{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1889 <br>KARAR NO: 2024/1739<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/05/2021<br>NUMARASI: 2019/539 E. - 2021/542 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin alacağının tahsili için İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin takibe itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, davalı sipariş ettiği malları teslim aldığını, takip ile takip edilen faiz oranının kanuna uygun olduğunu, davacı şirketin alacağının likit ve muayyen olduğunu , davalı borçlunun İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibe itirazının   haksız ve hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar  verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; yetkili mahkemenin Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olması gerektiğini, arabuluculuk görüşmelerine katıldıklarını, davacı şirketin iddia ettiği borcun davalı şirket tarafından ödendiğini savunarak, müvekkili firmaya açılan ... E. Sayılı icra dosyasına konu borcun ödenmiş olması nedeniyle, haksız ve kötü niyetli yapılan  takibin kaldırılmasını, dava konusu borcun %20 sinden az olmamak üzere  kötü niyet tazminatına  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...davalının ödeme iddiası ve dava konusu faturaları BA formu ile Vergi dairesine bildirmesi sebebiyle ispat yükünü üzerine aldığı, dosya kapsamında davalı tarafından dava konusu alacağın ödendiği ve sona erdiğine ilişkin herhangi bir delilin sunulmadığı, davalı tarafın  ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmaması sebebiyle lehine delil vasfı taşımadığı anlaşılmakla davacının dava konusu alacağa hak kazandığı, dava açılmadan önce davalının temerrüde düşürülmemesi sebebiyle davacının işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı anlaşılmış, anılan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, 2.492,14 Euro asıl alacak ve takip tarihinden itibaren  3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca Euro cinsinden para miktarına takip tarihinden talebi aşmayacak şekilde yabancı paralara uygulanacak faizi üzerinden takibin devamına, davacının takip tarihine kadar işlemiş faiz  talebinin reddine karar verilmiştir.İtirazın iptali davalarında davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması şarttır. (Adem Albayrak/Cihat Arslan, Asliye Hukuk Davaları, Adalet Yayınevi, Ankara 2016 basım, sf; 1287 ) Dosyaya konu alacağın cari hesap alacağına dayanması sebebiyle alacağın likit ve davalının haksız olduğu anlaşıldığından, hükmedilen asıl alacağın icra takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanacak değerini (Yargıtay 9. HD. 12.10.2020 tarih  2016/26775 Esas 2020/11341 Karar sayılı ilamı) üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 17.12.2015 tarih ve 4479 E., 13565 K., Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 22.05.2012 tarih ve 2011/18354 E., 2012/13259 K. sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, harç ve vekalet ücreti, dava konusu yabancı paranın karar tarihindeki TL. karşılığı üzerinden belirlenmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Ankara BAM 23. HD. 2018/103 Esas 2018/349 Karar sayılı ilamı)... \" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, 2.492,14 Euro asıl alacak ve takip tarihinden itibaren  3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca Euro cinsinden para miktarına takip tarihinden talebi aşmayacak şekilde yabancı paralara uygulanacak faizi üzerinden takibin devamına, davacının takip tarihine kadar işlemiş faiz  talebinin reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket adına açılmış olan davaya karşı davacı şirketin iddia ettiği  borcun müvekkili tarafından ödendiği, başlatılan icra dosyasına konu borcun ödenmiş olması nedeniyle takibin kaldırılmasının talep edildiğini, yargılama sonucunda, müvekkili şirketin mağdur olacağı, davacı şirketin ise sebepsiz zenginleşmesine neden olacak şekilde itirazın iptaline karar verildiğini, bilirkişi raporuna süresi içerisinde itiraz edildiğini, ticari defter haricindeki deliller ile davacı şirkete karşı ödemeler yapıldığını bu ödemeler sonucunda müvekkili şirketin herhangi bir borcu olmadığının ispat edildiğini, mahkeme tarafından öncelikle ispat yükünün müvekkili şirkete karşı yüklenmiş olan sorumluluğun hukuken yerinde olmadığını, diğer bir hususun ise dava konusu faturaların müvekkili şirketin BA Formu ile Vergi Dairesine bildirmesi sebebiyle ispat yükünü müvekkili şirkete yükletilmesinin hukuken yerinde olmadığını, kök ve ek bilirkişi raporlarının ödemeye ilişkin diğer tüm delillerle birlikte takdiri delil olarak kabul edilmesi gerektiğini, yalnızca bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, kendileri tarafından sunulan delillerin göz önünde bulundurulmadığını, hükümde eksiklikler meydana geldiğini ve davacı şirketin alacağı hak kazandığı gibi bir sonuca ulaşıldığını, tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde müvekkili şirketin davacı şirkete hiçbir borcu olmadığının açıkça görüleceğini iddia ederek,  hükmün kaldırılarak davanın reddine ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalının takip konusu borcu ödediğine dair savunmasını ispatlayıp ispatlayamadığı, mahkeme kararının  usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 2.492,14 EURO asıl alacak, 623,00 EURO işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.115,14 EURO cari hesap alacağının tahsili amacıyla 09.01.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından başlatılan icra takibine karşı itiraz edildiği, davacının İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Taraf delilleri dosyaya ibraz ve celp edildikten sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 14.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda; taraflar arasında ticari ilişkinin 2015 yılından önce başladığı, davacının davalıya faturalar düzenlediği, davalının davacıya ödemeler yaptığı, davacı şirketin düzenlendiği faturalarda döviz tutarlarının yazılı olduğu ve davalı şirket tarafından kayıt altına alındığının tespit edildiği, davacı şirket tarafından ibraz edilen; 2015, 2016, 2017 ve 2018 yılına ilişkin ticari defterlerin; T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220-226 göre açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, dava konusu ile ilgili defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve davacı defterlerinin kayıt nizamı bakımından V.U.K. m. 215-219 hükümleri ile muhasebe sistemi uygulama genel tebliğlerine uygun olduğu, davacı şirket lehine delil kabiliyetinin bulunduğu, davalı şirket tarafından ibraz edilen; 2015 ve 2016 yılına ilişkin ticari defterlerin, TTK m.64,66, V.U.K. m.220-226” göre açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, ancak envanter defterlerinin yazdırılmadığı, davalı defterlerinin kayıt nizamı bakımından V.U.K. m. 215-219 hükümleri ile muhasebe sistemi uygulama genel tebliğlerine uygun olmadığı, davalı şirket lehine veya aleyhine delil kabiliyetinin mahkemenin takdirinde bulunduğu, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre; davacı şirketin davalı şirketten 2015 yılı açılış bakiyesi olarak 4.246,07 Euro alacaklı olduğu, davalı şirkete toplam 4.450,96 Euro fatura düzenlediği karşılığında davalı şirketin davacı şirkete 517,10.-Euro fatura düzenlediği, davalı şirketin davacı şirkete toplam 5.687,79 Euro ödeme yaptığı neticesinde takip tarihi itibari ile davacı şirketin davalı şirketten  2.492,14 Euro alacaklı olduğu, davacı şirketin davalı şirketi temerrüde düşürdüğüne dair dava dosyasında herhangi bir belgenin olmadığı, faturaların üzerinde vade tarihinin olmadığı, davalı şirketin daha önceki ödemelerin 1 yıla yakın vadeli olarak ödendiğinin tespit edilmiş olduğu, takip öncesi işlemiş faizin talep edilemeyeceği kanaatine varıldığı ancak mahkemenin kanaatinin aksi yönde olması durumunda Euro üzerinden açılan mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek banka mevduat faizi ile işlemiş faizin 275,20 Euro hesaplandığı, davalının itirazlarının kısmen ya da tamamen iptali hususunun mahkemenin  takdirinde olduğu, davacı şirketin davalı şirketten takip sonrası talep edebileceği faiz miktarının tutarının infaz aşamasında icra dairesince hesap edilebileceği, tarafların icra inkâr tazminatı taleplerine ilişkin takdirin mahkemeye ait bulunduğu belirtilmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; incelemenin eksik ve dolayısıyla hatalı olduğunu, raporda müvekkili şirket defterlerinin mesnetsiz olduğu, davacı şirketin faturalarını kayıt altına aldığı ancak açılış bakiyesi bulunmaması sebebiyle ticari defterlere itibar edilemeyeceği görüşünün sunulduğunu, gözden kaçırılan bir diğer hususun ise 17.02.2020 tarihinde sunulan delil dilekçesinde yer alan hesap bakiyelerinin davaya konu incelemeye konu edilmediğini, müvekkili firma tarafından takip konusu borcun ödenmiş olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 14.03.2021 ek bilirkişi  raporunda; kök rapordaki görüşün değişmediği; davacı şirketin davalı şirketi temerrüde düşürdüğüne dair dava dosyasında herhangi bir belgenin olmadığı, faturaların üzerinde vade tarihinin olmadığı, davalı şirketin daha önceki ödemelerinin, 1 yıla yakın vadeli olarak ödendiğinin tespit edilmiş olduğu, takip öncesi işlemiş faizin talep edilemeyeceği kanaatine varıldığı, ancak mahkemenin kanaatinin aksi yönde olması durumunda Euro üzerinden açılan mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek banka mevduat faizi ile işlemiş faizin 275,20.-Euro hesaplandığı, davalının itirazlarında; bilirkişinin değinmediği ya da gözden kaçırdığı bir diğer konunun ise 17.02.2020 tarihinde sunmuş oldukları delil dilekçesinde yer alan hesap bakiyelerinin işbu davaya konu incelemeye konu edilmediğine dair olduğu,  bu hususun huzurdaki davaya konu edilmez ise davacı şirket hakkında sebepsiz zenginleşmeden doğan yasal haklarının saklı tutulduğunu bildirdikleri, davalı vekilinin 17.02.2020 tarihinde sunmuş olduğu delil dilekçesinde yer alan ödemelerinin tamamının davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, hesaplamalarda yer aldığı, kök raporda iş bu ödemelerin de dikkate alınarak sonuca gidilmesi sebebiyle kök rapordaki görüşün değişmediği, iş bu ödemelerin davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlarının olduğu, davacının davalı adına düzenlemiş olduğu, Form BA/BS aylık bildirim limit üstü olan tüm faturaların, davanın taraflarının Form BA/BS ile ilgili vergi dairesine bildirdiği, tarafların beyanlarının birbirleriyle uyumlu olduğu,  dava dosyasında bulunan 14.08.2020 tarihli kök rapordaki görüşünün değişmediği belirtilmiştir.Bilirkişi rapor ve ek raporu dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçelidir. Mahkemece, bilirkişi raporu ile tespit edilen alacak miktarı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Satım sözleşmesinde emtianın teslim edildiğini satıcı, satım bedelinin ödendiğini alıcı/ davalı kanıtlamalıdır. Esasen HMK'nın 190 ve TMK'nın 6. maddesi gereğince de, bir vakıadan kendi lehine hak çıkaran tarafın bu vakıayı ispatlaması gerekmektedir. Davacı tarafça takip konusu cari hesap alacağının ispat edilmesi öncelikli olmakla beraber davalı vekilinin ödeme savunmasında bulunması nedeniyle ispat külfetinin davalı üzerine geçmiş olduğunun kabulü kaçınılmaz olacaktır. Somut davada, her iki tarafın ticari defter ve kayıtları birbirlerine uygun şekilde düzenlenmiştir. Bilirkişi raporunda, ilgili Vergi Dairelerinden dosya içerisine celp edilen ve taraflarca düzenlenmiş olan BA/BS Formlarının uygun şekilde ibraz edildiği, birbirini tuttuğu ayrıca davalı vekilinin kök rapora itirazında ileri sürdüğü ödemelerle ilgili olarak her birinin davacı tarafça kabul edilerek alacak miktarından mahsup edildiği, defterlerine kaydedilmiş olduğu ve bakiye takip konusu alacağın mevcudiyeti tespit edilmiştir. Bu durumda, usulüne uygun düzenlenen ticari defter ve kayıtlar ile davalının ödemelerinin  davacı şirket tarafından kabul edilerek ticari defterlerine işlenmiş olması ve  ödemelerin mahsubu neticesinde davalı tarafın davacıya kabul edilen alacak  kadar borçlu olduğu tespit edildiğinden, davalının borcun tamamına yönelik ödeme savunmasını ispatlayamamış olduğunun kabulü ile kararın usul ve yasaya uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 878,83 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.05.12.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"295cf879a86dabfc","SID":"77a9b0b58750db3b"}}