{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   9. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  9. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/1550 <br>KARAR NO\t: 2024/2136<br>KARAR TARİHİ\t: 16/12/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t\t: ... ESAS<br><br>DAVACI\t: ... -  -...- <br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br>DAVALI\t: ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...  <br>DAVANIN KONUSU\t: Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br><br>İSTİNAF KARARININ <br>KARAR TARİHİ                   :  16/12/2024<br>YAZIM TARİHİ                    : 16/12/2024<br><br>.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  ... Esas sayılı ara kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNLARININ ÖZETİ                                           :<br>Davacı vekilinin 24.04.2024 tarihli dilekçesi ile; şirketin daha fazla zarara uğramasının önlenmesi amacıyla şirkete hissedar konumunda bulunan ... TC Kimlik Numaralı ...'nin temsil kayyımı olarak atanmasına, mahkeme uygun görmez ise uygun görülecek tarafsız bir yönetim ve/veya temsil kayyımının tedbiren atanmasına, davalı şirketin tüm taşınır, taşınmaz malvarlıklarına HMK m.389 hükmü uyarınca ihtiyati tedbir konulmasına, şirketin haklı sebeplerle feshine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ                                                      :<br>Yerel mahkemece verilen karar ile; \"Dosyada mevcut deliller kapsamında yaklaşık ispat mevcut olmadığından ve Yerleşmiş Yargıtay ve BAM  kararlarında şirketlerin seçilmiş yöneticilerince temsil  edilmesinin asıl olduğu ifade edildiğinden davacı vekilinin yönetim  veya temsil kayyımının tedbiren atanması, davalı şirketin tüm taşınır, taşınmaz malvarlıklarına HMK m.389 hükmü uyarınca ihtiyati tedbir konulması  istemlerinin REDDİNE\" şeklinde karar verdiği anlaşılmıştır. <br>DAVACI  VEKİLİ  TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; şirketin uzun zamandır herhangi bir yönetim organının bulunmadığını, şirket taşınmazlarının birtakım şirket hissedarları tarafından sökülerek hurdacıya satıldığını, şirkete ait taşınmazların kira bedellerinin birtakım hissedarların şahsi hesabına aktarıldığını ve sair sebeplerle şirketin feshinin talep edildiğini ve şirkette yer alan birtakım hissedarların haklarının korunması ve daha fazla zarara uğramasının önüne geçilebilmesi amacıyla şirkete tedbiren kayyım atanmasını talep ettiklerini yerel mahkemenin ara karar ile bu taleplerinin reddine karar verdiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu şirketin daha fazla zarara uğramasının önüne geçilmesi, şirketin içerisinin boşaltılmasına yol açacak zarar verici hileli işlemlere karşı,  şirketin mal varlığının muhafazası  için ivedilikle şirkete kayyım atanması gerektiğini beyan ederek kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLER İLE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE                                                                                                                                :<br>Dava; şirketin haklı sebeplerle feshine ilişkin olup, çekişme konusu \"yönetim ve/veya temsil kayyımının tedbiren atanmasını\" ile \"davalı şirketin tüm taşınır, taşınmaz malvarlıklarına HMK m.389 hükmü uyarınca ihtiyati tedbir konulmasına\" taleplerinin reddine dair ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. <br>Davacı yanca; şirketin uzun zamandır herhangi bir yönetim organının bulunmadığı, şirket taşınmazlarının birtakım şirket hissedarları tarafından sökülerek hurdacıya satıldığı, şirkete ait taşınmazların kira bedellerinin birtakım hissedarların şahsi hesabına aktarıldığı ve sair sebeplerle şirketin feshi talep edilmiş ve şirkette yer alan birtakım hissedarların haklarının korunması ve daha fazla zarara uğramasının önüne geçilebilmesi amacıyla şirkete tedbiren kayyım atanması talep edilmiş, mahkemece; kayyım atanması ve malvarlıklarına tedbir konulması taleplerinin reddine karar verildiği anlaşılmış, davacı vekili tarafından ise bu karara karşı  istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.<br>6102 sayılı TTK’da sermaye şirketlerinde yönetime dışarıdan müdahaleye, yani şirkete mahkemece yönetim kayyımı atanmasına olanak sağlayan açık bir kanun hükmü bulunmamaktadır. Sermaye şirketlerinde kayyım atanması ile ilgili olarak, TTK'da bulunan tek madde TTK nın 617. maddesinin üçüncü fıkrası ile yapılan yollama uyarınca 412. maddedir. Burada; genel kurula çağrının yapılması için kayyım atanabileceği düzenlenmiştir. TTK m. 636/2,  limited şirketlerde organ yokluğunu ve bunun sonuçlarını düzenlemiştir. Aynı maddenin 4. fıkrasında fesih davası açıldığında mahkemenin gerekli  önlemleri alacağı belirtilmiştir. Bunlar arasında kayyım atanması olduğu da kuşkusuzdur. Diğer taraftan TTK nın 1. Md.si  gereğince; Türk Ticaret Kanunu,Türk Medenî Kanunu'nun ayrılmaz bir parçasıdır. Türk Medeni Kanunu'nda kayyımlık, temsil kayyımı (TMK, m.426), yönetim kayyımı (TMK, m.427) ve isteğe bağlı (iradî) kayyım (TMK, m.428) olmak üzere üç türü düzenlenmiştir. TMK'nın 427/4. Maddesinde; Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağı belirtilmiştir. Ayrıca limited şirketlerde müdürlerin atanmaları ve görevden alınmaları genel kurulun devredilmez yetkileri arasında sayılmıştır. (TTK 616/1-b)<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630/2 ve 3. maddelerinde açıklandığı üzere; her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunacağı belirtilmiştir. <br>6100 sayılı HMK. 389. maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde, uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. Yine HMK.nın 390/3 maddesi uyarınca, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünde kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. <br>Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, şirketlerin seçilmiş organları eliyle idaresi asıl olup, bir şirkete kayyum atanması için kural olarak şirketin yasal organlarının mevcut olmaması gerekmektedir.<br>Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı;  şirketlerin seçilmiş yöneticilerince temsil  edilmesinin asıl olduğu, mevcut delil durumuna göre ihtiyati tedbir için aranan yaklaşık ispat şartının gerçekleşmemiş olması, kayyım atanması ve şirket malvarlıklarına tedbir konmasını gerektirecek yaklaşık ispat düzeyinde yargılamanın bu aşamasında delil ibraz edilmediği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek hüküm fıkrası aşağıdaki şekilde oluşturulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere                                              \t\t\t\t :<br>1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60.TL maktu istinaf karar harcının başlangıçta yatırıldığından davacıdan yeninden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, <br>3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan harcamaların kendi üzerine BIRAKILMASINA,<br>4-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,<br>5-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair, 6100 Sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>... ¸e-imzalıdır\t<br>...<br>Üye<br>... ¸e-imzalıdır\t<br>...<br>Üye<br>... ¸e-imzalıdır\t<br>...<br>Katip<br>... ¸e-imzalıdır\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9c8a4b7b5df69bd8","SID":"af2d247cac9b006a"}}