{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO:2024/625 Esas<br>KARAR NO:2024/809<br><br>DAVA:Elatmanın Önlenmesi (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ:24/10/2022<br>KARAR TARİHİ:19/11/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Elatmanın Önlenmesi (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın, müvekkili hastane bünyesinde kafeterya hizmet verdiği  müvekkili tarafından sözleşme feshedilmesine rağmen davalının haksız şekilde işgaline devam ettiği, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğinde karşılıklı edimlerin 5 yıl boyunca ifa edildiği  5 yılın sonunda sözleşmenin  Müvekkil Şirket tarafından feshedildiği,  sözleşmenin fesih tarihi olan 13/09/2022 tarihinde önce davalı şirkete 09/09/2022 tarihinde .... Noterliği'nin ... Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 13/09/2022 tarihi ile sözleşmenin feshedileceği; sözleşmeden doğan borçları hesaplanarak ilgili borcun ödenmesi ihtar edildiği, davalı şirket tarafından işbu ihtarnamenin tebliğinin akabinde 72.960,04-TL borcun ödenmiş olmasına rağmen sözleşme bitim tarihi olan 13/09/2022 tarihi itibariyle hizmet verilen alanın boşaltılmadığı, taraflar arasından imzalanan sözleşmeye uyarınca davacının yapmış olduğu feshin hukuka uygun olduğunun tartışılmayacağı, sözleşmenin 9. Maddesi uyarınca Müvekkili Hastane'nin 30 gün önceden yazılı bildirimde bulunmak koşulu ile sözleşmeyi her zaman tazminatsız feshetme hakkına sahip olduğu, davalıya uyarılar yapılmasına rağmen alanı haksız şekilde işgal ettiği sözleşmenin feshedildiği, hizmet ilişkisi kalmadığı ve geçerli sözleşme bulunmamasına rağmen haklı gerekçe olmadan davalınıntaşınmazı boşaltmamasının haksız olduğu, ayrıca malike haksız şekilde malını elinde bulunduran kimseye el atmanın önlenmesi davasının açılabileceği, işbu davanın açılma şartları malik olma, müdahalenin haksız olması ve müdahalenin devam etmesi, dava konusu alan zaten hali hazırda  Müvekkili hastane bünyesinde olduğu müdahalenin usule ve hukuka uygun şekilde feshedilen sözleşmeye rağmen devam etmesinden ötürü haksız olduğunun tartışmasız olduğu, anılan madde uyarınca Müvekkili Hastanenin taşınmazı üzerindeki zilyetlikleri hukuksal bir nedene dayanmadan mülkiyet hakkını bozan davalıya,  el atmalarına  son vermek, önlemek ve alanı boş şekilde teslim etme kararı verilmesi için el atmanın önlenmesi ve alanın boşaltılmasını talep etme zaruretinin doğduğu, gerek kanun hükmü gerek yerleşik Yargıtay kararları uyarınca hukuka uygun şekilde feshedilen sözleşme uyarınca davalının alana haksız şekilde müdahale etmesinde haklı bir sebep olmadığı, tüm ihtar ve uyarılarına rağmen alanı boşaltmadığı ve haksız şekilde el attığı göz önüne alındığından mülkiyet hakkı gözetilerek tazminat ve ecrimisile ilişkin taleplerinin saklı kalmak kaydıyla; davalı tarafça ... adresinde yer alan ve haksız şekilde el atılan hastanenin restaurant ve kafeterya alanı için el atmanın önlenmesi ve alanın boş olarak teslimine karar verilmesini  talep ve dava ettiği görülmüştür. <br>Dava, hizmet sözleşmesinin feshinden kaynaklı sözleşmeye konu taşınmaza yönelik el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.<br>.... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... sayılı kararında; \"...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda yetki hususu; 5. ila 24. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kanun, kamu düzeni düşüncesiyle bazı davaların mutlaka belli bir yer mahkemesinde görüleceğini öngörmüştür. Bu yetkiye, o davaların kanunun kesin olarak bildirdiği yerde bakılacak olması sebebi ile '' kesin yetki '' denir. Bu nedenle hakkında kesin yetki hükmü bulunan bir dava, yalnız kesin yetkili mahkemede açılır. Taraflar sözleşme ile kesin yetkili mahkemenin yetkisini kaldıramayacakları gibi, kesin yetkili mahkemenin yanında başka bir yetkili mahkeme de kararlaştıramazlar. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 12. maddesi hükmü gereğince; taşınmazın aynına yönelik davaların taşınmazın fiilen bulunduğu yer mahkemesinde açılması ve görülmesi zorunludur. Anılan kural kesin yetki kuralı olup kamu düzeni ile ilgilidir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında Mahkemece de re'sen gözetilmesi gerekir. Elatmanın önlenmesi davası da taşınmazın aynına ilişkin bir dava olup, 6100 sayılı HMK'nın 12/1. maddesinde öngörülen taşınmazın fiilen bulunduğu yer mahkemesinde açılması gerekmektedir. Dava konusu uyuşmazlıkta, sözleşmenin sona ermesine rağmen haksız şekilde boşaltılmadığı, haksız el atıldığı iddia edilen ...'nin Trabzon İli, ... İlçesi sınırları içerisinde olduğu ve yetkili mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu...\" gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş, kararın davalı vekilince istinaf edilmesine üzerine dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir. <br>İstanbul BAM 45. HD 27/12/2023 tarih 2023/1193 esas 2023/1914 karar sayılı ilamında; \"...dava şartları başlıklı HMK 114. Maddesinin c) bendinde mahkemenin görevli olması, d) bendinde ise yetkinin kesin olduğu hallerde, mahkemenin yetkili bulunması şartının düzenlendiği görülmekle kesin yetki kuralından önce mahkemenin görevli olup olmadığı değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle usule ilişkin aykırılıklar konusunda  öncelikli olarak ve mahkemece re'sen dikkate alınması gereken husus, mahkemenin görevli olup olmadığı sorunudur. Zira görev, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınabileceği gibi, taraflarca da davanın her aşamasında ileri sürülebilir. TTK'nun 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Anılan maddenin 1.fıkrasında \"her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu Kanunda...\"sayılan davaların ticari dava olduğu öngörülmüştür. Tarafları tacir olan el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talepli davalarda görevli mahkeme, asliye hukuk mahkemesi mi yoksa asliye ticaret mahkemesi mi olduğu tespiti gerekmektedir. Emsal Yargıtay kararlarında ifade edildiği gibi uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesiyle ilgisinin  bulunması durumunda ticari bir uyuşmazlıktan söz edileceği için  Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli olacaktır. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 01/03/2016 tarih 2016/968 E. 2016/2426 K., Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 12/09/2018 tarih 2018/9046 E. 2018/15609 K.) Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan Restaurant ve Kafeterya Hizmet sözleşmesi uyarınca davalı taraf, müvekkili hastane bünyesinde kafeterya hizmeti verdiğini, ancak 5 yılın sonunda sözleşmenin davacı tarafça feshedildiğini, davalı ile hizmet ilişkisi sonlanmasına ve geçerli bir sözleşme bulunmamasına rağmen davalının sözleşmeye konu yeri boşaltmadığını iddia ederek taşınmaza yönelik el atmanın önlenmesini talep etmiştir. O halde, taraflar tacir olup sözleşmeye konu taşınmaza yönelik el atmanın önlenmesi istendiğine göre uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesiyle ilgisinin olduğu, davanın bu özelliği itibariyle nispi ticari dava olarak nitelendirilerek Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğundan bahisle öncelikle  göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken kesin yetki nedeniyle usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle mahkemece, öncelikle tarafların tacir oldukları ve TTK'nın 4. maddesi uyarınca davanın nispi ticari dava olduğu, buna göre de ticaret mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, HMK'nın 114/1-c, 115/2. maddesi uyarınca davanın, mahkemenin görevine ilişkin dava şartı yokluğundan, usulden reddine karar verilmesi gerekirken, görevden sonra düzenlenen kesin yetki nedeniyle davanın davanın usulden reddine karar verilmesi  hatalı olduğu...\" gerekçesiyle .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmiş, BAM kaldırma ilamı üzerine dosya .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ...esas sırasına kaydedilmiştir. <br>.... Asliye Hukuk Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasında 25/01/2024 tarihinde ... karar sayılı kararında; \"...Tüm dosya kapsamı, taraf beyanları, kurum cevapları ve İstinaf Kaldırma Kararı'nın birlikte incelenmesinden; TTK'nun 4. maddesinde ticari davalar tanımlandığı,  anılan maddenin 1.fıkrasında \"her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu Kanunda...\"sayılan davaların ticari dava olduğunun öngörüldüğünü, tarafları tacir olan el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talepli davalarda görevli mahkeme, asliye hukuk mahkemesi mi yoksa asliye ticaret mahkemesi mi olduğu tespiti gerektiği emsal Yargıtay kararlarında ifade edildiği gibi uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesiyle ilgisinin  bulunması durumunda ticari bir uyuşmazlıktan söz edileceği için  Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli olacağı belirtilmiştir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 01/03/2016 tarih 2016/968 E. 2016/2426 K., Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 12/09/2018 tarih 2018/9046 E. 2018/15609 K.)  Tarafların tacir oldukları ve TTK'nın 4. maddesi uyarınca davanın nispi ticari dava olduğu, buna göre de ticaret mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, HMK'nın 114/1-c, 115/2. maddesi uyarınca mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\" gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ve kararın davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir. <br>İstanbul BAM 45. HD 27/12/2023 tarih 2024/1336 esas 2024/1161 karar sayılı ilamında; \"...Davalı vekili; sehven kendi hatalarından dolayı  yapmış oldukları ilk istinaf başvuru dilekçesinde istinaf eden taraf davalı olarak yazılması gerekirken zuhulen  davacı olarak yazmaları nedeniyle dairemizce istinaf başvurusunun davacı tarafın yaptığı kabul edilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de her ne kadar dairemizin kararının gerekçe kısmında istinaf edenin davacı olduğu belirtilmiş ise de hüküm kısmında davalı vekilinin istinaf başvurusundaki istinaf edene ilişkin maddi hatasının düzeltildiği, dairemiz kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davalı tarafından yatırılan istinaf harcının ilk derece mahkemesince iadesine, davalı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına karar verilmiştir. Görüldüğü üzere davalı vekilinin yapmış olduğu maddi hatanın dairemizce düzeltildiği, istinaf eden davalı yönünden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili diğer bir istinaf nedeni ise görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu, aksi halde yetkisizlik kararı verilmesini ileri sürmüş ise de dairemizin önceki kaldırma kararında emsal Yargıtay kararlarına atıf yapılmak suretiyle ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere taraflar tacir olup sözleşmeye konu taşınmaza yönelik el atmanın önlenmesi istendiğine göre uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesiyle ilgisinin bulunması nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu,  dava şartları başlıklı HMK 114. Maddesinin c) bendinde mahkemenin görevli olması, d) bendinde ise yetkinin kesin olduğu hallerde, mahkemenin yetkili bulunması şartının düzenlendiği görülmekle kesin yetki kuralından önce mahkemenin görevli olup olmadığı değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle usule ilişkin aykırılıklar konusunda  öncelikli olarak ve mahkemece re'sen dikkate alınması gereken husus, mahkemenin görevli olup olmadığı sorunu olduğu ifade edildiğinden davalı vekilinin bu konudaki istinafı yerinde görülmemiştir...\" gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verildiği ve hükmün 25/09/2024 tarihinde kesinleştiği görülmüş, görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dosya Mahkememize tevzi edilerek Mahkememizin 2024/625 esas sırasına kaydedilmiştir. <br>Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde; <br>Davacı taraf iddiasında, taraflar arasında akdedilen Restaurant ve Kafeterya Hizmeti Sözleşmesinin davacı tarafça feshedilmesine rağmen davacıya ait taşınmazın, taraflar arasındaki hizmet ilişkisi sona ermesine ve hiçbir haklı gerekçe bulunmamasına karşın davalı tarafça boşaltılmadığı ve haksız el atıldığından bahisle mülkiyet hakkı gözetilerek tazminat ve ecrimisil hakları saklı tutularak davalının el atmasının önlenmesi talebine ilişkin olup, Yukarıda değinilen İstanbul BAM 45. HD 27/12/2023 tarih 2023/1193 esas 2023/1914 karar sayılı ve 27/12/2023 tarih 2024/1336 esas 2024/1161 karar sayılı ilamları doğrultusunda eldeki davanın nispi ticari dava olarak nitelendirilmesi nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmıştır. Bunun yanında uyuşmazlık davacıya ait taşınmazın davalı tarafça boşaltılmaması ve haksız şekilde el atılması nedeniyle el atmanın önlenmesi ve taşınmazın boş olarak teslimi hususlarına ilişkindir. <br>Görev hususu istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğinden, MAhkememizce yetki hususunda yapılan incelemede, davacı taraf dava dilekçesinde taraflar arasında akdedilen Restaurant ve Kafeterya Hizmeti Sözleşmesinin 19. Maddesi uyarınca İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığını belirterek sözleşmede yer alan yetki hükmü nedeniyle İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu iddia etmişse de yine dava dilekçesinde açıkça belirtildiği üzere taraflar arasındaki sözleşme davacı tarafça feshedildiğinden akdi ilişki sona ermiş, hatta sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili için davalıya keşide edilen ihtarname neticesinde davalı tarafça borç ödenmiş olup, davacının talebi akdi ilişki sona ermesine rağmen davalı tarafça davacıya ait taşınmazın haksız olarak işgal edilmesi nedeniyle el atmanın önlenmesi talebine ilişkin olduğundan, sözleşmeden kaynaklanan bir talebin söz konusu olmadığı, davacını talebinin taşınmazın mülkiyetinden kaynaklandığı anlaşıldığından taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan yetkinin eldeki davada uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Kaldı ki davacının talebi davacıya ait taşınmazın mülkiyetinden kaynaklandığından 6100 sayılı HMK'nın 12. Maddesinde taşınmazın aynından doğan davalar düzenlenmiş olup madde metnine göre taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu düzenlenmiş olup, kesin yetki kuralı kamu düzeni ile ilgili olduğundan yargılamanın her aşamasında Mahkemece de re'sen gözetilmesi gerekmektedir. Ayrıca 6100 sayılı HMK'nın dava şartlarını düzenleyen 114. Maddesinin ç bendinde Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması dava şartı olarak düzenlenmiştir. <br>Uyuşmazlığa konu taşınmazın .../ ... bulunması nedeniyle, 6100 sayılı HMK'nın 12.maddesinde düzenlenen kesin yetki kuralı kapsamında yetkili Mahkemenin Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-ç ve 115/(2) maddeleri uyarınca Mahkememizin yetkisiz olduğu anlaşılmakla davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ve dosyanın görevli ve yetkili Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda izah olunan nedenlerle; <br> 1-)HMK'nun 114/(1)-ç ile 115/(2) madde uyarınca Mahkememizin YETKİSİZLİĞİ sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,<br>2-)HMK 20 madde uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın GÖREVLİ VE YETKİLİ TRABZON ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,<br>3-H.M.K.'nun 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten itibaren, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize başvurarak dosyanın görevli ve yetkili Mahkemesine gönderilmesini talep ettikler takdirde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, süresi içerisinde talep olmaması halinde dosyanın Mahkememizce re'sen ele alınarak davanın açılmamış sayılacağı hususunda karar verileceğinin ihtarına ,<br>4-Yargılama giderleri, harç ve vekalet ücreti hususunun H.M.K'nun 331. maddesi uyarınca davaya görevli ve yetkili mahkemede devam edilmesi halinde o mahkemede, davaya başka bir mahkemede devam edilmediği takdirde dosya ele alındığında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde mahkememizce değerlendirilmesine , <br>Dair, davacı/ vekili ve davalı/ vekilinin yokluğunda, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/11/2024<br><br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br> <br>Hakim ...<br>e-imzalıdır <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"526a9e2f6274e5e8","SID":"fed0df9d9fdaf808"}}