{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1125 <br>KARAR NO: 2024/1767<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/03/2021<br>NUMARASI: 2019/440 Esas -  2021/315 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/12/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin davacı firmadan satın almış olduğu ürünlere ilişkin davacı tarafından keşide edilmiş ... numaralı fatura bedeli olan 50.000,00 Euro'nun yapılan bütün şifahi çabalara rağmen ödenmediğini, davalı firma tarafından davaya konu faturaya ilişkin aşağıdaki tabloda verilen kısmi ödemelerin yapıldığını, takip tarihinden önce yapılmış işbu ödemelere ek olarak 04/04/2019 tarihinde davalı şirket tarafından ödeme tarihindeki kur olan 6,3135 üzerinden çevrildiğinde 3.167,81 Euro'a tekabül eden bir kısmi ödeme daha yapıldığım, işbu ödeme sonrası davalı şirketin bakiye alacağının 36.308,39 Euro olduğunu,  bahse konu kısmi ödemeler dışında herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu, davacının alacağı olan 36.308,39 Euro'nun tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibine girişildiğini ve davalının yasal süresinde itiraz ederek takibin durdurulduğunu, ancak icra dosyasına sunulmuş olan, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ... tarafından imzalanmış ve üzerinde mutabık kalınmış teklif formu ve diğer delillerin bulunması sebebiyle takibin devam etmesi gerektiğini\" beyan edip haksız itirazın iptali ile icra takibinin devamına, davalının alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama masrafi ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin davacı şirketten TOC cihazı satın aldığını, işbu satım akdine müteakip davacının makineyi teslim ettiğini ve satışa ilişkin olarak 21/03/2018 tarihli ... numaralı ve 50.000,00 Euro bedelli faturayı düzenlediğini, davalı şirketin söz konusu faturaya ilişkin olarak 18/05/2018, 03/08/2018 ve 28/12/2018 tarihlerinde toplam 60.000,00 TL takipten önce ve takipten sonra 04/04/2018 tarihinde 20.000,00 TL olmak üzere toplam 80.000,00 TL ödeme yaptığını, yapılan bu ödemelerin ödeme tarihindeki kur üzerinden Euro'a çevrilerek davaya konu faturadan mahsup edildiğini, davacının Türk Parası kıymetini koruma hakkında 32 sayılı karara aykırı olarak Euro üzerinden fatura kesmek suretiyle döviz alacağı talep etmesinin hukuken mümkün olmadığı gibi davalı tarafından TL olarak yapılan ödemelerin, ödeme tarihindeki kurdan dövize çevirmek suretiyle hesaplama yaparak bakiye alacak iddiasında bulunmasının da hukuka aykırı olduğunu, borcun varlığını kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı şirketin davacı şirkete borçlu bulunduğu kanaatinde olunması halinde, borç miktarının Euro üzerinden belirlenmiş olan fatura bedelinin TL karşılığının; 02/01/2018 tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanarak TL cinsinden karşılığına fatura tarihi olan 21/03/2018 tarihine kadar TÜİK'in her ay için belirlediği TÜFE Aylık Değişim Oranları esas alınarak arttırılması suretiyle belirlenmesini, yapılan ödemelerin ise TL bazında işbu TL'ye çevrilmiş miktardan düşürülerek belirlenmesini ve davacının fazlaya ilişkin davasının reddi gerektiğini, borcun varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden yani borç likit olmadığında davacının icra inkar tazminatı talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını\" beyan edip davanın ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine, davacı tarafın reddedilen asıl alacağın %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, masraf ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"  taraflar arasında makine satım sözleşmesi yapılarak bu sözleşme kapsamında 21/03/2018 tarihinde düzenlenen 50.000 EURO bedelli faturadan doğan alacağın tahsil edilememesi üzerine davacı tarafça davalı hakkında icra takibi başlatıldığı, davalının takibe malın ayıplı olduğunu ve davacıya borçlu olmadığını iddia ederek itiraz ettiği, davaya cevap dilekçesinde ise ayıba ilişkin iddiasına yer vermeksizin borcun bir kısmının TL cinsinden ödendiğini, davacının ise yapılan ödemeleri ödeme tarihindeki kur üzerinden EURO ya çevirmek suretiyle davaya konu faturadan mahsup ettiğini belirterek davacının Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı karara aykırı olarak EURO üzerinden fatura keserek döviz alacağı talep etmesinin mümkün olmadığını beyan ederek davanın reddini talep ettiği, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı karara ilişkin tebliğde değişiklik yapılmasına dair tebliğin geçici 8. maddesinin 6. fıkrasındaki düzenlemeye göre menkul satışları yönünden döviz ile satım sözleşmesi yapılmasına engel bulunmadığı, taraf ticari defter ve dayanakları üzerinde yapılan incelemede uyumsuzluk bulunmadığının tespit edildiği, davalının ödemeleri gerçekleştirdiği tarihteki döviz kuruna göre takip tarihi itibariyle davacının 39.476,19 EURO alacaklı olduğu, davalının takipten sonra dava tarihinden önce 04/04/2019 tarihinde yapmış olduğu 20.000 TL ödemenin karşılığı 3.152,93 EURO'nun davacı tarafça toplam alacak miktarından düşülerek davanın 36.308,39 EURO tutar üzerinden açıldığı, taleple bağlılık ilkesi gereğince bu miktar üzerinden davanın kabulüne ve davalı tarafça yapılan 20.000 TL (3.152,93 EURO) ödemenin infaz aşamasında dikkate alınmasına, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin, davalının yapmış olduğu ödemeleri hukuka aykırı şekilde ödeme tarihindeki kurdan Euro'ya çevirmek suretiyle ilgili faturadan mahsup ederek önce bakiye 39.476,19 Euro için davalı aleyhinde haksız takip başlatmış, sonra 04.04.2018 tarihinde 20.000 TL olarak yapılan ödemeyi de yine aynı yöntemle ödeme tarihindeki kur üzerinden hesaba katarak bakiye 36.308,39 Euro alacaktan bahisle huzurdaki itirazın iptali davasını ikame etmiş olup bilindiği üzere, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'de döviz ile kurulan sözleşmelere kısıtlamalar getirilmiş ve Türkiye'de yerleşik kişiler arasında akdedilen döviz cinsinden veya dövize endeksli sözleşme bedellerinin ve sözleşmeden kaynaklanan ödeme yükümlülüklerinin Türk Lirası olarak belirlenmesi öngörülmüş olup  davacının davalı şirket tarafından yapılan ödemeleri ödeme tarihindeki kurdan Euro'ya çevirmek suretiyle ilgili faturadan mahsup etmesi açık şekilde yasaya aykırı olduğunu ve davacı yanın işbu yasaya aykırı uygulaması ile paralel mütalaalarla tanzim olunan bilirkişi raporu neticesinde hüküm ittihazına gidilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere; uyuşmazlığa konu 21.03.2018 tarihli faturanın miktarı 50.000 Euro olup her ne kadar faturada Euro döviz kuru 21.03.2018 tarihi için 4,86 olarak yazılmışsa da işbu kur TCMB verileri dikkate alındığında hatalı olduğunu, TCMB verilerine göre 21.03.2019 tarihinde Euro döviz kuru; 4.86 değil 4.83 olduğunu, ek rapor tanzimine gidilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın davacı tarafından \"takibin 36.308,39 Euro üzerinden devamına\" şeklindeki talep ile ikame edilmiş olması karşısında Mahkemenin gerekçesinde taleple bağlılık ilkesine dikkat çektikten hemen sonra davacının talebini aşarak \"davalının davadan önce takipten sonra ödediği 20.000,00 TL'nin ödeme tarihinde kura göre 3.152,93 Euroya tekabül ettiğini ve bu miktarın kapak hesabı sırasında göz önünde tutulması gerektiğini\" ilamın hatalı olduğunu ortaya koymakta olup Mahkemece, davacının faturaya konu malı davalı şirkete ayıplı olarak teslim ettiğine ilişkin iddialarının hiç değerlendirmezken davacı vekilinin ticari faiz talebi karşısında bilirkişi raporunda \"davacının kamu bankalarının Euro cinsinden vadeli mevduata uyguladığı en yüksek mevduat faizi talep etmesi gerektiği\" mütala edilerek en azından faiz hususundaki haklılığımızın sübut bulduğunu göz ardı ederek davalı şirket aleyhinde icra inkar tazminatına da hükmettiğini, hüküm kurmaya elverişsiz bilirkişi raporuna itibar edilerek, itirazlarının dikkate alınmayarak, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme yapıldığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, yapılan ödemelerin hangi tarihteki kur üzerinden dövize çevrileceği noktasındadır.Taraflar arasında 22/01/2018 tarihli teklif mektubu imzalanmıştır. Ayrıca davacı tarafça davalıya 21/03/2018 tarih ve 50.000,00 Euro bedelli fatura düzenlenmiştir. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasında, \"fatura bakiye alacağı\" sebebine dayalı olarak 39.476,19 Euro asıl alacağın tahsili istemiyle 19/03/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, takipten sonra yapılan ödemede nazara alınarak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca 36.308,39 Euro yönünden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için alınan bilirkişi raporunda Türk Lirası cinsinden olmak üzere taraf ticari defterlerinin mutabık olduğu tespit edilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 99/3. maddesi, Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir, şeklindedir. Taraflar arasındaki sözleşme döviz cinsizden akdedilmiş olup, borcun ödeme gününde ödenmemesi halinde alacaklının alacağını aynen ödenmesini isteyebilir. Bu durumda Türk Lirası cinsinden yapılan ödemenin de fiilî ödeme günündeki rayiç dövize çevrilmesi gerekir. Bilirkişi raporunda davalının Türk Lirası cinsinden yaptığı ödemeler ödeme tarihindeki kura göre Euro'ya çevrilmiş ve takip öncesi ödemenin 10.523,81 Euro, takipten sonra ancak davadan önce yapılan ödemenin 3.152,93 Euro olduğu belirlenmiştir. Takip öncesi ödeme mahsup edildiğinde 39.746,19 Euro alacak kalmıştır. Davacı takipten sonra yapılan ödemeyi de ana para alacağından düşerek eldeki davayı açtığına göre 3.152,93 Euro'da mahsup edildiğinde 36.323,26 Euro alacak bulunmaktadır. Davacı 36.308,39 Euro asıl alacak üzerinden dava açtığına göre ilk derece mahkemesince taleple bağlı kalınarak bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı tarafça, Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'e aykırılık söz konusu olduğunu ileri sürmüş ise de, taraflar arasındaki cihaz satışı bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere söz konusu tebliğin kapsamında değildir. Bu nedenle anılan tebliğin eldeki uyuşmazlığın çözümüne bir etkisi bulunmamaktadır. Davalı istinaf dilekçesinde ayıp savunmasının mahkemece dikkate alınmadığını iddia etmiş ise de, ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada usulüne uygun bir ayıp savunması bulunmamaktadır. Buna karşın, mahkemece gerekçe kısmında takipten sonra davadan önce 04/04/2019 tarihinde yapılan ödemenin infazda nazarda alınması gerektiği belirtilmiş ise de, buna ilişkin bir hüküm kurulmamıştır. Ancak, söz konusu ödeme zaten dava açılışında düşülmüş olup, bu yönde bir hüküm kurulmasına gerek yoktur. İlk derece mahkemesinin anılan gerekçesi çelişkiye neden olacak nitelikte olup yerinde değildir. Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır(3095 sy m. 4/a). Eldeki davaya konu icra takibinde ticari reeskont faizi talep edilmiş olup, talep edilen faizin taraflarca sözleşme ile belirlendiği iddia ve ispat edilmediğinden alacağa 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca faiz uygulanması gerekir. Ancak ilk derece mahkemesince takibin kabul edilen miktar yönünden aynen devamına karar verilmiş olup, bu halde takip talebinde istenen ticari faiz uygulanacağından ilk derece mahkemesi kararı faiz yönünden doğru bulunmamıştır. Ayrıca, davacı takipten sonra davadan önce yapılan ödemeyi asıl alacaktan mahsup ettiğinden işleyecek faizin ödeme tarihi olan 04/04/2019 tarihinden uygulanması gerekir. İİK'nın 67/2. maddesi, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu (...) diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir, şeklindedir. Buna göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu fatura alacağı likit (belirlenebilir) olup, kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır. Takibin yabancı para cinsinden açılmış olması nedeni ile icra inkar tazminatının takibe konu asıl alacağın takip tarihindeki Türk Lirası cinsinden değeri üzerinden belirlenmesi gerekir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince açıklandığı şekilde icra inkar tazminatına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince yabancı para alacağına 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca faiz uygulanması gerektiği gözetilmeksizin karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın KABULÜ İLE, -Davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına davalı yanca yapılan itirazın 36.308,39 EURO asıl alacak yönünden iptaline, kabulüne karar verilen asıl alacağa 04/04/2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının Euro cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına, 2-Alacak likit ve itiraz haksız bulunduğundan kabul edilen alacağın takdiren %20'si oranında hesaplanan -yabancı paranın icra takip tarihi itibariyle geçerli olan TL kuru karşılığı üzerinden 45.095,02 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Karar harcı 15.947,90-TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.221,78-TL ve 539,44‬-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.761,22 harcın mahsubu ile bakiye 13.186,68-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,4-Davacı tarafça yatırılan 2.221,78-TL peşin harcın ve 539,44‬-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.761,22 harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 44,40-TL başvuru harcı, 78,90-TL tebligat ve müzekkere gideri, 1.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.623,30-TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 31.273,43-TL nispi vekalet ücretinin  (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2019/6569 E. 2019/16794 K.) davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Taraflarca dosyaya yatırılan  ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili  tarafa iadesine,9-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,00 TL, posta ve tebligat gideri 48,50 TL olmak üzere toplam 210,60 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 05/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"393eb19530c43a5c","SID":"eac7dc3c7711b931"}}