{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1077 <br>KARAR NO: 2024/1652<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/11/2019<br>NUMARASI: 2017/1166 Esas -  2019/1179 Karar<br>DAVA:  İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/11/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili banka ile davalı borçlu şirket arasında Genel Nakdi ve Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığını, Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi gereğince davalı şirket adına kredili mevduat hesabı, ticari taşıt kredisi ve ticari taksitli  krediler kullandırıldığını iş bu kredilere diğer davalı ...'ın kefil olduğunu, ancak borçlu şirketin borcunu süresinde ödememesi üzerine, borçların ödenmesi için Noter aracılığı ile ihtarname keşide edilerek, davalıların temerrüde düşürüldüğünü, ihtarnameye  rağmen borçlarını ödemeyen davalıların, borcu ödeme hususunda temerrüte düştüğünden tarafınca borçlulara, bu defa ilamsız takiplerde ödeme emri yolu  ile  yasal  işlemler başlatıldığını, söz konusu icra takibinde davalılardan ...Ticaret Ltd.Şti.nin borcun tamamı 83.560,32-TL sinden sorumlu iken, kefil ... 'ın borcun  21.830,79-TL sinden sorumlu olduğunu, ancak davalılar vekili aracılığı ile müvekkilleri üzerinden doğmuş ve doğması muhtemel herhangi bir borcun bulunmadığı gerekçesiyle icra takibine, ödeme emrine, imzaya, faize, faiz oranına ve tüm borca itiraz ettiklerini, yapılan itirazların hukuki dayanağının bulunmadığını, takibin hukuka uygun olduğunu, atılan imzaların davalılara ait olduğunu, davalı borçluların takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiklerini, ve takibin haksız olarak  durdurulduğundan iş bu davayı açma gereğinin hasıl olduğunu, davalıların itirazlarının iptali ile davalı tarafların icra inkar ve kötü niyet tazminatı ile cezalandırılmaları gerektiğini, öncelikle haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, davalı tarafın kötü niyetli davranışının % 20  den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar ve kötü niyet tazminatı ile karşılık bulunması, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafların üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalılar vekilince davaya cevap süresinin uzatılması talebinde bulunulmuş, Mahkememizce de talep yerinde bulunularak davaya cevap süresi yasal süreye ek olarak iki hafta uzatılmış, ancak davalılarca davaya cevap verilmemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi  raporu birlikte değerlendirildiğinde; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu denetime ve Mahkemece hüküm kurmaya elverişli ve olaya uygun bulunmuştur. Davacı ... Bankası A.Ş. Sultanbeyli/İstanbul Şubesi ile Asıl borçlu Müşteri sıfatıyla davalı ... Ticaret Ltd. Şti. arasında 20/11/2014 tarihinde Bankacılık Hizmet Sözleşmesi akdedildiği, imzalanan sözleşmenin muhatabının davalı ... Ticaret Ltd. Şti.  olduğu, davalı ... Ltd. Şti.'nin 24/11/2015 tarihinde davacı Bankadan 33.000,00 TL tutarında 36 ay eşit taksitli taşıt kredisi kullandığı, diğer davalı ...'ın kredi için müteselsil kefil sıfatı ile kefil olduğu,  davalı ...'ın aynı zamanda davalı şirketin yetkili temsilcisi olduğu, davalı ... Ticaret Ltd. Şti.'nin 25/03/2015 tarihinde davacı Bankadan 100.000,00 TL tutarında 36 ay eşit taksitli ticari kredisi kullandığı, asıl borçlu Davalı ... Ticaret Ltd. Şti.'nin belirtilen Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi ile kullandığı taksitli ticari kredi taksitlerini, taksitli taşıt kredi taksitlerini ve kredili mevduat hesabı borcunu zamanında ödememesi üzerine, davacı Bankanın Toplam 82.965,01 TL tutarındaki alacak bedelini 23/07/2017 tarihi itibarıyla kat edilerek, Sultanbeyli ... Noterliği aracılığı ile 02/08/23/017 tarih ve ... yevmiye no.lu Hesap Kat İhtarnamesi keşide ettirilerek asıl Borçlu ... Ticaret Ltd. Şti.'den, davalı kefil ...'dan ve dava dışı kefil ...'dan tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde borcun ödenmesinin istendiği, İhtarnamenin muhatap davalı ... Tic. Ltd.Şti' ye 09/08/2017 tarihinde tebliğ edildiği diğer kefillerden davalı ...'a ve dava dışı kefil ...'a tebliğ edilemediği, belirlenen sürede ödeme yapılmadığı ve davalıların banka tarafından temerrüte düşürüldüğü görülmektedir. Bilirkişi marifetiyle incelenen davacı banka kayıtlarına göre asıl borçlu şirketin sorumlu olduğu borç tutarı (21.172,73+38.567,70+21.195,96) toplam 83.104,48-TL olup, diğer davalı ...'ın asıl borçlu şirketin taksitli taşıt kredisine kefaleti dolayısıyla 21.195,96-TL olan borçtan sorumlu bulunduğu,  21.172,73-TL olan kredili mevduat hesabı alacağı için 17.08.2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği, temerrüt faizinin %28,08 olduğu, takip öncesi işlemiş faizin talepte bağlı kalınarak 167,25 TL işlemiş faiz, 8,36 TL BSMV olduğu,  38.567,70-TL olan taksitli ticari kredi alacağı için 17.08.2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği, temerrüt faizinin %24,30 olduğu, takip öncesi işlemiş faizin talepte bağlı kalınarak  431,63 TL işlemiş faiz, 21,58 BSMV olduğu,  21.195,96-TL olan taksitli ticari araç kredisi alacağı için  17.08.2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği, temerrüt faizinin %24,30 olduğu,  takip öncesi işlemiş faizin talepte bağlı kalınarak 38,25 işleyecek faiz, 11.91 TL BSMV olduğu, alacak kalemleri takip öncesi belirli/likit olduğundan ayrıca her bir davalının sorumlu olduğu alacak tutarları nazara alınmak kaydıyla asıl alacak tutarlarının %20 oranında icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerektiği  değerlendirilmiş ve belirtilen bu husular çerçevesinde davacının davasının kısmen kabulüne,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların tahsilde tekerrüre düşmemek kaydıyla 17.04.2018 tarihinde sulh ve ibra protokolü imzaladığını, davalının protokolden doğan yükümlülüklerinin tamamını yerine getirdiğini, ancak davacı şirketin itirazın iptali davasından feragat etmediği gibi protokole konu icra takibine de devam ederek davalıyı zor durumda bıraktığını, davacının, hem davalının itirazından feragat etmesine sebep olduğunu hem takibe konu menkullerin satışından gelen parayı bünyesine geçirdiğini, hem de  itirazın iptali davasından feragat etmediğini, protokolde mezkur araçların icra kanalıyla satılmasının ardından davacının, davalıdan hiçbir hak ve alacak talep etmeyeceğinin açık bir şekilde belirtildiğini, davacı yanın, davanın son aşamasına kadar itirazın iptali davasından feragat edeceği hususunda davalıyı oyaladığını, davacının açıkça kötü niyet teşkil eden bu yaklaşımlarının hukuken hiçbir şekilde korunmayarak sebepsiz zenginleşmesinin önüne geçilmesi gerektiğini, protokolle beraber davaya konu borcun ortadan kalktığını ve davanın konusuz kaldığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı başlatılan  ilamsız icra takibine borçluların itirazının iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın kısmen kabulüne  karar verilmiş, davalılar vekili tarafından yasal süresi içinde yukarıdaki nedenler ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; ilk defa istinaf aşamasında ileri sürülen tarafların sulh olduğuna dair protokolün borcu sona erdiren belgelerden olup olmadığı noktasındadır. Davacı tarafça İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiği, borçluların  süresi içinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu ve eldeki itirazın iptali davasının açıldığı görülmektedir. 6100 sayılı HMK 357/1 maddesindeki \"...Bölge Adliye Mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz.\" düzenlemesini içermektedir. Davalı tarafın ilk defa istinaf delikçesi ile davacı tarafla yaptıkları 17/04/2018 tarihli sulh protokolünü sunarak, protokolün kendilerine yüklediği edimleri yerine getirdiklerini, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının sebepsiz zenginleştiğini savunarak ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İcra dosyasına yapılan itirazda sadece herhangi bir borcun bulunmadığı ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesinde davanın açıldığı 31/10/2017 tarihiden kararın verildiği 07/11/2019 tarihine kadar yargılama  aşamasında davaya cevap verilmemiş, herhangi bir delil sunulmamış, bilirkişi raporuna karşı beyanlarında da herhangi bir sulh protokolünden bahsedilmemiş ve dosyaya sulh protokolü sunulmamıştır. Sulh; görülmekte olan bir davanın taraflarının karşılıklı anlaşma ile dava konusu uyuşmazlığa son vermeleridir. Sulhe ilişkin düzenlemeler HMK'nın 313 - 315. maddelerinde yer almaktadır. HMK 313. maddeye göre sulh; \"Görülmekte olan bir davada tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla Mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir.\" şeklinde ifade edilmiştir. 6100 sayılı HMK 154. maddesinde duruşma tutanağına yazılacak hususlar düzenlenmiştir. Yasanın 154/3-ç maddesi  \"Beyanda bulunana okunmak ve imzası alınmak kaydıyla ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabule ilişkin beyanlar ve sulh müzakereleri ile sonucu.\" düzenlemesini içermekle sulhe ilişkin müzakere ve sonucunun duruşma zaptına geçirilmesi gereken hususlardan olduğu belirtilmiştir. HMK 154/3 maddesi uyarınca Tarafların mahkeme dışında hazırladıkları sulh sözleşmesini mahkemeye sunup buna göre sulh olduklarını bildirirlerse, bu yazılı sulh sözleşmesini mahkemeye verildiği duruşma tutanağına yazılır. Bu halde mahkemeye verilen yazılı sulh sözleşmesinin duruşmada tarafların önünde okunması, okunduğunun da duruşma tutanağına yazılması ve ondan sonra tutanağının HMK 154/3-c maddesine göre  taraflara veya sulh için yetkili vekillerine imza ettirilmesi gerekir. Bu halde Mahkeme dışı sulh Mahkeme içi sulhe dönüşür. Mahkeme önünde yapılan sulhler usul işlemi olduğundan, yapılışı usul hukukuna tabidir. Mahkemece sulhün usul hukuku kurallarına uygun olarak yapılıp yapılmadığı araştırılır, sulhün usulüne uygun biçimde yapıldığı anlaşılırsa bir kararla dava sona erdirilir. Somut uyuşmazlıkta dosyaya sunulan sulh sözleşmesi mahkeme dışı sulhtür. Mahkeme dışı sulh diğer sözleşmeler gibi tamamen maddi hukuk hükümlerine tabidir. Mahkeme dışı sulh sözleşmesi dava devam ederken yapılsa bile kendiliğinden görülmekte olan davayı etkilemez. Eğer taraflar sulh sözleşmesini birlikte mahkemeye verirler ve buna göre sulh olduklarını bildirirlerse ve az yukarıda açıklandığı üzere bu husus tutanağa geçirilip, taraflara okunup imza ettirilirse, mahkeme içi sulhe dönüşür ve buna göre karar verilir. Eğer taraflar ikisi birlikte mahkeme dışında sulh olduklarını mahkemeye bildirmezlerse, taraflardan biri böyle bir sulh sözleşmesini inkar ederse, mahkeme dışındaki sulh sözleşmesine dayanan taraf bunu mahkemede ispat etmekle yükümlüdür. Davalıların istinaf aşamasında sunduğu sulh protokolü karşılıklı edimler içeren ve edimlerin yerine getirilip getirilmediği hususunun yargılama gerektiren,  mahkeme dışı sulh protokolü ,karşı tarafın beyanı bulunmadığı sürece tek başına kendiliğinden borcu ve  yargılamayı sona erdiren  belgelerden olmadığından yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınamaz.  Bu durumda davalı tarafın ilk derece mahkemesine süresinde cevap verip sunmadığı istinaf aşamasında sunduğu ve davacının sulhe yönelik beyanı da bulunmadığı    da gözetildiğinde  sulh  protokolüne istinaf aşamasında dayanamayacağından davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.451,8‬0 TL harcın, alınması gerekli olan 5.588,81 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.137,01‬ TL istinaf karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9cfe71d46ca9d720","SID":"3322556804d98b76"}}