{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1909 <br>KARAR NO: 2024/1745<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/07/2021<br>NUMARASI: 2020/524 E. - 2021/536 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul- kısmen reddine dair verilen karara karşı, davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı banka ile davalı ... arasında imzalanan Genel Kredi ve Teminat Sözleşmelerine istinaden lehine kredi açılıp kullandırıldığını, davalı tarafından kredi borçlarının ödenmemesi üzerine açılan ve kullandırılan kredi hesaplarının Gebze ... Noterliğinin 17 Haziran 2020 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile kat edildiğini, ihtarname ve eki hesap özetleri davalı kredi borçlusuna tebliğ edildiğini, müvekkili alacağının tüm bu gelişmeler karşısında ödenmemesi üzerine davalı hakkında icra müdürlüğünce takibe geçildiğini, davalı borçlu tarafından yasal süresi içeresinde takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu yapılan itirazın haksız ve dayanaksız olduğunu, tüm bu nedenlerle esasa usule ve fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile davanın kabulü ile icra müdürlüğü dosyasına vaki itirazın iptaline ve takibin devamına,  % 20 den aşağı olmamak üzere  icra inkar  tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davacı banka ile davalının kullanmış olduğu kredi nedeniyle, davalının davacı bankaya İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından dolayı hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre davacı bankanın davalıdan 31.072,60 TL asıl alacak, 165,72 TL işlemiş faiz, 8,29 TL BSMV, 387,40 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 31.634,01 TL alacaklı olduğu, davalı banka her ne kadar asıl alacağa yıllık % 46,80 oranında faiz uygulamış ise de davalı banka tarafından fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı sunulmadığından davacı bankanın yıllık % 28,80 oranında faiz talep edebileceği, davalı tarafından  kredi borcunun ödenmediğinin sabit olduğu, davalının itiraza konu icra takiplerine yapmış olduğu itirazın haksız olduğu, keza davalının cevap dilekçesi sunmadığı gibi borcun ödendiğine ilişkin bir itirazının olmadığı ve itirazın iptaline karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş... \" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazın 31.072,60 TL asıl alacak, 165,072 TL işlemiş faiz, 8,29 TL BSMV ve 387,40 TL masraf yönünden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 28,80 oranında faiz ve faizin % 5'i oranında BSMV uygulanmasına,  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Tebligatların usulüne uygun şekilde yapılmadığını, icra takip dosyasında icra emrinin tebliğ edildiğini, dava sürecinde vekil olarak taraflarına hiçbir tebligatın yapılmadığını, müvekkilinin tebligatlardan haberinin olmadığını, tebligatların müvekkilinin kayınpederi ve kayınvalidesine yapıldığını, farklı adreste ikamet ettiklerini, bazen çocuklara bakmak için eve geldiğini, ayrıca icra takibine vekil olarak itiraz edildiğini, arabuluculuk görüşmesine vekil olarak katıldıklarını, davayı takip etmemesinin ya da ettirmemesinin düşünülemeyeceğini, Tebligat Kanunu 11.maddesi gereğince vekil vasıtası ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerektiğini, vekil varken müvekkili adına çıkarılan tebligatların geçersiz olacağını, dava dilekçesinin ön duruşma günü ve saatinin vekil olarak kendilerine değil müvekkiline yapıldığını ve tebligatların aynı adreste ikamet etmeyen kayınpederi ve kayınvalidesi tarafından alındığını, tebligatların usulsüz olduğunu, usulsüz ve geçersiz tebligatlar sonucunda gerçekte taraf teşkili sağlanmadan müvekkilinin yokluğunda aleyhine karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, savunma hakkının kullanılamadığını iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, genel kredi sözleşmesinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, icra takibine karşı itiraz dilekçesini sunan ve arabuluculuk aşamasında davalı tarafı temsil eden vekile yargılama aşamasında tebligat gönderilmemesi ve  asile yapılan tebligatlar sonucunda karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 25.10.2019 tarihinde davacı bankanın Ümraniye Çarşı Şubesi ile genel kredi ve teminat sözleşmesinin imzalanmış olduğu, sözleşmede davalının adresinin ... Mahallesi ... caddesi No:... ... ... mahallesi Ataşehir, İstanbul olarak belirtildiği, davacı banka tarafından Gebze ... Noterliğinde 16.06.2020 tarihli düzenlenen ihtarname ile ödeme planında gösterilen taksitlerin ödenmediği, bu nedenle tüm alacağın muaccel hale geldiği, 16.06.2020 tarihi itibariyle 31.072,60 TL banka alacağının olduğu belirtilerek ihtarname tebliğ ile birlikte 24 saat içinde banka veznesine ödenmesinin talep edildiği, talebin karşılanmaması üzerine davacı banka tarafından davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 31.072,59 TL asıl alacak ve ferileri olmak üzere toplam 31.756,86 TL alacağın tahsili amacıyla 24.06.2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebinde davalı borçlunun adresinin ... Mahallesi ... Caddesi, ... Sitesi No:... iç kapı no:... Sancaktepe/ İstanbul olarak gösterildiği, ödeme emrinin gösterilen adreste borçluya bizzat tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından 03.07.2020 tarihli dilekçe ile borca ve ferilere itiraz edildiği, icra takip dosyasında vekile ait vekaletname örneğinin ibraz edilmiş olduğu,  itiraz üzerine arabuluculuğa başvurulduğu, 06.08.2020 tarihli arabuluculuk son tutanağında davalının vekili vasıtasıyla toplantıya katılmış olduğu, davacı vekili tarafından İİK 67.maddesi gereğince iş bu itirazın iptali davasının açıldığı, dava dilekçesinde vekilin adı ve adresine yer verilmediği, dava dilekçesi ile eklerinin davalının adresinde ... adına tebliğ edildiği, tebligatın üzerine beraber oturduğu ve ayrıca kayınpederi olduğunun yazılı olduğu , bilirkişi raporunun yine aynı adreste ... adına tebliğ edildiği, tebligatta  kayınvalidesi olduğu açıklamasına yer verildiği, davalı tarafça davaya karşı beyanda bulunulmadığı, duruşmalara katılmadığı ve yokluğunda karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. Mahkeme tarafından bilirkişi raporu alınmıştır. 10.05.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı bankanın takip tarihi itibariyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, asıl alacak tutarının 31.072,60 TL olduğu, ferileri ile birlikte toplam 31.699,26 TL alacağının bulunduğu belirtilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden, davanın bilirkişi rapor sonucuna göre kısmen kabulüne karar verilmiştir. Tebligat Kanunun 11/1 fıkrasında;  vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı, vekilin birden çok olması durumunda bunlardan birine tebligatın yapılmasının yeterli olacağı, tebligatın birden fazla vekile yapılması durumunda ilkine yapılan tebligatın asıl tebligat tarihi sayılacağı belirtilmiştir. Aynı yasanın 10.maddesinde, tebligatın tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağına yer verilmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 03.06.2022 tarih, 2021/1 Esas, 2022/3 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında; Yargıtay'ın çeşitli daireleri arasında itirazın iptali davasında dava dilekçesinin vekile mi yoksa borçlunun kendisine mi tebliğ edilmesi gerektiği konusunda görüş ayrılıkları bulunduğu, bu sebeple içtihadı birleştirme kararı alındığı, İİK'nın 67/1 uyarınca itirazın iptali davasının genel hükümlere tabi bir dava olduğu ve bu doğrultuda yargılamanın HMK hükümlerine göre yürütülmesi gerektiği, HMK'nın 122 ve 317. maddeleri uyarınca dava dilekçesinin asıla tebliğinin emredici hüküm olarak düzenlendiği, dolayısıyla dava dilekçesinin vekile değil asıla tebliğ edilmesi gerektiği, bu gerekçeler uyarınca itirazın iptali davasında dava dilekçesinin davalı borçlu yerine vekiline tebliğ edilmesinin HMK'nın emredici hükümlerine aykırılık teşkil edeceği, sonuç olarak İçtihadı Birleştirme Kararında varılan bu sonuçla çelişkilerin giderildiği, buna göre aleyhine icra takibi başlatılan borçlunun somut olayda olduğu gibi takibe vekili aracılığıyla itiraz etse dahi alacaklının açacağı itirazın iptali davasında dava dilekçesinin asıla tebliğ edilmesi gerektiği belirtilmiştir. İçtihadı Birleştirme Kararı ile bu konuda netlik sağlanmış olup, karar, Yargıtay Genel Kurulları, Daireleri ve Mahkemeler için bağlayıcıdır. Aynı şekilde, dava aşamasından önce arabuluculuk sürecinde vekille temsil edilmiş olmakta  arabuluculuk bir dava olmadığından ve  yargılama aşamasında  HMK'nın ilgili hükümleri gereğince asıla tebliğ emredici nitelikte olduğundan davalı vekilinin buna dair aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Ayrıca dava dilekçesi ve ilgili tebligatlar davalı borçlunun adresine tebliğ edilmiştir. Adreste sürekli bulunmadığı iddia edilen,  kayınpeder ile kayınvalideye yapılan tebligatlardan haberdar olunmadığı ve geçersiz olduğu iddiası  soyut bulunarak yerinde kabul edilmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.619,87‬ TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.05.12.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e0e3f84c49fa49f2","SID":"fd967fe209333f42"}}