{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1041 <br>KARAR NO: 2024/1690<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/12/2020<br>NUMARASI: 2018/1232 Esas -  2020/861 Karar<br>DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/11/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  banka tarafından ...San. ve Tic. Ltd. Şti’ye (Lehtar) kredi sözleşmesi uyarınca kredi kullandırıldığını, lehine avans teminat mektubu verildiğini, aynı koşullarla Lehtar ve Muhatap’ın  talebi doğrultusunda uzatıldığını, teminat mektubunun konusunun Erzincan Tercan 1200 kWp Photovoltaic Power Plant işi olduğunu, söz konusu teminat mektubunun 238.800,00 USD tutarında olduğunu, teminat mektubunun 16.12.2019 tarihinde tazmin edildiğini, tazmin işlemini müteakip Lehtar’ın, mektup konusu işin avans kısmının tamamlanmadığını ve Muhatap’ın  mektup konusu iş ile ilgili alacağının bulunmadığını ifade ettiğini, teminat mektubuna konu işin tamamlandığını, mektup konusu iş ile ilgili lehtar’ın alacağının bulunmadığını, teminat mektubunun iade edilmesi gerektiğini, şartların yerine getirildiği anlaşıldığından banka’nın teminat mektubunda belirtilen limitle sınırlı olmak üzere ödeme yapmakla yükümlü olduğunu, avans teminat mektubunun nakde çevrilmesi için de lehine teminat mektubu verilenin avans borcunun bulunması gerektiğini, Yargıtay kararlarının bu yönde olduğunu, muhatap’ın  haklı bir neden olmaksızın Bankadan tahsil etmesi halinde, bu meblağı Bankaya ödemek zorunda kalan Lehtarın, muhatap’a karşı bir dava açmak ve ödediği paraları geri almak isteyeceğinin kuşkusuz olduğunun Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğunu, muhatap’ın  yani davalının teminat mektubunu tazmin etme hakkı bulunmamasına rağmen tazmin talebinde bulunduğunu, söz konusu işlemin haksız tazmin olduğunu, tazmin edilen tutarın iadesinin istendiğini, ancak olumsuz yanıt verildiğini iddia ederek, davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak tazmin edilen teminat mektubu tutarı olan 238.800,00 USD’nin tazmin tarihindeki karşılığı olan 841.053,60 TL'nin tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile tazmin tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun gereğince avans faizi ile birlikte banka’ya ödenmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  şirket hakkında genel bilgiler verdikten sonra, lehtar’ın sözleşme düzleminde koşulsuz, kesin bir teminat mektubu sunma zorunda bulunmasına rağmen aykırı biçimde ... Bankası A.Ş.’den avans teminat mektubu özelliğine haiz olduğu iddia edilen nakit blokaj karşılığı avans teminat mektubu sunabildiğini, Banka’nın hükümlerini incelemiş olduğu EBP Sözleşmesi'ne açıkça aykırılık arz eder bir teminat mektubu düzenleyerek, muhatap’a iletilmek üzere lehtar’a teslim etmesinin en hafif ifadeyle muhatap’a karşı güven ve özen sorumluluğunun açıkça ihlali olduğunu, garanti edilen rizikonun gerçekleşmediği iddialarına binaen huzurdaki davayı ikame edebilmesinin dahi Türk Medeni Kanunu’nun ikinci maddesindeki dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağının hiçe sayıldığını göstergesi olduğunu, finansman aktarıldığı halde temin edilen kaynağın ilgili projeler için sarf edilmediğinin anlaşıldığını, hal böyleyken EBP Sözleşmesi’nin sonlandırılması ve teminat mektubunun tazmini ile sonuçlanan süreç öncesinde Lehtar’a süre tanındığını, teknik sorumluların nezaretinde saha ziyaretleri ve güncel durum tespitleri gerçekleştirildiğini, ihtarların sonuçsuz kalması, tanınan mehil içerisinde sözleşmeye aykırılıkların giderilmesi makul bir çözüm plana sunulmaması ve avansın iade edilmemesi üzerine EBP Sözleşmelerinin sona erdirildiğini, teminat mektuplarının paraya çevrilmesi yoluna gidildiğini, işlerin ihaleye çıkılarak başka müteahhit şirkete teslim edildiğini, gecikmeyle de olsa tamamlandığını, Banka’nın dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini, Banka’dan dava açmakta hukuki koruma ihtiyacı olmadan sadece ekonomik yararını gözeterek talepte bulunmasının hukuki yarar sayılmayacağını, lehtar’dan veyahut herhangi bir müteselsil kefilden teminat çeki alınıp alınmadığının veya başka bir tür güvence sağlanıp sağlanmadığı hususlarının belirsiz olduğunu, banka’nın bu belgeleri dosyaya sunması gerektiğini, avans ödemesinin banka’daki hesaba alacak kaydedildiği takdirde geçerli olacağı ibaresinin eklendiğini, banka’nın kontrol ve tasarruf imkanını kolaylaştırıp genişlettiğini, Yargıtay'ın teminat mektubunun tazmini halinde kural olarak Banka tarafından Lehtar’a rücu edileceği tespitinde bulunduğunu, Garantör Banka kural olarak ödemeyi yaptıktan sonra varsa aradaki karşılık ilişkisine dayalı olarak Lehtar’a rücu edebileceğini, diğer taraftan Lehtar ile Banka arasında sözleşme kurulurken karşılığında kontrgaranti alınmış veya kontrgaran tarafından teminat olarak kefalet sağlanmışsa Banka’nın kontrgaranti imzalayan kefile karşı rücu imkanı da mevcut olduğunu, Banka’nın müteselsil kefillere ve diğer tüm güvencelere karşı başvuru, rücu ve bu uğurda takibe girişebilmeye imkanın mevcutken huzurdaki davaya gerek duymaksızın daha basit bir başka yolla alacağını tahsil edebilme şansı varken bu davayı açmakla hukuki yararı bulunmadığını, hukuki yararın davanın açıldığı tarihte var olması gerektiğini, garanti sözleşmesinin geçersiz olması veya Banka’nın Lehtar’dan alacağını tahsil edememesi ve durumun aciz vesikası ile sabit olması hallerinde, Banka’nın Muhatap lehine fakirleşebileceği, bu kapsamda şartların mevcut ise sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde muhataptan iade talep edebileceğini, haksız tazmin iddiasını haklı kılacak maddi koşulların gerçekleşmediği ve Banka'nın talebini ispatlayacak vesikalar ortaya koyamadığını, lehtar ile teminat mektubu ilişkisinde taraf olmamakla birlikte banka’nın muhatap’a ödeme yapması halinde banka’nın yaptığı bu ödeme sebebiyle başvuracağı, rücu edeceği kişinin lehtar olduğunu, yapılan ödemenin haksız olduğunu ve riskin gerçekleşmediğini ileri sürerek muhatap’a rücu edebileceğini söz konusu rücu talebinin sebepsiz zenginleşme davasına konu edilebileceğini, EPC Sözleşmesi’nin gizli bilgi ihtiva ettiğini, ancak Davalı muhatap’ın muvafakati ile mümkün olduğunu, hukuka aykırı delil olduğunu, dikkate alınmaması gerektiğini, ancak iyi niyetle dosyaya ikame ettiklerini, eğer Banka, ... ile Davalı Muhatap arasındaki esas ilişkinin seyrini gözleyebilir bir konumdayken, ortada bir haksız tazmin durumu bulunduğunu değerlendiriyor idiyse, tazmin talebine karşılık ödemeyi yapmaktan daha en başta imtina etmesi gerektiğini, noter tespit tutanağının 12 Aralık 2016 tarihli olduğunu, tazmin talebini 15 Aralık 2016 tarihinde teslim aldığını, ancak tazmin işlemini 16 Aralık 2016 tarihinde gerçekleştirdiğinde Lehtar ile temasa geçerek konu hakkında bilgi aldığını, hiçbir ihtirazi kayıt belirtmeden ödemeyi yaptığını, faiz talebinde bulunduğunu, Banka’nın faize hak kazandığına kanaat getirilse dahi, faiz alacağının ancak konuya ilişkin ihtarnamenin davalı muhatap’a tebliğinden sonra işlemeye başlayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" Yapılan açıklamalar çerçevesinde, davacı bankanın, davaya konu talebinin dayanağı incelendiğinde; davacı vekilince aşamalarda, davalı muhatabın, teminat mektubunu tazmin etme hakkı bulunmadığı halde teminat mektubunu haksız olarak nakde çevirdiği iddiasıyla anılan tutarın tahsilinin talep edildiği, bu iddiaların da davalı ile dava dışı ... şirketi arasındaki sözleşme hükümlerine dayandırıldığı,  ne var ki sözleşmelerin nispiliği prensibi gereğince, bu tür defi ve itirazları ileri sürme hakkının dava dışı lehtar ... şirketine ait olduğu, davacı bankanın, tarafı olmadığı sözleşmedeki defileri ileri süremeyeceği, davacı bankanın davalı muhataba yaptığı ödemenin, kayıtsız şartsız banka teminat mektubunun dayanağı olan garanti sözleşme ilişkisine uygun olduğu, davacı bankanın teminat mektubu ile,  gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmayan bir riski garanti ettiği, bankanın teminat mektubu ile ilk yazılı talepte derhal ve gecikmeksizin ödeme taahhüdünde bulunduğu için rizikonun doğup doğmadığını incelemeksizin ödemede bulunacağı, davacı bankanın tazmin taleplerinden ancak kendisine ait defileri ileri sürebileceği hususları gözetilmiş davanın reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olan teminat mektubunun,, davalı firma muhatap olarak tanzim edilen bir avans teminat mektubu olduğunu, davacı bankanın, teminat mektubu düzenleyerek soyut bir borç altına girmediğini, banka, teminat mektubuna konu riskin gerçekleşmesi ve muhatap tarafından tazmin talebinde bulunulması halinde yalnızca teminat mektubunda belirtilen limitle sınırlı olmak üzere ödeme yapmakla yükümlü olduğunu, davacı bankanın haksız tazmin edilen tutarı davalı muhataptan talep edebilmesi için öncelikle kefil/kefiller ve lehtara karşı  mevcut tüm yasal yolları tüketmesi gerektiği iddiasının yerinde olmadığını,  teminat mektuplarında keşideci, lehtar ve muhatap arasında üçlü bir ilişki söz konusu olduğunu, keşideci banka, lehtar ve muhataba birbirinden farklı sözleşmesel ilişkiye dayanarak başvuru yapma hakkına haiz olduğunu, hukukumuzda teminat mektuplarının, genel olarak üç grupta incelenmekte olduğunu, bunların geçici, avans ve kesin teminat mektupları olduğunu, işbu davaya konu teminat mektubunun avans teminat mektubu olduğunu, kesin teminat mektubu ile fonksiyonlarının aynı olmadığını, davalı muhatabın kesin teminat mektubu ile talep edebileceği olası zararlarını bahane ederek avans teminat mektubunu tazmin etme imkanı bulunmadığını, bankanın, davalı muhataba hitaben düzenlediği teminat mektubu bedelinin, tazmin talebi üzerine derhal ve gecikmeksizin ödemekle yükümlü ise de mektubun veriliş amacının ortadan kalkması - işbu  davada lehtarın avans borcu kalmaması- halinde tazmin yükümlülüğünün de kalmayacağını, aksi durumun kabulü halinde, bankaların düzenledikleri teminat mektuplarını her durumda tazmin etmelerinin, bir başka ifadeyle muhatapların mesnetsiz olarak mektubun tazminini talep edebileceği gibi kabul edilemeyecek bir sonuç doğacağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davacı bankanın, yönelttiği talebin dayanağı noktasında herhangi bir somutlaştırma içermeyen \"kategorik\" bir istinaf başvurusunda bulunduğunu, davacı bankanın davasının/huzurdaki talebinin “kendi kendini kanıtlayabileceği” yanılgısı içerisinde olduğunu, davacı bankanın, \"borcun kaynakları\" bahsinde talebini, dava dışı lehdar ...'un yerini almışcasına bir tür \"sözleşmeye aykırılık\" kalıbına sığdırmayı denediğini, davacı bankanın istinaf dilekçesinde, \"asıl borçlu tarafından ileri sürülen ve onun açısından borcu sona erdiren defiler risk olayını da sona erdirdiğinden bankanın garanti yükümlülüğü de son bulmaktadır\" iddiasını mercek altına almayı, kararın Mahkemece kaldırılması için sunulan yegane argüman olması hasebiyle önemli gördüklerini, bu önermeyle davacı banka, teminat mektuplarının garantör bankalar yönünden \"bağımsız borç\" teşkil ettiği gerçeğini çarpıttığını ve böylelikle teminat mektuplarına bir tür kefalet niteliği atfetmekte olduğunu, gerçekten de sözleşmenin nispiliği ilkesi ve ekonomik hayatın olağan seyri gereği, davacı banka tarafından teminat mektubunun tazmininden ötürü ...’a rücu edilmişken; bu tazminin haksız olduğu iddiasının bizzat dava dışı ... tarafından seslendirilecek ve bu itibarla ilk derece mahkemesinin kararı doğrultusunda davanın reddedileceğini beyanla, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, davacı banka tarafından dava dışı ... San ve Tic Ltd Şti ile yapılan  genel kredi sözleşmesi kapsamında muhatap davalıya verilen avans teminat mektubunun  haksız olarak tazmin edildiği iddiasına dayalı alacak davasıdır.  Dava dışı ... şirketinin davacı bankanın kredi müşterisi olduğu, davacının dava dışı lehdar için davalı muhatapa 238.800 USD değerinde avans teminat mektubu verdiği, mektubun vadesinin tarafların talebi doğrultusunda uzatıldığı, muhatabın tazmin talebi üzerine 16/12/2019 tarihinde tazmin edildiği, tazmin sonrası lehdarın bankaya mektup konusu işin avans kısmının tamamlandığı, muhatabın mektup  konusu işle ilgili alacağının bulunmadığını bildirdiği, 2/12/2016 tarihli Tercan Noterliği'nce tutulan tutanak kapsamında da davalının kendi akidi ... firmasına teminat mektubunu iade etme koşullarının oluştuğunun anlaşıldığı iddia edilerek haksız tazmin edildiği iddia olunan mektup bedelinin davalıdan tahsili talep edilmektedir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Davalı ile dava dışı ... Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında enerji santralı yapımına dair sözleşme (eser) ilişkisi bulunduğu, sözleşme kapsamında davalının dava dışı ...'a yapacağı avans ödemelerinin karşılığında davacı bankanın, ... Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin edimini yerine getirmemesi durumunda, talep halinde davalı muhataba avans miktarının ödeneceğinin dava konusu avans teminat mektubu ile taahhüt edildiği, bu hali ile taraflar arasında teminat mektubu düzenlenmesine esas garanti sözleşmesi ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır. Avans teminat mektubu, iş sahibinin işin süresinde bitirilmesi için yükleniciye avans olarak verdiği miktarın geri alınmasını garanti altına almak üzere düzenlenir. Avans karşılığında müteahhidin hiç hakediş düzenlememesi, işi yapmaması gibi durumlarda, teminat mektubu nakde çevrilerek avans verenin alacağına kavuşması sağlanır. Ancak, avans teminat mektubunun haksız olarak paraya çevrildiğini iddia ve ispat hakkı bankaya ait olmayıp, eser sözleşmesinin tarafı olan lehtara aittir. Banka, lehtar ile muhatap arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan itiraz ve defilere dayanarak ödeme yapmaktan kaçınamaz. Teminat mektubunu düzenleyen banka, muhataba, teminat mektubu bedelini, ilk talep anında ve hiç bir defi ve itiraz ileri sürmeksizin ödemeyi garanti etmiş, kayıtsız ve şartsız ödeme taahhüdünde bulunmuştur. Bu nedenle muhatap ile lehtar arasındaki temel ilişkiye ilişkin defileri ileri süremez. Ancak; teminat mektubu nakde çevrilmeden önce, lehtar tarafından, borcun ödendiğine, muhatabın garanti edilen alacağının sona erdiğine dair delil ibraz edilmişse banka tarafından ödeme yapılmaması gerekir. Bunun dışında, bankanın kendiliğinden lehtarın ileri sürebileceği defi ve itirazları araştırması ve bu nedenle muhataba ödeme yapmaktan kaçınması mümkün değildir. Bu hali ile, davacı bankanın davalı muhataba yaptığı ödeme, avans mektubunun dayanağı olan garanti sözleşme ilişkisine uygun olup, avansın hakedişlerle kapatıldığına dair iddiayı davacı ileri süremeyeceğinden davacının garanti sözleşmesine dayanarak davalıdan bir alacak talep etmesi mümkün değildir. ( Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/1364 esas, 2023/2609 Esas, 2020/5369 Esas,  Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/14309 Esas 2017/2401 Karar sayılı kararları) HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan  59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  21/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dcd279c3ebfc3b0a","SID":"09c25fabe38b02f3"}}