmayan davalının zarardan sorumlu olduğunu, müvekkilinin olay sebebiyle sigortalısına 06/02/2018 tarihinde 15.632,43 TL tazminat ödediğini, bu bedelin tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının yasal hak düşürücü süre içerisinde ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarında bulunduklarını, müvekkili ile dava dışı sigortalı ... San. ve Tic. AŞ arasında tapuda Kadıköy İlçesi, ... Mah., ... Ada, ... Parselde kayıtlı,  ... Mah. ... Cad.  No: ... Kadıköy adresinde yer alan ... Projesine ilişkin Özel Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığını, hırsızlığa konu alana giriş yapılmış olmasının tek başına güvenlik zafiyetini göstermediğini, kaldı ki hırsızlığın gerçekleştiği deponun, sigortalının veya taşeronlarının denetiminde ve kontrolünde olduğunu, sözleşme kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz yerine getiren müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, güvenlik sözleşmesinin 4.8. maddesi gereği sigortalı, kendi güvenlik sistemini ve ekipmanını sözleşme süresince devamlı olarak faal ve çalışır durumda tutacağını kabul ve taahhüt etmesine rağmen hırsızlığın gerçekleştiği  depoda alarm sisteminin çalışmadığını, müvekkili şirket tarafından sigortalıya, olası risklere karşı caydırıcılığı arttırmak ve bölgenin güvenliğini sağlamak adına risklerin bildirildiğini ve önerilerde bulunulduğunu, ancak sigortalının risk analizlerinin gereklerini yerine getirmediğini, bu nedenlerle sigortalının asli sorumlu ve kusurlu olduğunu, dava dışı sigortalının veya taşeronlarının kusurunun, müvekkili yönünden illiyet bağını kestiğini, aksi takdirde müteferrik kusur oranında indirim yapılması gerektiğini, poliçe yer alan özel şart gereği malzemelerin depolandığı alanın etrafı tel örgü ile çevrili olması gerekirken bu şart somut olayda sağlanmadığından hasarın teminat kapsamında olmadığını, eksper raporunda poliçede öngörülen muafiyetler ile ilgili hatalar yapıldığını, ayrıca eksper raporunda tespit edilen bedeller fahiş olup sigortalının beyanlarının dikkate alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ikinci el piyasa rayiç fiyatlarının tespit edilmesi gerektiğini, ikinci ifade tutanağı ile hasar talep edilemeyeceğinden telsiz rulesinin eksper raporu ile hasara dahil edilmesinin hatalı olduğunu, davacının, sigortalının gerçek zararı araştırılmadan, stok sayımı yapılmadan, ifade tutanaklarına ve sigortalının beyanlarına göre tespit edilen zarara dayalı ödeme yaptığını, oysa gerçek zarar miktarının ispatının gerektiğini, soruşturma ve kovuşturmanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, takip öncesi faize ilişkin koşulların oluşmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ancak takip tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince; hasara sebep olan tazminatın hırsızlık nedeni ile meydana geldiği, davacı sigorta şirketleri ile dava dışı sigortalısı arasında sigorta sözleşmesinin kurulduğu, ödeme yapan sigortacının meydana gelen hasardan sorumlu kişi veya firmalara karşı TTK'nun 1472-1 maddesine istinaden rücu edebileceği, ... Sigorta AŞ'nin hasar tazminatının %50'si olarak 15.632,43 TL, ... Sigorta AŞ'nin ise hasar tazminatının %42,50'si olarak 13.287,57 TL'yi ödemekle halefiyet hakkını kazanmış olduğu, hasara sebebiyet veren davalının sorumlu/kusurlu olduğu hususları dosya kapsamında alınan bilimsel veri ve denetime elverişli olan heyet bilirkişi raporu ile de tespit edildiği gerekçelerine istinaden asıl ve birleşen davanın kabulü ile icra dosyasında yapılan itirazın iptaline, alacak miktarının tespiti yargılama yapılmasını gerektirdiğinden şartları oluşmayan icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; birleşen dosyada hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden verilen kararın hatalı olduğunu, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının yasal hak düşürücü süre içerisinde ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarını yinelediklerini, tanık dinletme taleplerinin hukuka aykırı olarak reddedilmesi ile hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, güvenlik sözleşmesinin 4.8. maddesi gereği dava dışı sigortalı, güvenlik sistemi ve ekipmanını faal ve çalışır durumda tutmayı kabul ve taahhüt etmesine rağmen hırsızlığın gerçekleştiği depoda alarm sisteminin çalışmadığını, alarm ile ilgili sözleşmede müvekkilinin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, sigortalının, müvekkili şirketçe yapılan uyarıları da dikkate almadığını, bu nedenle sigortalı asli sorumlu ve kusurlu olup raporda dava dışı sigortalıya herhangi bir kusur atfedilmemesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun bütün olarak hukuka aykırılığı ile birlikte özel olarak hiçbir oran belirtmemesi sebebiyle hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi kök raporunda risk analiz raporunun dosyada mevcut olmadığının belirtilmesi üzerine rapora itiraz dilekçesi ibraz edilen risk analiz raporları ile ilgili ek raporda hiçbir inceleme yapılmadığını, bildirilmesine rağmen sigortalının risk analizlerinin gereklerini yerine getirmediğini, bilirkişi raporunda belirtildiği gibi olayın, araçla giriş çıkış yapan şahıslar tarafından gerçekleştirildiğine dair dosyada somut bir delil bulunmadığı, dava dışı sigortalı ve taşeron personelinin, depo anahtarları ve alarm şifrelerinin yetkisiz kişilere verdiğinin, yetkisiz kişiler ve personeller tarafından mesai saatleri dışında depoya giriş yapıldığının soruşturma sırasında alınan ifadeler, kamera kayıtları ile sabit olduğunu, bu husus ayrıca tanık beyanları ile de ortaya çıkarılacakken tanık dinletme taleplerinin reddedildiğini, dava konusu olayın gerçekleştiği depo alanının belirli bir süre taşeron firma ... İnşaat firması çalışanlarınca soyunma odası olarak kullanıldığını, ancak bu konuda güvenlik amirine hiçbir bilgi verilmediğini, birleşen dosya yönünden poliçe şartları gerçekleşmediğinden hırsızlık hasarının teminat kapmasında olmadığını, aksi takdirde muafiyetlerin uygulanmadığını ve bedellerin fahiş tespit edildiğini, poliçe yer alan özel şart gereği malzemelerin depolandığı alanın etrafı tel örgü ile çevrili olması gerekirken bu şart somut olayda sağlanmadığından hasarın teminat kapsamında olmadığını, eksper raporunda poliçede öngörülen muafiyetler ile ilgili hatalar yapıldığını, poliçede \"muafiyetler\" kısmında yeralan bilgilere göre \"iş makineleri\" ve \"tesisler\" için ayrı ayrı 2.500,00 USD muafiyet öngörüldüğü, eksper raporunda yer alan tesis ekipmanlarının bu kategoride yer aldığı, ancak eksper raporunda sadece inşaat işleri için uygulanması gereken 5.000,00 USD muafiyet miktarına, tesis ekipmanları bedelinin de dahil edildiğini, halbuki her iki muafiyetin birbirinden bağımsız olduğunu, bu nedenle tesis ekipmanlarının bedeli, 2.500,00 USD muafiyet miktarının altında kaldığından tesis ekipmanları için ödeme yapılmaması gerektiğini, ayrıca bu durumda sadece inşaat işleri için uygulanması gereken 5.000,00 USD muafiyet miktarının da inşaat işlerinin bedelinden mahsup edilmesi gerektiğini, ayrıca eksper raporunda tespit edilen bedeller fahiş olup sigortalının beyanlarının dikkate alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ikinci el piyasa rayiç fiyatlarının tespit edilmesi gerektiğini, takip öncesi faize ilişkin koşulların oluşmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ancak takip tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava, hırsızlık sebebiyle oluşan zarar iddiasına dayalı poliçe kapsamında sigortalıya ödenen hasar tazminatının rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Asıl dosya davacısı ... Sigorta AŞ'nin, davalı ... Dan. Hiz. AŞ hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 13.287,57 TL asıl alacak ve 429,48 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.717,05 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise yasal süresi içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Birleşen dosya davacısı ... Sigorta AŞ'nin, davalı ... Dan. Hiz. AŞ hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 15.632,43 TL asıl alacak ve 835,16 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.467,59 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise yasal süresi içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Asıl ve birleşen davaların davacısı olan sigorta şirketlerinin, dava dışı sigortalı ... San. ve Tic. AŞ'ye ait şantiye/proje sahasını İnşaat Tüm Riskler sigorta poliçeleri ile sigortaladığı, akdedilen poliçelere göre ... Sigorta AŞ'nin sorumluluğunun %42,50; ... Sigorta AŞ'nin sorumluluğunun ise %50 olduğu, %7,5 sorumluluğun ise dava dışı ... Sigorta AŞ'ye ait olduğu, 05/11/2017 tarihinde meydana geldiği belirtilen hırsızlık olayı sebebiyle sigortalısının oluşan zararına karşılık ... Sigorta AŞ tarafından 20/02/2018 tarihinde 13.287,57 TL; ... Sigorta AŞ tarafından ise 06/02/2018 tarihinde 15.632,43 TL ödeme yapıldığı ve meydana gelen zarardan davalının sorumlu olduğundan bahisle işbu rücuen tahsile ilişkin asıl ve birleşen davanın açıldığı anlaşılmıştır. 15/01/2018 tarihli ekspertiz raporunda; hırsızlık olayı ile alakalı geriye dönük kamera kayıtları incelendiğinde güvenlik noktalarında bulunan giriş noktalarından hiçbir aracın ve şüpheli şahısların giriş yapmadığının görüldüğü, yapılan araştırmada alarm sisteminin geçen hafta cuma gününden itibaren çalışmadığı bilgisinin elektrik teknisyeni ...'den öğrenildiği, yapılan ekspertiz çalışmasında -3. katta bulunan depo giriş kapısının kilit aksamının olduğu saç kısmın parçalanmak suretiyle açılması akabinde depodan bazı şantiye ekipman ve malzemelerinin çalındığının anlaşıldığı, depoları gören 4 adet güvenlik kamerasının bulunduğunun öğrenildiği, depoların güvenliğinin ... Hizmetleri AŞ tarafından sağlandığı, temin edilen ... güvenlik tutanağı incelendiğinde olay tarihinden 1 hafta önce alarm sisteminin bozulduğunun ve hasar anında da çalışmadığının anlaşıldığı, incelenen kamera kayıtlarında kimliği belirsiz kişilerin depoya girerek malzemeleri çuvallara doldurmak suretiyle alıp depodan çıktıklarının görüldüğü, bütün bu tespit ve incelemeler neticesinde hasarın yakın nedeninin hırsızlık olarak belirlendiği, poliçede teminat olduğu, söz konusu hasarın, sigorta konusu şantiyede güvenlik hizmetlerini yürüten ... Danışmanlık Hizmetleri AŞ'nin ihmali sonucu meydana geldiğinin kanaatine varıldığı, tespit edilen hasarlara ilişkin sigortalının ilettiği talep listesine ve destekleyici alış faturalarına istinaden 216.888,84 TL + 8.625,35 USD talepte bulunduğu, ancak sigortalı tarafından hazırlanan talep icmali incelendiğinde, talebe konu malzeme ve miktarların ifade tutanağı ile aynı olmadığının görülmesi sebebiyle tutanakta yer alan kalem ve miktarların yapılan hesaplamada dikkate alınması sonucu tazminat tutarının 31.264,86 TL olarak belirlendiği, bu durumda sorumluluk paylarına göre ... Sigorta AŞ'nin 13.287,57 TL; ... Sigorta AŞ'nin 15.632,43 TL; dava dışı ... Sigorta AŞ'nin ise 2.344,86 TL talep edebileceği bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 03/11/2020 tarihli raporda; elde edilen veriler ışığında meydana gelen olay ile ilgili yapılan incelemelerde, inşaat alanının genişliği göze alınarak davalı güvenlik şirketi tarafından riskli olabilecek ve kontrol altında tutulmasının uygun olacağı değerlendirilen noktalara sabit güvenlik personeli yerleştirildiği, gece boyunca bölgede devriye faaliyeti icra edecek olan bir personelin ve kontrol görevlisi olarak bir amirin de görev aldığının görüldüğü, inşaat alanının gözetimi ile sorumlu personelin gece 20:00 - 08:00 saatlerinde toplamda 6 kişi olduğunun beyanlara istinaden anlaşıldığı, personellerin görev alanlarına ait fotoğraflar veya kroki olmadığından nöbet kulübelerinin konumları, birbirine uzaklığı ve görüş mesafesinin değerlendirilemediği, inşaat, şantiye ve işyeri gibi yerlerde meydana gelen hırsızlıkların meydana geliş özellikleri genel olarak değerlendirildiğinde, hırsızlık olayının konusu olan malzemelerin genellikle kablo, akü, demir, pirinç, bakır, televizyon, inşaat alanında kullanılan elektrikli cihazlar ve elektrik malzemeleri vs. tipinde malzemeler olduğunun bilindiği, bu tip olayların meydana geliş hikayelerinin büyük çoğunluğunda ise, hırsızlık olayını gerçekleştiren şüphelilerin olay mahalline birden fazla kişi ile ve bir araçla yaklaşabildikleri kadar fazla yaklaştıktan sonra, olay mahallinden hırsızlığa konu malzemeleri araca çabucak yükleyerek olay yerinden uzaklaştıkları şeklinde olduğunun görüldüğü, dava dosyasında belirtilen olayın gece 03:18 sıralarında başlaması ve 04:47'de şahısların olay yerini terk etmeleri göz önüne alındığında, hırsızlık faaliyetinin icra edildiği yaklaşık 1.5 saatlik zaman içerisinde bölgenin kameralarla veya fiziken (devriye) kontrol edilmemesinin güvenlik görevlilerinin eksikliği olarak değerlendirildiği, bu durum görev alınan bölgede devriye faaliyetinin etkin olarak kullanılmadığını, kameraların kontrol edilmediğini gösterdiği, davalının, işveren ile imzaladığı güvenlik sözleşmesi ve risk analiz raporu ile belirlenen riskleri kabul ettiği, bu riskler ışığında hizmet alanının korunmasına ilişkin görevi devam ettirebileceğinin kabulü anlamına geldiği, ancak risk analiz raporunda belirtilen riskler ışığında meydana gelebilecek kusur, zarar ve ziyan, işveren tarafından kabul ediliyorsa, buna ilişkin bir müşterek evrak bulundurulabileceği, yapılan incelemeler neticesinde davalının güvenlik sözleşmesi ile kabul ettiği görevini eksik olarak yerine getirdiği ve bu sebeple kusurlu bulunduğu, dosyaya sunulan faturalar ve belgeler incelendiğinde eksper raporunda çalındığı tespit edilen malzeme listesinde kalem kalem yazılan malzemelerin yapılan piyasa araştırmasında sarf belgeleri ve faturalar esas olmak üzere kadri marufunda olduğu, ekspertiz raporunda bazı malzemelerin fatura tarihi olay tarihinden yaklaşık 7 ay önce olduğundan %10 eskime payı düşülmesine yönelik değerlendirmenin de uygun görüldüğü, dosya ve eklerinin incelenmesiyle hırsızlık olayı neticesinde çalınmış malzemelerin toplam bedelinin 50.400,86 TL olduğu kanaatine varıldığı, sigorta eksperince düzenlenen hasar raporunun kabul edilebilir olduğu, hasara sebep olan tazminatın hırsızlık nedeni ile meydana geldiği, ... şirketi tarafından hasar tazminatı olarak sigortalısına ödenen 15.632,43 TL'nin davalı tarafa rücu talebinin yerinde olduğu bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 09/03/2021 tarihli raporda; kök raporlarındaki değerlendirmeleri aynen tekrar ettikleri, toplam hasar miktarının 31.264,86 TL olduğu, ödeme yapan sigortacının meydana gelen hasardan sorumlu kişilere rücu edebileceği, davalı olayda kusurlu olduğundan ... Sigorta AŞ'nin 13.287,57 TL hasar tazminatını rücu edebileceği bildirilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK'nun 1472. maddesinden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür. Davalı vekili istinaf başvurusunda, birleşen dava yönünden zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunmuş ise de, 05/11/2017 tarihinde gerçekleşen hırsızlık olayı sebebiyle 06/02/2018 tarihinde sigortalısına ödeme yapan birleşen dosya davacısı alacağını tahsil etmek için 31/07/2018 tarihinde giriştiği takibe itiraz üzerine 21/12/2018 tarihinde eldeki işbu davayı açmış olup tazminat talebi zamanaşımına uğramadığı gibi ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde rücu hakkının düşeceğine yönelik bir hak düşürücü süre de bulunmadığından anılan istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir. Somut olayda, davalı şirketin, dava dışı sigortalı ...San. ve Tic. AŞ'ye özel güvenlik hizmeti sağladığı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı vekili, müvekkilince yapılan risk analizlerinin gereklerinin dava dışı sigortalı tarafından yerine getirilmediğini ve güvenlik sözleşmesinin 4.8 maddesine rağmen sigortalının olay günü alarm sistemini çalışır durumda bulundurmadığını belirterek meydana gelen olayda kusurunun bulunmadığını iddia etmektedir. Olay günü sacdan yapılan depo giriş kapısının kilit aksamının yanından saç kısmın parçalanmak suretiyle girilen depoda bulunan malzemelerin çalınarak hırsızlığın gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Güvenlik sözleşmesinin 4.8 maddesinde işverenin (sigortalı), kendi güvenlik sistemini ve ekipmanını (yangın ekipmanı, giriş kontrol ekipmanı, vb) sözleşme süresince devamlı olarak faal ve çalışır durumda tutacağını kabul ve taahhüt etmiştir. Dosyada yer alan emniyet ifade tutanaklarına yansıyan beyanlara göre hırsızlık olayının yaşandığı gün alarm sisteminin çalışmadığı anlaşılmaktadır. Davalı şirket güvenlik amiri ... emniyette verdiği ifadesinde, hırsızlık meydana geldiğini ve alarmın kurulu olmasına rağmen neden çalmadığını kamera sistemini kuran ... isimli şirketi arayarak sorduğunda yetkili kişinin kendisine alarm merkezi ile alarm cihazı arasında bağlantı olmadığını ve 31/10/2017 tarihinde bağlantının olmadığı bilgisinin güvenlik hattı olan ... numaralı telefona iletildiğini söylemesi üzerine yaptığı kontrolde belirtilen tarihte söz konusu mesajın atıldığını tespit ettiğini beyan etmiştir. Buna göre 31/10/2017 tarihine kadar olayın gerçekleştiği depoda kurulu ve çalışır vaziyette bir alarm sistemi mevcut iken söz konusu tarihte alarm merkezi ile alarm cihazı arasında bağlantı olmadığına yönelik sorun aynı tarihte güvenlik hattına mesaj atılmasına rağmen sigortalı şirketin bu hususta bilgilendirildiği davalı tarafından ispatlanamamıştır. Adı geçen kişi ifadesinde, aynı tarihte davalı şirket idari işler sorumlusu ...'e bu konuda bilgi verdiğini ve sorunun çözüldüğünün kendisine söylendiğini beyan etmiş ise de ifade kendi içinde çelişki içermektedir. Zira hırsızlık olayı gerçekleştikten sonra telefonu kontrol ettiğinde 31/10/2017 tarihinde söz konusu soruna ilişkin mesajın geldiğini gören bir kişinin 31/10/2017 tarihinde bu sorun ile ilgili bilgi vermesi mantıken düşünülemez. Hırsızlığın gerçekleştiği depoyu gören kamera sistemi mevcut olduğu gibi olay anında da çalıştığının anlaşıldığı, kamera kayıtlarına ilişkin CD inceleme tutanağına göre hırsızlığın yaklaşık bir buçuk saat sürdüğü dikkate alındığında gerek kameraların izlenmesi gerekse devriye atılması ile bir kontrol ve denetimin sağlanmadığı değerlendirilmiştir. Davalı, dava dışı sigortalı tarafından depo anahtarları ve alarm şifrelerinin yetkisiz kişilere verildiğini ileri sürmüş ise de, bu iddiaların ispatı bir tarafa gerçekleşme şekli dikkate alındığında hırsızlığın salt bu sebeple meydana geldiği de söylenemez. Ayrıca davalı tanık dinlenme taleplerinin reddedildiğini ileri sürmüş ise de, hüküm tesisi bakımından dosya kapsamı ve mevcut delil durumu itibariyle tanık dinlenmesine gerek bulunmamaktadır. Öte yandan davalı vekili, poliçe yer alan özel şart gereği malzemelerin depolandığı alanın etrafı tel örgü ile çevrili olması gerekirken bu şartın somut olayda sağlanmadığından bahisle hasarın teminat kapsamında olmadığını ileri sürmüş ise de, güvenliğin 24 saat olması ve açıktaki malzemelerin belli bir alanda toplanması kaydıyla tel örgü, aydınlatma ve kapalı alanda bulunma şartının kaldırıldığı poliçede belirtilmiş olup bu anlamda hasarın teminat kapsamında olmadığından bahsedilemez. Tüm bu sebeplerle davalı şirketin meydana gelen hırsızlık olayında kusurlu olduğuna yönelik Mahkemenin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı vekili, müvekkilince yapılan risk analizlerinin gereklerinin dava dışı sigortalı tarafından yerine getirilmediğini iddia ederek müvekkilinin kusurunun bulunmadığını ileri sürmüş ise de, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sunulan \"mevcut durum&öneri raporu\" başlıklı Haziran 2016 tarihli raporun sigortalı şirkete veya yetkilisine tebliğ-tebellüğüne ilişkin bir belgeye rastlanmamıştır. Ayrıca güvenlik sözleşmesinin 3.8 maddesi uyarınca bu tür hususların yüklenicinin, işverenin (sigortalı) ...@...com.tr e-posta adresine göndereceği e-posta ile bildireceği de belirtilmiş olup dosya kapsamında bu yönde bir e-posta iletisine de rastlanmamıştır. Bu nedenle davalının bu hususa yönelik istinaf sebebine itibar edilmemiştir. Eksper tarafından hasar tazminatının hesaplanabilmesi amacıyla dava dışı sigortalı tarafından sunulan talep listesine konu malzemelerin toplam miktarının 216.888,84 TL + 8.625,35 USD olduğu anlaşılsa da, eksper tarafından olay sebebiyle emniyete verilen ifade tutanağına yansıyan malzemeler ve sunulan alış faturaları dikkate alınarak hasar hesaplaması yapılması yerindedir. Buna göre zararın kapsamı ve mahiyeti bakımından dosya içeriğine ve toplanan delillere göre bilirkişi heyetince de benimsenen ve iştirak edilen eksper raporunda tespit edilen zararın dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düştüğü, davalının muafiyet miktarına yönelik ileri sürdüğü istinaf sebebinin aksine yapılan hasar hesabında poliçede hırsızlık nedeniyle oluşacak zararlarda uygulanacağının kararlaştırılması sebebiyle 5.000,00 USD muafiyetin gözetilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla Mahkemece hükmedilen hasar tazminatı tutarına yönelik itirazlar yerinde görülmemiştir. Halefiyete dayalı işbu rücuen tazminat davasında davacı sigorta şirketinin sigorta tazminatını sigortalısına ödediği tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiği, diğer taraftan davacının sigortalısının tacir olduğu, TTK'nun 3. maddesi uyarınca bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fillerin ticari işlerden olduğu ve 3095 Sayılı Yasa'nın 2/2 fıkrası uyarınca ticari işlere ticari faiz istenebileceği anlaşılmakla davalı, ancak takip tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğine yönelik istinaf sebebinde haklı değildir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/24 Esas, 2021/346 Karar sayılı ve 05/04/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan asıl ve birleşen dosya davalı vekilinin asıl ve birleşen dosya kapsamında verilen kararlara yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince  esastan REDDİNE, 2-Asıl dava bakımından hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Birleşen dava bakımından hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 456,17 TL harçtan mahsubu ile bakiye 28,57 TL harcın talep halinde davalıya İADESİNE, 4-Asıl ve birleşen dosya davalısı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.12/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0a2707ecfda1863c","SID":"528c7db6522ee222"}}