{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/562 Esas<br>KARAR NO:2024/1921 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ:27/12/2022<br>NUMARASI:2021/190 E. -  2022/280 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:18/12/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dünyanın en tanınmış ve güçlü moda markalarından \"...\" , \"... ...\" ve \"ŞEKİL\" markalarının sahibi olan ...'un bir iştiraki olduğunu, müvekkilinin TPMK nezdinde birçok marka tescili olduğunu, ancak hal böyle iken davalının müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu markalardan haberdar olmasına rağmen TPMK nezdinde ... numaralı \"... \", ... numaralı \"Şekil\", ... numaralı \"Şekil\" ve ... numaralı \"Şekil\"  markalarının müvekkili şirketin ana faaliyet alanı kapsamında olan 25 ve 35. sınıftaki hizmetler yönünden kötü niyetli olarak kendi adına tescil ettirdiğini, yine davalının müvekkilinin markalarına yanaşan \"...\" ibaresinin vurgulandığı ve müvekkil ile özdeşleşmiş kırmızı- lacivert ve beyaz renk kombinasyonlarını içeren tanınmış bayrak logosunun birebir aynısını ve ayırt edilemeyecek derecede benzerini taşıyan taklit ürünlerini mağazasında satışa arz ettiğini, davalının gerek marka tescilleri, gerekse de diğer eylemlerinin müvekkilinin tescilli markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, davalı adına ..., ..., ... ve ... numaralı tescilli markalarının hükümsüzlüğüne, davalı eylemlerinin müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine ve verilecek hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde;  müvekkilinin tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin TPMK nezdinde birçok marka tescili bulunduğunu, \"...\" markasının müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkilinin 2015 yılından bu yana markayı tescilli olarak kullandığını, keza müvekkilinin davacı tarafça hükümsüzlüğü talep edilen markaları da yurt içi ve dışında aktif ve yoğun şekilde kullandığını, müvekkilinin bu tescilli markalar üzerinde münhasır hak sahibi olduğunu, \"...\" kelimesinin özgün, yöresel ve hatta bir ülkeye ait bir isim olmadığını, tüm dillerde var olan ve Türkçe asker anlamına gelen bir kelime olduğunu, müvekkili markası olan \"...\" ibaresinin de \"...\" anlamına geldiğini, müvekkilinin bu marka altında çoğunlukla erkek spor kıyafetleri sattığını, müvekkilinin markasını kullanımı sonucu ayırt edicilik kazandırdığını, davacının hükümsüzlük talep ettiği müvekkili markaları ile davacı markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak hiçbir benzerlik bulunmadığını, davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEME KARARI:Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 27/12/2022 tarihli 2021/190 E. - 2022/280 K.  sayılı kararıyla; \"...Tüm dosya kapsamı deliller ve bilirkişi raporu ile ek raporu birlikte değerlendirildiğinde; davalı adına tescilli dava konusu ...,... ve ...tescil nolu markaların dayanak davacı markaları ile görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olmadığı, sadece renk benzerliklerinin tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet verecek nitelikte olmadığı, kötü niyetli tescilin söz konusu olmadığı, dava dilekçesinde ileri sürülen tüm hükümsüzlük nedenlerine ilişkin koşulların gerçekleşmediği anlaşılmakla, bu markaların  hükümsüzlüğüne yönelik talebi yönünden davacının davasının reddi gerekmiştir.Hükümsüzlüğü istenen davalı adına tescilli  ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne dair talep yönünden yapılan değerlendirmede;  davalının ... sayılı markasının, davacının önceki tarihli ..., ..., ...,..., ...,..., ... ve ... sayılı markaları ile iltibasa sebep olduğu, bu sebeple 25. sınıfın tümü ve 35/5. alt sınıf açısından kısmen (3, 9, 14, 18, 24, 25, 26 ve 27. sınıf emtialar yönünden) ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline neden olduğu, bu sebeple davalı markasının SMK m.6/1 uyarınca kısmi hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacının ... ibaresini ve ticaret unvanının ayırıcı unsuru da olan ... ... ibaresini içeren markalarının davalı adına olan ... sayılı ... ibareli markanın başvuru tarihi ve öncesinde tanınmış marka olduğu, davalı markasının 25 ve 35. sınıfların tüm kapsamları itibarıyla SMK m.6/5 uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğu,  davacı ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalının ... sayılı marka tescilini tesadüfen <br>gerçekleştirmiş olmasının olanaklı görünmediği gibi davalının bu markasının önceki tarihli tanınmış davacı markalarına yaklaştırmak suretiyle  kullanımının davalının tescilinin kötü niyetli olduğu sonucu ulaşıldığı ve bu haliyle SMK 6/9 maddesi anlamında da hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davalının hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiği değerlendirilen .... sayılı markasının 03.08.2016 tarihinde tescil edildiği, hükümsüzlük davasının 03.08.2021 tarihinde yani davalı markasının tescil tarihinden itibaren 5 yılın sonuncu günü (aynı ayın aynı gününe tekabül eden tarihte) açıldığı, dosya kapsamında davalı markasının tescilli olduğu mal ve hizmetlerde tescil edildiği tarihten itibaren fiilen kullanıldığını ve davacının da bu kullanımı bildiği ve bilmesi gerekmesine rağmen 5 yıl boyunca davalı kullanımına katlandığını gösterir bir delil bulunmadığı, bu haliyle davanın süresinde olduğu, kaldı ki kötü niyetli tescil söz konusu olduğunda beş yıllık hak düşürücü sürenin söz konusu olmayacağı anlaşılmakla, davacının bu markaya yönelik hükümsüzlük davasının kabulü ile,  davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar vermek gerekmiştir. Davacının marka haklarına tecavüze ilişkin talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Davalının hükümsüzlüğe karar verilen \"...\" marka ibaresini, davacı adına tescilli ... sayılı marka ile ... ve ... tescil nolu şekil markaları ile renk ve şekillerle birlikte kullandığı anlaşılmakla, SMK'nın 155 maddesi de nazara alındığında davalının bu  kullanımının davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin kabulü gerekmiştir. Bu itibarla marka haklarına tecavüze dair talep yönünden davanın kabulü gerekmiştir. Davalının bu belirtilen kullanımı dışındaki kullanımları tecavüz teşkil etmediğinden sair kullanımlar yönünden dava reddedilmiştir.Davacının haksız rekabete ilişkin talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin  2019/5189 E, 2022/1852 Karar sayılı, 14.03.2022 Tarihli kararında;  \"... markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (mülga 556 sayılı Marka KHK) hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, Dairenin bu konudaki eski içtihatlarını sürdürme imkanı kalmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince, davacının tescilli markasının benzerinin, tescil kapsamındaki ilaç emtiasında kullanılması şeklindeki davalı eyleminin TTK’nın 55/1-a-4.maddesi uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin gerekçesi yerinde görülmediğinden, hükmün bu kısım yönünden temyiz eden davalı yararına bozulması...\" şeklindeki gerekçe ile açıklandığı üzere; somut uyuşmazlıkta, davacının haksız rekabet iddiasının marka hakkına dayandığı, bu durumda TTK 55/1-a-4 maddesi gereğince aynı zamanda haksız rekabetin oluştuğundan söz edilemeyeceği kanaatine varılmakla haksız rekabet isteminin reddine dair; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, a-Davalı adına tescilli... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davacının dava konusu ..., ... ve ... tescil nolu markalarının hükümsüzlüğüne yönelik talebi yönünden davasının REDDİNE, b-Davalının hükümsüzlüğe karar verilen \"...\" marka ibaresini, davacı adına tescilli ... sayılı marka ile ... ve ... tescil nolu şekil markaları ile renk ve şekillerle birlikte kullanımının davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, bu kullanımının durdurulmasına, giderilmesine, davalının bu şekildeki markaları ürünleri veya ambalajları üzerine koymasının önlenmesine, bu şekildeki ürünleri piyasaya sürmesinin, stoklamasının ve iş evrakı ile reklamlarında kullanmasına son verilmesine ve kaldırılmasına, c-Karar kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanan tirajı en yüksek bir gazete ile on beş gün ara ile iki kez ilanına, d-Davacının davalı tarafın sair kullanım ve haksız rekabete ilişkin talebi yönünden davasının reddine,\"  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMLERİ:Davacı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddialarını tekrarla, emsal kararlarda da görüldüğü üzere davalıya ait şekil markalarının müvekkiline ait markalar ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduklarını, tüm markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken, hükümsüzlük davasının kısmen kabulüne dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Hükümsüzlüğü talep edilen ..., ... ve ... numaralı markaların kapsamındaki 25. sınıftaki malların, müvekkiline ait bayrak kompozisyonunu içeren markalarında birebir aynen yer aldığını,Ortalama tüketici kitlesinin markaları karıştırma ihtimalinin mevcut olduğunu, davalının da bu amacı taşıdığını,Müvekkiline ait şekil markalarının tanınmış markalar olduklarını, bu durumun iltibas riskini artırdığı gibi, SMK’nun 6/4, 6/5 ve 25. maddeleri uyarınca davalının markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, Müvekkili tarafından davalının ... marka tescil başvurusuna yapılan itiraz sonucunda, müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunun kabul edildiğini ve davalının şekil markasının tüm sınıflar için tescil talebinin reddine karar verildiğini,Davalının gerek taklit kullanımları, gerekse de sistematik olarak müvekkilinin markalarına yanaşan tescil başvurularının kötüniyetli olduğunu ortaya koyduğunu, bu nedenle de markaların hükümsüz kılınması gerektiğini,Davalının  ..., ... ve ... numaralı markalarının müvekkilinin tanınmış logolarından kaynaklanan telif haklarını zedelediğini, logolar üzerindeki tüm fikri hakların müvekkiline ait olduğunu,Davalının tüm marka kullanımları marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği halde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının müvekkiline ait logoları mağaza logosunda, kartvizitinde ve ürünleri üzerinde kullandığını,Mahkemece emsal gösterilen Yargıtay kararının bu davaya emsal teşkil edemeyeceğini, zira karara konu olayda markanın yalnızca ürünler üzerinde kullanıldığını, Mahkemece tek bir davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, hem davalı lehine birer kez vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken aksi yöndeki kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı lehine bir kez vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 30.12.2022 tarihli 2021/190 E., 2022/280 K. sayılı kararın incelenerek, aleyhe olan hususlar bakımından kaldırılması, esas hakkında yeni bir yargılama ile hüküm oluşturularak davanın tüm talepler yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, müvekkili adına tescilli “...” markasının tescil tarihinden önce de kullanıldığını ve kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını,Davacının ürünlerini satın alan tüketici kitlesi ile, müvekkilinin ürünlerini satın alan tüketici kitlesinin gelir seviyelerinin birbirlerinden çok farklı olduğunu, ürünler arasındaki fiyat farkı nedeniyle her iki şirketin pazarının birbirinden bağımsız olduğunu,  markaların ve ürünlerin karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını,İltibas yönünden sektörel inceleme yapılması talep edilmesine rağmen, mahkemece bu konuda inceleme yapılmadan karar verilmesinin hükmü eksik kıldığını,Tarafların markalarında sessel ve işitsel olarak da benzerlik bulunmadığını, iltibasın olmadığı yerde haksız rekabetin de bulunmadığını,Dünya çapında online alışveriş siteleri ve arama motorlarına davacının markası yazıldığında, müvekkiline ait markalarla ilgili hiçbir sonuca ulaşılamadığını,Emsal kararlarda da belirtildiği gibi renklerin evrensel olduğunu, lacivert, kırmızı ve beyaz kombinasyonunun birçok markanın kullanımında olduğunu, müvekkilinin “...” markası ile davacının markaları arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığını,Davacının müvekkiline ait markaların kendi markası ile iltibas yarattığını iddia etmesinin, sektörde faaliyet gösteren başka firmaların markalaşma ve marka korumasından yararlanma hakkını sekteye uğrattığını beyan ederek, arz ve izah edilen nedenler ve Mahkemenin resen dikkate alacağı sebepler ışığında; istinaf sebeplerinin kabulü ile Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/190 E. ve 2022/980 K. Sayılı 27.12.2022 tarihli  kısmen kabulüne kararının kaldırılmasına, davacının haksız ve mesnetsiz davasının tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Dosya arasında bulunan Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları incelendiğinde; 27/11/2015 başvuru, 30/09/2016 tescil tarihli, ... numaralı \"...\" markasının 25, 35. sınıflarda,  29/05/2019 başvuru, 11/10/2019 tescil tarihli, ... numaralı \"...\" markasının 25. sınıfta,  29/05/2019 başvuru, 24/10/2019 tescil tarihli, ... numaralı \"...\" markasının 25. sınıfta, ve 10/08/2020 başvuru, 18/02/2021 tescil tarihli, ... numaralı \"...\" markasının 25. sınıfta davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Davacı şirketin “...”, “... ...”, lacivert, kırmızı ve beyaz renklerden oluşan “...” ve türevi markalarının 03, 09, 18, 14, 25, ve 35. sınıflar olmak üzere bir çok sınıfta ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ...., ..., ..., ..., ..., ..., ...... ve ... numaraları ile tescilli oldukları ve  “...” ve “...” esas unsurlu markalarının TÜRKPATENT nezdinde ..., ... ve ... no ile tanınmış marka olarak tescilli olduklarına dair kayıtlar davacı tarafça dosyaya sunulmuştur. İlk derece mahkemesince alınan  16/06/2022 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda;  davalının ... sayılı markasının, davacının önceki tarihli ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... sayılı markaları ile iltibasa sebep olduğu, bu sebeple 25. sınıfın tümü ve 35/5. alt sınıf açısından kısmen (3, 9, 14, 18, 24, 25, 26 ve 27. sınıf emtialar yönünden) ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline neden olduğu, bu sebeple davalı markasının SMK m.6/1 uyarınca kısmi hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu, davacının ... ibaresini ve ticaret unvanının ayırıcı unsuru da olan ... ... ibaresini içeren markalarının davalı adına olan ... sayılı ... ... ibareli markanın başvuru tarihi ve öncesinde tanınmış marka olduğu, davalı markasının 25 ve 35. sınıfların tüm kapsamları itibarıyla SMK m.6/5 uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğu,  davacı ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalının ... sayılı marka tescilini tesadüfen gerçekleştirmiş olmasının olanaklı görünmediği, böyle olmakla birlikte kötü niyet konusundaki takdirin tamamen Mahkeme’ye ait olduğu, davalının hükümsüzlüğü talep edilen diğer (..., ... ve ... tescil no.lu) markaları yönünden dava dilekçesinde ileri sürülen hükümsüzlük nedenlerine ilişkin koşulların gerçekleşmediği, davalının hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiği değerlendirilen ... sayılı markasının 03.08.2016 tarihinde tescil edildiği, hükümsüzlük davasının 03.08.2021 tarihinde yani davalı markasının tescil tarihinden itibaren 5 yılın sonuncu günü (aynı ayın aynı gününe tekabül eden tarihte) açıldığı, dosya kapsamında davalı markasının tescilli olduğu mal ve hizmetlerde tescil edildiği tarihten itibaren fiilen kullanıldığını ve davacının da bu kullanımı bildiği ve bilmesi gerekmesine rağmen 5 yıl boyunca davalı kullanımına katlandığını gösterir bir delil bulunmadığı, ek olarak davalı markasının tescilinde kötü niyet bulunduğu değerlendirilirse süreye tabi olmadan hükümsüzlük davasının açılabileceği,davalıya ait olduğu belirtilen fiili marka kullanımının davacı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği belirtilmiştir.Bilirkişi raporuna itiraz üzerine alınan 07/12/2022 havale tarihli bilirkişi heyet ek raporunda; davalının fiili marka kullanımı bakımından daha geniş bir şekilde ifade edilecek olursa, \"... \" ibaresini içeren davalı marka kullanımlarının, iltibas suretiyle marka hakkına tecavüzün unsurlarını doğrudan barındırdığını, davalının davacıya ait şekil markalarına benzer kullanımları da ... ibaresini içersin içermesin, davacının şekil markalarından doğan hakları ihlal eder nitelikte olduğu, ancak heyete göre ... ibaresi olmaksızın davalının salt ve markalarının kullanılmasının, iltibas söz konusu olmayacağı için marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmesinin olanaklı dahilinde olmadığını, davalının ilgili markalarının kötü niyete dayalı hükümsüzlüğü konusundaki takdirin mahkemeye ait olduğu, marka kullanımının kötü niyetli olması, SMK’da tek başına marka hakkına tecavüz teşkil eden nedenlerden biri olarak sayılmadığı, bu hususun da mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir.<br>G E R E K Ç E:Dava; davalı adına tescilli ..., ..., .... ve  ... numaralı markaların hükümsüzlüğü, davalının marka kullanımlarının  davacının markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref’i davasıdır.Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı her iki taraf vekili de istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekilinin istinaf taleplerinin incelenmesinde; alınan bilirkişi raporları ile, davalı adına tescilli \"...\" markasının davacı adına tescilli ve giyim eşyalarıyla ilgili sınıfta tanınmış marka olan \"... ...\", \"...\" ve \"...\"  markası ile iltibasa neden olacak derecede benzer olduğunun tespit edildiği, her iki tarafın markalarında da \"...\" ibaresinin aynen yer aldığı, davalının markayı tescil ettirmekle davacının markasının tanınmışlığından haksız şekilde yararlanma ihtimalinin bulunduğu, davacının markasını taşıyan ürünlerin daha pahalı olmasının tarafların tüketici kitlesini farklılaştırmayacağı, her iki tarafın markalarının da ortalama tüketici kitlesine hitap ettikleri, bu nedenle markaların karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, bilirkişi heyetinde tekstil sektöründen bir bilirkişi de yer aldığından sektörel olarak da değerlendirme yapıldığı, bilirkişi kök ve ek raporlarının içeriğine göre eksik inceleme yapılmadığı, Mahkemece davalının markasını kötüniyetli olarak tescil ettirdiği gerekçesiyle tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler için  hükümsüzlüğüne karar verildiği, davalı vekilinin kötüniyetli tescilin kabulüne ilişkin istinaf talebinde bulunmadığının  anlaşıldığı, bu nedenle davacının markalarının tescili kapsamında kalmayan 35. sınıftaki bir kısım hizmetler için de davalının \"...\" markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Davalının davacıya ait markalarla iltibasa neden olacak derecede benzer olan markaları kullanması ve davacıya ait tescilli şekil markaları ve renkleriyle birlikte \"...\" markasını tescil edildiği şekilden farklı olarak kullanması davacının markalarıyla iltibasa neden olacağından, bu eylemlerinin davacının markalarına tecavüz teşkil ettiği kanaatine varılmakla, davalı vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.Davacı vekilinin reddedilen hükümsüzlük taleplerine yönelik istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; davalının yalnızca şekilden oluşan ... marka tescil başvurusuna davacı tarafça yapılan itiraz sonucunda tescil başvurusunun reddedilmesine rağmen, bu kez aynı renklerde farklı şekil markalarını tescil ettirmiş olmasının kötüniyetli olduğunu gösterdiği, davacının ... ve ... numaralı şekil markalarında hakim unsur olan siyah, beyaz ve kırmızı renklerin markalarda aynen kullanıldığı, şekiller farklı olsa da, davacı tarafından dosyaya sunulan TPMK kararlarında da belirtildiği şekilde ortalama tüketiciler tarafından markalar arasında bağlantı kurulabileceği, bu nedenle davalıya ait ..., ... ve ... tescil numaralı markaların da hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken, markaların benzer olmadığı gerekçesiyle bu markalar yönünden hükümsüzlük taleplerinin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Davacı vekilinin kısmen reddedilen marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi talebiyle ilgili istinaf taleplerinin incelenmesinde; davalının davacının markalarıyla iltibasa neden olacak derecede benzer oldukları tespit edilen ..., ... ve ... tescil numaralı markalarını kullanması da SMK’nun 155/1. maddesi uyarınca davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinden, mahkemece bu markaların kullanımıyla ilgili marka hakkına tecavüz taleplerinin reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir.Davacı vekilinin haksız rekabete ilişkin istinaf taleplerinin incelenmesinde; dava dilekçesinde ve aşamalarda, haksız rekabet iddiasının davalının gerek işyeri tabelasında, gerek alan adında, gerekse giysi ürünleri üzerinde kullanılan \"...\" ve \"...\" ibareleri ile şekil ve renklerin davacının tescilli ve tanınmış markalarına benzerliğine dayandırıldığı, Türk Ticaret Kanununda sayılan başkaca haksız rekabet hallerinden söz edilmediği, davalının eyleminin davacının markadan kaynaklanan haklarına tecavüz niteliğinde olup, Sınai Mülkiyet Kanunu ile korunduğundan, ayrıca Türk Ticaret Kanunun haksız rekabet hükümlerinin uygulanamayacağı anlaşılmakla, haksız rekabetle ilgili istinaf talepleri kabul edilmemiştir.Davacı vekilinin davalı lehine iki adet vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin istinaf talebi incelendiğinde; marka hükümsüzlüğü ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davaları iki ayrı dava olup, Mahkemece reddedilen her bir dava için davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmışsa da, Dairemizce hükümsüzlük davası tümden kabul edildiğinden, davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf talebi hakkında karar verilmemiştir.Tüm bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf talebinin reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kazanılmış haklar saklı tutularak yeniden hüküm kurulmasına, davacının davasının kısmen kabulüne, davalı adına tescilli ...,...,... ve ... tescil numaralı markalarının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinlerine, davalının hükümsüzlüğe karar verilen ... \"...\", ..., ... ve ... şekil markalarını ve \"...\" marka ibaresini, davacı adına tescilli ... sayılı marka ile... ve ... tescil nolu şekil markaları ile renk ve şekillerle birlikte kullanımının davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, bu kullanımlarının durdurulmasına, giderilmesine, davalının bu şekildeki markaları ürünleri veya ambalajları üzerine koymasının önlenmesine, bu şekildeki ürünleri piyasaya sürmesinin, stoklamasının ve iş evrakı ile reklamlarında kullanmasına son verilmesine ve kaldırılmasına, karar kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanan tirajı en yüksek bir gazete ile on beş gün ara ile iki kez ilanına, davacının davalı tarafın haksız rekabete ilişkin talebi yönünden davasının reddine karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-Davalı vekilinin istinaf talebinin ESASTAN REDDİNE Davacı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-2. maddesi uyarınca Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 27/12/2022 tarihli, 2021/190 Esas, 2022/280 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,2-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, a-Davalı adına tescilli ..., ..., ... ve ... tescil numaralı markalarının HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNLERİNE, b-Davalının hükümsüzlüğe karar verilen ... \"... \", ..., ... ve...şekil markalarını ve \"...\" marka ibaresini, davacı adına tescilli ... sayılı marka ile ... ve ... tescil nolu şekil markaları ile renk ve şekillerle birlikte kullanımının davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, bu kullanımlarının durdurulmasına, giderilmesine, davalının bu şekildeki markaları ürünleri veya ambalajları üzerine koymasının önlenmesine, bu şekildeki ürünleri piyasaya sürmesinin, stoklamasının ve iş evrakı ile reklamlarında kullanmasına son verilmesine ve kaldırılmasına, c-Karar kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanan tirajı en yüksek bir gazete ile on beş gün ara ile iki kez ilanına, d-Davacının haksız rekabete ilişkin talebi yönünden davasının reddine,3-İlk derece yargılaması yönünden; -Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 427,60 TL ilam harcından, 59,30 TL peşin harcın mahsubu ile, 368,30 TL bakiye karar harcının, davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen hükümsüzlük davası nedeniyle hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen tecavüz davası nedeniyle hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen haksız rekabet davası nedeniyle hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine,-Davacı tarafından yapılan 118,60 TL harç giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-Davacı tarafından yapılan 153,25 TL tebligat - tezkere masrafı ve 4.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.653,25 TL yargılama giderinin, davanın kabul - ret oranına göre 3.102,25 TL'sinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf yargılaması yönünden; -Davalı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmediğinden davalı yandan alınması gereken 427,60 TL'den peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 247,70 TL maktu harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, -Davacı vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talep halinde iadesine,-İstinaf yargılaması sırasında davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, ile 20,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 512,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-Davalı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 18/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2419263c77ca906f","SID":"a00ca2a241bc0b49"}}