{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2021/1575 <br>KARAR NO: 2024/1418 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 17/06/2021<br>NUMARASI: 2018/512 (E) - 2021/487 (K) <br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 15/10/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Sigorta AŞ'ye ZMMS poliçesiyle sigortalı, dava dışı ...'un idaresindeki ... plakalı aracın çarpması sonucu davacının %6,2 oranında malul kaldığını, davalı sigorta şirketine yaptıkları başvuru sonucunda taraflarına herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının maluliyeti sebebiyle ikame edilen İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesinin 20/12/2017 tarih ve 2016/276 (E) - 2017/756 (K) sayılı kesinleşen kararı ile 17.785,69 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 27.785,69 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile 11.597,28 TL maddi tazminatın 27/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak vefat eden davacı muris ...'ün mirasçılarına Niksar Noterliğinin 21/09/2020 tarihli ve ... yevmiye sayılı mirasçılık belgesindeki miras payları oranınca verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacıların manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; karar tarihi itibarıyla asliye ticaret mahkemeleri tarafından verilen 5.880 TL üzerindeki tüm kararlar için istinaf yolu açık olmasına rağmen maddi tazminat yönünden hükmedilen tutarın kesin olarak belirtildiğini, davacının işbu dava öncesinde İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesinin 2016/276 (E) sayılı dosyası istinaf aşamasında iken davadan feragat ettiğini ve feragat beyanının kesin hüküm etkisine binaen işbu davanın da kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, iş kazası nedeniyle davacı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından aylık bağlanıp bağlanılmadığı tespit edilmeden yalnızca SGK tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödemesinin dikkate alınamayacağını, maluliyete ilişkin yapılan en güncel 29/06/2020 tarihli Adli Tıp Kurumu (ATK) 2. İhtisas Dairesi tarafından yapılan değerlendirmede kişinin maluliyet durumunun tespit edilebilmesi için eksik belgelerin bulunduğu ve bu nedenle maluliyet oranının tespit edilemediği belirtilmiş olmasına rağmen %6,2 maluliyet oranı üzerinden yapılan hesaplamanın hükme esas alınamayacağını, hazırlanacak bilirkişi raporunda maluliyet tespit edilmesi halinde maluliyetin geçici nitelikte olup olmadığı, kaza ile netice arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı ve maluliyetin sürekli olup olmadığı hususlarının belirlenmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. HMK'nin 341/2. fıkrasına göre miktar veya değeri Üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. HMK'nin 341/4. fıkrasına göre ise alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü  üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. Ayrıca HMK'nin ek 1. maddesinin 1. ıkrasında; \"HMK'nin 341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.\" hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında; \"HMK'nin 341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı\" düzenlenmiş bulunmaktadır. Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2021 yılı için HMK'nin 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 5.880 TL olacaktır. Bu halde davanın reddedilen kısmının kararın verildiği tarih itibarı ile 2021 yılı için öngörülen kesinlik sınırının üstünde kalması nedeniyle, davacı vekilinin ilk derece mahkemesince verilen karar için  istinaf hakkı vardır. Dava konusu uyuşmazlığın daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması (derdest olmaması) ve daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartıdır. ( HMK m.114/1-i) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. (6100 sayılı HMK m.115/2) HMK'nin 303/1. maddesine göre, bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davacının İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesinin 2016/276 (E)  sayılı dosyasında aynı kazadan kaynaklı maddi tazminat istemiyle başvuruda bulunduğu,  kararın kesinleştiği, ancak işbu dosya davalısı sigorta şirketinin taraf olmadığından kesin hükümden bahsedilemeyeceği açıktır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 85. maddesinin 1 ve son fıkraları uyarınca işleten ve sürücü, trafik kazasından kaynaklanan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Borcun sona ermesi hallerinden olan ibranın diğer borçlulara sirayetinin düzenlendiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 168. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır. Aynı Kanun'un 166. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. Anılan maddenin 2. fıkrası gereğince de, borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. Yine TBK'nin 168. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre, diğerlerine rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her biri, ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur. Burada, ifada bulunan müteselsil borçlunun alacaklıya halef olması hali düzenlenmekte olup madde metninden de anlaşılacağı üzere, alacaklının müteselsil borçlulardan biri hakkındaki davadan feragat etmesi, alacaklıya yapılan ödeme nedeniyle olması durumunda, diğer müteselsil borçlular o ödeme oranında borcun sona ermesinden yararlanırlar. Bu itibarla, dava dışı sürücüye yönelik feragat beyanı olmadığından, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille sigortacısının davacıya zarar verdiği anlaşılan davalı sigortacının TBK'nin 49. maddesinin 1. fıkrası ile KTK'nin 85 ve devamı maddeleri uyarınca oluşan zarardan sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 281. maddesinde tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir. Bu düzenleme gereğince usulüne uygun biçimde raporun tebliği üzerine, rapora itiraz hakkı bulunan tarafların bu haklarını kullanmamış olması halinde  karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır. HMK'nın  357/1. maddesinde de  Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların  dinlenemeyeceği, yeni delillere dayanılamayacağı  düzenlemesine yer verilmiştir. Dosya kapsamından hükme esas alınan aktüerya raporunun istinaf talep eden davalıya HMK 281. maddesi  gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davalının süresi içerisinde rapora itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde aktüerya hesabında dikkate alınan davacının %6.2 mallüyeti bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın  357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden aktüerya hesabındaki maluliyete ilişkin istinaf itirazı değerlendirilmeye alınmamıştır. Son olarak, İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesinin 2016/276 (E) dosyasında mevcut belglere ve Sosyal Güvenlik Kurumunun yazılarına istinaden davacının 10/04/2015 tarihinde maruz kaldığı iş kazası sebebiyle 10/04/2015-28/04/2015 tarihleri arasında 19 günlük dönemde toplam 925,66 TL geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığı bu ödemenin hesaplanan tazminat miktarından düşüldüğü anlaşılmış olup bu hususlara değinen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.898,04 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan toplam 474,51‬ TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 1.423,53‬ TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalının istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,  5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 15/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3ce29840af25134f","SID":"5185264614718c2f"}}