{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1894 <br>KARAR NO: 2024/1740<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/04/2021<br>NUMARASI: 2018/1162 E. - 2021/340  K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili,  dava dilekçesinde özetle; davalı yanın müvekkili şirketten  değişik tarihlerde irsaliyeli faturalarda görülen emtia satın aldığını, davalı şirketin faturalara süresinde itiraz etmediğini, faturalara ilişkin kısmi ödeme yaptıktan sonra bakiyelerini ödemediğini, tahsili için icra takibi başlatmak zorunda kalındığını, davalının borcunu ödememek için borca kötü niyetle itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, 12.06.2018 tarih, ... sıra numaralı faturanın 10,09.2018 tarihinde; 26.06.2018 tarih. ... sıra numaralı faturanın 24.09.2018 tarihinde; 04.07.2018 tarih, ... sıra numaralı faturanın 01,10,2018 tarihinde; 22.06.2018 tarih ... sıra numaralı faturanın 20.09,2018 tarihinde; 06.07.2018 tarih, ... sıra numaralı faturanın 04.10 2018 tarihinde:  09.07.201 8 tarih, ... sıra numaralı faturanın 06.10.2018 tarihinde; 12.07.2018 tarih, ... sıra numaralı faturanın 09.10.2018 tarihinde:  16.07.2018 tarih, ... sıra numaralı faturanın 13.10.2018 tarihinde kısmi ödemelerinin yapılmış olduğunu, bakiye alacak için icra takibi başlatıldığını, icra takibinde TTK. md. 1530/7 uyarınca akdi faiz talep etme imkanı olmasına rağmen iyi niyetle ticari temerrüt faizi talep edilmiş ise de davalının kötü niyeti karşısında faiz taleplerini ıslah ettiklerini belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, takibe konu alacağa uygulanacak temerrüd faizinin ıslah ile akdi faiz olan aylık %5 oranında  faizi ile tahsiline, %20'dcn aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına  karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle;  müvekkili şirket ile davacı şirket arasında sürmekte olan ticari ilişkinin her hangi bir sözleşmeye dayanmadığını, tüm alacak ve borçların tarafların düzenledikleri cari hesap dökümü ile birlikle kayıt altına alındığını, davalının davacıdan almış olduğu hizmetlerin bedelini ara ödemeler ile gerçekleştirmiş olduğunu, davacının bu ödemeleri kabul etmiş olmakla örtülü bir ödeme ilişkisi kurulmuş olduğunu, yapılan ara ödemelere davacı şirketin bir itirazının olmadığını, taraflar arasında örtülü bir ödeme ilişkisi kurulduğuna ilişkin açık bir karine teşkil elliğini, ancak İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas numaralı dosyası ile başlatılan  icra takibi ile son bulmuş olduğunu, davacıya müvekkilinin takip tutarı kadar borcunun olmadığını, kötü niyetle takip başlatılmış olduğunu, tüm faturaların Türk Lirası üzerinden düzenlendiğini, ancak kötü niyetli olarak fatura üzerinde ilgili bedellerin EURO cinsine çevrilmiş olduğunu, davacının amacının kur değişkenlikleri kapsamında haksız kazanç sağlamak olduğunu , davacı şirketin davalı şirkete vermiş olduğu tüm fiyat tekliflerinin ve davalı şirket tarafından verilen tüm siparişlerin yine Türk lirası üzerinden gerçekleştirilmiş olduğunu, muaccel hale gelmeyen bir alacak için kötü niyetli bir şekilde icra takibine girişilmiş olduğunu, davalı şirketin bahsi geçen borcun muaeceliyet şartlarının verine gelmemesi, icra takibine konu edilen rakamda borcunun bulunmaması ve kendisinin temerrüde düşmemesi sebebiyle icra takibine itiraz etmiş olduğunu, BK. Md. l17 hükmü kapsamında muaccel bir borcun borçlusunun, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşmüş kabul edildiğini, borçlunun temerrüde düşmesi için ihtar koşulunun, tüm borç ilişkilerinde aranan yasal bir koşul olduğunu, davacının davalı şirkete hiçbir ihtar ve bildirimde bulunmaksızın davalının düzenlemiş olduğu cari hareket dökümüne aykırı bir rakam üzerinden icra takibine girişerek, haksız ve kötü niyetli şekilde davalı şirketi zarara uğratmayı amaçlamış olduğunu, davalı şirketin herhangibir kusurunun olmaması ve davalı şirketin temerrüde düşmemesi nedeni ile icra inkar tazminatı talep etmesinin anlaşılamadığını, aylık %5 akdi faiz uygulanmasına ilişkin talebin reddini talep ettiklerini savunarak, davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Mahkememizce görülüp karara bağlanan davanın, ticari satış nedeniyle düzenlenen fatura alacağına yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamı ve %20 icra inkâr tazminatı istemine ilişkin olduğu, bu bağlamda tüm delillerin toplandığı, davacı tarafça İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı  icra dosyası üzerinden davalı borçlu aleyhine 246.098,62-TL asıl alacak ve 5.616,79 TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 251.715,41-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya tebliğinin üzerine davalın süresinde asıl alacağa, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiği, alacaklı vekilinin yasal süresi içerisinde itirazın iptaline ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava ettiği, mahkememizce bilirkişi incelemesine ilişkin ara karar kurulduğu, taraflarca sunulan ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, alınan bilirkişi raporu sonucu, davacı taraf yasal defterlerinin incelenmesi sonucunda, davalı tarafın 31/12/2018 tarihi itibariyle davacı tarafa 191.157,89 TL borçlu olduğu, davacı şirket ticari defter kayıtlarına göre davalı şirkete 2018 yılında 8 adet fatura tanzim edildiği, davalı tarafın ilk masa tedarik işlemi gerçekleşmeden önce avans olarak 34.906,15 TL banka havalesi gerçekleştirdiği, dosyada mübrez sipariş formu ile taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davalı taraf yasal defterlerinin incelenmesi sonucunda da davalı tarafın 31/12/2018 tarihi itibariyle davacı şirkete 191.579,89 TL borçlu olduğu, Dava dosyası kapsamı ile davacı ve davalı şirkete ait ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde; Davacı şirket ve davalı şirket ticari defterinin birbirleriyle tam olarak uyumlu oldukları, Davalı tarafın ödeme tutarı ve davacı tarafın tanzim etmiş olduğu faturalardaki birim fiyatlar dikkate alındığında sipariş formunda belirtildiği gibi EUR para birimi üzerinden ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı taraf ve davalı taraf ticari defterlerine göıe davacı tarafın davalı taraftan 12.11.2018 takip tarihi itibarıyla 34,346.99 EUR (KDV DAHİL) alacaklı olduğu, tarafların arasındaki ticari ilişkinin EUR fiyat esas alınarak tesis edildiği, takip tarihi itibarıyla davacı tarafın davalı taraftan, takip tarihi olan 12.11.2018 TCMB eur satış kuru olan 6,2286 dikkate alınarak 34.346,99 EUR (KDV DAHİL) karşılığı 213.933,69 TL (34.346.99 EUR x 6.2286 ) alacaklı olduğu) 29.06.2018 tarihli ve 30463 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan \"Reeskont ve Avans İşlemlerinde Uygulanacak Faı/ Oranlarının Tespiti\" hakkında Tebliğ ile yıllık %19,5 faiz oram, davacı tarafın bu oran üzerinden talebinin yerinde olduğu, ancak işlemin faiz hesabı olarak 5.616,79 TL işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, ilgili faiz oranı dikkate alınarak 4.785,13 TL işlemiş faiz hesaplanabileceği hususlarının tespit edildiği, ancak her ne kadar taraflar arasında dosyada mübrez sipariş formu ile akdi ilişkinin kurulduğu anlaşılmış ise de, davalı yanca sözleşme kapsamında yapılan 34.906,15 TL ödemenin TL olarak yapılmış olması ve davacı yanca da bu ödemenin TL olarak kabul edilmiş olması ve taraflar arasında da kur farkı ödeneceğine ilişkin bir sözleşme olmadığı, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi süresince de hiç kur farkı uygulanmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporundaki \"davacı taraf ve davalı taraf ticari defterlerine göre davacı tarafın davalı taraftan 12.11.2018 takip tarihi itibarıyla 34,346.99 EUR (KDV DAHİL) alacaklı olduğu\" şeklindeki tespite iştirak edilmemiş ve bu haliyle de davanın, taraf defter ve kayıtları ile kayıt altına alınmış ve birbirini doğrulayan 191.579,89 TL'lik alacak/borç yönünden kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine, ayrıca davacı tarafça her ne kadar takip öncesi faiz istenmiş ise de davalının takipten önce, TBK'nın 117. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediği anlaşıldığından, takip öncesi işlemiş faiz yönünden itirazın iptali talebinin reddine ve ayrıca, takip konusu alacak likit olduğundan, itirazın iptaline karar verilen alacağın %20 si oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek... \" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı - borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 191.157,89 TL asıl alacak yönünden iptali ile , takibin bu miktar üzerinden asıl alacağa takip tarihinden ödeneceği tarihe kadar yıllık %19,50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmolunan alacağın (191.157,89 TL) üzerinden %20'si oranında hesaplanan 38.231,40 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın haksız şekilde kısmen kabulüne karar verildiğini, müvekkili şirketin fatura alacağına istinaden davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine itirazın iptali davasının açıldığını, müvekkili şirketin toplam 218.718,82 TL alacaklı olduğunun sabit olduğunu, ilk derece mahkemesince kur farkı sözleşmesi olmadığı ve cari hesap ilişkisi sürecinde hiç kur farkı uygulanmadığı gerekçesiyle bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek hukuka aykırı olarak asıl alacağın kısmen reddine dair karar verildiğini, müvekkili şirket tarafından tanzim edilen faturalar üzerinde faturaların EURO karşılığı düzenlendiğini, faturanın döviz cinsinden ödenmesi gerektiği, TL ödemelerinde ise fiili ödeme günündeki Merkez Bankası döviz satış kurunun esas alınacağı hususlarının yer aldığını, fatura üzerindeki düzenlemeler nazara alındığında taraflar arasında kur farkı sözleşmesi imzalanmasına ihtiyaç olmadığının açık olduğunu, faturanın döviz cinsinden aynen ödenmesi gerektiği veya Türk Lirası olarak ödeneceği takdirde fiili ödeme günündeki Merkez Bankası döviz satış kurunun esas alınacağının açıkça anlaşıldığını, taraflar arasında teamül oluşturacak düzenli ara ödemenin yapılmadığını, davalı tarafın yalnızca 26.04.2018 tarihinde bir kez ödeme yaptığını, bu ödemenin avans niteliğinde olduğunu, 7.008,00 EURO'nun 26.04.2018 tarihindeki TL karşılığı olarak 34.906,15 TL şeklinde gerçekleştirildiğini, bu ödeme dışında herhangi ödeme yapılmadığını, herhangi bir teamül oluşmadığını, takip tarihinden bu yana kur farkı nedeniyle uğranılan munzam zararlar yönünden hakları saklı kalmak kaydıyla rapordaki tespit doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini, mahkeme tarafından TBK'nın 117.maddesi uyarınca davalı şirketin temerrüte düşürülmediği gerekçesiyle rapora itibar edilmeyerek faiz yönünden talebin reddine karar verildiğini, TBK'da temerrüt faizi için ihtar ile borçlunun temerrüte düşürülmesi gerekir iken TTK 1530 maddede ihtarsız temerrüt esasının kabul edildiğini, son vade tarihinin faturalarda açıkça düzenlenmiş olduğundan TTK 1530/2 fıkrası uyarınca davalı şirketin temerrüte düştüğünü, rapor uyarınca müvekkili şirketin takip tarihi itibariyle 4.785,13 TL işlemiş faiz alacağı olduğunu, 03.03.2020 tarihli rapor uyarınca davanın kabul kararı gerektiğini iddia ederek, kararın ortadan kaldırılmasına, rapor doğrultusunda davanın kabulü ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında oluşan cari hareket dökümüne karşı herhangi bir itirazlarının bulunmadığını, tüm alacak ve borçların düzenlenen cari hareket dökümü ile birlikte kayıt altına alındığını, davacının müvekkili ile sürdürmüş olduğu ticari ilişki kapsamında yapılan ara ödemeleri kabul ettiğini, taraflar arasında örtülü bir ödeme ilişkisi kurulduğunu, 2018 yılına ait cari hareket dökümlerinden anlaşılacağı üzere müvekkilinin aylar bazında düzensiz olarak ara ödemelerde bulunduğunu, bu hususun raporda da tespit edildiğini, davacının muaccel hale gelmeyen bir alacağı için kötü niyetli şekilde takibe giriştiğini, muaccel olmayan alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, davacının müvekkili şirketin gerçekleştirmiş olduğu ödeme emrine itirazı kapsamında iş bu davaya açtığını, aralarında ticari ilişkinin herhangi bir sözleşmeye dayanmadığını, vade tarihinin bulunmadığını, davacının ara ödemelere bir itirazının olmadığını, bu kapsamda takip tarihinde müvekkili şirketten davacının muaccel bir alacağının olmadığını, takibe konu alacağın likit olarak değerlendirilemeyeceğini iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacı tarafın kur farkı talep edip edemeyeceği, taraflar arasında bu konuda ticari ilişkinin mevcut olup olmadığı, davalının takip öncesinde temerrüte düşürülmeksizin TTK'nın 1530. maddesi gereğince davacı tarafça işlemiş faiz talep edilip edilemeyeceği, davanın reddedilen miktarı ile kabul edilen miktarı yönünden kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirket hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 12.11.2018 tarihinde faturalardan kaynaklana alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, takip konusu asıl alacağın 246.098,62 TL ve  işlemiş faizin 5.616,79 TL olmak üzere toplam 251.715,41 TL olduğu, davalı şirket tarafından icra takibine karşı itiraz ettiği, davacının ise İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasını açmış olduğu, davacı şirketin takibe konu etmiş olduğu faturaların masa  emtialarına ilişkin olduğu ayrıca sevk irsaliyesinin mevcut olduğu, faturaların bedellerinin Türk Lirası olarak düzenlendiği, yalnızca fatura üzerinde EURO karşılığının gösterildiği ve fatura tutarının döviz cinsinden ödenmesi gerektiği, ödemelerde ise fiili ödeme günündeki Merkez Bankası Döviz Satış Kurunun esas alınacağına dair açıklamaya yer verildiği, sevk irsaliyelerinde ise herhangi bir açıklamanın mevcut olmadığı anlaşılmıştır. 03.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre davalı şirkete 2018 yılında 8 adet fatura tanzim edildiği, ilgili faturaların tümünün masa sevkiyatlarına ilişkin olduğu, irsaliyelerininde tanzim edildiği, davalı tarafın ise ilk masa tedarik işlemi gerçekleşmeden önce avans olarak 34.906,15 TL banka havalesini gerçekleştirdiğinin görüldüğü, davacı şirketin 2018 yılına ilişkin BS Formunda, davalı şirkete 2018 yılında 8 adet  fatura tanzim edildiği bunların toplam karşılığının 191.579,00 TL olduğunun belirtildiği, davacı şirket cari hesap muavini ile de tutarlı olduğu, sipariş formu ile taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, davalının yasal defterlerinin incelenmesinde, davalı tarafın 31.12.2018 tarihi itibariyle davacı şirkete 191.157,89 TL borçlu olduğu kayıtlardan tespit edildiği, davacı ve davalı tarafın cari hesap ekstrelerinin birbiriyle uyumlu olduğu, 2018 yılı Haziran ve Temmuz ayları BA/BS Formlarının karşılıklı olarak uyumlu olduğu, davacının 2018  yılında 8 adet faturaya karşılık 9 adet sevk irsaliyesini tanzim ettiği, sevk irsaliyelerinin ilk 7 adedinin davalı şirket adına teslim alındığı, 2 adet irsaliyeninde yine davalı şirketin çalışanı tarafından teslim alındığı, davalı şirket tarafından davacı şirkete gönderilen sipariş formunun  tarafların yetkilileri tarafından imzalandığı, bu itibarla sözleşme niteliğinde olduğu, sipariş formunda belirtilen peşinat tutarı olan 7.008,00  EURO'nun 26.04.2018 tarihli satış kuru üzerinden karşılığının davacı şirkete havale edildiği, kayıtlarda 34.906,16 TL olarak yer aldığı, ancak sipariş formunda peşinat dışında siparişin 960 adet masa olduğunun belirtildiği, 8 adet sevkiyat ile 960 adet masanın 10 hafta içerisinde teslim edildiği, irsaliyeli fotokopilerden görüldüğü, davacı tarafın sipariş formunda belirtildiği gibi sevkiyatları gerçekleştirdiği tarihteki döviz satış kuru karşılığı TL birim satış  fiyatları ile belirlediği bu durumun ilgili faturalarda da yazıldığı, buna göre davalı sipariş formu çerçevesinde borç bakiyesinin 34.339,20 EURO olduğunun tespit edildiği,  davacı şirket ve davalı şirketin ticari defterinin birbirleriyle tam olarak uyumlu oldukları, davalı taraf ödeme tutarları ve davacı tarafın tanzim etmiş olduğu faturalardaki birim fiyatlar dikkate alındığında, sipariş tormunda belirtildiği gibi bu para birimi üzerinden ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı taraf ve davalı tarafın ticari defterlerine göre davacı tarafın davalı taraftan 12.11.2018 takip tarihi itibarıyla 34.346.959 EURO (kdv dahil) alacaklı olduğu, tarafların arasındaki ticari ilişkinin EURO fiyat esas alınarak tesis edildiği, takip tarihi itibarıyla davacı tarafın davalı taraftan, takip tarihi olan 12.11.2018 TCMB kur satış kuru olan 6,2286 dikkate alınarak 34.346,99 EUR (KDV dahil) karşılığı 213.933,69 TL (34.346,99 EUR x 6.2286 ) alacaklı olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyanında; rapordaki tespitlerin rakamların altında olmasına rağmen raporu kabul ettiklerini belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; ticari ilişkinin herhangi bir sözleşmeye dayanmadığını, bilirkişi tarafından sipariş formunun sözleşme olarak nitelendirilmiş olmasının HMK 266.maddesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili ile davacı arasında tesis edilen ticari ilişkinin müvekkili şirketin sipariş detayını, ödeme şeklini teslim tarihini içerir sipariş formunun davacıya gönderilmesi, davacı tarafından kabul edilerek siparişlerin hazırlanıp teslim edilmesi şeklinde kurulduğunu, buna rağmen bilirkişi raporunda sipariş formu olmasına rağmen sözleşme olduğu sonucuna varıldığına dair hatalı bir tespitte bulunulduğunu, sipariş formlarının eksik şekilde incelendiğini, ödeme başlıklı kısmında taraflar arasındaki ticari ilişkinin EURO para birimi üzerinden kurulduğuna yönelik kanaatin isabetsiz ve kendi içinde çelişkili olduğunu, davacı tarafından hiçbir ihtirazı kayıt konulmadan kabul edilen sipariş formlarında her ne kadar ürün bedeli EURO belirtilmişse de faturaların TL olarak düzenleneceği ve fatura tarihindeki MBDS  kurunun esas alınacağının açık ve net bir şekilde belirtildiğini, ancak davacının ekonomik kriz ve kur artışından faydalanmak maksadıyla EURO üzerinden icra takibi başlatarak müvekkili şirketi zarara uğratmak istediğini, bilirkişi raporunun haksız olduğunu iddia ederek , davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında, davalı şirketin sipariş formu üzerine masa alım satımı ile ilgili olarak ticari ilişkinin gerçekleştirildiği, ticari ilişki sonucunda davacı satıcı şirket tarafından davalı şirkete  fatura ve sevk irsaliyelerini düzenlendiği ve ürünlerin teslim edildiği konusunda  herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Ayrıca sipariş formu ve içeriği de tarafların kabulündedir. Davacı taraf sipariş formuna konu ürünler için düzenlenen fatura alacaklarının tahsili amacıyla icra takibi başlatmıştır. İcra takibi alacak miktarı Türk lirası olarak belirtilmek suretiyle gerçekleştirilmiştir. İİK'nın 58. maddesinde, takip talebi üst başlığı altında; takip talebi ve muhtevası başlığı ile 3.fıkrasında; \" Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi; \" şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Takip tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 99. madde başlığı ise \"Ödeme\"dir. TBK'nın anılan maddesinin3 fıkrasında; \"Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.\" düzenlemesi mevcuttur.   Tarafların itiraz etmediği sipariş formunda, ödeme şeklinin %20 teminat senedi veya teminat çeki (7.008,00 EURO) ödeneceği, kurun ödeme tarihindeki MBDS kuru esas alınacağı, faturaların masalar teslim edildikçe düzenleneceği ve fatura tarihindeki MBDS kuru esas alınarak TL fatura edileceği belirtilmiştir. Sipariş tutarı olarak ise 35.040,00 EURO + KDV ifadelerine yer verilmiştir. Sipariş formu taraf şirket yetkilileri tarafından imzalanmıştır ve içeriği taraflarca kabul edilmektedir. Ayrıca takibe konu edilen faturaların üzerinde  fatura karşılığının EURO olduğu ve ödemelerde fiili ödeme günündeki Merkez Bankası Döviz Satış Kurunun esas alınacağına dair açıklama mevcuttur. Bir ticari ilişkide kur farkının talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede kur farkına ilişkin açık bir hüküm bulunması veya bu konuda taraflar arasında teamül oluşturacak bir uygulama bulunması gerekir. emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/1227 Esas, 2019/1611 Karar sayılı emsal ilamında; \"...Mahkemece, taraflar arasında kur farkı talep edilebileceğine yönelik bir anlaşma veya fiili uygulama bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm Dairemizin 09/09/2015 gün 2015/1604 Es,2015/10786 Kar. Sayılı ilamı  ile 'Dosyaya ibraz edilen satım konusu mallara ilişkin bazı faturaların bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere bedellerinin öncelikle yabancı para cinsinden gösterildiği ve Vergi Usul Kanunu'ndaki zorunluluk nedeniyle Türk Lirası üzerinden düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafın bu faturalara itiraz ettiğine yönelik bir savunmasına  rastlanılmamıştır. Bu durumda bedeli yabancı para olarak gösterilen faturalar yönünden akdi ilişkinin yabancı para cinsinden kurulduğunun kabulü gerekir. Yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki farkın istenebilmesi için uygulama yada teamül aranmaz...\" gerekçesine yer verilmiştir.Şu halde mahkeme tarafından sipariş formu ile taraflar arasında kurulan ticari ilişkinin yabancı para üzerinden kurulmuş olduğunun kabulü ile bilirkişi raporunda tespit edilen 213.933,69 TL alacak yönünden itirazın iptaline karar verilmesi gerekir iken dosya kapsamına uymayan gerekçelerle sipariş formu değerlendirilmeksizin verilen karar isabetli görülmemiş, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.  Diğer taraftan, davacı alacaklı takip talebiyle birlikte 5.616,79 TL işlemiş faiz talebinde bulunmuş ise de mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere takip öncesinde davalı borçlunun TBK'nın 117. maddesi gereğince usulüne uygun şekilde temerrüte düşürülmüş olduğuna ilişkin olarak dosya içerisine herhangi bir bilgi ve belge ibraz edilmemiştir. Davacı vekili her ne kadar iş bu uyuşmazlıkta TBK hükümlerinin değil TTK'nın 1530. maddesinin uygulanması gerektiği iddia edilmiş ise de  TTK'nın anılan maddesinde, ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları düzenlenmiştir. TTK'nın 1530. maddesi, tedarik sözleşmelerine ilişkin olup somut olayda uygulama yeri yoktur.  Bu nedenle davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davalı vekili ise alacağın muaccel olmadan icra takibine konu edilemeyeceğini savunmuş ise  de bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere söz konusu faturalar düzenlenerek,  sevk irsaliyeleri ile birlikte ticari satım konusu mallar davalı şirkete teslim edilmiştir. Sipariş formunda,  fatura vadesinin fatura tarihi itibariyle 90 gün olduğu belirlenmiştir. Takibe konu edilen en son fatura tarihi 16.07.2018 dir. Takip tarihi  ise 12.11.2018 dir. Son fatura tarihinden takip tarihine kadar geçen süre 90 günden fazladır (3 ay 26 gündür). bu nedenle davalının faturaların muaccel olmadan takibe konu edildiğine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Ayrıca alacak faturaya dayanan likit bir alacak olduğundan kabul edilen alacak miktarına icra inkar tazminatına karar verilmiş olmasında da usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,  davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen  kabulüyle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında  Dairemizce  yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; Davanın kısmen kabulü ile; 1-Davalı - borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız icra takibine yönelik itirazının 213.933,69 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden asıl alacağa takip tarihinden 3095 sayılı Kanun'un 2/2.maddesi uyarınca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin reddine, 2-Hükmolunan alacağın takdiren %20'si oranında hesaplanan 42.786,75 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 14.613,82 TL nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan 3.040,09 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.57,73 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacının ilk dava açarken yatırdığı 3.040,09 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacının harç dışında yapmış olduğu toplam 924,90 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen  900,00 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderlerinin davacı üzerinden bırakılmasına, 6-Davacı davada kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 34.229,39 TL nispi ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı  davada kendisini vekille temsil etmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansı bakiyelerinin, yatıran taraflara iadesine, 9-İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının iadesine, 10-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, c-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, davalı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, d-Davalı tarafça sarf edilen kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 11-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 12-Dosyanın  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi 05.12.2024<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a666efe3f45df428","SID":"5fa45bdd7dc96107"}}