{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1282 Esas<br>KARAR NO: 2024/1486<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/06/2024<br>NUMARASI: 2023/169 Esas, 2024/487 Karar<br>DAVANIN KONUSU: KAYIT KABUL<br>KARAR TARİHİ: 05/12/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; Almanya'da ikamet eden müvekkillerinin dövize yüksek faiz sloganından etkilenerek döviz bazında yatırım yapmak amacıyla ... Bankası T.A.Ş. Ankara şubesi nezdinde, üç adet ortak hesap açtırdıklarını ve birikimlerini bu hesaplara yatırdıklarını, paralarının güvende olduğuna inanan müvekkillerinin, bankaya 03.07.2003 tarihinde TMSF tarafından el konulduğunu ve bankacılık faaliyetlerinin yasaklandığını, akabinde İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/132 Esas 2005/361 Karar sayılı ilamı ile 08.06.2005 tarihinde bankanın iflasına karar verildiğini öğrendiklerini, paralarını idari yoldan tahsil etmeye çalıştıklarını ancak bu çabalarının sonuç vermediğini, müvekkillerinin ... Bankasına para yatırdığını, ancak paralarının banka tarafından ... Ltd. Şti. (Kıyı Bankacılığı) isminde Kıbrıs menşeili başka bir hesaba aktarıldığını, müvekkillerinin paralarını ... Bankasına yatırması sebebiyle paralarının daha sonradan ... hesabına aktarılmasının müvekkillerini bağlamadığını, ... Bankası T.A.Ş. ile ... Ltd. Şti. arasında organik bağ bulunduğundan davalı müflis banka idaresinin zarardan sorumlu olduğunu, masaya kayıt başvurusu olmadan dava açılmasına hukuken bir engel bulunmadığını belirterek 63.093,14 Euro bakiyeli ... numaralı, 450.119,58 Euro bakiyeli ... numaralı, 49.169,21 Euro bakiyeli .. numaralı ... hesaplarına aktarılan müvekkillerine ait paradan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik toplam 562.381,93 Euro'nun iflas tarihi olan 08.06.2005 tarihindeki T.C. Merkez Bankası'nın efektif satış kuru üzerinden TL karşılığı olan 949.019,50 TL'nin iflas masasına kayıt ve kabulüne, bu alacağa 07/03/2003 tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; BDDK'nın 03/07/2003 tarih ve 1085 sayılı kararı ile müflis bankanın bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırılarak ... Bankası T.A.Ş.'nin yönetim ve denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna intikal ettiğini, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/132 Esas sayılı dosyasında ... Bankası T.A.Ş.'nin 08/06/2005 tarihi itibariyle iflasına karar verildiği, kararın ise 20/04/2006 tarihinde kesinleştiğini, tasfiye işlemlerinin TMSF Tasfiye Daire Başkanlığının 2005/1 sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğünü, husumet itirazları saklı kalmak kaydıyla davacı tarafından dava konusu alacak talepleriyle ilgili olarak iflas masasına alacak kaydı başvurusu yapılmadığından davanın, dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, dava dilekçesinde ikrar edildiği üzere, davacıların davaya konu hesabının, ... Limited nezdinde olduğunu ve müflis ... Bankası T.A.Ş.'nin tüzel kişiliğinin ... Ltd.'nin tüzel kişiliğinden ayrı olduğu için müflis bankaya husumet yöneltilemeyeceğinden davanın husumet nedeniyle de reddinin gerektiğini, somut olayda davacı yanın iradesinin fesada uğratıldığına ilişkin haksız eylemlerin 2003 yılı ve öncesine ait olduğunu, işbu eylemleri kabul anlamına gelmemek ve hak kaybına uğramamak üzere davanın 2017 yılında ikame edildiği gözönüne alındığında, haksız fiile dayanan huzurdaki davanın, zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılmış olduğundan zamanaşımından reddi gerektiğini, dava konusu hesabın davacı tarafında açıkça beyan ettiği üzere ... Ltd nezdinde bulunması sebebiyle işbu alacakların müflis ... Bankası T.A.Ş'den talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müflis bankanın sadece ... Ltd. ile yapılan işlemlere muhabirlik hizmeti verdiğini, ... Ltd. nezdinde açılan hesaplar ile ilgili bilgilerin müflis banka bünyesinde bulunmadığını, Şişli Cumhuriyet Savcılığı'nca yapılan çalışmalarda, 27.10.1997-03.07.2003 tarih aralığını içeren “... Ltd'den ... T.A.Ş.'ye gelen havaleler” ve 03.09.2001-03.07.2003 tarih aralığını içeren “... Bankası TA.Ş.'den ... Ltd.'ye giden havaleler” kayıtlarına ulaşılabildiğini, söz konusu tarihler arasında Savcılık tarafından ortaya çıkarılan kayıtlar ve banka arşivi üzerinde yapılanı araştırma sonucunda davacılar tarafından farklı tarihlerde gerçekleştirilen 4 adet giden offshore havale işlemlerine rastlandığını, davacının 13.08.1997 tarihinden itibaren offshore gelen-giden havale işlemleri gerçekleştirdiğinin tespit edildiğini, bu durumun davacının ... Ltd. ile uzun süredir işlem yaptığını ve ... uygulamasını bildiğini gösterdiğini, davacının ... Bankası T.A.Ş. bünyesinde dava dışı 1 adet mevduat hesabına rastlandığını, dava konusu ..., ..., ... no.lu hesapların açılış kaynağı 13.08.1997, 04.09.1997, 20.12.1999 tarihinde gönderilen 76.000 DM, 48.686 DM, 622.000 DM'lik havale tutarlarının operasyon şubesi nezdindeki diğer şubelerce gönderilen tüm havale bedelleri ile birlikte \"395.01-Ödenecek Havale-YP\" hesabına alacak kaydedildiğini, bir ay boyunca hesaba gelen havale bedellerinin, toplu olarak ay sonu itibariyle ... Ltd.'nin muhabir banka hesabı olan ... no.lu hesabına (29.08.1997 tarih B123 bimrefli fiş, 30.09.1997 tarih B112 bimrefli fiş ve 30.12.199 tarih B140 bimrefli fiş) alacak geçildiğini, söz konusu alacak kayıtları ile de havale bedellerinin, ... Ltd.'nin hesabına transfer edilmiş bulunduğunu, davacı, bilerek ve işteyerek parasını ... Ltd.'ye yatırmış olduğundan iradesinin fesada uğratıldığı iddiasında ise bunu ispata mecbur olduğunu, muhabirlik hizmeti vermiş olan müflis ... Bankası T.A.Ş.'nin yaptığı havale işlemlerinin, kıyı bankacılığı prosedürüne uygun olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın faiz talebinin kabulünün de mümkün olmadığını, zira müflis banka ile davacı arasında davaya konu alacağa ilişkin herhangi bir sözleşme bulunmadığını, kaldı ki davacı tarafından işbu faizin günümüze kadar işletilmesi talebinin de hukuka aykırı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek üzere faizin ancak iflas tarihi olan 08/06/2005 tarihine kadar istenebileceğini belirterek davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 05/01/2017 TARİH VE 2016/980 ESAS 2017/4 KARAR SAYILI KARARI İLE: Davalı bankanın İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.06.2005 tarihli ve 2004/132 Esas 2005/361 Karar sayılı ilamı ile iflasına karar verilmesi sebebiyle, İİK'nın 235/1. ile 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-ç ve 115/2 madde hükümleri uyarınca İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin kesin yetkili olduğu gerekçelerine istinaden dava dilekçesinin yetki yönünden usulden reddine, mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir. <br>İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 07/03/2019 TARİH VE 2017/276 ESAS 2019/199 KARAR SAYILI KARARI İLE: Husumet ve zamanaşımı itirazlarının reddi ile, davacıların kayıt ve kabul istemi yerinde görülerek davanın kabulü ile, müflis ... Bankası T.A.Ş. iflas idaresi tarafından oluşturulan iflas tasfiye masasına 562.381,93 EURO asıl alacağın iflas tarihi olan 08/06/2005 tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden TL karşılığı olan 949.019,50 TL davacı alacağının imtiyazsız alacak olarak kayıt ve kabulüne dair karar verilmiştir. Karar taraf vekillerince istinaf edilmiştir. <br>DAİREMİZİN 07/03/2019 TARİH VE 2019/2544 ESAS 2022/1635 KARAR SAYILI KARARI İLE: Alacağa avans faiz işletilmesi talebine ilişkin olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği gerekçesiyle HMK'nun 355. maddesi gereğince talep hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmemesi kamu düzenini ilgilendirdiğinden bahisle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin kabulü ile ilk derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmiş olup aynı zamanda karardan sonra çıkan içtihadı birleştirme kararı da gözetilerek paranın off shore hesabına aktarılıp aktarılmadığı, aktarılmışsa tarihinin ne olduğunun hiçbir tereddüte yer bırakmayacak bir şekilde kesin olarak ortaya konmasından sonra davalı tarafın zamanaşımı itirazı hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmesi gerektiği de kaldırma kararında belirtilmiştir. <br>İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 27/06/2024 TARİH VE 2023/169 ESAS 2024/487 KARAR SAYILI KARARI İLE: Somut olayda, gerek Uyuşmazlık Mahkemesinin gerekse de Yargıtay (Kapatılan) 23. HD'nin emsal nitelikteki kararları ile mülga 4389 sayılı Kanun hükümleri karşısında idari yargının görevli olduğu gerekçelerine istinaden davacıların açmış olduğu davada, yargı yolunun caiz olmasına yönelik dava şartı noksanlığı tespit olunduğundan bahisle HMK m.114/f.1 bent (b) hükmü gereği davanın usulden reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davanın tarafının idare değil bir özel hukuk tüzel kişisi olan ... Bankası T.A.Ş. olduğunu, banka hakkındaki iflas kararı kesinleşmiş ise de tüzel kişiliği sona erdirilmediği için davanın adli yargıda görülmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; ... Bankası T.A.Ş. hakkında verilen iflas kararı kesinleşmiş olsa da bankanın tüzel kişiliğinin halen devam ettiğini, bankanın tüzel kişiliğinin TMSF'nin tüzel kişiliğinden ayrı olup yönetim ve denetiminin Fon eliyle yürütülmesinin müflis bankayı kamu tüzel kişisi haline getirmediğini, davaya konu alacağın sıra cetveline kaydı talebine ilişkin herhangi bir Fon Kurulu kararının bulunmadığını, davaya konu sıra cetvelinin TMSF’nin idari işlemi olmayıp tüzel kişiliği devam eden müflis bankanın alacaklılarına ilişkin sıra cetveli olduğunu, sıra cetvelinin iflas müdürlükleri tarafından düzenlenmesiyle TMSF'nin yasa gereği iflas dairesi sıfatıyla hareket etmesi arasında hukuki bakımdan herhangi bir fark bulunmadığını, müflis banka bir özel hukuk tüzel kişisi olduğundan özel hukuk tüzel kişilerinin tesis ettiği bir işleme karşı İdare Mahkemelerinde dava açılamayacağını, zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yargı yolunun caiz olmasına yönelik dava şartı noksanlığından davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu gereğince faaliyet izni kaldırılarak yönetim ve denetimi Fona intikal eden ve Fonun iflas talebi üzerine aynı kanun gereğince iflasına karar verilen müflis bankadan olan alacak talebinin kayıt ve kabulüne karar verilmesi istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, BDDK'nın 03.07.2003 tarih ve 1085 sayılı kararı ile 4389 sayılı Bankalar Kanununun 14/3. maddesine dayalı olarak davalı bankanın bankacılık işlemlerini yapma ve mevduat kabul izninin kaldırıldığı, yönetim ve denetimin aynı Kanunun 16/1. maddesi uyarınca TMSF'ye intikal ettiği, TMSF tarafından 4389 sayılı Kanun'un 16/3.  maddesine dayalı olarak davalı bankanın doğrudan iflasının talep edildiği, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.06.2005 tarih ve 2004/132 Esas 2005/361 Karar sayılı kararı ile davalı bankanın iflasına karar verildiği, kararın 20.04.20006 tarihinde kesinleştiği, TMSF Tasfiye Dairesi'nin 2005/1 sayılı dosyası ile tasfiye işlemlerine başlandığı, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 106. maddesinin 5. fıkrası hükmü gereği alacaklılar toplantısı görev ve yetkisinin Fon'da olması nedeniyle Müflis ... Bankası T.A.Ş. ikinci alacaklılar toplantısı yerine kaim olmak üzere Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Kurulu'nca 28.12.2006 tarih ve 658 sayılı kararın alındığı, Fon Kurulunca iflas idare memurlarının atandıkları anlaşılmıştır.5411 sayılı Bankacılık Kanunun 106. maddesinde, faaliyet izni kaldırılan ve Fon'a devredilen bankalara ilişkin hükümler düzenlenmiş olup maddede, Fon'un bu kanunun uygulanması ile sınırlı olmak üzere 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 166, 218, 219, 223, 234, 236, 249, 251 ve 254. maddelerindeki yetki ve görevler hariç olmak üzere, iflas idaresinin, alacaklılar toplantısı ve iflas idaresi görev ve yetkilerine sahip olarak bankayı tasfiye edeceği düzenlenmiştir. \"...TMSF, iflas idaresi görev ve yetkilerini haiz olarak iflas tasfiyesini yürüttüğüne göre, bu sıfatla düzenlenen sıra cetvelinin de TMSF'nin kamu gücüne dayalı olarak Bankacılık Kanunu uyarınca tek yanlı olarak aldığı idari karara dayalı bir işlemi olduğu kuşkusuzdur. İflas idaresinin İcra ve İflas Kanunu'nda haiz olduğu yetkilere TMSF'nin sahip olması, bu hükümlerden yararlanması bu sonucu değiştirmemektedir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 110. maddesinde, 107. maddeye atıf bulunmadığı gibi, 107. madde uyarınca devir alınan alacaklar nedeniyle Fon'a boçlu olanların iflası halinde 132/9. bent uyarınca Fon'un bir ya da iki temsilcisinin katılımı ile oluşan ve İcra hakiminin seçtiği iflas idaresinin somut olayda söz konusu olmadığı, tamamının Fon'un gösterdiği adaylardan oluştuğu, iflas idaresinin Fon adına tasfiyeyi yürüttüğü anlaşılmaktadır. Dosyanın incelenmesinden; ... T.A.Ş.'nin, BDDK'nın kararı ile, 5411 sayılı Kanun uyarınca Fona devredildiği, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/06/2005 tarih ve E.2004/132, K.2005/361 sayılı kararı ile, 5411 sayılı Kanun uyarınca bankanın iflasına karar verildiği, davacının banka nezdinde bulunduğunu ileri sürdüğü alacağının tahsili için müflis bankanın iflas idaresine başvuruda bulunduğu,  müflis ... Bankası T.A.Ş. İflas İdaresinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Yönetim Kurulunun 23/06/2005 tarih ve 251 sayılı Kararı ile atandığı anlaşılmıştır. Bu durumda; iflas idaresinin sıra cetveline ilişkin işlemlerinin 2004 sayılı Kanunla düzenlendiği anlaşılmakta ise de, iflas idaresi memurlarının genel hükümler uyarınca belirlenmiş iflas memurları olmadıkları  ve dava konusu  işlemin  idari işlem niteliği taşıdığı anlaşılmakla; uyuşmazlığın 2577 sayılı Kanun'un 2/1-b maddesi kapsamında idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır...\" (Uyuşmazlık Mahkemesinin 01/04/2024 tarih ve 2023/631 Esas 2024/103 Karar sayılı ilamı, ayrıca emsal 04/03/2024 tarih ve 2023/523 Esas 2024/58 Karar sayılı ilamı). 2247 Sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkındaki Kanunun 1/1 maddesinde Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye  yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkeme olarak tanımlanmıştır. Yukarıda yer verilen Uyuşmazlık Mahkemesinin emsal içtihadına göre, iflas idaresi memurlarının genel hükümler uyarınca belirlenmiş iflas memurları olmadığı ve dava konusu işlemin idari işlem niteliği taşıdığı gerekçesiyle uyuşmazlığın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda somut olayda da, iflas tasfiyesinin Fon'un gösterdiği adaylardan oluşan iflas idaresi tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmakla işbu eldeki davaya konu uyuşmazlığın çözüm yerinin de idari yargı olduğunu kabul etmek gerekir. Yukarıda bahsi geçen içtihatların somut dava bakımından da emsal nitelikte olduğu ve dikkate alınması gerektiği konusunda şüphe yoktur. Zira Uyuşmazlık Mahkemesi, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili bağımsız bir yüksek mahkeme olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle Mahkemece tesis edilen karar isabetli olup taraf vekillerinin istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/169 Esas, 2024/487 Karar sayılı ve 27/06/2024 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan  davacılar ve davalı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf harçları davacılar tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davalı taraf harçtan muaf olduğundan harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.05/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6200a3c5ae73889e","SID":"b5228c8551ace6f8"}}