{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">                            TÜRK MİLLETİ ADINA<br>\t                        T.C.<br>\t                    BURSA<br>\t2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t                \t\t\tGEREKÇELİ KARAR<br>ESAS NO\t: 2019<br>KARAR NO\t: 2019<br><br>HAKİM \t: ... ...<br>KATİP\t: ...  ...<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: Av. ..<br>DAVALI \t: <br>VEKİLİ\t: Av. ..<br>DAVA\t: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 15/05/2015<br>KARAR TARİHİ\t: 26/12/2019<br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 16/01/2020<br><br>Mahkememize tevzi edilen  Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVAYA KONU TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili  firmanın Bursa Şubesinin  ticari faaliyetlerini sürdüğü  Soğukpınar  Köyü  girişi  sol taraf Güneyler  Mevkii Osmangazi/Bursa  adresinde bulunan  işyeri  için davalı  elektrik  tedarik  şirketinden elektrik  enerjisi satın aldığını,  davalı şirket tarafındna tahakkuk ettirilen  faturalarda elektrik  tüketim  ve kanunen  tahsili  mümkün diğer yan alacak kalemleri dışında ayrıca  kayıp -kaçak bedeli  adı altında hizmet bedeli  olmayan meblağların  tahakkuk  ettirilerek  müvekkiline  yüklendiğini, müvekkili  şirketçe  düzenli ödemeler yapılan 26/01/2013-31/03/2015  tarihleri arası tahakkuk ettirilen faturalarda kayıp-kaçak  bedellerinin  elektriğin  birim fiyatına dahil edilerek  fatura bedellerine  yansıtılarak  tahsilatların yapıldığını belirterek müvekkilinden kayıp-kaçak bedeli adı altında 26/01/2013-31/03/2015 tarihleri arası tahsil olunan  bedelin kesin  olarak belirlenebilmesi  mümkün olduğu anda artırılmak üzere asgari 1,00.-TL  alacağın her bir  faturanın son ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVAYA CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle;öncelikle görev ve husumet yönünden itiraz ettiklerini, kayıp-kaçağın kanun koyucu  tarafından  elektriğin  maliyet  kalemleri  arasında kabul edildiğini, kesintisiz elektrik  hizmeti sağlanabilmesi   için üretilen  elektriğin  maliyetinin  kullanıcılara  yansıtılmasının  faaliyetin  doğal bir sonucu  olduğu, teknik  ve teknik olmayan kayıplar  elektrik  maliyetinin  bir unsurunun  oluşturduğundan   söz konusu  bedellere  ilişkin  kurul kararı  yürürlükte ve mevzuatın  bir parçası olduğu için  bu bedellerin   tahsil edilmesinden   huuka bir aykırılık bulunmadığını, davacının haksız davasının reddine karar verilmesi talep etmiştir.  <br>DAVANIN NİTELİĞİ, YARGILAMA SÜRECİ VE DELİLLER: Yargılamaya konu uyuşmazlık  taraflar arasındaki abonelik sözleşmesi kapsamında davalının tahsil ettiği belirtilen bir kısım bedellerin haksız olarak alındığı iddiası ile bu bedellerin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. <br>Taraflara arasındaki abonelik sözleşmesi ve buna dayalı olarak tahsil edilen fatura ve ödeme kayıtları dosyaya celp edilmiştir. <br>Davalı tarafın sunduğu EPDK'nın düzenleyici işlemlerine ilişkin kayıtlar delil mahiyetinde değerlendirilmiştir. <br>Dosya konusunda uzman Elektrik Mühendisi Zekai Özokutanoğlu'na tevdi edilerek, bilirkişiden aldırılan 03/05/2016  havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosyaya sunulan 2013-0-205/3 dönemlere arası tahakkuk ettirilmiş ve ödenmiş faturaar ile enerji tüketim  ekstreleri ve kayıp kaçak  bedeli birim  fiyati ile TEDAŞ  web  sayfası tarifeler çizelgelerinden faydanılmak  suretiyle  yapılan  değerlendirmede,davacı ...  Gıda Mad. İnş. Nakl. San. Tic. Ltd. Şti'nin  .................... abone numaraları üzerinden  normal sanayi  grubunda  davalı ...  Elektrik  Dağıtım A.Ş  ile karşılıklı  düzenlenen  Perakende Satış Sözleşmeleri çerçevesinde kullandığı  elektrik  enerjisi   için davalı  eletrik  şirketince  tahakkuk  ettirilen   ve Yargıtay   Hukuk Genel  Kurulu   ve ilgili  Daire Kararlarından  belirlenen  ilkeler çerçevesinde tüketiciye  yüklenemeyecek olan kayıp-kaçak  bedelleri  ........................ abone numarası için  49.712,22.-TL +8.948,19 TL KDV,............. abone numarası için  60.790,18.-TL+10.942,28 TL KDV, .................... abone numarası için  1.935,34.-TL +348,36.-TL olarak hesaplandığını   belirtmiştir. <br>Yargılama sırasında 6719 sayılı yasa yürürlüğe girmiş, bu kapsamda değerlendirme yapılmak üzere bilirkişiden ek rapor alınmıştır. Bilirkişi 31/10/2016 tarihli ek raporda ise, davaya konu fatura bileşenlerine ilişkin olarak yapılan tahakkukların 6719 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarih öncesi düzenlenen fatura tanzim tarihlerinde geçerli olan usul ve mevzuat göre hesaplandığının bildirildiği görülmüştür.<br>Ek rapor taraf vekillerine tebliğ edilerek rapora karşı beyanları alınmıştır. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRLİMESİ VE GEREKÇE: Yargılamaya konu uyuşmazlık taraflar arasındaki abonelik sözleşmesi kapsamında davacı adına tahakkuk ve tahsil edilen bir kısım bedellerinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. <br>Yargılama konusu uyuşmazlık sözleşme sebebiyle alacak  davasıdır. Uyuşmazlığın özel hukuk sözleşmesine dayandığı gözetilerek adli yargı yerlerinin görevli olduğu değerlendirilmiştir.<br>Elektrik satışında uygulanacak fiyatlandırma esasları eski 4628 Sayılı Kanunun 4/2 maddesi, yeni 6446 Sayılı Kanunun 17/1 maddesi ile verilen yetkiye istinaden Enerji Piyasası Denetleme Kurulunca belirlenmektedir. Kurul kararları kapsamında, elektrik enerjisinin nakli sırasında ortaya çıkan kayıplar ile üçüncü kişiler tarafından çalınan enerji bedellerinin karşılanması amacıyla, elektrik enerjisi fiyatına \"kayıp-kaçak bedeli\" yansıtılmaktadır. Bu fatura bileşeninin satıcı ve tüketiciler arasında dava konusu olması üzerine çeşitli derecelerde yargı makamlarınca bu husus tartışılmış ve nihayet Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2014 gün ve  2013/7-2454 E. 2014/679 K. sayılı ilamıyla kayıp kaçak bedellerinin tüketicilere yansıtılamayacağına karar verilmiştir. Hukuk Genel Kurulu kararları mahkemeler yönünden bağlayıcı değilse de bu hususun üst seviyede tartışıldığı bir yargısal karar olmakla örnek içtihat mahiyetindedir. Bu yönüyle birçok yargısal karara temel teşkil edeceği aşikardır. <br>Davaya konu talebin özü itibariyle incelenmesi sonucunda tacir olan davacının aslında kayıp kaçak ve sayaç okuma bedeli ödemediği söylenebilir. Zira tacir olan davacı mal ve hizmetlerin satış fiyatlarını belirlerken bir maliyet hesabı yapmakta ödediği tüm maliyet unsurlarını bu arada fatura bedellerini de maliyete ekleyerek mal ve hizmet sunduğu üçüncü şahıslardan bu bedelleri zaten tahsil etmektedir. Bu aşamadan sonra mahkemeye başvurarak tekrar bu bedellerin ödenmesini talep etmesi mükerrer tahsilat anlamına gelmektedir.<br>Yani davacı taraf, elektrik dağıtım şirketinden iadesini istediği bedelleri müşterilerine zaten yansıtmış ve dolaylı biçimde geri almıştır.<br>Davalı bir elektrik dağıtım şirketidir. Faaliyeti sırasında uyması gereken kurallar bellidir. Bir dönem elektriğin üretim ve dağıtımını bizzat yapan devlet, bu işleyişi değiştirmek istemiş ve dağıtım işlerinden başlamak ve üretime de sirayet etmek üzere elektrik piyasasını özel şirketlere devretmeyi hedeflemiştir. Bunun için tedrici uygulama ve önlemler geliştirilmiştir. Bu kapsamda başlatılan özelleştirme ihalelerinde bazı kurallar konmuş, özel şirketlerin faaliyetleri kontrol altında tutulmuştur. Nitekim dağıtım ihalesini alan şirketler son kullanıcıya verdikleri elektriğin fiyatını serbestçe belirleyemez. Fiyatın belirlenmesinde EPDK tarafından alınan kararlar esas alınır. Dağıtım şirketi EPDK tarafından belirlenen tavanı geçmeyecek biçimde ve rekabet şansını zorlamayacak şekilde fiyat belirler. Ancak fiyat bileşenlerini değiştirmek gibi bir şansı yoktur. Bu her şeyden önce ihale yoluyla aldığı işin sözleşmesine aykırıdır. Bir dağıtım firması kendiliğinden \"ben kayıp kaçak bedeli almıyorum\" diyemez. Derse bunu cebinden ödemek zorunda kalır. En çok, kâr hesabını iyi yaparak bazı tüketicilere ucuz fiyat verebilir. Öyleyse dağıtım şirketini bir yasal zorunluluk gereği tahsil ettiği, hatta tahsiline aracılık ettiği bedellerden sorumlu tutmak hukuken kabul edilemez. <br>Kaldı ki yargılama sırasında 6719 sayılı yasa yürürlüğe girmiştir. Bu yasal düzenleme Yargıtay ve Hukuk Genel Kurulu içtihatlarının aksine düzenleme getirerek, EPDK tarafından hazırlanan gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda, tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisini bu bedellerin kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlamıştır. <br>Böylece, kurulca tespit edilen teknik kayıp ve kaçaklar ile dağıtım tarifeleri ve perakende satış tarifeleri miktarına ilişkin hedefleri aşmamak kaydıyla, bu bedellerin faturalarda yer almasının dava konusu edilmeyeceği hususu kabul edildiğinden, sadece elektrik faturalarında kullanıcılara tahakkuk ettirilen bu fatura bileşenlerine ait bedellerin faturalara yansıtılmasında, kurulca belirlenen hedeflerin aşılıp aşılmadığı husus tespit edilerek değerlendirme yapılmıştır. <br>Bir kamu kuruluşu olan EPDK'nın aldığı düzenleyici  birer işlem olan ve ülke genelinde uygulanan kayıp-kaçak bedeli, perakende satış bedeli bu madde kapsamında kalmakta olup düzenleyici işlem mahkemece iptal edilmedikçe veya yetkili merci tarafından geri alınmadıkça geçerli ve yürürlükte olduğunun kabulü gerekir. <br>Dava konusu yapılan fatura bileşenlerine dair aylık faturalara yansıtılarak tahakkuk ettirilen bedellere ilişkin Kurul Kararları da yürürlükte olup meri mevzuatın bir parçasıdır. Bu kararlara dayanılarak dava konusu faturalar üzerinde yapılan incelemeler ve bilirkişi raporları doğrultusunda dağıtım ve perakende satış şirketlerince söz konusu bedellerin tahsil edilmesinin hukuksal yönden 6179 sayılı kanunun 20. Maddesi uyarınca kurumun düzenleyici işlemlerini uygun olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla davaya konu istemin reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Dava nisbi harca tabi olup davacının yatırdığı harç bedeli dava değeri itibariyle maktu olup, müddeabih de 1 TL'dir. Bu itibarla AAÜT'nin 13. Maddesi gereğince hükmedilecek vekalet ücretinin red edilen kısmı geçemeyeceği dikkate alındığında red edilen bedel 1 TL olmakla davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.  <br>Mahkememiz kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. HD'nin  11/09/2019 tarih ve 2018/900 -2019/6541 E/ K sayılı kararı ile; \"Somut olayda, davacı tarafın dava açıldığı tarihteki mevzuat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 Esas 2014/679 K. Sayılı kararı ve Dairemiz kararları gereği içtihat durumuna göre dava açmakta haklı olduğu, bu kapsamda kayıp kaçak ve diğer bedellerin tahsilini talep edebileceği dikkate alındığında, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliği ya da içtihadı birleştirme kararı gereği davanın  kabul edilmemesi nedeniyle haksız çıkmasına rağmen yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı kuşkusuzdur.Bu durumda; dava açıldıktan sonra hasıl olan yasa değişikliği nedeniyle, davacının dava açmasında haksız sayılamayacağından cihetle; konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, davacı yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmesi ve  yapmış olduğu diğer yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline dair hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilmemiş olması da doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK' nın 373/1 maddesi uyarınca, iş bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir. Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine; ikinci ve üçüncü bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK' nın 373/1 maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE\" gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir. <br>Mahkememizce dosya yeniden esasa kaydedilerek, Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık, elektrik faturalarına yansıtılan kayıp-kaçak, dağıtım, iletim, sayaç okuma ve perakende satış hizmet  bedelinin tüketiciden alınıp alınamayacağı hususundadır.<br>Bilindiği üzere elektrik dağıtım şirketlerinin EPDK kurul kararları ve tebliğleri çerçevesinde, elektrik kullanan abonelerin faturalarına yansıtarak aldıkları, kayıp-kaçak, perakende satış hizmeti, iletim sistemi kullanım ve dağıtım bedellerinin elektrik enerjisi kullananlara (sanayi, ticarî ve mesken abonelerine) aktif tüketim bedeli dışında ek bir mâli yük ve külfet getirmektedir.<br>Bu bedellere yönelik Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun'nun 21/05/2014 gün, 2013/7-2454 Esas, 2014/679 Karar sayılı kararında; elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile kaçak kullanılan elektrik bedellerinin abonelerden tahsili yoluna gitmenin, hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmayacağı; öte yandan, nihai tüketici olan abonenin; kayıp-kaçak bedeli gibi dağıtım şirketi tarafından faturalara yansıtılan; dağıtım bedeli, perakende satış hizmeti bedeli ve iletim bedelinin hangi miktarda olduğunu apaçık denetleyebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi, eş söyleyişle şeffaf bir hukuk devletinin vazgeçilmez unsurları olduğu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca kanunun verdiği genel ve soyut yetkiye dayanarak çıkarılan yönetmelik, kurul kararları ve tebliğlerinin de, Elektrik Piyasası Kanununun temel amaçları ve ilkelerinden olan, şeffaflık ve düşük maliyetli enerji temini unsurlarını taşıdığının kabulünün mümkün olmadığı,gerekçeleriyle;  kayıp-kaçak, dağıtım, iletim, sayaç okuma ve perakende satış hizmet  bedelinin  faturalara yansıtılamayacağına karar verilmiş ve ifade edilen bedellerin iadesine karar verilmiştir. Ancak 17/06/2016 tarihinde 6719 sayılı yasa ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanun' a ilave edilen geçici 20 . madde ile “(1) Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır.”  ve anılan yasanın 17. maddesinin 5. fıkrasına göre “a) (Değişik: 4/6/2016-6719/21 md.) Bağlantı tarifeleri: Bağlantı tarifeleri, ilgili bağlantıanlaşmasına dâhil edilecek olan bir dağıtım sistemine bağlantı için eşit taraflar arasında ayrımyapılmaması esasına dayalı fiyatları, hükümleri ve şartları içerir. Bağlantı tarifeleri, şebekeyatırım maliyetlerini kapsamaz; bağlantı yapan kişinin iç tesisatının dağıtım şebekesinebağlanması için inşa edilen bağlantı hattı kapsamında katlanılan masraflar ile sınırlıdır. Bağlantıhattının tüketici tarafından tesis edilmesi hâlinde, bağlantı hattı işletme ve bakım sorumluluğukarşılığı dağıtım şirketine devredilir, bu tüketicilerden bağlantı bedeli alınmaz.b) İletim tarifesi: ... tarafından hazırlanacak olan iletim tarifesi; üretilen, ithal veyaihraç edilen elektrik enerjisinin iletim sistemi üzerinden naklinden yararlanan tüm kullanıcılara<br>eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin uygulanacak fiyatları, hükümleri ve şartları içerir....’ın yapacağı şebeke yatırımları ve iletim ek ücretleri iletim tarifesinde yer alır.<br>c) Toptan satış tarifesi: Kurumun belirleyeceği usul ve esaslar kapsamında, elektrik toptansatış fiyatları taraflarca serbestçe belirlenir. Dağıtım şirketlerinin teknik ve teknik olmayankayıpları ile genel aydınlatma kapsamında temin edeceği elektrik enerjisi ile tarifesi düzenlemeyetabi tüketicilere yapılacak elektrik enerjisi satışı için ...’tan tedarik edilecek elektrikenerjisinin toptan satış tarifesi ...’ın mali yükümlülüklerini yerine getirebilme kapasitesidikkate alınarak Kurul tarafından belirlenir.<br>ç) (Değişik: 4/6/2016-6719/21 md.) Dağıtım tarifeleri: Dağıtım şirketleri tarafından hazırlanacak olan dağıtım tarifeleri, elektrik enerjisinin dağıtım sistemi üzerinden naklinden yararlanan tüm gerçek ve tüzel kişilere eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin uygulanacak hizmetlere ilişkin fiyatları, hükümleri ve şartları içerir. Dağıtım tarifeleri; dağıtım sistemi yatırım harcamaları, sistem işletim maliyeti, teknik ve teknik olmayan kayıp maliyeti, kesme-bağlama hizmet maliyeti, sayaç  okuma maliyeti, reaktif enerji maliyeti gibi dağıtım faaliyetinin yürütülmesi kapsamındaki tüm maliyet ve hizmetleri karşılayacak bedellerden oluşur. Dağıtım şirketlerinin tarifelerine esas alınacak teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranlar bu kayıpları düşürmeyi teşvik edecek şekilde Kurul tarafından belirlenir. Kurulca belirlenen hedef oranlarını geçmemek kaydı ile teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin maliyetler dağıtım tarifelerinde yer alır ve tüketicilere yansıtılır. Teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranlarının tespiti ve değiştirilmesi ile oluşacak maliyetin tarifelerde yer alması ve tüketicilere yansıtılmasına ilişkin usul ve esaslar Kurul <br>d) (Değişik: 4/6/2016-6719/21 md.) Perakende satış tarifeleri: Serbest tüketici niteliğini haiz olmayan tüketiciler için, eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin uygulanacak fiyatları, hükümleri ve şartları içerir. Serbest tüketici niteliğini haiz olmayan tüketicilere uygulanacak perakende satış tarifeleri, görevli tedarik şirketi tarafından önerilir ve Kurul tarafından incelenerek onaylanır. Tedarik lisansı sahibi şirketin lisansında, elektrik enerjisi tüketim miktarlarına göre değişen tipte tarifelerin veya fiyat aralıklarının uygulanmasına ilişkin yükümlülükler yer alabilir ve buna ilişkin hususlar Kurul tarafından düzenlenir. Perakende satış tarifeleri, aktif enerji maliyeti, faturalama ve müşteri hizmetleri maliyeti, perakende satış hizmet maliyeti gibi perakende satış faaliyetinin yürütülmesi kapsamındaki tüm maliyet ve hizmetleri karşılayacak bedellerden oluşur.<br>e) Piyasa işletim tarifesi: ...’ın faaliyetlerini sürdürmesi için gereken gelir ihtiyacının karşılanabilmesi ve mali sürdürülebilirlik esasına göre hazırlanır.<br>f) (Değişik: 4/6/2016-6719/21 md.) Son kaynak tedarik tarifesi: Serbest tüketici niteliğini haiz olduğu hâlde elektrik enerjisini, son kaynak tedarikçisi olarak yetkilendirilen tedarik lisansı sahibi şirket dışında bir tedarikçiden temin etmeyen tüketicilerin rekabetçi piyasaya geçmesini teşvik edecek ve son kaynak tedarikçisinin makul kâr etmesine imkân verecek düzeyde, yürürlükteki perakende satış tarifeleri ile piyasa fiyatları dikkate alınarak hazırlanır. Ancak, bu sınırlamalarla bağlı olmaksızın; Kurulca sosyal ve ekonomik durumlar gözetilerek belirlenecek bir miktarın altında elektrik enerjisi tüketen tüketiciler için ayrı tarife yapılabilir. Son kaynak tedarik yükümlülüğü kapsamında uygulanması öngörülen tarifeler tedarik lisansı sahiplerince ayrıca teklif edilir. Son kaynak tedarik tarifesi, aktif enerji maliyeti, faturalama ve müşteri hizmetleri maliyeti, perakende satış hizmet maliyeti gibi son kaynak tedariği kapsamındaki tüm maliyet ve hizmetleri karşılayacak bedellerden oluşur.”Elektrik Piyasası Düzenleme Kurulu tarafına yetki verildiği ve bu bedellerin Elektrik Şirketleri tarafından faturalara yansıtılabileceği düzenlenmiştir.<br>Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/602 Esas ve  2017/507 Karar sayılı Kararı ve müstakar kararlarında \"Ne var ki, uyuşmazlığın temyiz yolu ile Dairemize geldiği aşamada 17.06.2016 Tarih 29745 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren (geçmişe etkili) 6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 Sayılı kanunun 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş  ve aynı maddeye eklenen 10. bend ile; \"Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.\" hükmü getirilerek Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri sadece bu dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki  düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmış, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde EPDK'nun Kanundaki yetkileri genişletilerek, yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir. <br>Yine, 6719 sayılı kanunun 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen; <br>Geçici madde 19; \"Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.\" hükmünü, Geçici madde 20; \"Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır.\" hükmünü içermektedir.<br>Hal böyle olunca, karar tarihinden sonra yürürlüğe girmiş bulunan bu yasa değişikliklerinin, yürürlük tarihi öncesi dönemde geçerli  olan  EPDK kararlarına dayanılarak  alınmış olan ve dava konusu yapılan kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılan ve halen devam eden davalarda da geçmişe etkili olacak şekilde (bu yasa değişikliği öncesinde açılan ve halen görülmekte olan  davalar da) uygulanması gereken hükümler içerdiğinden, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 17., geçici 19. ile 20. maddelerinin, somut olaya etkisinin bulunup bulunmadığının yerel mahkemece tartışılıp değerlendirildikten sonra sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekmektedir. \" 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunun 17,geçici 19 ve 20. Maddesinin somut olaya etkisinin değerlendirilmesi vurgulanmıştır. <br>          Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin  2016/11758 Esas ve 2016/1570 Karar sayılı İlamında, da Tüketici Hakem Heyetine başvuru üzerine açılan hakem heyetinin iptali davalarında da aynı şekilde 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunun 17,geçici 19 ve 20. Maddesinin somut olaya etkisinin değerlendirilmesi vurgulanmıştır. <br>Ankara Bölge Adliye Mahkemesi  24. Hukuk Dairesi' nin 2016/12 Esas ve 2016/12 Karar sayılı İlamında, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunun geçici 20. Maddesi gereğince davanın konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına  ve yargılama giderlerinin davanın açıldığı tarihte davacı haklı olduğundan davalı aleyhine hükmedilmesine dair karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2017/43 Esas ve 2017/42 Karar sayılı kararında da,  yasanın herkesi bağlayıcı ve emredici  nitelikte olması karşısında kazanılmış hak kavramından bahsedilmesinin mümkün bulunmadığı, Anayasa Mahkemesinde bulunan dava açısından gerek aykırılığı eldeki dava nedeniyle götürülmediği ve gerekse bekleme süresinin de esasen geçmiş bulunması nedeniyle bekletici mesele yapılmamasının yerinde olduğunu ve davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği vurgulanmıştır.<br>Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2017/242Esas ve 2017/240 Karar sayılı kararda\" Dairemizce tarafların aleyhinde yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi hakkaniyet kuralları ile bağdaşmayacağından, davacının vekalet ve yargılama gideri talebinin reddine\" tarafların aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyet kurallarına aykırı olduğunu vurgulamıştır.<br>Erzurum Bölge Adliye Mahkemesinin 3. Hukuk Dairesinin 2017/201 Esas ve 2017/164 Karar sayılı Kararda “ Bu durumda, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren 6719 sayılı yeni yasa nedeniyle davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından, mahkemece; \"Karar verilmesine yer olmadığına\" ilişkin hüküm kurulması gerekirken, \"Davanın reddine\" ilişkin karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>Dava açıldığı tarih itibariyle haklılık durumunun değerlendirilmesi gerektiğine dair mahkeme gerekçesi yerinde bulunmuştur. Bununla birlikte, dava tarihi itibariyle değerlendirme yapıldığında, davacı lehine vekalet ücreti ile yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekirken bu yöne dikkat edilmemiş olması doğru görülmemişse de, anılan hususun kamu düzenine ilişkin bulunmaması ve istinaf sebepleriyle bağlılık kuralı gözetilerek, davacı vekilinin istinaf itirazlarıyla sınırlı olarak inceleme yapıldığından bu husus sadece eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>                   Yukarıda belirtilen ve yerinde bulunan husus ise duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte olup, bu nedenle 6100 S. HMK 353/1-b.2. maddesi uyarınca mahkeme kararının yalnızca \"davanın reddi\" ne dair hüküm fıkrasının ilk fıkrası kaldırılıp, yerine \"davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına\" şeklinde hüküm tesisi ile düzeltilerek ve diğer hususlar taleple bağlı kalınarak aynen muhafaza edilerek aşağıdaki gibi yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:<br>2- Hükmün sadece 1.bendi düzeltilerek ve diğer hüküm fıkraları aynen muhafaza edilerek yeniden hüküm tesisiyle;<br>a-\"DAVANIN KONUSUZ KALMASI NEDENİYLE DAVANIN ESASI HAKKINDA HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>b-Alınması gereken 31,40.-TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 170,78.-TL'den mahsubu ile bakiye 139,38.-TL fazla harcın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya iadesine; <br>c-Dava konusu taleplerin (anılan kanun değişikliği öncesinde) istenebilir nitelikte olmasına karşın, davanın açılmasından sonra yapılan kanun değişikliği ile istenmesi mümkün olmadığından, davanın açıldığı tarih itibarıyla haklılık durumu ve davadan sonra yapılan ve yürürlüğe giren kanun değişikliği karşısında, taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>d-Davanın açılmasına davacının sebebiyet vermediği anlaşıldığından, takdiren davacı ve davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına; <br>e-Davacı tarafından yatırılan ve arta kalan gider avansının, kararın tebliğe çıkartılmasından sonra talep halinde davacıya iadesine “ davanın konusuz kalmasına karar verilmesi ve yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir.<br>O halde  davanın konusuz kalma hallerinin irdelenmesi ve somut olayda olduğu gibi yeni bir kanun hükmü yürürlüğe girdiğinde davanın konusuz kalıp kalmayacağının incelenmesi zorunludur.<br>Bu konuya dair Yargıtay  Hukuk Daireleri ve Hukuk Genel Kurulunun Kararlarında,<br>Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin  2010/11960 Esass ve 2010/12587 Karar sayılı İlamında            \"Ancak, her dava açıldığı tarihteki koşullara tabidir.<br>            Mahkemece, 28.11.1997 tarih, 5/3 Sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca belirlenen kıyı kenar çizgisine göre taşınmazın tamamının 3621 Sayılı Yasanın 4.maddesinde tarifi yapılan kıyıda kaldığı görülmektedir.O halde, bu belirlemeye göre davacı Hazinenin dava tarihi itibariyle davasında haklı olduğu sabittir.Ne varki, sonradan yürürlüğe giren yasa uyarınca davanın reddine karar verilmiş olması, davalıların yargılama giderleri ile bu giderlerden sayılan avukatlık ücretinden sorumlu tutulmamasını gerektirmez.<br>             Hal böyle olunca, yargılama giderleri ile davada vekil ile temsil edilen davacı yararına avukatlık ücretinin takdir ve tayin edilerek davalıların sorumlu tutulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.\"  sonradan yürürlüğe giren yasa uyarınca davanın reddine dahi karar verilse davalıların yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumlu tutumasına karar verilmesi belirtmiştir.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun \t2013/10-1350 Esas  ve  2013/1740 Karar sayılı Kararı, yine  2013/10-1860 Esas ve  2015/1451 Karar sayılı Kararında \"Dava açıldıktan sonra ortaya çıkan bir olay nedeniyle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada davanın konusuz kalmasından söz edilebilir. Böyle bir durum söz konusu olduğunda mahkemenin yargılamaya devam etmesine gerek yoktur. Bu durumda mahkemenin bir tespit hükmü niteliğinde olmak üzere esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermesi gerekir. Dava konusu hakkın davacıya ödenmesi, verilmesi ya da müdahalenin kaldırılması, davacı ve davalı sıfatının birleşmesi, yeni çıkan bir kanun ya da Anayasa Mahkemesi kararı ile ya da kişiye sıkı sıkıya bağlı ve mirasçılara geçmeyen bir hakka ilişkin davalarda taraflardan birinin ölümü gibi nedenlerle dava konusuz kalabilir. \" konusuz kalma hallerinin sayıldığı ve yeni bir çıkan kanun durumunda dava hakkında konusuz kalmaya karar vermesi gerektiği vurgulanmıştır.<br>Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından 2015/2478 Esas ve 2016/3518 Karar sayılı İlamında, \" somut olayda; dava açıldıktan sonra ancak karar tarihinden önce 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun” 26/04/2012 tarihli ve 28275 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. 6292 sayılı Kanunla 17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun ile 16/2/1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış, 6831 sayılı Kanunun bazı maddelerinde de değişiklikler yapılmış, bu cümleden olarak, diğer bir çok hükmün yanı sıra, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanlara ilişkin tapu kaydına konulan şerhlerin silinmesi, bu alanlar için Hazine tarafından dava açılmaması, açılan davalardan vazgeçilmesi ya da davaların durdurulması, tapusunun iptaline karar verilen taşınmazların tekrar tapu sahibine iadesi gibi konular düzenlenmiştir. Anılan kanun ile davacının taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını kısıtlayan 6831 sayılı Kanunun 2/B madde şerhinin re’sen silinmesi ve tapuda gerçek kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlara yönelik olarak Hazine tarafından 2/A veya 2/B madde iddiasıyla dava açılamayacağı veya açılmış ise vazgeçileceği yönünde emredici hüküm ihdas edilmiştir. Bu durum karşısında davacının açtığı davanın konusuz kaldığının kabulü gerekir. Konusuz kalan dava hakkında verilecek karar ise “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde olmalıdır. Bu sebeple, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden de 6100 sayılı Kanunun 331. maddesindeki düzenleme gereğince yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.\" HGK' nun 2013/10-1860 Esas ve  2015/1451 sayılı kararına atfen davadan sonra ancak karardan önce 6292 sayılı yasanın yürürlüğe girdiğinden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini ve yargılama gideri yönünden HMK' nın 331. Maddesinin uygulanması gerektiğinden bozma kararı verilmiştir.<br>Diğer yandan 6100 sayılı HMK' nın 331. Maddesine göre :Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. <br>O halde toplanan deliller, yukarıdaki yasal düzenlemeler ve Yargıtay İçtihatlarındaki açıklamalar ışığında somut olayda, davacının kullandığı elektrik aboneliğinden faturalara yansıtılan kayıp-kaçak, dağıtım, iletim, sayaç okuma ve perakende satış hizmet  bedelinin davanın açıldığı tarihten sonra yürürlüğe giren 6446 sayılı Yasanın 17, geçici 19 ve 20. Maddelerinin geçmişe etkili olarak açılmış davalarda da uygulanacağından ve yeni çıkan yasa ile hakkın konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Yargılama giderleri yönünden ise gerekçeli kanaat verici 31/10/2016 tarihli ek bilirkişi raporu, dosyadaki faturalar ile davacının dava açmakta  haklı olduğu  anlaşılmakla yargılama giderleri yönünden haklılık durumu dikkate alınarak davalı aleyhine hükmedilmesine  dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M                      : Yukarıda açıklanan nedenlere,<br>1-Davanın konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 44,40 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 27,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 16,70 TL nispi karar ve ilam harcının dava açılırken davacının haklı olduğu anlaşıldığından davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, <br>3-Davacı tarafından bozmadan önce yapılan; posta ve tebligat gideri 167,00 TL, bilirkişi gideri 400,00 TL olmak üzere toplam 567,00 TL ile bozmadan sonra yapılan; posta  ve tebligat gideri 9,00 TL olmak üzere toplam 576,00 TL yargılama gideri ve 27,70 TL peşin harç olmak üzere toplam 603,70 TL yargılama giderinin dava açılırken davacının haklı olduğu anlaşıldığından davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne ve HMK' nın 331. Maddesine göre davacının dava açmakta haklı olduğu dikkate alınarak belirlenen  2.725,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>5-HMK'nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine,<br>Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/12/2019  <br><br>Katip ...<br>  ¸e-imzalıdır. <br> <br> <br> <br>Hakim ...<br>  ¸e-imzalıdır. <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4aae40472d8968b8","SID":"2b936365062712f7"}}